Son 20 senedir duyduğum, okuduğum eğitimle ilgili tek olumlu konu bu sanırım.
Siz herkes lise okusun derseniz 81 ildede üniversite açıyoruz deyip kaliteyi lise seviyesine indirirseniz, hiçbiryeri kazanamasa bile para ile merdivenaltı bir üniversite okuyabili diye imkanları genişletirseniz bu ülkede okuma oranı İÇİ BOŞ bir şekilde %90 üzerinde üniversite mezunluğuna doğru gider.
Şuan ülkenin yaşadığı en büyük sorunlardan birisi bu.
Yetişen 1 tane yeni usta yok, gençler 20 li yaşlarına kadar ders çalışıyorlar, oysaki çoğu meslek çekirdekten öğrenilmeli. 22-23 yaşında bir gencin hiç kullanmadığı motor beceresi o yaştan sonra gelişmez. Daha doğrusu usta denecek seviyeye gelmesi 14-15 yaşındaki çocukla kıyas kabul etmez.
8 Yıllık zorunlu eğitim mantıklıydı (5'i bile savunan çıkabilir). Gelişim çağındaki çocuğu işe göndermemek ona temel düzeydede olsa ülke hakkında, dünya hakkında bir eğitim sunmak, vatandaşlık bilinci aşılamak, hayata hazırlamak gibi konular ilk 8 yılda oyunlar oynatılarak çocuklara verilebilir. Bu 8 yılın son 2-3 senesinde çocukların yeteneklerini keşfetmeye yönelik etkinlikler yapılarak her çocuğun farklarına göre sınıflandırılması ve belki içlerinde %10 unun eğitim için devam etmesi önerilebilir.
Resme yatkınlığı olan bir çocuğu sistem çarklarında eritip mühendis olmaya zorlamak baştan sona hata. Bu çocuğu resim öğretmenliğe yönlendirmek gerekiyor. İmamhatip yerine meslek ve sanat liselerine ağırlık verilmesi gerektiğini düşünüyorum. Devlet planlama teşkilatının (Veya adına yeni sistemde ne denecekse) önümüzdeki 20 yıllık ihtiyacı sürekli olarak hesaplayıp/planlayıp örnek veriyorum 4 sene sonra 500 resim öğretmeni lazım diyerek o kadar kontenjan açtırmalı üniversiteler bu çocukları yetenek sınavı ile seçmelidir. ÖĞRENCİ SEÇEBİLECEK YETERLİLİKTE OLMAYAN ÜNİVERSİTELER KAPATILMALIDIR. Peki 500 çocuk alınıp eğitilecek ama buna yetenekli 5000 çocuk var diyelim. 4500 çocuk ne olacak? Kimi 1 sene sonra şansını tekrar deneyecek, kimi boya ustası olacak, kimi kaportacı/boyacı olacak, kimi el sanatları ile ilgili kendi işletmesini kuracak. Bazıları grafik bölümlerine yönelecek şanslarını orada deneyecek. Vs vs. Bu saydığımız hiçbir iş diğerinden daha düşük bir iş değil, bu işlerde bizim için. Ama biz tüm çocuklar ünivesite okusun diye AKIL DIŞI birşeyi saplantı haline getirdiğimiz için şuan velilere bunu anlatabilmekte zaman alacak.
Çok değil 8-10 sene sonra mühendislerin %90 ı işsiz, kalan %10 asgari ücrete mahkum olacak (beğenmezse çıkartılır aynı gün yerine yenisi konulur). Ama bir araba tamircisi bir dükkandan diğerine bonservis ücretiyle transfer oluyor ve bir doktorun 2 katı maaş alıyor halde olabilir. Bunlar ütopya değil, görünen gerçekler. Birşey ne kadar azsa o kadar değerlidir.
Eğer bu söylediğim veya benzeri bir sistem geliştirilmezse üniversite mezunu olup asgari ücretle fabrikada çalışabilmek dışında hiçbirşey yapamayacak 2. kuşak ta geliyor olacak. Oysa birçoğu 14-15 yaşlarında bir mesleğe yönelmiş olsaydı çoktan kalfalık seviyesine gelmiş olacaklardı.
Konu sahibinin durumundan bağımsız benim konu hakkındaki görüşüm bu yönde. Herkes çocuğunu kendi doğruları çerçevesinde yönlendirme hakkına sahip, herkesin çocuğu en iyisi. Ama çocuğunuzu kapasitesinin üzerinde bir yola sokup ileride yaşayacağı büyük hayal kırıklıkları ve yaşayacağı mutsuz bir hayatta sizinde payınız olacak. Devlet bunu yapamıyorsa, siz çocuğunuzun yeteneğini kendiniz keşfetmelisiniz. Sizde keşfedemiyorsanız emin olabilmek için gerekirse bu işe kafası basan (veya böyle bir uzmanlık alanı varsa ona yönelmiş) bir psikologdan destek almanızı öneririm.
Önemli olan çocuğunuzun ileride sahip olacağı TITLE değil, tek önemli olan onun MUTLU BİR HAYAT SÜRMESİ. Onun en mutlu olacağı yolu bulmasına yardımcı olun.