Merhabalar,
Son günlerde gerek sosyal medya gerekse burada bu yaş aralığı gençlerin hayatı bıraktıklarını,tutunma heveslerini yitirdiklerini, hatta intihar derecesinde düşüncelere sahip olduğunu gözlemlemekteyim.
Hayatta her düştüğünüzde yeniden kalkabileceğinizi özetleyen kendi hayatımdan bir anektod pyalaşmak istiyorum. Öyle biz neler yaşadık , sen ne yaşadın ki hadsizliği değil, herkesin derdi kendine büyüktür, öyle anlamayın lütfen.
ÖĞÜT FALAN DA VERMİYORUM;O KADAR HADSİZ DEĞİLİM. SADECE VAZGEÇMİŞ GENÇ GÖRÜNCE ÇOK ÜZÜLÜYORUM.

*1989 şubat- İzmir bornova hastanesinde ciğerleri tamamen tıkalı, ileri derece astım bronşit ile doğdum. Hastaneden eve ilk gelişim 1990 haziranı,ablamla abim annemi göremediğinden ölmemi ister vaziyette.
*1992 annemle babamın şiddetli boşanması ve 3 çocuk bir anne ile hiç bilmediğimiz Antalya'ya göç.
*1992 yılında babam ablamla abimi kaçırdı, annem psikolojiden hastaneye yattı, ben yetimhaneye girdim. 1 yıl kaldım. 1 sene sonra abim ablam cemaat yurtlarında bulundu.
*1993-2002 arası üvey baba elinde yaşam(hergün dayak-ayaktan asma dahil falan)
*2002 yılında annem daha 40 yaşındayken ölümü üvey babamın gitmesi, sadece 3 çocuk kimsesiz kalmamız.
*2003 yılında akrabalarımız yanına aldı ama 5-6 ay sonra masraflıyız diye geri kovdular,aynı yıl ablam evlendi.
*ilk çalışma hayatım bu yıllarda başladı ve ben 13-14 yaşındaydım ve çalıştığım kaportacının verdiği terasta yağ pislik içinde yaşıyor ve oradan okula da gidip geliyordum. Arkadaşlarım hep dalga geçerdi,senin baban annen niye yok evin niye yok falan
*2004 yılında ortaokulu ikincilikle bitirip liseye başlamam,yabancı dile yatkınlığım sebebiyle süper lise tercihim, aktif çalışma hayatı devam, sabah okul, öğleden sonra iş şeklinde,başka türlü okuma imkanı yok.
*2008 liseyi dil bölümü olarak, 3lükle bitirmek ve hayalimdeki üniversite.
*2008-2012 arası sürekli çalışarak üniversite hayatı, evden gelen para yok,bu sırada Erasmus sıkıştırdım, bütün avrupayı gezme imkanı.
*2012-2014 hayatımızda hiç bir sorun yok, ben üniversite sonrası istanbul'a yerleştim Sultanahmette büyük gruplara rehberlik yapıyorum,2013 yılında abim evlendi.
*2014 abim çocuğunun doğmasına bir hafta kala öldü ve abimle aynı adı taşıyacak oğlu dogdu, İstanbulda'ki güzel hayatım bitti Antalyaya mecburi dönüş yaptım, istanbulda birktirdiğim bir ev parası aynı gün bitti.Tekrar sıfırdan başlangıç.
*2014- 2016 abimin çocuguna baba oldugum yıllar,Ablamlar yengem vs aynı sokakta yaşam, sürekli karşılıklı destek.
*2016 yengem evlendi artık yeğenimi, babası olduğum çocugu görme imkanım nerdeyse bitti.
*2016 dan bu yana ablamlar kendi evinde 2 cocugu ile eniştem vs ben de onlardan 40 km uzaklıkta yalnız yaşam.

Mevcutta; 3 dil biliyorum, 3 ayrı lisans derecesi bitirdim, yalnız yaşadığım kendime ait evim var,iyi kötü arabam var, özel bir şirkette departman müdürüyüm ve toplamda 34 ülke gezdim. Ablamlar da çok şükür çok iyiler onlara da bir ev aldık,kendilerine ait dükkanları var geçinip gidiyorlar, bir yeğenim seneye üniversiteye gidecek şu an okul birinicisi,hedefi güzel sanatlar,çok yetenekli.

6 AY SONRA DÜĞÜNÜM VAR, ÇOK SEVDİĞİM BİR İNSAN MEVCUT VE İLK DEFA AİLEM OLACAK,BİR YANDAN DA KORKUYORUM YİNE BİRŞEY OLACAK VE YİNE SIFIRDAN MI BAŞLAYACAĞIM.
ÖYLE OLURSA DA OLSUN, YİNE BAŞLARIZ
ÖZETLE BEN BU HAYATTA ÇOK MUTLUYUM HALA MUTLUYUM.

Haddim mi bilmiyorum, ÖZÜR DİLEYEREK HATTA size tavsiyem; Vücudunuz acısa da, yaralarınız sizi yıpratsa, beyin hiçbir zaman vazgeçmez. Hayallerinize hayır demenize izin vermez. Çünkü izin verseydi, sadece bir eylem bile sizi hayallerinizden farklı bir yöne sürükleyebilirdi.
Her düşüş ayrı bir tecrübedir, ve birey olarak sonunda herşeyi kendi başınıza başarmak zorundasınız,hiç kimse sizde kalıcı destek sağlamayacaktır.
HEM BU GÜZEL VATANIMIZ HEM DE KENDİ ÖZ BENLİĞİMİZİ TEKRAR BULMAK İÇİN BU ÜLKENİN GENÇLERE İHTİYACI VAR. LÜTFEN ASLA VAZGEÇMEYİN.

''Ben hayatta neyi isteyip neyi istemediğini ayırt edebilen insanlardan biriyim. Hiçbir zaman vazgeçmem ve hiçbir şeyin gökten önüme düşmeyeceğini bilirim. Bazen, herkes sizi terk etse bile, elinizdeki tek seçenek ilerlemeye devam etmektir''.
Sören Kierkegaard