• 22-07-2009, 09:00:21
    #1
    Şirket yönetimi oldukça zor bir konu. İşverenler ve işçiler sürekli farklı beklentiler içerisinde oluyorlar. Benim kafamdaki soru şu: İdeal bir şirket yönetimi ne olmalıdır? Bu sorunun cevabını senelerdir bulamadım

    Bu konuda hem çalışan hem de yönetici olarak görüş ve paylaşmak istedikleriniz varsa dinlemek isterim.

    İşveren olarak beklentileriniz?
    İşçi olarak beklentileriniz?
    İdeal çalışma ortamı sizce nasıl olmalıdır?

    Teşekkürler...
  • 22-07-2009, 09:08:02
    #2
    kural 1) güzel bir sekreterin olacak
    Kural 2) "gönülsüz aş ya baş ağrıtır ya diş." insanların işlerini severek yapmasını sağlamalısın. bunun için ortam ve ilişkiler yaratmalısın.
    bir takımın içinde üyeler arasında çekişme durumu varsa o takım göçer.

    al sana kıssadan bir hisse;

    rodin, fransız yazar honore de balzac'ın heykelini yeni tamamlamıştır. balzac'ın üzerinde yenleri geniş bir giysi vardı. elleri önünde kavuşmuş durumdadır.

    rodin, yorgunluktan bitkin, fakat yengili haliyle birkaç adım geri çekilir, yapıtını hoşnutlukla gözden geçirir. karşısında duran bir başyapıttır! mutluluğunu birileriyle paylaşmak ister. koşup öğrencilerinden birini uyandırır.

    gittikçe artan bir heyecanıyla, genç adamın, heykeli görür görmez göstereceği tepkiyi kaçırmamak çabası içindedir. öğrencinin gözleri heykeli şöyle bir süzdükten sonra, bakışları yavaş yavaş eller üzerinde odaklanır.

    öğrenci, bir süre sonra, kendini tutamayarak, "olağanüstü" diye haykırır. "ne eller! üstadım, böylesine şaşılası elleri yaşamımda ilk kez görüyorum!"

    rodin'in yüzü kararır. atölyeden fırlar ve çok geçmeden beraberinde başka bir öğrenci ile çıkagelir. bu öğrencinin tepkisi de ötekinin tepkisinden farklı değildir: "üstad, ellerin böylesini ancak tanrı yaratabilir. yaşıyor bu eller!"

    bu ikinci öğrenciden başka bir izlenim işitmek isteyen rodin, isteğine erişemeyince, bu kez daha da büyük bir öfke ile atölyeden fırlar. az sonra, gözleri fal taşı gibi açılmış bir halde üçüncü bir öğrenci ile gelir.

    0 da ötekiler gibi aynı hayranlık ve saygı tonuyla, "eller, eller!" diye haykırır. "üstadım, şimdiye dek hiç bir şey yapmamış olsaydınız bile, bu eller sizi ölümsüz kılmaya yeterdi" diye de ilave eder.

    bu sözler üzerine rodin'in içinde bir fırtına kopar. korkunç bir çığlıkla koşarak atölyenin köşesindeki baltayı kaptığı gibi heykele saldırır. öğrenciler engel olmak için çabalasa da, bir vuruşta o olağanüstü elleri paramparça eder.

    sonra, şaşkınlıktan taş kesilmiş öğrencilerine dönerek belermiş gözleriyle haykırır: "aptallar! ben bu elleri, kendi başlarına yaşamaya kalktıkları için parçaladım. bu halleriyle bütünün yapısına uygun düşmüyorlar. şunu hiç aklınızdan çıkarmayın: hiçbir parça bütünden daha önemli değildir!"

    paris'te rodin müzesi'nde bulunan balzac heykelinin niçin elsiz olduğu, işte bu sanat görüşünde yatmaktadır.
  • 22-07-2009, 09:15:02
    #3
    Güzel bir örnek vermişsiniz, teşekkürler.

    Bu sıkıntıyı biz de şirkette uzun zamandır yaşıyoruz. Çalışanlar her ne kadar sorumluluk bilincinde olsalar da en ufak bir kriz anında suçu başkasına atarak şirket içi ilişkilerin gerilmesine sebep oluyorlar. Bu noktada yöneticilerin nasıl bir müdahelesi olmalı? Şirket içi ilişkilerde en kritik kırılma anlarından biri sanırım...
  • 22-07-2009, 09:25:29
    #4
    diktatör bir yönetimi seç o durumlar için, gerekirse bütüne zarar veren parçayı baltala.
  • 22-07-2009, 09:30:24
    #5
    Bunu şaka amaçlı yazılmış olarak varsayıyorum. Her dikta rejimi eninde sonunda zarar verir ve başarısızlıkla sonuçlanır.

    Bu forumda bir sürü yönetici ve yönetici adayı olduğuna eminim. İdeal şirket biçimini tartışarak bulabilirsek eminim verimlilik açısından çok kişiye fayda sağlayacaktır.
  • 22-07-2009, 09:46:02
    #6
    öyleyse iletişim problemini çöz, kişiler ve gruplar arasında ne kadar fazla iletişim olursa o kadar iyidir.
    sağ elim sol elimden habersiz hareket ederse bir yerde çarpışırlar.
  • 22-07-2009, 11:42:35
    #7
    Üyeliği durduruldu
    guzelonline adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Güzel bir örnek vermişsiniz, teşekkürler.

    Bu sıkıntıyı biz de şirkette uzun zamandır yaşıyoruz. Çalışanlar her ne kadar sorumluluk bilincinde olsalar da en ufak bir kriz anında suçu başkasına atarak şirket içi ilişkilerin gerilmesine sebep oluyorlar. Bu noktada yöneticilerin nasıl bir müdahelesi olmalı? Şirket içi ilişkilerde en kritik kırılma anlarından biri sanırım...
    Şimdi senin en ufak krizde suçu başkasına atmamaları için senin onlara yaklaşma stilin önemli daha çok babacan diye tabir ettiğimiz şekilde yaklaşırsan olayları en küçük maddesine kadar öğrenirsin
  • 22-07-2009, 12:42:56
    #8
    çalışana her türlü babalığı yapacaksın ki onlar da sana aynı şekilde karşılık versin.

    aranızda mesafe olan bir çalışan, bey, hanımefendi gibi tabirler kullanıyosunuz birbirinize ve acil bir iş çıkar, eleman 6'da eve gitmesi gerekirken 8'de gitmesi gerekir bu tarz bir eleman katii suretle kabul etmez bunu, ya da eder koz olarak kullanır.

    ama yaparsın elemanına her türlü iyiliği, pazar günü de olsa gelir çalışır, maaşı geç verirsin acil ödemesi yoksa gık'ını çıkarmaz, gerektiğinde 1 şişe büyük rakı içmesini biliceksin çalışanlarınla.

    yönetici değilim, böyle bir patronun 8 ay kadar altında çalıştım, yaklaşık 22 kişilik bir ekip idik.