• 03-07-2023, 09:34:34
    #55
    Biri yapar biri yıkar.......
  • 03-07-2023, 09:46:30
    #56
    Üyeliği durduruldu
    Okurken Türkçeyi unuttum.
  • 03-07-2023, 10:02:52
    #57
    İranlaşmanin ne alakasi var bu konuyla.
  • 03-07-2023, 10:44:48
    #58
    Türkçeyi de öğrenmek için karar alsalarmış.
  • 03-07-2023, 11:37:22
    #59
    Muhtemelen mekana has bir karardır. Köylerde vs. Muhtarlıklarda düğün, eğlence vs. yapılabiliyor sadece orada yapmayı yasaklamaya çalışmış olabilirler. Yoksa Tamamen köyde yasaklama hakları yok ve kanuna aykırı.
  • 03-07-2023, 12:03:59
    #60
    Muhtar seçilen birisinin en azından Türkçe kelimeleri yazabiliyor olmasını beklerim.
  • 03-07-2023, 12:18:16
    #61
    1 Ocak 2024'ten sonra kadın erkek ile ilgili olan ayetlerin geçerliliği bitiyor sanırım xd
  • 03-07-2023, 14:10:37
    #62
    Okuma yazmayı tam sökememiş cahil kişilerin yazdığı bir kağıt parçasını çok fazla dikkate almamak gerektiğini düşünüyorum. Dikkate alınması gereken çok daha büyük üstelik resmi sorunlar var üstelik sorun olarak bile görülmüyorlar. Bir İran'dır gidiyor ama daha yakın zamanda İran böyle değildi, keşke İran'ın Molla darbesinden önceki o modern haline dönebilsek. Canlı canlı İran örneğinde görüldüğü gibi, ülke aynı ülke ama iktidar değişince ülkenin ne hale geldiği ortada, herkes onlar gibi olmamak istiyor, vatandaşları aynı toprakları aynı ama yönetiliş şekli farklı, benim zoruma giden de yabancı ülkelerin güzel ülkem Türkiye'yi eleştirmeleri. Onlara İran örneğini vermek lazım, ülke aynı ülke ama ülke hakkında olumlu veya olumsuz algıyı yaratanlar baştaki yöneticilerdir. İran'da Molla iktidarı son bulsa halk eskisi gibi modern bir görünüme bürünmez mi? İktidar devrilse ve bu gereksiz katı kanunlar esnetilse hala baskıcı rejim zamanındaki kanunlara mı uyarlar? O yüzden ülke ismi yerine Humeyni gibi geri kalmış kişilerin ve onun izinden gidenlerin suçudur günümüzdeki İran'ın durumu. Rejim baskıcı ise, birilerinin çıkarı var ise veya yaranma derdindeyse okuma yazması düzgün olmasa bile bir kağıt karalayıp üstlerinin gözüne girmeye çalışabilirler. İran ile aramızda fark var, İran'ın halkı özgürlüğünü Mollaların eline verdi, biz ise henüz hala kısmen özgürüz.
  • 03-07-2023, 16:22:16
    #63
    Kimlik doğrulama veya yönetimden onay bekliyor.
    Bugünkü Avrupa'yı Avrupa yapan, Ortaçağ Kilise karanlığında ödedikleri ağır bedellerdir. Avrupa bu problemi Hristiyanlığı Kiliseye hapsederek çözdü. Yani dinlerini, dogmalarını gündelik yaşamın, toplumsal kararların arkasına atarak rasyonel, çağa uygun, çağın gereksinimlerine göre refleks gösteren politikaları oldu. Sadece 90-100 yıl önce birbirlerini parçalayan ve her alanda çöküş yaşayan Avrupa toplumu, hem siyasi hem de din yorumlamaları sebebi ile bedel ödediler ve bu süreçten akılcılık ile çıkarak kısa süre içerisinde birçok alanda başarı elde ettiler. Aynı durum Japonya için de geçerli.

    Ben Türk Milleti'nin bir bedel ödediğini düşünmüyorum. Ödediğimiz bedeller düşman işgaline karşı savunma refleksi olan büyük savaşlar oldu. Bunun dışında Türk Milleti'nin hiçbir zaman Cumhuriyet, Özgürlük, Temel İnsan Hakları ve Demokrasi gibi bir çabası, bir arzusu olmadı. 600 yıl Osmanoğlu ailesinin emri altında kul ve köle olan bu topluma Cumhuriyet, Temel İnsan Hakları ve yenilikler altın tepside yukarıdan aşağıya bir şekilde sunuldu, işte bu sebeple de kazanımlarını idrak edemedi ve üzerinden bir insan ömrü geçmeden Cumhuriyet rejimini yıktı, tekrar saray yaptırdı ve o sarayın içerisine padişahını koydu. Bu çok doğal bir sonuç çünkü Türk Milleti'nin böyle bir derdi, bir motivasyonu, bir arzusu olmadı.

    Bana göre Türk milleti şuan olması gereken seviyeye indi, ortalaması budur. Eğer aksi olsaydı ekseriyeti iç savaş görmüş, eğitilmemiş, tamamen içgüdüsel refleksler ile hareket eden 13 milyon Ortadoğulu arap işgali karşısında toplumsal hazımsızlık, kaos ve isyanlar baş gösterirdi. Gelecek ile ilgili yeterince endişe duyulmuyorsa eğer, bu toplumdan Avrupa ve Norveç refahı beklenilemez. Çünkü gelecek planı, gelecek vizyonu ve öngörüsü olmayan, birkaç kuşak sonrası için plan ve programlama yapmayan hiçbir toplum geleceğe sağlam adımlar atamaz ve hatta hayatta dahi kalamaz.

    Türk Milleti'nin ve Ortadoğulu toplumlarının bir tek kurtuluş yolu var, o da rasyonel eğitim politikaları ve dinin toplumsal alandan bireysel alana çekilmesi. Din etkisi altında olan her toplum din istismarcıları tarafından mutlak suretle manipüle ediliyor, hasat ediliyor, hedef haline getiriliyor, kişi ve/veya bir gruba karşı silah olarak kullanılıyor.

    Mustafa Kemal Atatürk, kısa ömründe bir insan olarak yapması gerekeni yaptı. "Bir aileye, bir kişiye kul ve köle olmayın, aklınızı kullanın" dedi ve din simsarlarının kellesini alarak gitti.

    Eğer Cumhuriyeti, Demokrasiyi, Temel insan haklarını, Düşünce özgürlüğünü istiyorsak, bunun bedelini ödeyeceğiz. Bunlar o kadar kolay kazanılan haklar değil, bunlar bize armağan edildi. Dünya toplumları bunlar için can aldı can verdi bedel ödedi.

    Bundan sonraki süreç Türk Milleti'nin nasıl yaşamak istediği ile ilgili.