• 27-03-2023, 02:36:31
    #46

    Resulullah (sav)'a bir adam geldi ve: "Ey Allah'ın Resulü, helak oldum" dedi. Aleyhissalatu vesselam: "Seni helak eden şey nedir?" diye sorunca: "Oruçlu iken hanımıma temas ettim" dedi. Bunun üzerine Resulullah'la aralarında şu konuşma geçti: "Azad edecek bir köle bulabilir misin?" "Hayır!" "Üst üste iki ay oruç tutabilir misin?" "Hayır!" "Altmış fakiri doyurabilir misin?" "Hayır!" "Öyleyse otur!" Biz bu minval üzere beklerken, Aleyhissalatu vesselam'a içerisinde hurma bulunan bir büyük sepet getirildi. "Soru sahibi nerede ?"diyerek adamı aradı. Adam: "Benim! Buradayım!" deyince, Aleyhissalatu vesselam: "Şu sepeti al, tasadduk et!" dedi. Adam: "Benden fakirine mi? Allah'a yemin ediyorum. Medine'nin şu iki kayalığı arasında benden fakiri yok!" cevabını verdi. Bunun üzerine Resulullah güldüler ve: "Öyleyse bunu ehline yedir!" buyurdular. (Buhari, Savm 29, 31, Hibe 20, Nafakat 13, Edeb 68, 95, Kefaretu'l-Eyman 3, 4, Hudud 26; Müslim, Sıyam 81, (1111); Muvatta, Sıyam 28, (1, 296, 297); Ebu Davud, Savm 37, (2390, 2391, 2392, 2393); Tirmizi, Savm 28, (724))



    Oruç keffareti Hanefi, Şafii ve Hanbeli’lere göre hadis-i şerifte sıralandığı gibi önce köle azat etmek bulamazsa peş peşe altmış gün oruç tutmak buna da gücü yetmezse altmış fakiri doyurmaktır. Maliki’ler buna muhalif olup “Ramazan orucunu kasten bozan kimse keffaret olarak köle azat etmek, altmış gün oruç tutmak ve altmış fakiri doyurmak arasında muhayyer olup bu üçün en efdali altmış fakiri doyurmak sonra köle azat etmek sonra oruç tutmaktır.” dediler.
  • 27-03-2023, 02:54:45
    #47
    osmanlitorunu adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle

    Resulullah (sav)'a bir adam geldi ve: "Ey Allah'ın Resulü, helak oldum" dedi. Aleyhissalatu vesselam: "Seni helak eden şey nedir?" diye sorunca: "Oruçlu iken hanımıma temas ettim" dedi. Bunun üzerine Resulullah'la aralarında şu konuşma geçti: "Azad edecek bir köle bulabilir misin?" "Hayır!" "Üst üste iki ay oruç tutabilir misin?" "Hayır!" "Altmış fakiri doyurabilir misin?" "Hayır!" "Öyleyse otur!" Biz bu minval üzere beklerken, Aleyhissalatu vesselam'a içerisinde hurma bulunan bir büyük sepet getirildi. "Soru sahibi nerede ?"diyerek adamı aradı. Adam: "Benim! Buradayım!" deyince, Aleyhissalatu vesselam: "Şu sepeti al, tasadduk et!" dedi. Adam: "Benden fakirine mi? Allah'a yemin ediyorum. Medine'nin şu iki kayalığı arasında benden fakiri yok!" cevabını verdi. Bunun üzerine Resulullah güldüler ve: "Öyleyse bunu ehline yedir!" buyurdular. (Buhari, Savm 29, 31, Hibe 20, Nafakat 13, Edeb 68, 95, Kefaretu'l-Eyman 3, 4, Hudud 26; Müslim, Sıyam 81, (1111); Muvatta, Sıyam 28, (1, 296, 297); Ebu Davud, Savm 37, (2390, 2391, 2392, 2393); Tirmizi, Savm 28, (724))



    Oruç keffareti Hanefi, Şafii ve Hanbeli’lere göre hadis-i şerifte sıralandığı gibi önce köle azat etmek bulamazsa peş peşe altmış gün oruç tutmak buna da gücü yetmezse altmış fakiri doyurmaktır. Maliki’ler buna muhalif olup “Ramazan orucunu kasten bozan kimse keffaret olarak köle azat etmek, altmış gün oruç tutmak ve altmış fakiri doyurmak arasında muhayyer olup bu üçün en efdali altmış fakiri doyurmak sonra köle azat etmek sonra oruç tutmaktır.” dediler.
    Önceki sayfalarda gönderdiğim bir videoda aynı hikayeden bahsediyordu hocam. Kölelik olmadığına göre (mavi yaka işçiler sayılır mı?), 4.200 TL verip doyurabilir + 1 gün kaza edebilirsin. Ya da peşpeşe 60 gün tutman lazım görünüyor. Bu 60 içinde kesinti olursa tekrar 60a başlaman gerekiyor.

    Orucu bozmak yerine hiç oruç tutmazsan, sadece tutmadığın gün kadar kaza etmen yetiyor. 60 tutmuyorsun.
  • 27-03-2023, 03:03:32
    #48
    seemsiyah adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Önceki sayfalarda gönderdiğim bir videoda aynı hikayeden bahsediyordu hocam. Kölelik olmadığına göre (mavi yaka işçiler sayılır mı?), 4.200 TL verip doyurabilir + 1 gün kaza edebilirsin. Ya da peşpeşe 60 gün tutman lazım görünüyor. Bu 60 içinde kesinti olursa tekrar 60a başlaman gerekiyor.

    Orucu bozmak yerine hiç oruç tutmazsan, sadece tutmadığın gün kadar kaza etmen yetiyor. 60 tutmuyorsun.
    Sıra belli hocam. Bunda da Peygamberimizin(s.a.v) sorudaki sırası dikkate alınmış.
    Oruç keffareti Hanefi, Şafii ve Hanbeli’lere göre hadis-i şerifte sıralandığı gibi önce köle azat etmek bulamazsa peş peşe altmış gün oruç tutmak buna da gücü yetmezse altmış fakiri doyurmaktır. Maliki’ler buna muhalif olup “Ramazan orucunu kasten bozan kimse keffaret olarak köle azat etmek, altmış gün oruç tutmak ve altmış fakiri doyurmak arasında muhayyer olup bu üçün en efdali altmış fakiri doyurmak sonra köle azat etmek sonra oruç tutmaktır.” dediler.

    Attığım olay, Kütüb-i Sitteden Ebu Hureyreden (r.a) nakildir.

    Ramazanda tutulmayan oruç içinse bunu dikkate alabiliriz.

    “Her kim ruhsatsız ve hastalıksız olarak Ramazan'da bir günün orucunu tutmazsa, bütün bir ömür oruç tutsa da onu ödemiş olmaz.” (Tırmizi, Savm, 27; Ebu Davud, Savm, 38; İbni Mace, Sıyam, 14)
  • 27-03-2023, 03:05:37
    #49
    osmanlitorunu adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Sıra belli hocam. Bunda da Peygamberimizin(s.a.v) sorudaki sırası dikkate alınmış.
    Oruç keffareti Hanefi, Şafii ve Hanbeli’lere göre hadis-i şerifte sıralandığı gibi önce köle azat etmek bulamazsa peş peşe altmış gün oruç tutmak buna da gücü yetmezse altmış fakiri doyurmaktır. Maliki’ler buna muhalif olup “Ramazan orucunu kasten bozan kimse keffaret olarak köle azat etmek, altmış gün oruç tutmak ve altmış fakiri doyurmak arasında muhayyer olup bu üçün en efdali altmış fakiri doyurmak sonra köle azat etmek sonra oruç tutmaktır.” dediler.

    Attığım olay, Kütüb-i Sitteden Ebu Hureyreden (r.a) nakildir.

    Ramazanda tutulmayan oruç içinse bunu dikkate alabiliriz.

    “Her kim ruhsatsız ve hastalıksız olarak Ramazan'da bir günün orucunu tutmazsa, bütün bir ömür oruç tutsa da onu ödemiş olmaz.” (Tırmizi, Savm, 27; Ebu Davud, Savm, 38; İbni Mace, Sıyam, 14)
    Bunu şöyle değerlendirebiliriz sanırım. Bir kadın ilgili döneminde oruç tutabileceğini düşünüp, dayanamayıp orucunu bozmak yerine; hiç niyetlenmeyip sonrasında kaza etse oluyordur ?
  • 27-03-2023, 03:21:06
    #50
    seemsiyah adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Bunu şöyle değerlendirebiliriz sanırım. Bir kadın ilgili döneminde oruç tutabileceğini düşünüp, dayanamayıp orucunu bozmak yerine; hiç niyetlenmeyip sonrasında kaza etse oluyordur ?
    Hocam kadınlara ilgili günler için ayrı durum var. O konuda değerlendirme daha farklı oluyor. Bildiğim kadarıyla o dönemde oruç tutmaları, namaz kılmaları haram zaten.

    https://kurul.diyanet.gov.tr/Cevap-A...utabilirler-mi
  • 27-03-2023, 04:47:42
    #51
    Hangi ayet olduğunu hatırlamıyorum. Okuduğum kur-an'ı kerimin türkçe mealinde şöyle bir açıklama vardı. "Yapılan iyiliğin mislisini Allah katında mükafatı elbette oluyor. Birisinin karnını doyurduysan Allah katında bunun 10 milsi veya 100 mislisini alabilirsin." Fakat yaptığımız günahlardaysa böyle bir durum söz konusu değil. Bir günah işliyorsan, o günah Allah katında mislisi ile dönmüyor ki ?

    Google'da 61 gün kefaret orucu yazarken bot gereken cevabı vermiş görünüyor
    Alıntı
    61 gün kefaret orucu, İslam dini hukukunda bir ceza olarak belirlenmiştir. Bu ceza, bazı büyük günahlar işleyen kişilere verilir. Kefaret orucu tutulmadan önce, kişinin günahı için tövbe etmesi gerekmektedir.
    61 gün kefaret orucu, ardışık olarak tutulur ve her gün için bir gün oruç tutulur. Bu oruç, iftar ile sahur arasındaki zaman diliminde tutulur ve sadece su içmek izin verilir. Oruç, 61 gün boyunca tutulduktan sonra, kişi kefaret borcunu ödemiş olur.
    Kefaret orucu tutmak, kişinin günahlarından arınması ve Allah'ın affına nail olması için bir fırsat sunar. Ancak, bu cezanın uygulanması sadece bir din adamı veya yetkili tarafından verilebilir ve bireysel olarak uygulanamaz.
    Şahsen ben X kurumun, Y şahsın yaptığı açıklamalarını çok takmıyorum. Allaha karşı sorumlulukları yerine getirirken, kalben bu süreci yaşıyorsanız. Mükafatını alırsınız diye düşünüyorum.
  • 27-03-2023, 08:35:36
    #52
    agencyhuk adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Merhaba

    Şimdi Şöyle bir durum söz konusu , Kuran'ı Kerim'de her şey Net şekilde Belirtilmemiştir , Bu sebepten Peygamber Efendimiz Muhammed Mustafa S.A.V , Hadis'i Şeriflerinde Her Şeyi Ap Açık belirtmiştir , Farz olan İbadetleri yaparken yarıda kesmenin tabii bir Manevi cezası olacaktır , Bu manevi cezayı def etmek için 61 gün bence Çok Rahat geçer Muhtemelen Genç olduğumuz için Ağır geliyor ama Yaşlandığımızda 61 gün orucun ne kadar güzel olduğu idrakına varacağız.

    Rabbim Razı Olduğu Kullarından Eylesin Hepimizi.
    61 gün Rabbimize yaklaşma vesilesi. Bunu yapabileni Allah nasıl sevmesin... Güzel anlatmışsınız.

    Kuranı Kerim i açıklayan Efendimiz sav. dir. Yani hadisi şerifler dir. https://kurul.diyanet.gov.tr/Cevap-A...utmakt%C4%B1r.
  • 27-03-2023, 11:13:40
    #53
    ❤YouTube | YapayYazılımcı
    Çok cahilce yorumlar var bu kişisel müslümansa vah halimize. Kuran ve peygamber ayrılmaz bir ikilidir.
  • 27-03-2023, 11:35:57
    #54
    agencyhuk adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Merhaba

    Şimdi Şöyle bir durum söz konusu , Kuran'ı Kerim'de her şey Net şekilde Belirtilmemiştir , Bu sebepten Peygamber Efendimiz Muhammed Mustafa S.A.V , Hadis'i Şeriflerinde Her Şeyi Ap Açık belirtmiştir , Farz olan İbadetleri yaparken yarıda kesmenin tabii bir Manevi cezası olacaktır , Bu manevi cezayı def etmek için 61 gün bence Çok Rahat geçer Muhtemelen Genç olduğumuz için Ağır geliyor ama Yaşlandığımızda 61 gün orucun ne kadar güzel olduğu idrakına varacağız.

    Rabbim Razı Olduğu Kullarından Eylesin Hepimizi.
    Hocam Kur-an'da belirtilmeyen bir şey insanlarca sözlü muhabbetle değişemez mi? O bilgiyi hangi aklı başında insan ve de bilmediğini idrak ederek doğrudan kim nasıl dile getirebilir. Hz. Muhammed'in üzerinden yüz yıllar geçmiş, kulaktan kulağa yayılan bilgiler. Hangi bilginin net bir şekil de doğru olup olmadığını kim nasıl bilebilir? Ben asıl bunu merak ediyorum. Siz dahi cümlenizde (Şahsen) diyorsunuz. Bilginiz yine yok, sadece bir teori.

    Özetle : Doğruluğu imkansız denecek bir bilgi ve de yüzyıllar içerisinde onca insandan geçmiş, değişip değişmediği, ya da insanların kafalarında bilgiler türetmedikleri (Yok bu böyle idi) demediği ne malum? Asıl soru bu işte aslında.