Türkçesi bile anlaşılmayan adamlar hiçbir şekilde İngilizce dahi öğrenmeye çalışmadan, başka ülkelerde hayatlarını kurup, yaşamlarını düzene sokuyorlar. Bunun için uzman olmanız gerekmiyor. Ancak, risk almanız gerekiyor.
Fakir, risk almadan zengin olmaz.
Zengin, risk almadan fakir olmaz.
Bu size kılavuz olsun. Yurt dışında ne yaparsanız yapın, en berbat ülkeye dahi gitseniz, aldığınız paranın alım gücü size bir şeyleri satın aldırır. Türkiye'de insanlar sadece bir ev ve bir araba alabilmek için tüm hayatları boyunca çalışmak zorunda. Ve sadece dürüst çalışarak bunları edinme şansları da çok fazla değil. Çünkü bir ev almak için, bankaya 2 ev parası vermek zorunda, ve evin ederini misliyle ödemek zorunda. Bir araba almak için, arabasına göre devlete 2 ya da 3 araba almak zorunda. Bir malın gerçek ederi ile Türkiye ederi arasındaki fark, ve paranın alım gücü zayıflığı, yüzlerce yıl önce yok edilmiş kölelik kelimesinin aslında sadece yok edilmediği ama isim değiştirdiğini kanıtlar nitelikte.
Bende yurt dışındayım. Tek yaptığım, bir gün her şeyin canıma tek etmesi ve hiçbir şeye plan yapmadan tek yön bilet alıp gitmekti. Memnun muyum? Her ülkemi özlediğimde, özlem duygum Türkiye'ye uçtuktan sonra 1 saat içerisinde tamamen bitiyor, ve havalimanından çıkmadan geri dönmek istiyorum. Neden? Türk düşmanı değilim, ülkemi de müthiş seven biriyim. Ama kelimenin tam anlamıyla, cehalet dediğiniz şey havaya karışmış durumda. İnsanlar kültürel ve demografik olarak yerin dibine girmiş, eş zamanlı olarak, bir malın gerçek ederinden bihaber, herkes her şeyi kabul etmiş bir şekilde yaşıyor. Çok basit bir soru sorun kendinize. En temel gıda giderinizi almak neden maaşınızla zar zor karşılanabilecek bir durumda olsun? Hindistan'da mısınız? Hindistan'da bile gıda dediğiniz en temel şey karşılanıyor. Hiç çalışmayan adamlar bile bir şekilde yolunu buluyor. Türkiye'de böyle mi? Türkiye'de ABD sınıfı medya çalışması var. Batıdan aldığımız en temel şey bu. Güzel göster ve güzel pazarla. Kötüler ekranlara yansımasın. Böylece intihar edenlerin sayısı da bilinmez, Covidten ölenlerin sayısı da bilinmez. Ölüm nedenine "kalp krizi" yazarsınız.
Kendi öz kardeşimi 30 cm küçük, 30 kg az, 4 yaş büyük yazan ölüm raporunu hazırlayan doktorun mezun olduğundan itibaren 1.5 yıldır tatilde olduğunu, sadece maaş aldığını, hastane mesul müdürünün bu adam adına imzalar attığınız 7 yıl süren davada öğrendim ben. Sen söyle, ölsen gerçekten neden öldüğün bilinecek bir ülkede mi yaşıyorsun? Yoksa öldüğünde bile hayat sigortalı kredilerin için yakınlarına haciz uygulayan bir sistemin olduğu bir ülkede mi? Ya da deprem vergisi verdiğin halde, hiçbir deprem yatırımı görmediğin bir ülkede mi?
Japonya dediğiniz yer onbinlerce ölüm verdikten sonra depreme karşı dayanıklı, teknolojik olarak müthiş bir ülke haline geldi. Biz ise "Allah yaptı" dedik. İşte cahillik tam olarak burada. İnandığınız din bile, yardım istemeden önce 7 adım at der size. Hangi 7 adımı attık ki işi Allah'a havale ediyoruz?
Kısaca, başka ülkeye gitsen daha iyi yaşar mısınız? Kesinlikle. Ama Türklüğünü Türkiye'de bırakıp gideceksin. Öğrenmeye, gelişmeye, iyileşmeye, değişmeye karşı olmayacaksın.