" Geçmişin anılarıyla değil, geleceğimizin sorumluluklarıyla akıllanırız. "
- Bernard Shaw
Umarım yeteri kadar anlaşılır olmuştur.
Ecevit 2002'si vs Erdoğan 2022'si
97
●6.096
- 08-02-2022, 13:29:02
- 08-02-2022, 14:10:36Bu ülkeyi zayıflatmanın tek yolu liyakatsiz kişileri yönetime getirmekti. Bunu da başardılar.
Şimdi bu başlığı açan arkadaşa, 1 adet istatistik vereceğim. Öyle bir istatistik ki, ülkenin nereden nereye geldiğini net şekilde gösteriyor. Eğer gerçekten samimi ise, niyeti üzüm yemek ise rahmetli Ecevit'ten özür diler. Yok, derdi üzüm yemek değil bağcıyı dövmek ise bu kafayla devam etsin. İstatistik şu:
Akp geldiğinde uygulanan IMF politikaları ile ekonomi düzelmişti. Doğrudan yabancı sermaye girişi ile Ekonomik büyüklük sıralamasında 17. sıradaki yerimize dönmüştük. Link
Uluslararası Para Fonu’nun (IMF) tahminlerine göre Türkiye 2021 sonunda “dünyanın en büyük 20 ekonomisi” arasındaki yerini kaybedecek. 2021’de 21. Sıraya düşecek olan Türkiye 2022’de ise 22. sıraya kadar gerileyecek. Link
Buyrun hocam, bu ekonomik büyüklük dediğimiz şey, kimin kime ayar verdiğini gösteren en önemli metrik. Sizi dinliyoruz. - 08-02-2022, 14:12:27Üyeliği durdurulduHocam en baştan konuyu yanlış okumuşsun, benim rahmetli ecevite karşı saygım sonsuz. Allah gani gani rahmet eylesin. Konu içerisindeki ironiyi anlayıp tekrar görüş belirtirseniz sevinirim🙂ebiter adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
- 08-02-2022, 14:21:59O zaman ışık vardı bugün ışık yok.
Çünkü o zaman yanlış ekonomi politikası uygulanıp sabit kur rejimi denenmişti.
Bu sistem patlar patlamaz Kemal Derviş getirilip doğru yola geçildi ve yapısal reformlar yapıldı.
Bu yapısal reformlardan en önemlileri kamu mali disiplini, Merkez Bankasının bağımsızlaştırılması ve Bankacılık sisteminin sıkılaştırılmasıydı.
Devletin elindeki bir çok makam aracı satıldı bu dönemde, kamu kurumlarının yazlıkları yaz kampları, lojmanları satıldı.
Merkez Bankası bağımsızlaştırıldı ve kanunen enflasyonla mücadele etme ve Türk Lirasının değerini koruma görevi verildi.
Böylece hükümetlerin kısa vadeli popülist politikalar ile para basıp hırsızlık yapmasının önüne geçildi.
Para basmak gizli saklı vergilendirme ile hırsızlık arasında bir eylemdir.
Çünkü basılan her para piyasada insanların cebindeki paranın alım gücünü düşürür.
Bankacılık sistemine sıkı tedbirler ve standartlar getirildi.
Bu yapısal reformlar yüzünden biz 2008 krizini az hasarla atlattık.
Bugün bu yapısal reformlardan geri dönülmüş durumda.
Hem uçaklar saraylar makam arabaları ile itibardan taviz verilmez deniliyor.
Hem dolar bazında verilen garantili yollar havaalanları yükü altında ezilirken hala KANAL İSTANBUL diye zırvalıklar peşinde koşuluyor.
Bankalara bile bile zarar etmelerine neden olacak talimatlar veriliyor.
Merkez Bankasının bağımsızlığı başkanlar kovularak kukla başkanlar getirilerek yokedilip durmadan enflasyonu körükleyecek şekilde para arzı arttırılıp faizler düşürülüyor.
Yani daha önce yapılan yanlışlar tekrar yapılıp bir de yanlışın üzerine gidiliyor.
Faiz enflasyonun nedenidir saçmalığından taviz verilmiyor.
Türk Lirası kasıtlı olarak para basılarak faizler düşük tutularak değersizleştiriliyor.
Türki Lirası kasıtlı şekilde değersizleştirilirken enflasyon ve döviz roket hızı ile fırlıyor.
Bugünkü asıl problem uygulanan yanlış politikadan geri dönülmemesi yüzünden durumun daha da vahim hale gitmesidir.
Bugün yaşanan aynen şudur.
Bilimsel temelli ekonomi politikaları yerine dini temelli ekonomi politikaları uygulanmasıdır.
Yani enfeksiyon geçiren hastaya antibiyotik vermek yerine muska yazıp dua etmek ile aynı zihniyettir.
Hatta bu zihniyet ilaçlar hastalıkların nedenidir hiç ilaç almazsanız hasta olmazsınız gibi bir fikir ortaya atıyor.
Bilim her zaman dine karşı galip gelmiştir.
Ülkesini bilime göre değil dine göre yönetenler her zaman ülkesini bilime göre yönetenlerin sömürgesi olur. - 08-02-2022, 15:44:09Korku var korku millet sesini çıkarmak istemiyor seçime kadar, dışarı çıkan Deniz Gezmiş gibi kahraman olur.
Kahraman olmak isteyen varsa dışarı çıksın. - 08-02-2022, 15:57:37Değerli arkadaşlar her iki dönemi yaşamış hatta 2002 krizinden müflis ve her şeyini kaybetmiş biri olarak objektif ve taraf olmadan aklıma gelen kıyaslamalarım;
O dönemde krizin varlığı hükümet tarafından kabul ediliyor ve çözüm yolları aranıyordu... (bkz. Kemal Dervişin getirilmesi, vergilerin arttırılması vs vs)
Bu dönemde doğalgaz faturası 760 TL gelmiş, semt pazarında salatalık 25 TL vs vs ama mevcut hükümet hala ekonomi uçuyor, kaçıyor vs vs hayal dünyasında yaşıyor... Veya hayal satıyor topluma, onlara göre bir kriz yok dolayısı ile çözüm beklemeyin....
Toplum bu kadar ayrışmamıştı, insanlar protesto hakkını rahatça kullanıyordu. Ankara başbakanlık önünde yazarkasa fırlatan esnafı hatırlarsınız... Gözaltına alındı, akşamında veya olayın sabahında serbest kaldı, tam hatırlamıyorum... Şu ortamda böyle biri çıkacak yazarkasa atacak, değil adam yedi sülalesi yaftalanır...
2002 krizinden sonra batan işimden kalan borçları ödedim ama şu an evimi geçindirmek için zorlandığım kadar zorlanmamıştım...