• 31-12-2024, 08:12:18
    #1
    Merhaba arkadaşlar;

    Benim hayatımda ilk işim 10 yaşındayken oldu.

    Babam kendi ailemiz ve çevremizin kaliteli bal yemesi için arıcılık yapardı.

    Güzel de bal üretirdi...

    Ben babama ürettiği balları köye 3 km mesafede olan asfalt yolda satmayı teklif etmiştim.

    Güzel satışlar yapıyordum.

    En iyi satışları da arı sokması nedeniyle yüzümün, kolumun veya bacaklarımın şiştiği günlerde yapardım

    Var mı böyle hikayeleri olan arkadaşlar?

    Herkese iyi forumlar dilerim..
  • 31-12-2024, 08:20:01
    #2
    Benim rahmetli babam da balcıydı, elbette yardımcı olurdum 8-10 yaşlarında ama pazara gitmeye fırsat olmaz, gelir evden alırlardı
  • 31-12-2024, 08:23:13
    #3
    Dedemin küçük bir dükkanı vardı. Arasıra müşterilerden ödemeleri almaya beraber giderdik. Bir süre sonra müşteriler yakın mesafede olduğu için ödeme almam için beni göndermeye başladı, lisede özellikle yaz tatili bitmeden ödeme almak için gider; amca işte okullar açılıyor masraflar var diye ürün satar, beni sevdikleri için de ödemesini peşin alırdım.

    Böyle böyle öğrendim ki klasik ticaret erbabı tüccarlar, kendi kültürlerini devam ettirme potansiyeline sahip oldukları için gençleri seviyorlarmış.

    O zaman yaptığım ufak tefek satışların verdiği zevkini şimdi çok arıyorum ama son 10 - 12 yılda her şey gibi dürüst ticarette çok kalmadı, bu yüzden eskisi gibi zevk vermiyor artık.
  • 31-12-2024, 08:44:04
    #4
    eslao adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Benim rahmetli babam da balcıydı, elbette yardımcı olurdum 8-10 yaşlarında ama pazara gitmeye fırsat olmaz, gelir evden alırlardı
    Haklısınız.

    Bal şekersiz olursa kapına gelir alırlar.

    Biz de kendimiz ve çevremiz için yapardık, ticarete döken ben oldum

    Bir de bakımı çok zor olan karavokan yaparsan zaten tadından yenmez

    Babam karakovan yapmaya üşenirdi ama normal kovanlara da glokoz asla karıştırmazdı.

    Kek bile vermezdi arıya

    m_kycn adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Dedemin küçük bir dükkanı vardı. Arasıra müşterilerden ödemeleri almaya beraber giderdik. Bir süre sonra müşteriler yakın mesafede olduğu için ödeme almam için beni göndermeye başladı, lisede özellikle yaz tatili bitmeden ödeme almak için gider; amca işte okullar açılıyor masraflar var diye ürün satar, beni sevdikleri için de ödemesini peşin alırdım.

    Böyle böyle öğrendim ki klasik ticaret erbabı tüccarlar, kendi kültürlerini devam ettirme potansiyeline sahip oldukları için gençleri seviyorlarmış.

    O zaman yaptığım ufak tefek satışların verdiği zevkini şimdi çok arıyorum ama son 10 - 12 yılda her şey gibi dürüst ticarette çok kalmadı, bu yüzden eskisi gibi zevk vermiyor artık.
    Hay ağzınıza sağlık..

    Ben de çocukken aldığım tadı asya alamıyorum şu anda
  • 31-12-2024, 15:04:41
    #5
    Üyeliği durduruldu
    Babam elk ev aletleri tamircisiydi. Yaptığı işi en iyisi olavak şekilde sağlam temiz yapardı. Ancak yaşadığımız bölgede insanların çoğu para vermemek için bin takla atardı. Bir kişinin de Allah razı olsun dediğini duymadım. Babam da para istemesini bilmez kimseyi zorlamazdı. Borçlular zerre kadar utanmaz ama babam alacaklı olduğu kimseyi görmeye utanırdı.

    Bugün her türlü tamir işinde üçkağıtçılar sahtekarlar iyi iş yapıyorsa bizim toplum böylesini hak ettiği içindir. Çevremizde ev araba dükkan sahibi olanların çoğu yalan dolan hile ikiyüzlü alışveriş sayesinde.

    Bunun örneklerini çok gördüğüm için Zonguldak Bartın Karabük eşittir batı karadeniz şeytan üçgeni diyorum. Burada çakallar ayakta kalır. En yakın akraba komşu bile dalavere peşinde. Yüzüne güler bayramda el ayak öpülür ancak arkadan hep film fırıldak çevrilir.