Sanırım ivme değerine ve yakınlığa göre bu yıkım olayları değişkenlik gösteriyor.
Fakat söylediğiniz gibi, bu sallandığımız ölçü ne ise, biraz fazla sürseydi bir yerlerin zarar göreceğinden eminim.
Bu kadar kısa sürede bile ofislerde vs çok ciddi hasarlar oluşmuş durumda.
Kayseriliyim.
Hayatımda Kayseri de ilk defa 6 sene önce gezdim.
Babamla köyümüze giderken geçtiğimiz yolların eskiden hep bağlık bahçelik alanlar olduğunu anlattılar babamla amcam.
Yani Kayseri'de de tarım arazileri ovalar imara açılmış üzerine çok yüksek katlı binalar dikilmiş.
Erciyes'ten bakınca da zaten şehrin dümdüz ovaya kurulduu görülüyor.
Kayseride 10 kat üzeri 40-50 daireli bir çok bina gördüm, üstelik çoğunun altı da dükkan mağaza için farklı tavan yüksekliği ile zayıf kat olarak yapılmış.
Allah beterinden korusun böyle yüksek binalardan her biri enkaz altında 500 kişi bırakır.
Hiç akla mantığa uygun işler yapmıyoruz.
Şehirleri verimsiz tarımda kullanılamayacak sağlam zeminli alanlara genişletip ucuz fiyattan müstakil prefabrik ev yapılması şartı ile imara açmak lazım.
Beton dökenin, 3. katı çıkanın arsa mülkiyetini iptal etmek lazım.
Maalesef bu ülke inşaatçıların elinde oyunca olduğu için bu stresi yaşamak zorundayız.
Ben de karavan hayatına geçmeyi düşünüyorum.
Ama karavana da geçsek, bir sonraki depreme tatilde, devlet dairesinde, camide, hastanede, misafirlikte yakalanmayacağımızın garantisi yok.
Yani tüm ülkenin depreme dayanıklı bir hale dönüştürülmesi lazım.