• 12-06-2024, 11:22:50
    #82
    Kardeşinizin sakın lise hayatını bitirmeyin, barakın liseyi okusun, arkadaşlar edinsin, sevsin, sevilsin. Sınıfta kalmalar olur, bunları çok büyütmeye gerek yok, verdiğiniz anlam fazla yüklü, okul bittikten sonra zaten her yılımız aynı çalış eve geç, 1 yıl kaybetti gibi lafları da boş verin, bunlar hep deneyim, seneye daha iyi çalışır, derslerine odaklanır geçer gider, kardeşinizi sevin destekleyin
  • 12-06-2024, 11:23:12
    #83
    İyi o zaman, zenginlerde bizden her zaman olduğu gibi zengin bu da büyük bi haksızlık, sizin kafa yapınıza göre. Bizde zengin olmak isteyelim o zaman havadan ?
  • 12-06-2024, 11:28:33
    #84
    EfeHan adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    İyi o zaman, zenginlerde bizden her zaman olduğu gibi zengin bu da büyük bi haksızlık, sizin kafa yapınıza göre. Bizde zengin olmak isteyelim o zaman havadan ?
    Alınan bir kararı eleştiriyorum ve konuma hükümet düşmanlığı damgası vurmaya Çalışıyorsun, senin amacını biliyorum. Ben bu kararın etik olmadığını, haksız olduğunu savunuyorum. Ayrıca, O kafa yapısı sana aittir, benim öyle bir düşüncem olmaz.
  • 12-06-2024, 11:34:57
    #85
    VektorMedya adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Kardeşinizin sakın lise hayatını bitirmeyin, barakın liseyi okusun, arkadaşlar edinsin, sevsin, sevilsin. Sınıfta kalmalar olur, bunları çok büyütmeye gerek yok, verdiğiniz anlam fazla yüklü, okul bittikten sonra zaten her yılımız aynı çalış eve geç, 1 yıl kaybetti gibi lafları da boş verin, bunlar hep deneyim, seneye daha iyi çalışır, derslerine odaklanır geçer gider, kardeşinizi sevin destekleyin
    Evet, yaptığım eleştiri alınan bu yeni karar içindir. Hayat onların zaten hepimiz bu yollardan geçtik.
  • 12-06-2024, 11:37:17
    #86
    Aras21 adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Merhabalar, öncelikle böyle bir konu açmak istemezdim ama bu haksızlığa karşı asla sessiz kalmayacağım. Kardeşim 9.sınıfta okuyor ve sayısal dersler ile arası yok, sözelcidir. Genel ortalaması 50 üzerinde olmasına rağmen 4 ders zayıfı olduğu için sınıfta kaldı, Bunu bugün okula gittiğimizde öğrendik. Dil dökmemize rağmen '' sistem kapanmıştır, seneye halleder zaten okulda çok fazla kişi kaldı '' gibi absürt cevap aldık.
    Aslında doğru söylüyorlar çünkü 9.sınıfların yarısı sınıfta kaldı, bazı okullarda bu çok daha fazla. Okul bahçesinde ise veliler ve öğrenciler, alınan yeni karara ve bu kararı alanlara isyan ediyorlardı.
    Normalde 50 üstünde ortalaması olan birisi kaldığı derslerin sorumluluğunu verip bir üst sınıfa geçer ama bu sene Bakan Bey 9. Sınıf ve sonrası için geçerli bir karar almış ve karara göre 3 ders üzerinde zayıfı olan herkes amasız/fakatsız sınıfta kalıyor. Eskiden 7,8 dersten kalacaklar bile sınıfı geçerken şuanda 3 dersten kalan sorumlu, 4 ve üzeri dersten kalanlar direk sınıfta kalıyor. Bu yıl alınan bu yeni kararın öğrencilerin, velilerin, öğretmenlerin kısaca kimsenin lehine olmadığı aşikar. Sayısalı zayıf olanların LGS,YKS gibi sınavlarda şansının az olduğu bilinen bir gerçekti ama bu karar ile sayısalı hatta sözeli bile zayıf olanların sınıfta kalacağı bir gerçeğe dönüştü.
    Daha yeni liseye giden öğrencilerin ortalama %50-60 lIk kesimini lise hayatını başlamadan bitirdiler. Bu karar bu ülkenin çocuklarını okuldan soğutur, okulu seven bile bu saatten sonra okulu sevmez hatta nefret eder.
    Bu kararı alıp dersleri mükemmel olmayan herkesi eleme peşine gittilerse daha büyük hata ettiler, Bu ülkenin umudu olan gençleri hem hayattan hem okuldan soğuttular ve 1 yılını çöp ettiler.
    Yazık değil mi bu çocukların emeğine? Yazık değil mi bu ailelerin masrafına? Yazık değil mi gencecik çocukların hayalleriyle oynamaya?
    İlk olarak geçmişte zayıfı olan çocuklar sınıf geçmiyordu, öğretmenler tarafından sorumluluk almamak için bu çocukların notlarında sahtecilik yapılarak sınıf GEÇİRTTİRİLİYORDU. İkincisi lise de gösterilen derslerin hepsi temel düzeyde anlatılan ve öğrenciye farklı bakış açısı katması amaçlanan (bu amaç doğrultusunda ne yapıldığı tartışılır) derslerdir yani bu kadar temel derslerden öğrencinin kalması ya sınavlar ile alınan ders kalitesi arasında bir uyuşmazlık olduğunu ya da öğrencinin dersleri çok en basit tabirle sallamadığını gösterir. Okulu seven bir çocuk sene sonunda eve 4 zayıf ile dönmez, ilk sınavları zayıfsa oturur çalışırır ve notlarını düzeltir. Şahsen kabineyi pek destekleyen bir insan olmasam da bakan beyin bu kararını oldukça etkili buldum. Belki böylece yurdum insanı her çocuğun fıtratının okumaya ve akademiye uygun olmadığını öğrenmiş olur. Suçu kardeşinizde ve onu çalışmaya teşvik etmediğiniz için ailenizde arayın. Belki de ortada suçlu yoktur, sadece kardeşiniz akademik eğitime uygun olmayabilir, bu da bir ihtimal. Eğer durum buysa kendisini yaparak tecrübe kazanacağı meslek dallarına yönlendirmeniz isabetli olur. İyi forumlar

    Edit: Hocalarım yorumlarda güzel bir noktaya parmak basmış, okumak sadece okuldan ibaret değildir. En azından liseyi bitirene kadar bırakın kardeşiniz okusun. Sosyal ortamdan mahrum kalmasın, bu ona en az lisede öğrendikleri kadar beceri katacaktır.
  • 12-06-2024, 11:52:26
    #87
    Son 20 senedir duyduğum, okuduğum eğitimle ilgili tek olumlu konu bu sanırım.

    Siz herkes lise okusun derseniz 81 ildede üniversite açıyoruz deyip kaliteyi lise seviyesine indirirseniz, hiçbiryeri kazanamasa bile para ile merdivenaltı bir üniversite okuyabili diye imkanları genişletirseniz bu ülkede okuma oranı İÇİ BOŞ bir şekilde %90 üzerinde üniversite mezunluğuna doğru gider.

    Şuan ülkenin yaşadığı en büyük sorunlardan birisi bu.

    Yetişen 1 tane yeni usta yok, gençler 20 li yaşlarına kadar ders çalışıyorlar, oysaki çoğu meslek çekirdekten öğrenilmeli. 22-23 yaşında bir gencin hiç kullanmadığı motor beceresi o yaştan sonra gelişmez. Daha doğrusu usta denecek seviyeye gelmesi 14-15 yaşındaki çocukla kıyas kabul etmez.

    8 Yıllık zorunlu eğitim mantıklıydı (5'i bile savunan çıkabilir). Gelişim çağındaki çocuğu işe göndermemek ona temel düzeydede olsa ülke hakkında, dünya hakkında bir eğitim sunmak, vatandaşlık bilinci aşılamak, hayata hazırlamak gibi konular ilk 8 yılda oyunlar oynatılarak çocuklara verilebilir. Bu 8 yılın son 2-3 senesinde çocukların yeteneklerini keşfetmeye yönelik etkinlikler yapılarak her çocuğun farklarına göre sınıflandırılması ve belki içlerinde %10 unun eğitim için devam etmesi önerilebilir.

    Resme yatkınlığı olan bir çocuğu sistem çarklarında eritip mühendis olmaya zorlamak baştan sona hata. Bu çocuğu resim öğretmenliğe yönlendirmek gerekiyor. İmamhatip yerine meslek ve sanat liselerine ağırlık verilmesi gerektiğini düşünüyorum. Devlet planlama teşkilatının (Veya adına yeni sistemde ne denecekse) önümüzdeki 20 yıllık ihtiyacı sürekli olarak hesaplayıp/planlayıp örnek veriyorum 4 sene sonra 500 resim öğretmeni lazım diyerek o kadar kontenjan açtırmalı üniversiteler bu çocukları yetenek sınavı ile seçmelidir. ÖĞRENCİ SEÇEBİLECEK YETERLİLİKTE OLMAYAN ÜNİVERSİTELER KAPATILMALIDIR. Peki 500 çocuk alınıp eğitilecek ama buna yetenekli 5000 çocuk var diyelim. 4500 çocuk ne olacak? Kimi 1 sene sonra şansını tekrar deneyecek, kimi boya ustası olacak, kimi kaportacı/boyacı olacak, kimi el sanatları ile ilgili kendi işletmesini kuracak. Bazıları grafik bölümlerine yönelecek şanslarını orada deneyecek. Vs vs. Bu saydığımız hiçbir iş diğerinden daha düşük bir iş değil, bu işlerde bizim için. Ama biz tüm çocuklar ünivesite okusun diye AKIL DIŞI birşeyi saplantı haline getirdiğimiz için şuan velilere bunu anlatabilmekte zaman alacak.

    Çok değil 8-10 sene sonra mühendislerin %90 ı işsiz, kalan %10 asgari ücrete mahkum olacak (beğenmezse çıkartılır aynı gün yerine yenisi konulur). Ama bir araba tamircisi bir dükkandan diğerine bonservis ücretiyle transfer oluyor ve bir doktorun 2 katı maaş alıyor halde olabilir. Bunlar ütopya değil, görünen gerçekler. Birşey ne kadar azsa o kadar değerlidir.

    Eğer bu söylediğim veya benzeri bir sistem geliştirilmezse üniversite mezunu olup asgari ücretle fabrikada çalışabilmek dışında hiçbirşey yapamayacak 2. kuşak ta geliyor olacak. Oysa birçoğu 14-15 yaşlarında bir mesleğe yönelmiş olsaydı çoktan kalfalık seviyesine gelmiş olacaklardı.

    Konu sahibinin durumundan bağımsız benim konu hakkındaki görüşüm bu yönde. Herkes çocuğunu kendi doğruları çerçevesinde yönlendirme hakkına sahip, herkesin çocuğu en iyisi. Ama çocuğunuzu kapasitesinin üzerinde bir yola sokup ileride yaşayacağı büyük hayal kırıklıkları ve yaşayacağı mutsuz bir hayatta sizinde payınız olacak. Devlet bunu yapamıyorsa, siz çocuğunuzun yeteneğini kendiniz keşfetmelisiniz. Sizde keşfedemiyorsanız emin olabilmek için gerekirse bu işe kafası basan (veya böyle bir uzmanlık alanı varsa ona yönelmiş) bir psikologdan destek almanızı öneririm.

    Önemli olan çocuğunuzun ileride sahip olacağı TITLE değil, tek önemli olan onun MUTLU BİR HAYAT SÜRMESİ. Onun en mutlu olacağı yolu bulmasına yardımcı olun.
  • 12-06-2024, 12:13:45
    #88
    Okuduğunu anlama maalesef bazı üyelerde yerlerde. Konuyu tam okumadıklarına sayıyorum, sırf kendi reklamını yapmak için konuyla alakasız popülist mesaj yazanlara cevap verip banlanmak istemiyorum. Konuyu siyasete alet etmeye çalışanları kaale almak ile yanlış yaptım. Konuyu okuyup mantıklı cevap yazanlara teşekkürler.