• 13-12-2022, 15:59:25
    #1
    Merhabalar,
    Son günlerde gerek sosyal medya gerekse burada bu yaş aralığı gençlerin hayatı bıraktıklarını,tutunma heveslerini yitirdiklerini, hatta intihar derecesinde düşüncelere sahip olduğunu gözlemlemekteyim.
    Hayatta her düştüğünüzde yeniden kalkabileceğinizi özetleyen kendi hayatımdan bir anektod pyalaşmak istiyorum. Öyle biz neler yaşadık , sen ne yaşadın ki hadsizliği değil, herkesin derdi kendine büyüktür, öyle anlamayın lütfen.
    ÖĞÜT FALAN DA VERMİYORUM;O KADAR HADSİZ DEĞİLİM. SADECE VAZGEÇMİŞ GENÇ GÖRÜNCE ÇOK ÜZÜLÜYORUM.

    *1989 şubat- İzmir bornova hastanesinde ciğerleri tamamen tıkalı, ileri derece astım bronşit ile doğdum. Hastaneden eve ilk gelişim 1990 haziranı,ablamla abim annemi göremediğinden ölmemi ister vaziyette.
    *1992 annemle babamın şiddetli boşanması ve 3 çocuk bir anne ile hiç bilmediğimiz Antalya'ya göç.
    *1992 yılında babam ablamla abimi kaçırdı, annem psikolojiden hastaneye yattı, ben yetimhaneye girdim. 1 yıl kaldım. 1 sene sonra abim ablam cemaat yurtlarında bulundu.
    *1993-2002 arası üvey baba elinde yaşam(hergün dayak-ayaktan asma dahil falan)
    *2002 yılında annem daha 40 yaşındayken ölümü üvey babamın gitmesi, sadece 3 çocuk kimsesiz kalmamız.
    *2003 yılında akrabalarımız yanına aldı ama 5-6 ay sonra masraflıyız diye geri kovdular,aynı yıl ablam evlendi.
    *ilk çalışma hayatım bu yıllarda başladı ve ben 13-14 yaşındaydım ve çalıştığım kaportacının verdiği terasta yağ pislik içinde yaşıyor ve oradan okula da gidip geliyordum. Arkadaşlarım hep dalga geçerdi,senin baban annen niye yok evin niye yok falan
    *2004 yılında ortaokulu ikincilikle bitirip liseye başlamam,yabancı dile yatkınlığım sebebiyle süper lise tercihim, aktif çalışma hayatı devam, sabah okul, öğleden sonra iş şeklinde,başka türlü okuma imkanı yok.
    *2008 liseyi dil bölümü olarak, 3lükle bitirmek ve hayalimdeki üniversite.
    *2008-2012 arası sürekli çalışarak üniversite hayatı, evden gelen para yok,bu sırada Erasmus sıkıştırdım, bütün avrupayı gezme imkanı.
    *2012-2014 hayatımızda hiç bir sorun yok, ben üniversite sonrası istanbul'a yerleştim Sultanahmette büyük gruplara rehberlik yapıyorum,2013 yılında abim evlendi.
    *2014 abim çocuğunun doğmasına bir hafta kala öldü ve abimle aynı adı taşıyacak oğlu dogdu, İstanbulda'ki güzel hayatım bitti Antalyaya mecburi dönüş yaptım, istanbulda birktirdiğim bir ev parası aynı gün bitti.Tekrar sıfırdan başlangıç.
    *2014- 2016 abimin çocuguna baba oldugum yıllar,Ablamlar yengem vs aynı sokakta yaşam, sürekli karşılıklı destek.
    *2016 yengem evlendi artık yeğenimi, babası olduğum çocugu görme imkanım nerdeyse bitti.
    *2016 dan bu yana ablamlar kendi evinde 2 cocugu ile eniştem vs ben de onlardan 40 km uzaklıkta yalnız yaşam.

    Mevcutta; 3 dil biliyorum, 3 ayrı lisans derecesi bitirdim, yalnız yaşadığım kendime ait evim var,iyi kötü arabam var, özel bir şirkette departman müdürüyüm ve toplamda 34 ülke gezdim. Ablamlar da çok şükür çok iyiler onlara da bir ev aldık,kendilerine ait dükkanları var geçinip gidiyorlar, bir yeğenim seneye üniversiteye gidecek şu an okul birinicisi,hedefi güzel sanatlar,çok yetenekli.

    6 AY SONRA DÜĞÜNÜM VAR, ÇOK SEVDİĞİM BİR İNSAN MEVCUT VE İLK DEFA AİLEM OLACAK,BİR YANDAN DA KORKUYORUM YİNE BİRŞEY OLACAK VE YİNE SIFIRDAN MI BAŞLAYACAĞIM.
    ÖYLE OLURSA DA OLSUN, YİNE BAŞLARIZ
    ÖZETLE BEN BU HAYATTA ÇOK MUTLUYUM HALA MUTLUYUM.

    Haddim mi bilmiyorum, ÖZÜR DİLEYEREK HATTA size tavsiyem; Vücudunuz acısa da, yaralarınız sizi yıpratsa, beyin hiçbir zaman vazgeçmez. Hayallerinize hayır demenize izin vermez. Çünkü izin verseydi, sadece bir eylem bile sizi hayallerinizden farklı bir yöne sürükleyebilirdi.
    Her düşüş ayrı bir tecrübedir, ve birey olarak sonunda herşeyi kendi başınıza başarmak zorundasınız,hiç kimse sizde kalıcı destek sağlamayacaktır.
    HEM BU GÜZEL VATANIMIZ HEM DE KENDİ ÖZ BENLİĞİMİZİ TEKRAR BULMAK İÇİN BU ÜLKENİN GENÇLERE İHTİYACI VAR. LÜTFEN ASLA VAZGEÇMEYİN.

    ''Ben hayatta neyi isteyip neyi istemediğini ayırt edebilen insanlardan biriyim. Hiçbir zaman vazgeçmem ve hiçbir şeyin gökten önüme düşmeyeceğini bilirim. Bazen, herkes sizi terk etse bile, elinizdeki tek seçenek ilerlemeye devam etmektir''.
    Sören Kierkegaard
  • 13-12-2022, 16:04:09
    #2
    Üyeliği durduruldu
    Helal olsun, okurken gözlerim yaşardı.
  • 13-12-2022, 16:06:17
    #3
    Helal.olsun sana işte hayat bir mücadele asla.pes etmemek lazım.her ne olursa olsun.
  • 13-12-2022, 16:07:23
    #4
    Tecrübeler ile dolu, zorluklardan güçle çıkılmış bir yaşam öyküsü, takdir ediyorum sizi gerçekten hocam. Ancak böyle zorluklar sizin gibi güçlü insanları doğurur. Ancak zorluklara katlanamayan çok fazla kişi de var, kendi başına çabalayamayan dediğiniz gibi cemaat yurtlarına gitme mecburiyetinde olan, çalışıp elde edemediği hayatını başkalarına adayan ama siz kendi hayatınıza ve ideallerinize adanmışlığı ile çok güzel başa çıkmışsınız her şeyle. Bu biraz insanın varoluşuyla alakalı. Bu hikaye çoğu kişiyi motive etse de bu yalnızca belki de çoğu kişide on dakika sürecek belki bazılarında ömür boyu, birinde bir kıvılcım yaratacak, herkes bu yüzden birbirinden farklı.

    Sondaki Kirkegaard'dan söz paylaşmanız da ayrı bir hoşuma gitti.

    Dediğiniz gibi bedensel yük, engeller olsa bile ruhunuzu diri ve güçlü tutun her zaman, hatta zorlu bir yaşan ruhunuzu, mentalinizi güçlendirmenin en büyük egzersizidir.
  • 13-12-2022, 16:08:52
    #5
    Sizi tebrik ediyorum hocam, bu gayretiniz benim göğsümü kabarttı.
  • 13-12-2022, 16:41:29
    #6
    DartkGandalf adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Tecrübeler ile dolu, zorluklardan güçle çıkılmış bir yaşam öyküsü, takdir ediyorum sizi gerçekten hocam. Ancak böyle zorluklar sizin gibi güçlü insanları doğurur. Ancak zorluklara katlanamayan çok fazla kişi de var, kendi başına çabalayamayan dediğiniz gibi cemaat yurtlarına gitme mecburiyetinde olan, çalışıp elde edemediği hayatını başkalarına adayan ama siz kendi hayatınıza ve ideallerinize adanmışlığı ile çok güzel başa çıkmışsınız her şeyle. Bu biraz insanın varoluşuyla alakalı. Bu hikaye çoğu kişiyi motive etse de bu yalnızca belki de çoğu kişide on dakika sürecek belki bazılarında ömür boyu, birinde bir kıvılcım yaratacak, herkes bu yüzden birbirinden farklı.

    Sondaki Kirkegaard'dan söz paylaşmanız da ayrı bir hoşuma gitti.

    Dediğiniz gibi bedensel yük, engeller olsa bile ruhunuzu diri ve güçlü tutun her zaman, hatta zorlu bir yaşan ruhunuzu, mentalinizi güçlendirmenin en büyük egzersizidir.
    1 kişi hocam 1 kişiye etki edebilsem, bir genç kurtarsak yeter be hocam.
  • 13-12-2022, 17:24:02
    #7
    Byhalil adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Merhabalar,
    Son günlerde gerek sosyal medya gerekse burada bu yaş aralığı gençlerin hayatı bıraktıklarını,tutunma heveslerini yitirdiklerini, hatta intihar derecesinde düşüncelere sahip olduğunu gözlemlemekteyim.
    Hayatta her düştüğünüzde yeniden kalkabileceğinizi özetleyen kendi hayatımdan bir anektod pyalaşmak istiyorum. Öyle biz neler yaşadık , sen ne yaşadın ki hadsizliği değil, herkesin derdi kendine büyüktür, öyle anlamayın lütfen.
    ÖĞÜT FALAN DA VERMİYORUM;O KADAR HADSİZ DEĞİLİM. SADECE VAZGEÇMİŞ GENÇ GÖRÜNCE ÇOK ÜZÜLÜYORUM.

    *1989 şubat- İzmir bornova hastanesinde ciğerleri tamamen tıkalı, ileri derece astım bronşit ile doğdum. Hastaneden eve ilk gelişim 1990 haziranı,ablamla abim annemi göremediğinden ölmemi ister vaziyette.
    *1992 annemle babamın şiddetli boşanması ve 3 çocuk bir anne ile hiç bilmediğimiz Antalya'ya göç.
    *1992 yılında babam ablamla abimi kaçırdı, annem psikolojiden hastaneye yattı, ben yetimhaneye girdim. 1 yıl kaldım. 1 sene sonra abim ablam cemaat yurtlarında bulundu.
    *1993-2002 arası üvey baba elinde yaşam(hergün dayak-ayaktan asma dahil falan)
    *2002 yılında annem daha 40 yaşındayken ölümü üvey babamın gitmesi, sadece 3 çocuk kimsesiz kalmamız.
    *2003 yılında akrabalarımız yanına aldı ama 5-6 ay sonra masraflıyız diye geri kovdular,aynı yıl ablam evlendi.
    *ilk çalışma hayatım bu yıllarda başladı ve ben 13-14 yaşındaydım ve çalıştığım kaportacının verdiği terasta yağ pislik içinde yaşıyor ve oradan okula da gidip geliyordum. Arkadaşlarım hep dalga geçerdi,senin baban annen niye yok evin niye yok falan
    *2004 yılında ortaokulu ikincilikle bitirip liseye başlamam,yabancı dile yatkınlığım sebebiyle süper lise tercihim, aktif çalışma hayatı devam, sabah okul, öğleden sonra iş şeklinde,başka türlü okuma imkanı yok.
    *2008 liseyi dil bölümü olarak, 3lükle bitirmek ve hayalimdeki üniversite.
    *2008-2012 arası sürekli çalışarak üniversite hayatı, evden gelen para yok,bu sırada Erasmus sıkıştırdım, bütün avrupayı gezme imkanı.
    *2012-2014 hayatımızda hiç bir sorun yok, ben üniversite sonrası istanbul'a yerleştim Sultanahmette büyük gruplara rehberlik yapıyorum,2013 yılında abim evlendi.
    *2014 abim çocuğunun doğmasına bir hafta kala öldü ve abimle aynı adı taşıyacak oğlu dogdu, İstanbulda'ki güzel hayatım bitti Antalyaya mecburi dönüş yaptım, istanbulda birktirdiğim bir ev parası aynı gün bitti.Tekrar sıfırdan başlangıç.
    *2014- 2016 abimin çocuguna baba oldugum yıllar,Ablamlar yengem vs aynı sokakta yaşam, sürekli karşılıklı destek.
    *2016 yengem evlendi artık yeğenimi, babası olduğum çocugu görme imkanım nerdeyse bitti.
    *2016 dan bu yana ablamlar kendi evinde 2 cocugu ile eniştem vs ben de onlardan 40 km uzaklıkta yalnız yaşam.

    Mevcutta; 3 dil biliyorum, 3 ayrı lisans derecesi bitirdim, yalnız yaşadığım kendime ait evim var,iyi kötü arabam var, özel bir şirkette departman müdürüyüm ve toplamda 34 ülke gezdim. Ablamlar da çok şükür çok iyiler onlara da bir ev aldık,kendilerine ait dükkanları var geçinip gidiyorlar, bir yeğenim seneye üniversiteye gidecek şu an okul birinicisi,hedefi güzel sanatlar,çok yetenekli.

    6 AY SONRA DÜĞÜNÜM VAR, ÇOK SEVDİĞİM BİR İNSAN MEVCUT VE İLK DEFA AİLEM OLACAK,BİR YANDAN DA KORKUYORUM YİNE BİRŞEY OLACAK VE YİNE SIFIRDAN MI BAŞLAYACAĞIM.
    ÖYLE OLURSA DA OLSUN, YİNE BAŞLARIZ
    ÖZETLE BEN BU HAYATTA ÇOK MUTLUYUM HALA MUTLUYUM.

    Haddim mi bilmiyorum, ÖZÜR DİLEYEREK HATTA size tavsiyem; Vücudunuz acısa da, yaralarınız sizi yıpratsa, beyin hiçbir zaman vazgeçmez. Hayallerinize hayır demenize izin vermez. Çünkü izin verseydi, sadece bir eylem bile sizi hayallerinizden farklı bir yöne sürükleyebilirdi.
    Her düşüş ayrı bir tecrübedir, ve birey olarak sonunda herşeyi kendi başınıza başarmak zorundasınız,hiç kimse sizde kalıcı destek sağlamayacaktır.
    HEM BU GÜZEL VATANIMIZ HEM DE KENDİ ÖZ BENLİĞİMİZİ TEKRAR BULMAK İÇİN BU ÜLKENİN GENÇLERE İHTİYACI VAR. LÜTFEN ASLA VAZGEÇMEYİN.

    ''Ben hayatta neyi isteyip neyi istemediğini ayırt edebilen insanlardan biriyim. Hiçbir zaman vazgeçmem ve hiçbir şeyin gökten önüme düşmeyeceğini bilirim. Bazen, herkes sizi terk etse bile, elinizdeki tek seçenek ilerlemeye devam etmektir''.
    Sören Kierkegaard

    Öncelikle hocam hayat hikayen abartı Türk Dram filmleri gibi.
    Her şeyden önce Annene, Babana ve Abine Allah rahmet eylesin.
    Sana da büyük geçmiş olsun.
    Allah evliliğini ve kuracağın aileyi bir ömür mutlu etsin.

    15-25 yaş arası gençlerin hissettikleri şey ergenlik depresyonu denilen tıbbi bir durumdur.
    Bu durum genelde senin gibi hayatında ciddi sorunlar yaşayan, hayata karşı savaş veren ergenlerde görülmez.
    İnsan bir savaş halindeyken bir mücadele halindeyken yorulur ama depresyona girmez.

    Ergen depresyonu yetiştirme yurtlarında ya da sokakta yaşayan çocukllarda değil normal aile hayatı olan çocuklarda daha sık görülür.
    Bu dönemde biyolojik ve hormonal değişiklikler olurken kişinin hayattan beklentileri genelde olanaklarından hızlı büyür ve tatminsizlik başlar.
    Dışarıdan bakınca genelde şımarıkça bir depresyon çeşidi gibi görünür.
    Ergenin evi vardır, anası babası vardır, kirası elektrik faturası ödenir, önüne günde 3 kere yemek gelir, ama o umutsuzum diye depresyona girer.
    O sıcak bir evde oturmanın kıymetini bilmez ama arkadaşından görüp alamadığı iphone'un yoksunluğunu çeker.
    Instagramda arkadaşlarını tatilde görürken aynı olanaklar ile tatil yapamadığında hayata küser.

    Ben de adölesan dönemde çok depresiftim.
    Üstelik bu depresyonumu gizliyordum, herkesle gülen eğlenen ama akşam evde depresif acılar çeken bir ergendim.
    1992 senesinde 13 yaşında bir şiir yazmışım geçende eski defterleri karıştırırken buldum.
    "It's Black Friday, God already forgot his slave" diye başlıyor satırları.
    O dönemde black ve trash metal dinlerdim.
    Ama o şiirde ortaya çıkan hissiyat İbrahim Tatlıses'in "ben insan değil değil miyim?" şarksının ingilizce versiyonu gibi.
    Bugün o yaşta bir çocuğun böyle bir böyle şiirlerine rastlasam yarın intihar edebilir diye elinden tutar hastaneye yatırırım o derece karamsar.

    Yani senin hayat hikayen bu çocuklara ilham olmayacak maalesef.
    Çünkü onların depresyonlarının asıl nedeni ekonomik kriz gelecek kaygısı falan değil.
    Asıl problem internetin insanları bilgiye değil insanları insanlara bağlaması.
    Bu da depresif insanların internet üzerinden organize şekilde bir birlerinin depresyonlarını azdırmalarına neden oluyor.
    Özellikle ergenler arasındaki sosyal medya kullanımı da depresiflerin melankolilerini bir birlerinden ilham ve cesaret alarak yaşamalarını sağlıyor.

    İnsanlar depresyon konusunda ilham alabilselerdi, başka insanlar ile empati yapabilselerdi senin hayat hikayene bile gerek kalmazdı.
    Depresif insanları bir gasilhane ya da hastanelerin palyatif servislerine götürüp biraz gezdirmek yeterdi.
    Geçen hafta gasilhanenin önünden geçerken bir birine sarılıp ağlayan 3 erkek gördüm.
    20-30-40 lı yaşlarda 3 adam bir birine üçlü sarılşmış hüngür hüngür ağlıyorlardı.
    O zaman vergi taksidi, kredi kartının son ödenme tarihi, çıkamadğın tatil, seni terkeden sevgili anlamını yitiriyor.
    Çünkü bu hayatta tek gerçek ve çözümsüz acı ölüm.
  • 13-12-2022, 17:40:07
    #8
    Acıdan geçmeyen şarkılar biraz eksiktir demiş Sezen Aksu.

    Hayat'da öyle sanki, acıdan geçmeyince tatlının kıymeti yok gibi,
    size mutlu bir hayat diliyorum bunun için çok çabalamışsınız.
  • 13-12-2022, 17:53:01
    #9
    digiklan adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Öncelikle hocam hayat hikayen abartı Türk Dram filmleri gibi.
    Her şeyden önce Annene, Babana ve Abine Allah rahmet eylesin.
    Sana da büyük geçmiş olsun.
    Allah evliliğini ve kuracağın aileyi bir ömür mutlu etsin.

    15-25 yaş arası gençlerin hissettikleri şey ergenlik depresyonu denilen tıbbi bir durumdur.
    Bu durum genelde senin gibi hayatında ciddi sorunlar yaşayan, hayata karşı savaş veren ergenlerde görülmez.
    İnsan bir savaş halindeyken bir mücadele halindeyken yorulur ama depresyona girmez.

    Ergen depresyonu yetiştirme yurtlarında ya da sokakta yaşayan çocukllarda değil normal aile hayatı olan çocuklarda daha sık görülür.
    Bu dönemde biyolojik ve hormonal değişiklikler olurken kişinin hayattan beklentileri genelde olanaklarından hızlı büyür ve tatminsizlik başlar.
    Dışarıdan bakınca genelde şımarıkça bir depresyon çeşidi gibi görünür.
    Ergenin evi vardır, anası babası vardır, kirası elektrik faturası ödenir, önüne günde 3 kere yemek gelir, ama o umutsuzum diye depresyona girer.
    O sıcak bir evde oturmanın kıymetini bilmez ama arkadaşından görüp alamadığı iphone'un yoksunluğunu çeker.
    Instagramda arkadaşlarını tatilde görürken aynı olanaklar ile tatil yapamadığında hayata küser.

    Ben de adölesan dönemde çok depresiftim.
    Üstelik bu depresyonumu gizliyordum, herkesle gülen eğlenen ama akşam evde depresif acılar çeken bir ergendim.
    1992 senesinde 13 yaşında bir şiir yazmışım geçende eski defterleri karıştırırken buldum.
    "It's Black Friday, God already forgot his slave" diye başlıyor satırları.
    O dönemde black ve trash metal dinlerdim.
    Ama o şiirde ortaya çıkan hissiyat İbrahim Tatlıses'in "ben insan değil değil miyim?" şarksının ingilizce versiyonu gibi.
    Bugün o yaşta bir çocuğun böyle bir böyle şiirlerine rastlasam yarın intihar edebilir diye elinden tutar hastaneye yatırırım o derece karamsar.

    Yani senin hayat hikayen bu çocuklara ilham olmayacak maalesef.
    Çünkü onların depresyonlarının asıl nedeni ekonomik kriz gelecek kaygısı falan değil.
    Asıl problem internetin insanları bilgiye değil insanları insanlara bağlaması.
    Bu da depresif insanların internet üzerinden organize şekilde bir birlerinin depresyonlarını azdırmalarına neden oluyor.
    Özellikle ergenler arasındaki sosyal medya kullanımı da depresiflerin melankolilerini bir birlerinden ilham ve cesaret alarak yaşamalarını sağlıyor.

    İnsanlar depresyon konusunda ilham alabilselerdi, başka insanlar ile empati yapabilselerdi senin hayat hikayene bile gerek kalmazdı.
    Depresif insanları bir gasilhane ya da hastanelerin palyatif servislerine götürüp biraz gezdirmek yeterdi.
    Geçen hafta gasilhanenin önünden geçerken bir birine sarılıp ağlayan 3 erkek gördüm.
    20-30-40 lı yaşlarda 3 adam bir birine üçlü sarılşmış hüngür hüngür ağlıyorlardı.
    O zaman vergi taksidi, kredi kartının son ödenme tarihi, çıkamadğın tatil, seni terkeden sevgili anlamını yitiriyor.
    Çünkü bu hayatta tek gerçek ve çözümsüz acı ölüm.
    Çok iyi ozetlemişsiniz hocam teşekkür ederim.