Kimlik doğrulama veya yönetimden onay bekliyor.
Bugünkü Avrupa'yı Avrupa yapan, Ortaçağ Kilise karanlığında ödedikleri ağır bedellerdir. Avrupa bu problemi Hristiyanlığı Kiliseye hapsederek çözdü. Yani dinlerini, dogmalarını gündelik yaşamın, toplumsal kararların arkasına atarak rasyonel, çağa uygun, çağın gereksinimlerine göre refleks gösteren politikaları oldu. Sadece 90-100 yıl önce birbirlerini parçalayan ve her alanda çöküş yaşayan Avrupa toplumu, hem siyasi hem de din yorumlamaları sebebi ile bedel ödediler ve bu süreçten akılcılık ile çıkarak kısa süre içerisinde birçok alanda başarı elde ettiler. Aynı durum Japonya için de geçerli.
Ben Türk Milleti'nin bir bedel ödediğini düşünmüyorum. Ödediğimiz bedeller düşman işgaline karşı savunma refleksi olan büyük savaşlar oldu. Bunun dışında Türk Milleti'nin hiçbir zaman Cumhuriyet, Özgürlük, Temel İnsan Hakları ve Demokrasi gibi bir çabası, bir arzusu olmadı. 600 yıl Osmanoğlu ailesinin emri altında kul ve köle olan bu topluma Cumhuriyet, Temel İnsan Hakları ve yenilikler altın tepside yukarıdan aşağıya bir şekilde sunuldu, işte bu sebeple de kazanımlarını idrak edemedi ve üzerinden bir insan ömrü geçmeden Cumhuriyet rejimini yıktı, tekrar saray yaptırdı ve o sarayın içerisine padişahını koydu. Bu çok doğal bir sonuç çünkü Türk Milleti'nin böyle bir derdi, bir motivasyonu, bir arzusu olmadı.
Bana göre Türk milleti şuan olması gereken seviyeye indi, ortalaması budur. Eğer aksi olsaydı ekseriyeti iç savaş görmüş, eğitilmemiş, tamamen içgüdüsel refleksler ile hareket eden 13 milyon Ortadoğulu arap işgali karşısında toplumsal hazımsızlık, kaos ve isyanlar baş gösterirdi. Gelecek ile ilgili yeterince endişe duyulmuyorsa eğer, bu toplumdan Avrupa ve Norveç refahı beklenilemez. Çünkü gelecek planı, gelecek vizyonu ve öngörüsü olmayan, birkaç kuşak sonrası için plan ve programlama yapmayan hiçbir toplum geleceğe sağlam adımlar atamaz ve hatta hayatta dahi kalamaz.
Türk Milleti'nin ve Ortadoğulu toplumlarının bir tek kurtuluş yolu var, o da rasyonel eğitim politikaları ve dinin toplumsal alandan bireysel alana çekilmesi. Din etkisi altında olan her toplum din istismarcıları tarafından mutlak suretle manipüle ediliyor, hasat ediliyor, hedef haline getiriliyor, kişi ve/veya bir gruba karşı silah olarak kullanılıyor.
Mustafa Kemal Atatürk, kısa ömründe bir insan olarak yapması gerekeni yaptı. "Bir aileye, bir kişiye kul ve köle olmayın, aklınızı kullanın" dedi ve din simsarlarının kellesini alarak gitti.
Eğer Cumhuriyeti, Demokrasiyi, Temel insan haklarını, Düşünce özgürlüğünü istiyorsak, bunun bedelini ödeyeceğiz. Bunlar o kadar kolay kazanılan haklar değil, bunlar bize armağan edildi. Dünya toplumları bunlar için can aldı can verdi bedel ödedi.
Bundan sonraki süreç Türk Milleti'nin nasıl yaşamak istediği ile ilgili.