Son zamanlar da çeşitli ülkelerin savaş hazırlığı Dünya'yı geriyor, virüsten kurtuluyoruz derken bu kez de savaşlar mı çıkacak, ben de düşündüm taşındım neden savaşmak ister insanlar dedim, düşünürken düşünürken şöyle bir şey oldu, barış zamanında her türlü konu da birbirine zarar açan insanlar bunların acısını çıkarmak istiyor herhalde, sonra bir söz bulayım dedim ve şu sözü buldum;
Barışta birbirinin güvenini yok edenler, savaşı da birbirini yok etmek için istiyorlar.
Barıştan sonra gelen bir şey savaş, belki de savaş hep var şiddet içeren kısmı ortaya çıkınca savaş başlıyor diyoruz savaş hiç bitmiyor ki, insan sadece eceli gelince ömüyor ki, ne haksızlıklar sebebiyle ne kayıplar yaşıyor insanlar.
Milyonlarca engelli, devamlı tedaviye muhtaç hasta, iyice yaşayamaz olmuş hayvanlar, tamam savaşın gerekliliği vardır bazen kodun mu oturtacaksın iyi de;
Barışta her şeyin daha iyi yapılabileceği olanaklar varken hatta savaşın istenmesine sebep olan, haksızlıklar oluyor da, savaşta nasıl olmaz haksızlık, peki o zaman savaştan üstün ne var ki o zaman savaştan sonra ne olacak, olması gerekir?
Savaş ve Barış üzerine
9
●314
- 20-02-2022, 01:57:01Barış hali diye bir şey yok bence. Savaşa hazırlık durumu var.
1. Dünya savaşı 1914, yalnızca 100 yıl önce.
2. Dünya savaşı 1939, hala yaşayan tanıkları vardır.
Demem o ki, yalnızca 81 yılı barış hali olarak sayamayız bence. Bir insan ömrü nerdeyse, birkaç nesil bile değil.
Dolayısıyla bu süreç savaş hazırlık süreciydi. İnsanlar barış haline çok kaptırdılar sadece. - 20-02-2022, 02:40:44Üyeliği durdurulduSevgili arkadaşım öncelikle hayat gerçekten çok zor , izin ver size bunu tüm çıplaklığı ile göstermeye çalışayım .ilgice adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
Öncelikle bu dediğimiz olay tamamen ; Tribalizm ve Sosyal kimlik teorisi ile ilişkili : Tribalizm , Sosyal Kimlik Teorisi , İç gruplar ve dış gruplar hadisesi
İnsan nüfusunun hemen hemen hepsi zoolojik düzeyde yaşar , Çünkü insanda bir insansıdır ve kuyruksuz maymundur , Her ne kadar insan soyut becerileri ve yetisi ile bu hususta muazzam ilerleme kayıt etmiş olsa da güdülenmek doğasında her daim baskındır ; dürtüleri ve güdüleri ile hareket eder çoğunlukla ve az sayıda insan ne yazık ki insan-i vasfı / nitelikleri bünyesinde barındırır : İnsan , İnsansı sınıfı , Kuyruksuz maymunlar .
Zoolojik tarafı ve güdülenme / dürtü bazlı yaşantısı ile insan psikolojik etkiler karşısında aşırı bir kırılganlığa sahiptir , Baskın bir figür veya bir otorite karşısında itaat eğilimi gösterir Zoolojide ki Alfa Beta Omega misali ; En beklenmedik şiddet eylemlerini ve inanılmayacak ölçekte şiddeti pekala bu sayede rahatlık ile sergileyebilir bakınız : Milgram otorite deneyi , Savaş suçluları , Baskın otorite , Şiddet
İnsan türü her ne kadar kandırsa da ve daha az önemsiz hale getirse de ; varlığının son bulacağını ve öleceğini kesin olarak bilir . Bu yüzden Dehşet yönetimi kuramı dediğimiz bir kavramın ifadesiyle .. Bunu baskılamak ve kendisini kandırmak için süreğen bir mücadeleye girer ve çevresini de ona göre şekillendirmeye çalışır . Bu sayede bir gün öleceği düşüncesinin dehşetinden kurtulur veya kendisi için çok daha önemsiz hale getirir , Süreğen şekilde bu çatışma devam eder ve kandırmacayı sürdürmek için ; çevresini de ona göre şekillendirmeye çalışır . Sonuç olarak bir gün öleceğim düşüncesinin yarattığı dehşetten ve stresten kurtulur ve kendisini buna inandırır . İnandırmaya da devam eder . Bakınız : Dehşet yönetimi kuramı
Dehşet yönetimi kuramının ifadesiyle ... Dinler inanışlar dogmalar da böyle çıkmıştır ki ; insanlar bir süre sonra ciddi psikolojik rahatsızlık ve hastalıklardan ve dahası akıl zayıflığı ve akli melekelerinin kayıp olmasından dolayı ; çok daha agresifleşir . Bu inandırma ve kandırma sürecinde de artan ölçekte ağır şiddet sergileyebilir ; Tecavüz , Linç , İntihar , Cinnet ve benzeri kompulsiyonlar gerçekleştirebilir .
Bakınız : Farkhunda olayı , Din görevlisi Farkhunda'nın bir molla ve yüz müslüman tarafından ezilerek / yakılarak / taşlanarak / parçalanarak öldürülmesi
Sorun insanın triballiğinde ve ilkelliğinde , zoolojik tarafında .. ve biz dehşet yönetimi kuramına karşı çok aciziz ; tıpkı Din görevlisi Farkhunda gibi .
O yüzden müsvedde-i insan dediğimiz insan insansıları güdülenmeye ve dürtüsüyle bunları yapmaya devam edecek , bizde kendimizi bir şekilde onlardan korumaya çalışacağız . - 20-02-2022, 03:02:56Üyeliği durdurulduDüzenleme ve önemli not : İnsanın Bu Triballiğinin ve ilkelliğinin zoolojik tarafıyla harmanlandığı ; ve insanların güdülenmesinin makro ölçekteki gösterimine şahit olmak istiyorsak ...
Bunu Popülizm , Popülistlik , Çoğulculuk , Seçkincilik vesairede görebiliriz bakınız : Popülizm Vikipedi
Karizmatik ve Geleneksel otorite bu şekilde insan yığınları üzerindekini tesirini süreğen ve sistemli şekilde devam ettirir , Bu süreç o kadar çok uzun sürmüştür ve sürmeye de devam eder ki :
Tıpkı beş maymun deneyinde olduğu gibi : su sıkılmamış beş maymunda muza ulaşmaya çalışmaz .
İnsanlarda tıpkı beş maymunun yaptığı gibi tazyikli su yemiş gibi davranır .
Bakınız , Beş maymun deneyi vikipedi , Otorite çeşitleri Vikipedi
Eğer ki sizde beş maymundan dayak yemek istemiyorsanız , daha doğrusu beş maymun tarafından darp şiddet cinnet linç ağır şiddet cinsel şiddet vesaire şu bu görmek istemiyorsanız , haliyle beş maymunun bulunduğu ortamda bulunmayacaksınız ve uzak duracaksınız .
Çünkü bu beş maymunda tazyikli su sıkılması biri birini dövmesi bir kompulsiyondur , mikro ve makro ölçekte ayrıca hastanın da eğilimine bağlı olarak ; bu size karşı bir sözlü saldırıya , tacize , yaptırıma , linçe , ağır şiddete , tecavüze , cinnete dönüşebilir .
Farkhunda olayındaki : Cinnet , Ağır şiddet ,Ezme , diri diri yakma , taşlama ve parçalama kompulsiyonlardır , hastaların eğilimi ve tetiklenme seviyesine bağlı olarak aşama aşama gerçekleşmiştir .
Her ne kadar tam olarak bu ölçütlere göre değerlendirilmese de sosyodemografik ve sosyokültürel açıdan benzeri göstergelerin ve olguların yoğunlukta olduğu ülkelere seyahat yapacak bir başka ülke vatandaşına ..
İlgili vatandaşın ülkesi seyahat uyarısında bulunur , Seyahat yasağı koyabilir , O ülkelerde bulunan vatandaşlarına o ülkenin dışına çıkmalarına yönelik telkinlerde bulunurlar veya bunla alakalı çalışma yaparlar .
Örneğin ; Afganistan'da olduğu gibi . Tabi ülkelerin bu alandaki ölçütleri makro düzeydedir ve genel manadadır , Sosyodemografik ve Sosyokültürel açıdan bazı göstergelere bakarlar ve bazı kıstaslara ve indislere verilere göre değerlendirirler ki bunlar çok makro düzeydedir .
Ama temelinde bunların Triballik , İlkellik , İnsansılık ve yukarıda bahis ettiğimiz hususlar yatmaktadır . Mikro manada bu anlattıklarımız sayılamayacak kadar çok insan tarafından ; tamamen kontrolsüz ve süreğen şekilde uygulanır , Genellikle devletler bunu kontrol altına alınamayacak ve durdurulamayacak büyüklüğe kavuştuğunda makro ölçekte fark eder . - 20-02-2022, 03:30:04Üyeliği durdurulduÖrneğin Hindistan'ı ele alabilirsiniz, Hindistan'da Hint filmleri , Atmosferi sunuluşu insanda bir cazibe uyandırır ve ilgi çeker .
Ama çoğunluk Hindistan'da süreğen ve sistemlice yaşanan tecavüzleri , cinnetleri , şiddeti , ölümü kanı , köleliği saf kötülüğü görmez .
200 milyon insanın bakınız Dalit insanları , Neler yaşadığını 200 milyon insanın köle olduğunu , her gün her saniye şiddete tecavüze cinnete nefrete maruz kaldığını bilmez .
Çünkü Makro ölçeklerde bir süre sonra Mikro hale gelir : Bir makro olay silsilesi o kadar çok büyümüştür ve kanıksanmıştır ve normalleşmiştir ki : Artık o Makro sıradan olağan bir mikro gösterge haline gelmiştir .
200 milyon Dalitli insan buna en güzel örnektir .
200 milyon nüfuslu bir insan kalabalığından bahsedersek bu MAKRODUR ama 200 milyon insan Hindistan'da alışılagelmiş Kast sistemindeki bilmem kaç kaç yıllık uygulamanın etkisiyle Mikro hale gelir ve sosyodemografik ve sosyokültürel göstergelere yansımaz bile ..
Hanginiz 200 milyon Dalitli insanın dramına şahit oldunuz ; Sosyokültürel ve Sosyodemografik bir gösterge olarak onları görebildiniz .
200 milyon insan Türkiye'nin kaç katı insan . İşte Makro ölçekler süreğenlik içinde uzunca bir süre sonra ardılları ile birlikte ele alındığı için mikro ölçeğe dönüşmektedir .
200 milyon insan yani kaç ülke eder. - 20-02-2022, 06:05:40Akıl yerini popülizme bırakınca savaş çıkar. 1. Dünya savaşı, 2. Dünya savaşı hep popülizm ile başlamıştır.
Örneğin; Türkiye, kendi gibi düşünmeyen insanların düşman ilan edildiği bir ülke oldu. Bunu dünya çapında düşünün.
Popülistlerin ortak özellikleri kendilerini bilgin zanneden cahil olmalarıdır. - 20-02-2022, 11:12:30Üyeliği durdurulduBu mesajdan sonraki mesajımda sosyal entropinin azalarak barış zamanlarını oluşturmasını açıkladım .Misafir adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle

Adolf Hitler'in , kavgam kitabını bir kaç kez okumuş biri olarak söylüyorum . Yukarıdaki mesajlarımda anlattıklarımla beraber Adolf Hitler : İnsanların Zoolojik düzeyde yaşantısını ve triballiğini / ilkelliğini gören ; güdülenmesini gören ve bunu popülizme uyarlayan ender adamlardandı . Özellikle Goebbels propaganda için bu psikolojik etkilerden bu kırılganlıktan ve bu zayıflıktan bu argümanlardan sonuna kadar yararlanırdı .
Çünkü her ne kadar popülizm kavramı bize daha ılımlı gözükse de ; özünde Zoolojinin Tribalizmin sonucu olarak ortaya çıkmış bir akımdır bir türevdir .
Popülizmde geleneksel otorite vardır , karizmatik otorite vardır yada bunlar harmanlanmıştır ; çoğunluk iradesini tahvil eder azınlıkta azınlıkta azınlıkta olanlara . Seçkinciliktir ; aslında seçkin olmayan seçkinler ve seçkinler vardır ki popülizmin ana direği bu seçkin olmayan seçkinlerdir . Bunlar hem karizmatik otoritedir hem gelenekten geleneksel otoriteden beslenir ve sonuç olarak bu bir kaç seçkin olmayan seçkinin her yaptığı her düşüncesi ; o insanlara mal edilir milyonlara mal edilir buna da sıklıkla Milli İrade derler , Örneğin bu bizim irademiz değil bu milletin iradesidir Milletin iradesi böyle istiyor
Bir irade ortaya koyamayan ve irade ortaya koymaktan çekinen insanlar ; sivrilmemek içinde .. parlayan ve güçlü gördüğü figürlere yönelirler ve onlara itaat eğilimi sergilerler . Tıpkı Zoolojide olduğu gibi , hızlıca zoolojik olarak örgütlenirler ve bilinçli yahut bilinçsiz kendilerine tehdit gördükleri ve kendilerini sönükleştirdiği ne tehdit ne insan ne irade koyan varsa ona karşı harekete geçerler .
Bu yüzden ; en hızlı en güçlü en kararlı en sağlam örgütlenme ZOOLOJİK DÜZEYDE yapılan örgütlenmedir , Zoolojik düzeyden ne kadar uzaklaşılırsa o kararlılık güç sağlamlık o denli azalacaktır .
Zoolojik düzeyden süratle uzaklaşıp İnsani - Akli düzeye doğru ulaştığınızda Hukuksal otorite vardır örneğin fakat bu otorite çok çok çok çok az insan tarafından kabul görür ve çok çok çok çok çok çok az insana bu uygulanabilir ; idealist insanları düşünebilirsiniz evet idealist insanlarda hukuksal otoriteyi uygulayabilirsiniz .
Bu yüzden genel manada tüm insan nüfusuna hukuksal otoriteyi en azından hissettirmek istiyorsanız ne yazık ki ; hukuksal otoriteyi geleneksel ve karizmatik otorite ile harmanlayıp Zoolojik düzeyde Triballiğe uygun bir şekle getirerek sunmanız gerekir . Böyle sunduğunuzda da hukuksal otorite ile bir melez otorite oluşturduk sanabilirsiniz ama aslında olan gene geleneksel ve karizmatik otoritenin zoolojik düzeyde olan varyantından başka bir şey değildir ve hukuksal otorite ile uzaktan yakından alakası yoktur .
Popülizmde bu sıklıkla kullanılır ve Çoğunluğun Milli iradenin tecellisi üzerinde hiç bir güç hiç bir şey olamaz ve süratle üstünde olan ne varsa örneğin HUKUK YARGI gibi bunlar eritilir ve sindirilir milletin tecellisine iradesine uygun hale getirilir . Tabi ortada Milletin iradesi falan yoktur ; Aslında üç beş seçkin olmayan seçkinin kendi iradesi vardır ve milli irade diye kandırmacası vardır .
Popülizm 'de ZOOLOJİK düzeye en yakın örgütlenme biçimlerinden olduğu için ona karşı koymak da çok zordur , mutlak surette keskin bir çatışma doğar ve bu çatışmalar kesinlikle sözlü veya fiziki şiddete doğru süreğen şekilde artarak evrilir .
Ben istiyorum ; İnsanlar temel hak ve hürriyetlerin , anayasal hakların ve özgürlüklerin , insan-i değerlerin ve insanlığın ışığında ... mutlu ve huzurlu güven içinde yaşasın ama gördüğünüz üzere bu pekte olası gözükmüyor .
Bu yüzden eğer bir insanlık varsa o insanlığın korunması çok önemli tıpkı hukuksal otorite gibi , Diğerleri olan hayvan insanlardan uzak ve tamamen izole olmalı ve insan olan insanların mutlak kontrolünde yaşamalı . Asla hayvan insanla insan olan insan karışmamalı çünkü hayvan olan insan sürü psikolojisi ile zoolojik düzeyde hızlıca örgütlenerek o insanı mutlaka eritir yer sindirir yok eder .
Hayvan olan insanın ; İnsan olan insana evrilmesi çok zahmetli ve zor bir süreçtir ; Bu süreçte ilerleme kaydedenler ve artık insan olan insan olarak sınıflandırılacak olanları da buralardan alıp insan olan insanlara dahil etmek gerek .
Hayvan olan insan buna karşın örneğin ; Dini inançlar , Gelenekler , gelenekçilik vesaire bir çok şey geliştirmiştir . Çünkü aklın yolu birdir ve bu süreç tarih boyunca milyar kez denenmiştir .
Hayvan olan insanda buna maruz kalarak güdülenerek kendini güdüleye güdüleye geliştirmiş ve saydığımız bu dini inançlar gelenekler gelenekçilik vesaire ile bu kazanımını güdülenmesini aktararak varlığını ve kimliğini devam ettirebilmiştir .
Buradaki temel fark şudur ; Hayvan olan insan asla insan olan insana ulaşmamalı , İnsan olan insandan haberi dahi olmamalı , İnsan olan insanın güdümünde ve mutlak kontrolünde yaşamalı ; insan olan insan olasıya kadar .
Beceremediğimiz nokta işte insan olan insanı ; hayvan olan insandan koruyamamaktır .
İnsan olan insanların içerisinden bu hususta beceriye ve yetiye yetkinliğe sahip olan insanlar ; HAYVAN OLAN İNSANLARI güderler . İnsan olan insanların çoğunluğunun hayvan olan insanlardan haberlerinin dahi olmaması gerekir çünkü bu risk ve içsel çatışma yaratır . Sonuç olarak hayvan olan insanlara karşı iç gruptan dış gruba yani tribalizme göre bir ilişki doğar ve süreç içerisinde her daim HAYVAN olan insan şekil verir ve olumlu sonuç elde eder ve kanser gibi yayılarak eritir sindirir .
İnsan olan insanın Hayvan olan insandan haberi dahi yoksa ve hayvan olan insan nedir onu dahi bilmiyorsa ve bu durum mutlak şekilde güvence altına alınmışsa işte o zaman ...
İnsan olan insan ; kendini geliştirir ve yaşantısını üreterek her daim mutlu huzurlu güzel yaşar .
İNSAN OLAN İNSAN DÜZENLİ VE KARARLI AÇIK SİSTEM BİR SOSYAL ENTROPİDİR , hayvan olan insansa kararsız ve düzensiz bir sosyal entropidir . Hayvan olan insan olabilmek çok çok çok çok kolaydır .
İnsan olan insansa çok zordur .
ruslarlada 