• 26-03-2024, 04:23:56
    #10
    ilk kez ufacıkta olsa anlamlı bir konu.
  • 26-03-2024, 04:32:46
    #11
    sen sıkıntılı mısın kanka 1 yıldır aynı muhabbeti yapıyosun
  • 26-03-2024, 07:25:44
    #12
    Üyeliği durduruldu
    Diğer konudakilere de baktım tüylerim diken diken olmadı. Ancak alttaki tüylerimi diken diken etti. Yorumu okuyanların çoğu siyasi ideolojik eğilim nedeniyle zannedip değerlendirebilir. Ancak ben askeri bir marşta ritm ararım, adrenalin ararım. Cenke teşvik ararım. Heyecan ararım.

    Bazı marşlar sanki, oturduğu koltukta bir bütün koyun yiyip sindirmeye çalışan şişman bir adama meze olarak yazılmış gibi. Melodi olarak insanı uyuşturan bir yapısı var.


    Aslında bu biraz da zevk meselesi. Örneğin araba kullanmak da biraz adrenalinle ilgili bir eylem. İbrahim tatlıses dinleyip gaza gelen arkadaşı görünce şaşırdım.
    Demek ki herkesin kendine göre zevki tarzı var.
    Ama, demek istediğim gibi, birçok marşın ritmi tınıları hiç de heyecan verici değil. Belki sözlerdeki abartılı betimlemeler etkiliyorlardır.

    Bazı arkadaşlar da Osmanlıdan hoşlanmadıkları için bu marş son derece rahatsız edici olacaktır. Bu rahatsızlık yüzünden marşı itici bulabilirler.

    ***
    Bence yurtdışında bunları hiç duymamış insanlara dinletip tepkilerini ölçmek gerekiyor. Ne tür duygular uyandırdığını ölçmek gerekiyor. Bu durumda nisbeten haklı çıkacağımı tahmin ediyorum.




    https://www.youtube.com/watch?v=bx6U...CzikYap%C4%B1m
  • 26-03-2024, 07:58:15
    #13
    Üyeliği durduruldu
    griffinn adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Tüyleri Diken Diken Yapan Filistine Yazılmış Parça... - R10.net

    @by_error;

    [URL="https://www.youtube.com/watch?v=9k8cKUX40ug"]


    Türklerin Osmanlı'da bir yere gelmeleri malumunuz, Önce baş gedikli okulların açılmasıyla sonra kanun-i esasi ilan edilmesiyle, sonrada subay okulların açılmasıyla oldu biliyorsunuz.

    İşte Harbiye mektebine o zamanlar girebilen Türkler içinde öncü kadro, idealist ateşli hürriyet taraftarıydı.

    Ha işte Mustafa Kemal gibi, Artık En aşağı halk tabakasından gelen yani Türklerinde dahil olduğu Reaya sınıfından gelen, subaylar harbiye mektebinde ve subay okullarında karşımıza?

    Kurmay hareketi olan HALASKAR olarak çıktı. Bunlara Halaskar zabitan denir.

    Atatürk ittihatçı değildir maalesef, Halaskardır, Halaskarlar ile İttihatçılar kanlı bıçaklıdırlar. Haliyle Atatürk de ittihatçıların hedefidir.

    Türkiye Cumhuriyetini biz, Suriye civarı Alman komutana bağlı olan Yıldırım ordular grup komutanlığının Halaskarlarca komutaya alınıp, Anadolu'ya kaydırılmasına borçluyuz.

    İşte Suriye'deki Yıldırım ordular grup komutanlığı, başına Alman'dan sonra bin bir zahmetle getirilen Atatürk ve üçler misakıyla yapılan gizli görüşmeler neticesinde?

    Anadolu'ya kaydırılan ordu grubu, günümüzde TSK'yı oluşturur. Dört ordu olarak.

    Bu orduda, önce fiilen müdahil olmaz, Milislerle yani Efelerden kızanlardan zeybeklerden kurulan alaylarla taburlarla önce mukavemet sağlanır.

    Bunlar başlarına Milis ünvanı getirilmek suretiyle, Milis Yarbay, Milis Miralay ve en son meclisle beraberde karşımıza tümden TBMM ordu grubu olarak çıkarlar.

    İşte Atatürk, İşte bu Ordu, İşte TBMM'de birinci grup heyet-i temsiliye işte bu hareket Halaskar hareketidir.

    Bu yüzden gençleri özellikle İttihatçılıktan çok Halaskarları araştırmaya sevk etmeli!

    Bu ülkeye kuran Halaskarlara halaskar zabitanlara, Halaskar unvanına sahip Gazi Mustafa Kemal'e?

    Velhasıl kelam, orada burada komplo gizem aramaktan ziyade, Aslında bu ülkeyi bu mücadeleyi her şeyi planlayan, Halaskar ruhuna ve Halaskar grubuna teşekkür etmeliyiz.

    Yani bu memleketi kuranlar, Halaskarlar olaraktan hem İttihatçılara hem meşrutiyetçilere hem o zamanın liboşlara hem saltanata, karşı savaşarak kurdular.

    Babı Ali baskınlarına varana değin, sopalı seçimlere değin, o zamanlar da kan kırmızı mektup yazıp da hükümet düşürende İttihatçıların ümüğünü sıkanda, Halaskarlardır.

    Halaskarlarda tıpkı ittihatçılar gibi, apayrı bir ruhtur, Bu ruhta zaten Mustafa Kemal Atatürk'ün şahsiyetinde ve Halaskarların eseri Türkiye Cumhuriyetinde vuku bulmuştur.

    Yani Gizli hedele hüdele bir teşkilat yok.


    Mustafa Kemal Atatürk'ün orduyla siyasetin ayrılması, siyaset yapacakların ordudan ayrılmaları, orduda kalacakların siyaset yapmamaları düsturu, Halaskar politikasıdır.

    Bu yüzden Halaskarlar ile ittihatçılar kanlı bıçaklıdırlar. İttihatçılar orduyla siyaset ederler, Halaskarlar ise buna karşı mukavemet ederler.

    Milli mücadelenin her bir anında, ittihatçılar ile halaskarlar çetin bir kavga içindedirler.

    Halaskarlar Anadolu'da düzeni sağladıktan sonra, Meclis-i Mebusan kapatıldıktan sonra, Meclis-i Mebusan vekilleri yani ittihatçılar zaten yeni mecliste ikinci Grubu oluştururlar.

    Fakat burada güvenliği sağlayan Halaskarların kontrolündeki örneğin Milis Yarbay Topal Osman Efe, TBMM'nin güvenliğinden sorumludur.

    Yani İttihatçılar punduna geldikleri için, Bir çok kez denemelerine rağmen milli mücadelede kontrolü ele almaya bir türlü vakıf olamazlar.

    En son Topal Osman Efe'ye kumpas, vekil suikasti ve peşi sıra darbe girişimi, olmayınca, Halaskarların baskınlığını kabul etmişlerdir bu kadar basit aslında.

    Ve malumunuz ondan sonra ikinci TBMM ve ordu, akıp gidiyor ondan sonra.

    Yani Türkiye Cumhuriyetinin o ruhu, O milliyetçiliği Halaskar eseridir, Halaskar zabitan yani kurmay hareketidir.
    Sultan II. Abdülhamid tahttan indiriliyor (27 Nisan 1909
    Atatürk'ün Samsun'a çıkışı: 1919


    Tarihiminiz en büyük karakutusu bu 10 yıllık dönemdir. İttihatçılar darbe yapmış ve başarılı olmuştur. Bu 10 yıllık dönem çok anlamsız çok saçma bir şekilde yansıtılıyor.Darbe sonrası Vahdeddin han padişah olsa da bunun ne anlamı var? Şüpheli 1915 olayları bile bu döneme denk geliyor. Tam ortasına!...

    Bu dönem ne Osmanlı'nın etkinliği kalmış, ne de yeni Cumhuriyetin adımları atılmış. Ancak bu dönemle ilgili olarak her ikisi de hem yurtiçinde hem de yurtdışında suçlanır. Ancak her nedense ittihatçılar konusunda hiçbir şey söylenmez!

    Misal: 15 temmuzda fetö başarılı olsaydı, 2026 yılında yeni bir devlet kurulsa; bu 10 yıllık aralıkta yaşananların sorumlusu kim olacak? Türkiye Cumhuriyeti mi, AKP mi, yoksa yeni devlet mi? Ama hiçkimse fetö hakkında tek kelam etmeyecek!

    İşte böyle aptalca bir girdabın içine sokacaklardı bizi. Akıl alır givi değil!

    Griffin dayının sürekli cahil kelimesini kullanması irrite edici olabilir. Ancak çoğumuzun içinde olduğu durum cahilden de öte zombi hali. Üniversite de bitirsek, müsteşar da olsak zombi halinden kurtulamıyoruz.
    O yüzden onlarca yıldır avrupada amerikada bize Ermeni safsatası dayatması yapıldığında siyasetçiler bürokratlar müsteşarlar adını sanını bilmediğim isimler ve sıfatlar suspus oluyorlar.
    İçlerinde kimler kimler yok ki!
    Ezberinde yüzlerce kitap olan bu ezber profesörlerinin en basit konuda tarihen bihaber, arşivden bihaber suspus duruşlarını hiçbir kelimeyler ifade edemiyorum.



    *******

    Konunun ikinci vurucu noktası ise, genel kanıya göre ittihatçılık ile Atatürkçülüğün bir tutulması.
    Bu ülkede ittihatçılar Atatürkçü ayağına geçiniyor. Toplumda genel kanı böyle.
    Ya ittihatçılık görmezden geliniyor, gözardı ediliyor. Ya da kökten ittihatçılar Atatürkçülük maskesiyle racon kesiyor.

    Buradaki makas açılması gerekiyor. Açıldığı zaman da tarih yeniden yazılır. Ülke içinde ve sınırd ışında video çeken bazı fenomenler ve mafya babaları için de durumlar değişir!

    Sonuçta basit gibi görünen çok ağır çok karışık konu. Halkın geneli bilgi ve bilinç eksikliğinden hatalı davranabilir. Ancak çok okumuş ve çok okutulmuş bazı fenomenler için yolun sonu görünebilir.
  • 26-03-2024, 10:17:06
    #14
    Hiç gizli olur mu canım cumhuriyet yaparız halil
  • 26-03-2024, 21:51:15
    #15
    Bu defa hesabı komple uçtu
    (Sınırsız ban)