• 02-02-2022, 17:21:39
    #1
    Merhaba arkadaşlar,

    Bildiğiniz üzere dünyada aileler karı koca birlikte çalışıyorlar. Burada da durum bir benzerine evriliyor.

    Artık karı koca çalışmayan yok denilebilecek kadar az yeni nesilde. İşsizlik sorunu halledildikçe bu oran daha da artacaktır diye düşünüyorum.

    R10'da olduğumuzu varsayarsak ufak tefek buradan da işler alınıyor ve eve giren meblağ aylık 5 haneli rakamlara ulaşabiliyor. Salt asgari ücretli iki kişiden oluşan bir aileyi baz alalım yine de.

    İstanbul'da yaşayanlar biraz zorlansa da (kira kaynaklı) Anadolu'da 8.500 TL miktarında eve giren paranın bir refah seviyesi olduğu söylenebilir mi? Bir Anadolu şehrinde kirasıyla, faturalarıyla 4.000 TL eksi ile başlandığını varsayarsak 4.500 TL gibi bir miktar mutfak, eğlence, gezme, kıyafete kalıyor.

    Güncel piyasa fiyatları ve alımgücü ile eve giren bu tutar yeterli midir ve asgari ücretli iki kişinin çalıştığı ailenin (karı koca) ekonomik durumu "kötü" diyebilir miyiz? İstanbul için "kötüye yakın" diyebiliriz ama Anadolu'da durum öyle değil gibi görünüyor.

    Sadece gözlemdir ve temel olarak kira ile faturalar baz alınmıştır.
  • 02-02-2022, 17:24:53
    #2
    Bu şekilde hesaplanmaz, kimsede aile düzenini sıfırdan borçsuz olarak kuracak bir durum yok... Olanlara zaten anadan babadan dededen nineden kalmış. Sıfırdan başladığınızı varsayın, borç harç düğün yaptınız yaşamaya başladınız.. Böyle hesaplayın.
  • 02-02-2022, 17:26:22
    #3
    cnkylmz53 adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Bu şekilde hesaplanmaz, kimsede aile düzenini sıfırdan borçsuz olarak kuracak bir durum yok... Olanlara zaten anadan babadan dededen nineden kalmış. Sıfırdan başladığınızı varsayın, borç harç düğün yaptınız yaşamaya başladınız.. Böyle hesaplayın.
    Doğru bir bakış açısı. "Borçsuz başlansa iyi para" mı diyorsunuz?
  • 02-02-2022, 17:27:40
    #4
    suriyelileri ekleyin bu masraflara
  • 02-02-2022, 17:29:02
    #5
    Elektrik, su, doğal gaz üçlüsünün tasarruflu kullanıldığını varsayarsak ne kadar geliyor, bunun bilgisine ulaşmak lazım kanımca. Çünkü çok yakarsan 10000 de gelebilir (ALLAH korusun). Ama genelleme yaparsak İstanbul'da ysşayan birine göre nicelik kavramı (çokluk - azlık) anadoluda yaşayan birine göre değişiklik gösterir. 👍
  • 02-02-2022, 17:29:45
    #6
    Anadolu'da biz taş yemiyoruz. Ekmek burada da 3 tl yağ burada da 130 tl. 4500 tl çok büyük bir meblağ gibi gezmeye tozmaya ayırmışsınız. Bugün en kötü pantolon 250 tl zaten. Erciyes'e kayak yapmaya çıkın bi sucuk ekmek 50 tl her şeyi geçtim. İnsanlar gezmeden tozmadan vazgeçeli çok uzun zaman oluyor. Artık haftasonu ailenle piknik yapmak bile lüks oldu.
  • 02-02-2022, 17:36:51
    #7
    ev kiraysa 2 kişi asgari ücretle karın tokluğuna geçinirsiniz fakat 1 gün dışarı çıkıp para harcarsanız (yemek,sinema çay kahve vs.) ay sonunu göremezsiniz.
  • 02-02-2022, 17:44:44
    #8
    Arkadaşlar rica ediyorum iyi şeyler yazında bu arkadaşımız cennet vatanımıza gelip çalışsın Burada hayat on numara, en kısa zamanda gelirsin umarım.
  • 02-02-2022, 17:45:18
    #9
    Ekonomi ile Ülke Ekonomisi gece ile gündüz gibidir.
    Farklı açılardan değerlendirmek gerekir.

    Şöyle bir girizgah yapayım 2 sene evvel ki 2.000 TL > şimdiki 4.500 TL den.
    Haliyle 2 sene evvel toplam 5.000 TL paran giren ev bugün eve giren 9.000 TL den büyüktür.
    Alım gücü sadece gıda değildir en azından medeni toplumlarda.
    Türkiye'de yapılan en büyük hata yoksulluk sınırı ya da bir ailenin geçim rakamı hesaplanırken insanın sadece yeme, içme ve barınma yani hayatta kalma gereksinimleri ele alınır.
    Medeniyeti rehber etmiş ve medenileşmiş toplumlarda sinemaya gitmek, sosyalleşmek, sosyal aktivitelere katılmak, tatil yapmak ve yaşam gereksinimleri konusunda endişe etmemek bu hesaplara dahildir.

    Yaşamak ile hayatta kalmak arasında dağlar kadar fark var.
    Türkiye'de hesapların hepsi hayatta kalabilmek adınadır.
    Antisosyal, bilgisayarla sosyalleşen, Sinemanın ve tiyatronun lüks sayıldığı bir toplum dizayn edilmekte.
    Bir fikir, akım, icat ya da sanat alanında değil hayatta kalma endişesi ile yaşamaktayız.
    En çok izlenen programın da bu konsepte olması sadece tesadüf olsun.
    Eşlerin çalıştığı bir aile 9.000 TL ile kira + gıda + faturalar + ulaşım + eskiyen bozulan eşya değişimi + çocukla ilgili harcamalar içinden çıkamaz.
    Hayatta kalmaktan bahsediyorum, yaşamaktan değil.
    E bunca insan nasıl geçiniyor?

    Çok basit.

    Avrupalının değil yemek, ülkesine sokmadığı ürünleri yer ve çocuğuna yedirirsen, giyersen, kullanırsan 5.000 TL ye de hayatta kalabilirsin.
    Etin kilosu belliyken 25 TL ye aldığın sucuk, yediğin döner, lahmacun ülkedeki kanser ve diğer hastalıkların neden zirvede olduğunu anlatır.
    Medeni toplumların yasakladığı kimyasallar, ham maddeler ucuz olduğundan kullandığın her üründe olursa evet 20 TL ye kaşar peynir bulursun ya da deri ayakkabıyı 60 TL ye alabilirsin.

    Yurt dışına sık çıkan insanlar iyi bilir ki aynı markanın aynı ürünü Türkiye'de farklı içeriğe değere bağlıdır, medeni toplumlarda farklı.
    Örneğin; Algida dondurma Türkiye'de dondurmayı %1 süt kullanarak yaparken, İngiltere'de dondurmayı min. %13 süt kullanarak yapmaktadır.
    %1 süt ile size 2€ dan verirken ingilizlere 5€ dan vermektedir lakin bu ticaret olarak ele alınmaz.

    Bu bir toplumun çocukları daha sağlıklı olacak bir toplumun çocukları daha sağlıksız olacaktır.
    Elbette tek başına bu bile etki etse sadece dondurmadaki farktan ibaret değildir.
    Makaleye dönüşmemesi adına çok detaya girmiyorum. Hemen hemen tüm ürünlerde böyle.
    Medeni toplumlara gönderdiğimiz domatesi bu yenmez diyerek iade ettiklerinde iç pazarda satmak bir tercihtir.
    Böyle sağlıksız şekilde hayatta kalabilirsiniz ancak yaşamak derseniz o bizim gibi toplumlarda pek olabilecek şey değil.