• 03-03-2022, 11:25:16
    #1
    Ataletin kelime anlamı eylemsizliktir. Ataletli olma durumu ise yapmak zorunda olduğumuz şeyleri yapamama, yarıda bırakma veya kafada bitirme anlamlarına da gelmektedir.
    Herkes elbet günlük hayatta atalet ile başa çıkmak zorunda kalmıştır. Bu belki okul sınavları, belki de iş hayatınızda yapmanız gerekenlerdi. Muhtemeldir ki bazı işleri halının altına atmaya niyetlenmişizdir. Onları boş verip bahaneler üreterek yapmaktan vazgeçmişizdir.
    Peki sizce bu ataletin çözümü neydi ? Hiç istemediğimiz bir şeyi kendi irademizi terbiye ederek nasıl olurda düzenli bir şekilde yapılan işe dönüştürebilirdik ?
    Öğrencilerin büyük bir kısmı eğitim öğrenim hayatı boyunca sürekli olarak erken kalkmak , okula gelmek ve dersleri dinlemek zorundadır. Bir çok öğrenci bunu yapmayı istemez ama zorunluluk hissettiği için her gün süreci tekrarlar. Yani bir şekilde dış etmenlere bağlı olarak kendimizi sabah kalkıp okula veya işe gitmeye şartlayabiliyoruz. Fiziki ve Mental olarak bu olguyu gerçekleştirmeye gücümüz yetiyor. Fakat iş kendi irademizle yapmaya geldiğinde ise devreye atalet giriyor. Sıkılıyoruz, erteliyoruz, bahaneler üretiyoruz. O iş artık bize dünyadaki en zor iş olarak gelmeye başlıyor belki.

    Şimdi size soruyorum, sorun yaptığımız işte miydi yoksa bizde mi ? Sorun işteyse neden diğer insanlar o işi yapabiliyordu da biz yapamıyorduk ? Onlar üstün zekalılar mıydı ? Yoksa ataletlerini mi eğitmişlerdi ?
  • 03-03-2022, 11:29:25
    #2
    Konu başlığını bir atlet olarak okudum
  • 03-03-2022, 11:32:22
    #3
    Atlet anladım
  • 03-03-2022, 11:33:24
    #4
    DenqeSiz adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Konu başlığını bir atlet olarak okudum
    Hocam ne yalan söyleyeyim bende atletinizi nasıl yendiniz diye okudum 😂
  • 03-03-2022, 11:34:48
    #5
    mehmeteeken adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Hocam ne yalan söyleyeyim bende atletinizi nasıl yendiniz diye okudum 😂
    bende öyle okudum ne model atlet giyerseniz manasında mı soruyor dedim
  • 03-03-2022, 11:35:29
    #6
    Bir şey alırken parasına hiç bakmadan aldığımda.
  • 03-03-2022, 11:36:59
    #7
    Disiplin, kararlılık ve hedeflerimle
  • 03-03-2022, 11:42:41
    #8
    Arkadaşın konusu atletten dolayı sapmış

    Hocam herkesin kimyası bir olmuyor maalesef. Kimi 1 bardak suyla tüm gün geçirirken kimileri 3 litre su içse yetmiyor. Atalet konusunda maalesef bende sınıfta kalanlardanım. Al benim beynimi, düşüncelerimi bir başkasına ver, Elon Musk ile kapışır seviyeye gelir. Üzerimdeki şu tükenmişlik sendromundan, hareketsizlikten bir kurtulsam yataktan kalkıp gidip salonda uyuyacağım

    Bir tanıdığım şöyle derdi. Bir insanın eline hayatı boyunca 2 defa imkan geçer değerlendirirse bir yerlere gelir, değerlendiremezse ayvayı yer diye.

    Ama sonrada eklemişti: 40 yaşına kadar bir şeyler yaptın yaptın. Yapmadın 40 yaşından sonra senden bir b0k olmaz demişti
  • 03-03-2022, 11:57:11
    #9
    İrade meselesi. Ayrıca tıbbi bir sorun da olabilir (belki vitamini eksiktir vesaire)
    Bu çağda, atalet yani tembellik en büyük sorunlardan birisidir. Fark ettiniz mi? Teknoloji geliştikçe sanki insanlar tembelleşti gibi.
    Hedefsizlik ataletin bir sebebi olabilir. İnsan sürekli yatarsa, bir süre sonra bünyesi rahata alıştıktan sonra artık o tembellik hastalığına kapılmıştır kuvvetle muhtemel.
    İmam-ı Azam Ebu Hanife'nin, Yavuz Sultan Selim'in ne kadar çalışkan olduklarını belki duymuşsunuzdur.


    İnsan ne yapması gerektiğini bilip de halen çalışmayabiliyor. Çok garip. Resmen kendine zulmediyor gibi. Böyle insanlarla belki karşılaşmışsınızdır. Ancak nefsini eğiten insanlara baktığınızda, onların da ne kadar çalışkan olduklarını gözlemleyebilirsiniz.
    Nefse her istediği verilirse, o nefis canavarı bir gün insana hükmedecek güce ulaştığında o zaman ona karşı gelemeyip de insanın hedeflerine odaklı çalışmaktansa, sabahtan akşama kadar boş beleş şekilde yatakta yatması pek muhtemeldir.

    Rivayete göre, Cenâb-ı Hak nefse:
    - Ben kimim, sen kimsin? diye sormuş.
    Nefis de:
    - Ben benim, sen sensin! diye cevab vermiş.
    Bunun üzerine Allah ona azab vermiş, Cehenneme atmış, sonra yine sormuş:
    - Ben kimim, sen kimsin?
    Nefsin cevabı aynı olmuş:
    - Ben benim, sen sensin!


    Hangi azâbı verdiyse, nefis gurur ve enaniyetinden vazgeçmemiş. Nihayet uzun süre aç bırakarak
    bir nevi oruç tutturmuş, sonra tekrar sormuş:
    - Ben kimim, sen kimsin?


    Nefis bu sefer şu cevabı vermiş:
    - Sen benim Rabb-i Rahîmimsin, bense senin âciz bir kulun... (el-Havbevî, Dürretüt’l-Vâizîn, s. 11)