Arkadaşlar şuan yurtdışında yaşıyorum, İsviçre gibi en zengin ülkelerinden tutun da Balkanlar gibi ekonomisi daha zayıf ülkelerine kadar pek çok Avrupa ülkesini gezdim, gördüm. Ve sadece Türkiye'ye özel olduğuna inandıgım bir durum var; pek çok insanın mutsuzluğunun, özellikle yeni neslin umutsuzluğunun sebebi bu bence : "Zengin Olma Hırsı"
Hemen bu hırstan neyi kastediyorum açayım. Türkiye'de gelir makası o kadar orantısız bir şekilde açılmış ki; aşırı zengin olmakla yoksulluk arasındaki ara statüler kaybolmuş durumda. Yani ya zenginsindir, ya da geçim sıkıntısı yaşıyorsundur. Orta kesim dediğimiz, zengin olmayan ama yoksulluk da çekmeyen, refah yaşayabilen bir kesim gerçekten kalmadı.
Mutluluk = Zengin Olmak
İşte bu nedenle Türkiye'de mutluluk = zengin olmak formülüne dönüşmüş. Yani ya zengin olur mutlu olursun, ya da hayatının sonuna kadar ekonomik sıkıntılarla boğuşur, huzursuz bir hayat sürersin. Şuanki durum için aslında oldukça da geçerli bir yaklaşım. Ben saygın bir üniversiteden mezun, 9 yıl tecrübeli bir mühendis olarak Türkiye'de refah yaşayamıyordum. Üstelik eşim de benzer tecrübede, yurtdışı eğitimine sahip mimardı. Eğer bir ülkenin tecrübeli, eğitimli mühendisi mimarı, ülkenin prestijli firmasında çalışıp da ekonomik anlamda huzura eremiyorsa kim erecek? Kötü bir yerde balkonsuz 70m2 bir eve tıkışmış durumdaydık, sürekli para hesabı yapıyorduk, ev almaya korkuyorduk ki çocuk olduktan sonra işler daha da zorlaştı. Arkadaş 10 yıl karı koca mimar mühendis çalışıp, 10-15 yıllık deli gibi borcun altına girmeden ev alamıyorsan, nasıl olacak bu iş ? Bakın zenginlik demiyorum, barınmak en temel 3 ihtiyaçtan birisidir =) Daha fazla detaya girmeyeceğim ancak mutsuzduk. Bu öğretmeni için de, doktoru için de geçerli. Örnekler arttırılabilir, kendimden örnek verdim. Kaldı ki hep de düşünürdüm, biz bu gelirle bu sıkıntıları yaşıyorsak, gerçekten dar kesimli insanlar ne yapıyor diye. Şuan bile aklım hayalim almıyor, asgari ücretle insanlar nasıl geçiniyor, gerçekten olağanüstü bir başarı...
Daha dün farklı bir konuda yazmıştım, forumdaki lise, üniversite öğrencilerine bakın. Ben de o yaşlarda bu forumdaydım, ancak ticaretten ziyade kendimi geliştirmek, bir şeyler öğrenmek için bulunuyordum. Şuanki gençler öyle değil, hepsinde inanılmaz para kazanma hırsı, öğrenmek değil, gelişmek değil, tek amaç hızlı bir şekilde ciro arttırmak, büyümek. Çünkü o biliyor ki mutlu olmak için hızlı bir şekilde zengin olmalı. Benim şuan ortaokul öğrencisi yeğenim oyun hesapları satma peşinde. Yani ortaokul öğrencileri keyif için değil para kazanmak için oyun oynuyor. Ya ben gazoz kapağı oynarken, aklıma bile gelmezdi o işten para kazanmak

Malesef Türkiye'de insanlar zengin olmadan mutlu olmayacağına inanır durumda, bu psikolojinin de çok haklı sebepleri var. Olay sadece ülke ekonomisinin kötü olması değil. Eğer öyle olsa, mantıken bizden daha fakir Balkan ülkelerinde de durum aynı olmalı =) İşte burada ikinci faktör devreye giriyor
Tüketim Çılgınlığı!
Ben Avrupada gezdiğim hiç bir ülkede böylesine tüketim çılgınlıgı görmedim. Türkiye'de gerçekten inanılmaz boyutta bir tüketim var. Alışveriş kaynaklarının bu kadar fazla olduğu, bu kadar kolay oldugu, borçlanmanın bu kadar rahat oldugu, böyle bir tüketim yapan başka bir ülke oldugunu sanmıyorum Avrupa'da. Ve her türlü reklam, yayın, insanları sürekli tüketime itiyor. Para yok ama tüketiyor, borçlanıyor, ekonomik, psikolojik her türlü özgürlüğünü yitiriyor insanlar.
İşte bu iki faktör birleşince, insanlar derin bir mutsuzluk uçurumuna sürükleniyor. Adam lisans mezunu, 10-15 yıllık tecrübesi var, haliyle düzgün bir hayat yaşamak istiyor. Çünkü o kadar emek vermiş okumuş, ancak realite istediği hayatı sunmuyor ona. Kendisini iyi hissetmek için bir şeyler yapıyor ama sürekli içeride, sürekli borç, kredi durumunda. Bir ülkenin mühendisi, öğretmeni, avukatı vs. refah yaşayamıyorsa, (ya zengin olsun demiyorum, ancak hayattaki odak noktası 1 yılda yapacağı 2 haftalık tatil ve çektiği krediler olmasın diyorum) böyle bir ülkede mutlulugu zengin olmakta aramak çok da normaldir. Bu da sürekli hırs, yetersizlik hissi, umutsuzluk, ve ilelebet mutsuzluk demektir. Artan intihar vakaları, aile cinayetleri, ekonomik sorunlara bağlı diğer olumsuzluklar da aslında bunu gösteriyor.
Halbuki bu kadar açılmış bir makas, zengini daha zenginken, fakiri daha da fakir olan, orta kesimin yok oldugu bir ortam olmasa, kimsenin yatlar, katlar, lüks hayat, şurada tatil yapsam, burada yemek yesem, şu markayı giysem gibi bir hayali olmayacak. Ve inanın o zaman insanlar çok daha mutlu olacak. Çünkü aslında gerçek değil o hayaller, sadece Türkiye'de artık zengin değilim ama refah yaşıyorum diye bir kavramın yok denecek kadar az kalmasıdır.
Size Tavsiyem
Kardeşlerinize, çocuklarınıza, yeğenlerinize vs. çevrenizdeki gençlere dikkat edin, gerçekten artık ne meslek, he kişisel gelişim değil hayalleri, sadece para kazanmak. Hiç bir genç bölüm seçerken bu meslek ne iş yapıyor diye sormuyor, ilk sorusu ne kadar kazanıyor? oluyor. Eğer bir gençliğin hayali, şu ya da bu meslek erbabı olmak değil de, sadece para kazanmak ise, bu hem kendileri, hem de toplum için çok tehlikeli bir durum.
Forumda da aslında bu tablonun özeti var. Amacım kesinlikle genç girişimcileri eleştirmek değil. Tam aksine önceki konularıma bakarsanız elimden geldiğince destekliyorum da. Ancak burada onların birinci önceliği kişisel gelişim ve öğrenmeden çıkmış durumda, pek çoğunun tek gayesi o ya da bu şekilde para kazanmak. Para kazanma hırsının bu kadar alt yaşlara indiği başka bir Avrupa ülkesi bence yoktur. Bu gençler tüm günlerini 20-30 tl kar etmek yerine değil de, 4-5 sene sonrası için öğrenmek, araştırmak, birşeyler üretmek adına harcasalar, daha mı kötü olurdu? Ancak bunu hangi psikoloji ile yapacaklar? Evde okumuş ama işsiz baba, anne, abi vs. varken, hangi gence sen kendini geliştir parayı illaki kazanırsın diyebilirsin?
Okuduğunuz için teşekkürler