• 28-05-2025, 14:06:45
    #1
    Selamün Aleyküm. (BİLİMSEL KANIT 1)

    Kuran, 1400 yıl önce evrenin sonsuz bir genişleme içinde olduğunu müjdelerken, bilim dünyası bu gerçeği ancak 1929 yılında Edwin Hubble sayesinde keşfedebilmiştir. Hubble’ın yaptığı gözlemler, galaksilerin birbirinden uzaklaştığını ve evrenin sürekli genişlediğini ortaya koymuştur. Bu durum, Kuran’ın hak kitap olduğunun ve kaynağının doğru olduğunun ispatıdır.

    (Zariyat Suresi, 51:47) “Göğü Biz kuvvetli bir yapı ile inşa ettik; Biz şüphesiz genişleticiyiz.”

    ÖNEMLİ NOT ;
    Dostlarım kolay gelsin öncelikle şunu belirtmek isterim (Burası asla tartışmak için açılan bir konu değildir inanmayanlar varsa bile biz saygı duyuyoruz inananlar için paylaşımlar yapıyoruz inanmayalar arkadaşlarımız varsa düşünmeye davet ediyoruz burada seri halinde paylaşacak olduğum Ayetler ve bilimsel ispatlar olarak ilerleyeceğiz) (Tekrar belirtiyorum tartışmak için asla yorum yazmayınız görüşmek isteyen olursa telefonda görüşe biliriz ve tartışıla biliriz ama biz inananlar olarak kendimizce böyle bir şey yapmak istiyoruz saygılarınız için teşekkür ederiz hepinize bol kazançlar dileriz.
  • 28-05-2025, 14:12:18
    #2
    Tartışma amaçlı değil yanlış bilgiyi düzeltme amaçlıdır:

    Zariyat Suresi 47. ayet Sümer tabletinde aynı kelimelerle yazıyor. Cümle birebir aynı. Yani bu bilgi Kur'an'a değil Sümerlilere aitmiş. Ankara Üniversitesi Sümeroloji bölümünde tabletin çevrilmişi vardı. Bilmeyenler için Sümerler İslam'dan binlerce yıl önce yaşamıştı.

    Peki bunu İlahi bir bildirim olarak alırsak... Sümer tabletinin devamı yanlış. Sümer tabletinin devamında dünya silindir şeklindedir de diyor.
  • 28-05-2025, 14:14:37
    #3
    phpc adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Tartışma amaçlı değil yanlış bilgiyi düzeltme amaçlıdır:

    Zariyat Suresi 47. ayet Sümer tabletinde aynı kelimelerle yazıyor. Cümle birebir aynı. Yani bu bilgi Kur'an'a değil Sümerlilere aitmiş. Ankara Üniversitesi Sümeroloji bölümünde tabletin çevrilmişi vardı. Bilmeyenler için Sümerler İslam'dan binlerce yıl önce yaşamıştı.

    Peki bunu İlahi bir bildirim olarak alırsak... Sümer tabletinin devamı yanlış. Sümer tabletinin devamında dünya silindir şeklindedir de diyor.
    Biz böyle bir kaynağa rastlamadık araştırdık fakat böyle bir kaynak var ise bilmek isteriz yanlış bilgiyi düzeltme amaçlı yazmışsınız fakat yanlış bir bilgi yoktur sizden ricam böyle bir bilginiz var ise PM olarak ilete bilirsiniz veya cevap vermeden kaynağı direk alt tarafa bıraka bilirsiniz teşekkürler.
  • 28-05-2025, 14:14:47
    #4
    Burası asla tartışmak için açılan bir konu değildir ama boyle seylere inananlar varsa bile biz saygı duyuyoruz ve düşünmeye davet ediyoruz!
    • ayazbey
    ayazbey bunu beğendi.
    1 kişi bunu beğendi.
  • 28-05-2025, 14:15:53
    #5
    Misafir adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Burası asla tartışmak için açılan bir konu değildir ama boyle seylere inananlar varsa bile biz saygı duyuyoruz ve düşünmeye davet ediyoruz!
    Sizlere katılıyorum asla tartışmak için açılan bir konu değildir hepimiz bir birimize saygı duymayı öğrenmeliyiz
  • 28-05-2025, 14:19:13
    #6
    ayazbey adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Sizlere katılıyorum asla tartışmak için açılan bir konu değildir hepimiz bir birimize saygı duymayı öğrenmeliyiz
    Guzel, O zaman sizi dusunmeye davet ediyorum.
    Halbuki Kuranda "ilk" denilen bircok sey icin Sumerliler yuzyillar oncesinde zaten belirtmisler. Gok kubbe, yildizlar, dagitilmis/genisletilmis gibi terimler hepsi onlarda var.

    Madem cok "bilimsel" arastirmalari seviyorsun, onlari da arastirmani davet ediyorum.
    • Kem4l
    • hakan79
    Kem4l ve hakan79 bunu beğendi.
    2 kişi bunu beğendi.
  • 28-05-2025, 14:19:21
    #7
    ayazbey adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Selamün Aleyküm. (BİLİMSEL KANIT 1).
    Kur’an bir bilim kitabı değildir. Ancak onun içeriğinde yer alan birçok ifade, bilimsel veriler ışığında daha derin ve etkileyici şekilde anlaşılabilir. Çünkü Kur’an, kainatı yaratan Allah’ın kelamıdır. O hâlde elbette tabiatın yasalarıyla çelişmez; aksine, onları işaret eder.

    İkinci Kanıt: Her Canlının Lisanı ve İletişimi


    Kur’an’da yer alan şu ayet, bu noktada dikkat çekicidir:
    “Göklerde ve yerde olanlar O’nu tesbih eder. Ama siz onların tesbihlerini anlayamazsınız.”
    (İsra Suresi, 44)
    Bu ayet ilk bakışta, yıldızların, dağların ya da hayvanların Allah’ı zikrettiğini mecazî anlamda anlatıyor gibi görünebilir. Ancak dikkatli bakıldığında burada çok daha derin bir mesaj vardır: Her varlık bir tür iletişim hâlindedir. Bu iletişim de, aslında Allah’ın varlığına ve kudretine delildir.


    Bilimin Yeni Keşfi: Atomlar ve Hücreler Konuşuyor


    Modern bilim, özellikle 20. ve 21. yüzyılda, atomlar ve hücreler arasında gerçek bir iletişim sistemi olduğunu ortaya koymuştur. Gelişmiş mikroskop teknolojileriyle yapılan çalışmalarda şu gözlemler yapılmıştır:
    • Atomlar birbirine yaklaştırıldığında titreşimsel bir etkileşim gözlenmiştir.
    • Hücreler, karşılaştıkları diğer hücrelere sinyal göndererek adeta “Sen kimsin?” sorusunu iletir.
    • Diğer hücre ise bu sinyali bir alıcı gibi alır ve kimliğini tanıtacak yanıtı verir.
    Eğer karşı hücre aynı organizmaya ait değilse, bu tanımlama bir tehdit algısı oluşturur. O durumda ilk hücre, bağışıklık sistemini harekete geçirerek antikor üretimi başlatır. Alyuvarlar ve akyuvarlar, o bölgeye yönlendirilir ve yabancı hücre yok edilmeye çalışılır.
    Bu olay, askerî bir birliğin sınırlarını koruması gibi işler. Sınırı geçen şüpheli unsur tanımlanır, sorgulanır ve tehditse yok edilir. Tüm bu süreçlerde hücreler arası bir “iletişim dili” kullanılır.

    Kur’an’ın İşareti: Her Varlık Kendi Lisanıyla Konuşur


    Kur’an-ı Kerim bu sistemi asırlar öncesinden şu şekilde ifade etmiştir:
    “Hiçbir şey yoktur ki O’nu hamd ile tesbih etmesin. Ancak siz onların tesbihlerini anlamazsınız.”
    (İsra, 44)
    “Her biri kendi lisanıyla tesbih eder.” (Nur, 41’in tefsirlerinde bu mana genişletilir.)
    Burada geçen “tesbih” sadece Allah’ı yüceltmek değil, aynı zamanda varlığın kendi yaratılış diliyle iletişim kurması anlamına da gelir. Canlılar sadece bilinçli varlıklar değildir. Hücreler, sinirler, hatta atomlar bile yaratılışlarının gereği olan bir iletişim sistemiyle birbirlerine mesaj gönderirler.
    Kur’an, 7. yüzyılda “siz onların lisanını anlayamazsınız” diyerek, bu iletişimin insana kapalı ama gerçek olduğunu bildirmiştir. Bilim ise bunu ancak yüzyıllar sonra, mikroskobik düzeyde gözlemleyebilmiştir.
  • 28-05-2025, 14:21:26
    #8
    fyazilim adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Kur’an bir bilim kitabı değildir. Ancak onun içeriğinde yer alan birçok ifade, bilimsel veriler ışığında daha derin ve etkileyici şekilde anlaşılabilir. Çünkü Kur’an, kainatı yaratan Allah’ın kelamıdır. O hâlde elbette tabiatın yasalarıyla çelişmez; aksine, onları işaret eder.

    İkinci Kanıt: Her Canlının Lisanı ve İletişimi


    Kur’an’da yer alan şu ayet, bu noktada dikkat çekicidir:
    “Göklerde ve yerde olanlar O’nu tesbih eder. Ama siz onların tesbihlerini anlayamazsınız.”
    (İsra Suresi, 44)
    Bu ayet ilk bakışta, yıldızların, dağların ya da hayvanların Allah’ı zikrettiğini mecazî anlamda anlatıyor gibi görünebilir. Ancak dikkatli bakıldığında burada çok daha derin bir mesaj vardır: Her varlık bir tür iletişim hâlindedir. Bu iletişim de, aslında Allah’ın varlığına ve kudretine delildir.


    Bilimin Yeni Keşfi: Atomlar ve Hücreler Konuşuyor


    Modern bilim, özellikle 20. ve 21. yüzyılda, atomlar ve hücreler arasında gerçek bir iletişim sistemi olduğunu ortaya koymuştur. Gelişmiş mikroskop teknolojileriyle yapılan çalışmalarda şu gözlemler yapılmıştır:
    • Atomlar birbirine yaklaştırıldığında titreşimsel bir etkileşim gözlenmiştir.
    • Hücreler, karşılaştıkları diğer hücrelere sinyal göndererek adeta “Sen kimsin?” sorusunu iletir.
    • Diğer hücre ise bu sinyali bir alıcı gibi alır ve kimliğini tanıtacak yanıtı verir.
    Eğer karşı hücre aynı organizmaya ait değilse, bu tanımlama bir tehdit algısı oluşturur. O durumda ilk hücre, bağışıklık sistemini harekete geçirerek antikor üretimi başlatır. Alyuvarlar ve akyuvarlar, o bölgeye yönlendirilir ve yabancı hücre yok edilmeye çalışılır.
    Bu olay, askerî bir birliğin sınırlarını koruması gibi işler. Sınırı geçen şüpheli unsur tanımlanır, sorgulanır ve tehditse yok edilir. Tüm bu süreçlerde hücreler arası bir “iletişim dili” kullanılır.

    Kur’an’ın İşareti: Her Varlık Kendi Lisanıyla Konuşur


    Kur’an-ı Kerim bu sistemi asırlar öncesinden şu şekilde ifade etmiştir:
    “Hiçbir şey yoktur ki O’nu hamd ile tesbih etmesin. Ancak siz onların tesbihlerini anlamazsınız.”
    (İsra, 44)
    “Her biri kendi lisanıyla tesbih eder.” (Nur, 41’in tefsirlerinde bu mana genişletilir.)
    Burada geçen “tesbih” sadece Allah’ı yüceltmek değil, aynı zamanda varlığın kendi yaratılış diliyle iletişim kurması anlamına da gelir. Canlılar sadece bilinçli varlıklar değildir. Hücreler, sinirler, hatta atomlar bile yaratılışlarının gereği olan bir iletişim sistemiyle birbirlerine mesaj gönderirler.
    Kur’an, 7. yüzyılda “siz onların lisanını anlayamazsınız” diyerek, bu iletişimin insana kapalı ama gerçek olduğunu bildirmiştir. Bilim ise bunu ancak yüzyıllar sonra, mikroskobik düzeyde gözlemleyebilmiştir.
    Elhamdülillah. Bunu yazdığın için çok teşekkür ederiz. Bilimsel ispatlara devam edeceğiz PDF ve kitap halinde yayın evlerine sunacağız inşaALLAH (CC) birazdan ikinci seriyi paylaşıyorum bakmanızı rica ederiz.
  • 28-05-2025, 14:22:17
    #9
    ayazbey adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Elhamdülillah. Bunu yazdığın için çok teşekkür ederiz. Bilimsel ispatlara devam edeceğiz PDF ve kitap halinde yayın evlerine sunacağız inşaALLAH (CC) birazdan ikinci seriyi paylaşıyorum bakmanızı rica ederiz.
    beni etiketlersin