sosyolojik bir tespit olarak ortaya atıyorum bu düşüncemi.
en bariz sebebi şu.
her gün kaos, öfke, nefret, ölüm, yıkım, borç, zarar vb. konulara uyanıyoruz. aralıksız hemen her gün. bu büyük olumsuzluk çığı karşısında 1-2 o da belki iyi haber görüyoruz karşımızda. tüm bu yıkımın arasında karşılaştığımız iyilikler bir süre sonra ilgimizi zerre cezbetmemeye başlıyor.
örneğin, müsabakalarda altın madalya alan oyuncularımızın haberleri düşüyor önümüze. 10-15 saniye bakıp, iyiymiş diyip geçiyoruz. o anın hissi, sevinci içimizde oluşmuyor oysa bu milli bir başarı ve ülkece kutlamaları dahi yapılmalı tüm halk coşkuyla tepki göstermeli. mantıklı olan bu fakat öyle bir haldeyiz ki buna niyetlenen insanlar olursa deli herhalde diye bakılır dışardan. çünkü her yerimiz olumsuzluğa empoze durumda. o iyi haberi gördükten sonra hemen yeni bir kaos, yıkım çıkıyor karşımıza ve normalimiz olarak devam ediyor.
ancak şu da var. başlıktaki " istiyor " olayı, Türk halkının bilinçli gerçekleştirdiği bir durum değil. tam tersine, özellikle kitle iletişim araçlarının yaygınlaşmasıyla beraber halka tesir çok kolay oldu ve olumsuz haber bombardımanına tutulan halk bi süre sonra buna adapte etti kendini.
her 60-70 yılda bir, bir halk yeniden doğar.
umuyorum ki bizden sonraki nesiller olumsuzluk bombardımanına tutulmak yerine, güzel haberlere tepki verebilecek, sevinenin sevincini içinde bir nebze hissedebilecek durumda olur gelecekte. bunun gerçekleşmesi için özellikle çocukluktan itibaren bu yönde yetiştirilmeli her insan. okulda, ailede. olumlu düşünceler ve "mutluluğa katılma" düsturuyla. ilgisizlik ve olumsuzluk devam ettiği müddetçe maalesef öfkeli ve yüzü asık bir millet olarak yaşamayı sürdüreceğiz.
ha şöyle bir artısı var tüm bu durumların, iradesi daha kuvvetli, kötü olaylardan daha az etkilenen ve psikolojik olarak yıkıma uğramayıp direncini kuvvetlendiren bir toplum halini alıyoruz. bu da bize ayakta ve hayatta kalma şansı tanıyor. japonlarda bu düsturun pek oluşmadığını düşünüyorum bu yüzden intihar vakaları oldukça yüksek. çok etkilenen, hassas bir toplum. sanırım bizim coğrafyamız için en azından şimdilik bu olumsuzluk sürecine ihtiyaç var gibi. aksi halde her şeyden etkilenen bir toplum olsaydık en basitinden bugün bir doktorumuz kalmazdı hastanelerde. sabretmeyi, önümüze bakmayı biliyoruz.
Türk İnsanı Artık Kötü Haberler Duymak İstiyor
6
●322
- 03-04-2022, 10:49:03avrupada, abd'deki gençlerin özellikle bizim kadar olumsuzluklara maruz kaldığını pek sanmıyorum. çoğu keyifli, eğlenceli bir hayatın içinde. bunun pek parayla ilgisi de yok aslında. parası bol, refahı yüksek bir toplum olsaydık da bu kadar propagandaya maruz kalmak yine güleryüzden uzaklaştırırdı bizleri muhtemelen.Extsoft adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
- 03-04-2022, 11:06:08Affedersiniz ama hiçbir Türk bir Japon kadar ağır şartlarda çalışmıyor, çalıştırılmıyordur. Biz disipline gelemeyen bir toplumuz. Japonya hakkında pek bilginiz olmadığını varsayıyorum. Adamların bakanlıkları dahi "işten sonra biraz metroda uyuyabilirsiniz" diyor. Ölümüne çalıştırıyorlar. Güney Kore de keza öyle. Neredeyse tüm gelişmiş doğu medeniyetlerinde kendinize ayıracak vakti bulamıyorsunuz işten. Güney Kore'de adam bilerek hapishaneye giriyor diyor ki "Normal hayattakinden daha özgürüm, daha çok kendime vakit ayırabiliyorum." Rahatlıkla "tüm kadınlar işe topuklu ayakkabı ile gelmek zorundadır." diye karar alabiliyorlar. İş saatinden sonra tıklım tıklım o metrolarda insanlar oturabilirlerse şanslı, en azından biraz uyuma şansı buluyorlar. Oturamazlarsa kısacık uykuyla yine disiplinize bir şekilde çalışmaya gidiyorlar. Açıkçası iki tane nükleer bomba yiyip ona rağmen yıkılmamış bir medeniyetle kıyaslayıp Türkler bu konuda daha iyi demek yanlış bir tutum oluyor. Bir Türk vatandaşını geçtim, herhangi bir batılı vatandaş Japonya'da hayatta kalmaya çalışsın aynı şartlar ile çoktan intihar etmiş olur. Japonya'nın başına gelen felaketler Türkiye'nin başından geçmemiştir dahi. Türk toplumu olarak Japonlardan öğreneceğimiz çok şey ayakta durma konusunda. İş disiplini olarak ise çok adaletsizler.
Japonya II. dünya savaşında son yıkılmayan kaleydi, nükleer bomba ve ağır savaş şartlarıyla onlar da yıkılmıştır. Halk üzerindeki psikolojik etkileri için "Grave of the Fireflies" animesini izleyebilirsiniz. - 03-04-2022, 11:21:41Güney Koreyi yakından biliyorum ülkemizle karşılaşrırdığımda aklıma gelenler
* Küçük yaşta okul saatleri oldukça uzun okul dışındada eğitimleri devam ediyor.
* Evleri nispeten ufak evi uyku ihtiyacı olarak kullanıyorlar.
* İş, müzik, sanat, eğitim hangi konuyu alırsanız mükemmellik prensipleri. Başarısızlığı kabul etmiyorlar.
* Erkek yada Kadın farketmez kişisel bakıma çok önem veriyorlar.
* Ahlak ve saygı konusu herkes biliyor uzak doğu insanlarını.
* İnsanlar belli uyum içerisinde disiplinize olmuş şekilde yaşıyorlar.
Ülkemizde birşeyleri elde etmek daha kolay rüzgarı yakalamak yeterli uzak doğu gibi ülkelerde herşeyiniz diğer insanlar gibi standart olur bu sebeple fazlada birşeyler elde etmek için çabalamanıza gerek kalmaz.