• 01-12-2021, 00:26:10
    #1
    Çıktığınız iş varsa nedenini çok da özel değilse firma belirtmeden yazabilirsiniz her rakam bir iş yeri örnek aşağıda

    1- Cuma'ya gitmedim diye öyleyse kapı dışarı olursun dedi bende çıktım
    2-Kızlarla gezer tozarız araba olsun evlerde buluşmalar olsun sende uyum sağlarmısın dediler hayır dedim çıktım
    3-Programcılık işiydi seni tanımadan güvenmeden hiçbir ftp pc şifresi bilgisi veremeyiz dediler 10 gün boyunca sohbet muhabbet baktım başka işlerden anlarmısın şuraları temizlermisin gibi şeyler söylemeye başladılar ben nasıl yazılım yapayım o zaman çıktım
    4-Bir defa gösterse yapacağım işi göstermedi bende o işi türlü iş var yani çalışmadan kimse görmeden bilemez dedim çıktım
    5-Kocaman has sivas kangalı besliyordu adam dışarıda bahçede bağlıydı ilk gün bağını çözdü oraya buraya koştu önümden geçti ben de korktum ertesi gün gitmedim
    6- Markette harçlık kazanayım dedim ilk günden sabahtan akşama kadar kamyon geldi gitti ertesi gün yataktan kalkamadım aylardır spor bile yapmıyordum ben de gitmedim

    Böyle işte bu konu bence işsizlik iş beğenmeme sorununa ışık tutar.
  • 01-12-2021, 00:28:47
    #2
    Hocam bazı konularda haklısın ama geçim sıkıntın olsaydı,evde çoluk çocuğun olsaydı çalışmak zorundaydın.Gençler biraz fazla seçici davranıyor bu konuda.
  • 01-12-2021, 00:30:10
    #3
    Gençler iş beğenmiyor yoğsa egonomi coh iyi
  • 01-12-2021, 00:30:40
    #4
    Ajansa girdim ilk günde boş bırakmamak için mesainin bitimine kadar iş verdiler Çıkmama 5 dakika kala bile ofiste olduğum için iş verdiler. Ertesi gün gidip çıkışımı verdim.
    Aldığım parayı biriktirsem para eriyor. Arabamı alayım desem hiç yemeden biriktirsem ben biriktirdikçe araç fiyatı yükseliyor. Temel yaşamım için ihtiyacım olanları alabiliyorum ancak şuan freelancer iş yaparak alıyorum zaten
    temel ihtiyaçlarımı neden çalışayım bu devirde. Sadece iş vereni zengin ederim böyle. İnsani şartlarda çalışmıyoruz.
  • 01-12-2021, 00:31:35
    #5
    G4G adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Hocam bazı konularda haklısın ama geçim sıkıntın olsaydı,evde çoluk çocuğun olsaydı çalışmak zorundaydın.Gençler biraz fazla seçici davranıyor bu konuda.
    tabii ki seçici davranacağım. 4 Yıllık üniversite okumuşum, o kadar masraf etmişim, vakit ayırmışım. Gidip de garson mu olacağım? Bu kendime yaptığım saygısızlık olur.
  • 01-12-2021, 00:33:33
    #6
    Kimlik doğrulama veya yönetimden onay bekliyor.
    1. Kimse, zorla cumaya gitmek zorunda değil.
    2. Kimse, bilmediği eğlence ortamlarına girmek zorunda değil.
    3. Kimse, programcı olarak girdiği işte yazılımla uğraşmayıp çay yapmak zorunda değil.

    Bu liste devam eder. Fakat uzun lafın kısası, kimse mutlu olmadığı işi yapmak zorunda değil.

    Ben bugün BİM’e girdim. Başım dönüyordu, vişne suyu aldım. Kasiyer kahve almamı tavsiye etti. “Bi deniyelim ya…” dedim.
    “Hemşirelik mezunuyum, ondan demiştim.” dedi. İyi niyeti mutlu ederken durumu içimi burktu…
    O kişi 4 sene okumadan da BİM’e personel olarak girebilirdi.
    Asgari ücret almamak için senesi en az 20–60 bin lira tutan üniversite hayatına adım atıp bitirdi. Gecelerce emek verdi sınavları için.
  • 01-12-2021, 00:36:27
    #7
    Bizim meslekte de mesai kavramı yok paranı veririm ama ek mesaiye geleceksin diyor gecenin üçünde hasta çıkıyor kalk gel mesai paranı vereyim diyor paraya ihtiyacı olan mecbur çalışıyor ihtiyacı olmayan işten çıkıyor.
  • 01-12-2021, 00:40:01
    #8
    G4G adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Hocam bazı konularda haklısın ama geçim sıkıntın olsaydı,evde çoluk çocuğun olsaydı çalışmak zorundaydın.Gençler biraz fazla seçici davranıyor bu konuda.
    Aynen hocam, iş çok. Şimdiki gençler iş beğenmiyor cidden. Geçinebilecek kadar ücret istiyor misal, sanki çalışmayınca geçiniyor da! Bi de işe girer girmez SGK istiyor. Hele sen bir iki yıl çalış, bakar işvrenin, hakettiğini düşünürse, canı isterse yapar elbette! Sen hakkı hukuku işverenden iyi mi bileceksin! Bir de takmışlar mesai saatlerine! Eve gidip pinekleyeceğine hergün 5-6 saat daha çalış fazladan! İşsiz kalsan daha mı iyi sanki! O işyerinde herkes bir aile sonuçta, insan kendi ailesine 5-6 saat zaman ayırmaya neden bu şekilde karşı çıkar onu da anlamam! Yok maaş lar bir iki hafta gecikmiş, yok yemek molasını kullanamamış, yok bilmem nerde onun yaptığı işi yapan kişiler şu kadar maaş alıyormuş, onun ki neden bu kadarmı! Yok onun pozisyonu mühendismiş de efendim tuvalet yıkamak onun işi değilmiş! bak bak bak! Evde yıkamıyor musun tuvaleti! İşyerinin tozunu almak, temizliğini yapmak, bahçeyi süpürmek, bahçedeki ağaçları budamak neden zoruna gidiyor! Bir de "patrn bana özel işini yaptırıyor"cuar var. Neymiş; adam muhasebeci olarak işe girmiş, patronun çocuğunu okuldan almak zorunda değilmiş! Bak bak bak! Yav arkadaş adam senin mesai saatinde maaşını veriyor, isterse seni doktor olarak işe alıp hademelik yaptırır, isterse öğretmen olarak işe alıp duvar boyatır, isterse muhsebeci olarak işe alıp öğlen yemeği de sanan yaptırır! Tüm bu şikayetler işi olan kişinin şikayeti, işsiz birinden bu şikayetleri duyamazsın. Madem işin var, 4 değil 14 elle sarıl, bu zamanda iş bulmak kolay mı bir de iş beğenmemezlik ediyorsun!
    Bu zamane gençleri bir garip. Cidden iş beğenmiyor bunlar...
  • 01-12-2021, 00:40:43
    #9
    Son çıktığım iş yerinde ise işe girmeden 2 ay önce küçük yiğenimden bulaşan su çiçeği benzeri bir çocukluk hastalığı geçirmiştim. İşe girdikten 1 ay sonra rahatsızlandım -soğuk algınlığı-, rapor almıştım, eşim raporumu vermeye gittiğinde nasıl olduğumu sormuşlar. Eşim de iki-üç ay önce geçirdiğim çocuk hastalığı yüzünden yetişkin odluğum için bağışıklığımın çok düştüğünü söylemiş. Patronum hafta sonu boyunca hastalığı araştırmış ve doktorlara falan gidip sormuş. Pzt işe gittiğimde ilk olarak şirket çaycısı gelip, "ya senin hastalık bulaşıcıymış rüyama girdi benim ben senin kahve kupanı falan elime aldım geçmemiştir inşallah" dedi, yarım saat sonra ise patronum gelip geçmiş olsun demek yerine "Sen ne kadar düşüncesiz birisin, bizi nasıl böyle bir tehlikeye atarsın, bu hastalık bulaşıcıymış" demeyi tercih etti kendisi. Hastalığı 2-3 ay önce geçirdiğimi bulaş süresinin yalnızca 1 hafta olduğunu ve 2 ay önce bittiğini anlattım ama, bağışıklığım hala düşük olduğu için hala bulaş riski taşıdığımı iddiaa etti kendisi. Kendimi hiç bu kadar kötü hissetmemiştim. "İçinde insaniyet namına bir şey kalmamış insanlarla daha fazla çalışamam, teşekkürler" deyip çıkmıştım apar topar.

    Hastalık sanırım yeni bir salgınmış o yüzden su çiçeği benzeri dedim aslında nerdeyse aynı su çiçeğiyle bu arada. Geçiren var mı bilmiyorum ama hastalık da ismi kadar kötüydü. "El Ayak Ağız Hastalığı" diye geçiyor literatürde.