• 21-11-2021, 16:58:13
    #28
    uckan adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Gülelim diye mi yazdınız bu kadar uzun
    Ağlanacak halinize gülüyomusunuz siz?
  • 21-11-2021, 17:09:36
    #29
    Kendinizi boşa yoruyorsunuz. Değişen bir şey olmuyor. Fiyatlar değişmiyor değişmeyecek de. Sürekli herkes benzer konular açıyor. Ama bir yere varmıyor.
  • 21-11-2021, 21:51:47
    #30
    ben uğraşıyorum. çözücem de. bu ülkede temel sıkıntı, sistem eksikliği. bunun sebebi de, sistemi kurması için birilerini seçmemiz ve onlardan medet ummamız. bu büyük bir hata.

    halk, sistem kurmayı bilmeli. bunun önceliği de, seçtiklerini bilmekten geçer. bu halk kimi seçtiğini ne kadar biliyor? mahallenin muhtarından, ilçenin başkanından, ilinin vekilinden ne kadar haberdarsın? seçtiklerin neler yapıyor, hangi katkıları sağlıyor sana, ne katıyor hayatına, hangi oylamada hangi oyu kullanıyor, neye evet neye hayır diyor senin vekilin olarak, ne kadar haberdarsın? sıfır. ne kadar umrunda? sıfır. ne kadar takip ediyorsun? sıfır.

    mesele, burada.

    bunun temel sebebi de, insanların daimi olarak oyalandırılması, meşgul ettirilmesi. gündelik içi boş programlar, maçlar, dedikodular, diziler, filmler sahte sahte hikayeler. asıl gerçeklik siyasettir, senin yarının orada saklıdır. futbola, programlara, sahte gündemlere, goygoylara ayıracağın vaktin 3 te 1 ini siyasete, seni yönetene ayırıyor olsaydın bugün bu noktada olmayacaktın. sen, kandırılmayı, oyalanmayı, yok sayılmayı kendin seçtin. çünkü uğraşmak sana hep zor geldi(buradaki 'sen' kavramı halkı tanımlamakta).

    haliyle çözülmesi gereken temel konu, halkı siyasetin göbeğine oturtmayı başarmak. ikinci konu, kutuplaşmayı kırıp sadece bireysel olarak kişilere yoğunlaşmak. a partisinden b partisinden diye bakmadan bu adamın geçmişi ne, icraatleri ne, başarıları ne, tahsili ne, vaatleri ne, çalışmaları ne, torpil ve akraba mı yoksa kimseyle ilgisi olmayan liyakatli bir vatandaş mı buna yoğunlaşmak. partizanlıklar toplumları geriye götürür, herkesi sorgulamak, denetlemek ise ileri. denetleme mekanizması halkın kendisidir. halk bunu yapmazsa gözünün önünde tüm kurumlarının içi boşaltılır, ordusunun başındakilere kumpaslar kurulur, her yeri çökertilir. halk uyandığında da iş işten geçer. halk, ilk yanlışta tepki koymayı bilecek bunun başka yolu yordamı yok.

    yani kural 1. siyaseti denetleyecek, seçtiklerinin kim olduğunu herkesin bileceği bir sistem inşa etmen gerekiyor. bunu yapmak için vekil olmana gerek yok, halk olarak bu irade sende var. yeter ki niyetin olsun.

    siyasetin ardından toplu bir iş planı oluşturulmak zorunda. ülkede ciddi sayıda işçi enflasyonu var. yani herkes bi yerlerden mezun ancak bunları istihdam ettirecek iş alanları yok. haliyle, düşünmeden hareket ediyor koca bir toplum. bunu önleyebilmen için birkaç seçenek var.

    öncelikle, ülkedeki en önemli ders rehberlik eğitimi olmak zorunda. çünkü bu toplumda liseden çıkan çocuk %80-90 ihtimal sudan çıkmış balıktan farksız oluyor. hele ki ailesi çocukla ilgilenmiyorsa, ilgilense de bi şeyler katabilecek bilinç düzeyinde değilse. tamamen şansa kuruyor geleceğini. oysa ciddi bir rehberlik eğitimi, çocuğu gerçekçi, rasyonel bir geleceğe hazırlama durumu onun yarınlarını çok farklı şekillendirecek. hatta artırıyorum, en fazla ders saati rehberliğe ayrılmalı, rehberlik hocaları tam donanımlı olup en yüksek puanlarla üniversite kazanmalı. zeki insanlar, zeki çocuklar yetiştirir. o çocuklar da yarınlarını arşa taşır. yetişenin abd londra hayalleri kurmaz, kalır ülkeni kalkındırır. milliyetçiliği de öğretmemiz lazım bi yandan. bu apayrı bir konu, uzun uzun tartışılır. boğaziçi, koç gibi misyoner okullarının temel hedefi ülkedeki parlak zekaları yurtdışına gönderip başka ülkelere ölene dek hizmet etmelerini sağlamak. hangi ülke evladını, değerini bu halde görmek ister? almanya? israil? zannetmiyorum. maalesef burada tüm bunlar moda.

    eğitimi ve geleceğe hazırlama konularını çözdükten sonra(-ki eğitim konusunu çözmek sadece rehberlikle bitmez, herkes öncelikle yeteneği olduğu alan konusunda yetiştirilmeli çocukluktan itibaren uzun konular bunlar girmicem o yüzden) ülkedeki " yatırım " mantığını değiştirmemiz gerekiyor. yatırım diyince koca bir toplumun aklına döviz, altın, araba, ev, arsa geliyor. böyle bir mantık olmaz. yatırım diyince üretenlere destek yani hisse senetleri, startup yatırımı, melek yatırımcı olma gibi konular aklımıza gelmeli. bunun için de ülkede rüştünü ispatlamış, iş modeli geliştirmede uzman başarılı isimlerin ortaya çıkarılıp pr ının yapılması gerekiyor. toplumun yatırım algısı bu tip insanların oluşturacağı inovatif girişimlere kaydırılarak onlara sermayeler kurulmalı ve onların yaratacağı yeni iş alanlarında, genç, parlak beyinlerimiz üretim alanlarında konuşlanmalı. yani üreten olmak zorundayız.

    akp nin şehirci politikası onların arkasına bilinç yerleştirerek yaptıkları bi şey olmasa da benim hoşuma gidiyor çünkü dünya devleri tarımı artık insansız hale getirme çabasındayken biz hala köylüyü bitirdik goygoyundayız. köy hayatı, isveçlinin norveçlinin yaşadığı köy hayatı gibi olmadıktan sonra sadece ırgatlık ve gericiliktir bu düzende. bizler, köylülerimizi öyle bir donatmalıyız ki ektikleri tüm tarlalarda kendi ürettiğimiz makinalar harıl harıl çalışmalı. köylülerimiz o makinalar çalışırken önlerindeki bilgisayarlardan aygıtların çalışma grafiklerini, hasarlarını takip eder durumda olmalı. akp nin yarattığı şehirci politika, geçmişte kalmış köy hayatlarını yavaştan söndürüyor, biz de bunu fırsat bilip köy hayatını modernize edecek bir sistem kurmaya odaklanıp üretimi hem ürünleriyle hem üretim makinalarıyla tümüyle yerli hale sokacak plan projeleri geliştirir halde bulunmalıyız.

    üretim ve tarımsal kalkınma süreçlerinin teknolojiyle entegre hale gelmesinin yanısıra iş merkezleri kurulmak zorunda. her ile. bunu özel sektör yapmalı. hatta bu ülkede hemen her şeyi özel sektör yapmalı. yapmalı ki, birbirleriyle rekabet ortamına girip halka en uygun koşulları sağlamalı. halkın verdiği vergiler de yalnızca yol, eğitim, sağlık, altyapı gibi konulara akıtılmalı şirketleri büyütme çabalarına değil. tabi bu özel sektörler " serbest piyasa " denilerek halkı sömürecek düzende faaliyet yürütememeli, burada denetim ve kontrol yine devlet kanadında olmalı zira liyakatli yöneticiler halkın refahını, cebini koruyacağı için gereken yerde gereken yaptırımları uygulayıp en uygun koşulların sağlanmasını destekleyecektir. kısaca, şirketlerimizin temel gayesi kazanç değil, halka hizmet olmalı. evet yabancı bir sermayenin derdi senin ülkendeki tüm varlıkları alıp kendine aktarmak olabilir bu yüzden elinden geleni de yapar ama senin kendi toprağından çıkan insan, kendi insanına kazık atma çabasına girmeyecek. eğer bu çabaya giren olursa, öyle bir sistem inşa edilmeli ki tüm halk bu adamları görüp, bilip, tanıyıp bir daha tek bir kuruşunu dahi bunlara kaptırmayacak. bunun da inşası gerek. birbirimizi ne kadar kollarsak o kadar güçlü oluruz.

    her ülkede iş merkezleri demiştik orayı biraz detaylandırayım. şimdi bizim temel sorunlarımızdan biri de üniversiteden mezun olan kişinin ne yapacağı hakkında belirsizliği. sağa sola başvurup iş arama çabasına giriyor hepsi. 3 gün sonrası meçhul, 3 yıl sonrası meçhul. her şey flu.

    bu fluluğu ortadan kaldıracak bir sistem gerekli. bu, her iki taraf için de faydalı olmalı. bunun faydası şurada olacak. her ile şirketler kurulacak. bu şirketler, üniversitelerin ilgili bölümlerinden mezun öğrencilere fazladan 6 ay kurs verecek. verdikleri kurs sonucunda sertifika alacaklar ve öğrencinin kazancından %1 gelir elde edecekler. ömür boyu mu? evet, ömür boyu. şirketin finans modeli bu olacak. peki ne kursu verecek? o da şöyle.

    her güçlü şirket başvuran onlarca, yüzlerce belki binlerce kişi arasından kendisine en faydalı olabilecek kişiyi seçme arayışındadır. bunun için departmanlar kurar, görüşmeler yapar, çalışmalar yürütür. bu büyük bir zaman ve para israfına yol açar aynı zamanda başarı oranı görecelidir çünkü gelen 1000 kişinin tamamını deneme şansları olmaz. belki çok daha faydalı, etkili birisi katılacaktı da sırası gelmeden başkası alındı. işte bu tür yavaşlıkları ortadan kaldırmak için bizim kurduğumuz şirkete gelecekler. iş modellerini, çalışma prensiplerini, personelden taleplerini, hedeflerini, kendi ortamlarının durumunu paylaşacaklar gerekirse bununla ilgili şirkete eğitim planı oluşturacaklar. bu plan çerçevesinde şirket kendi çalışanlarına bu süreci aktaracak.

    bu saatten sonra, bu şirkette çalışma arzusunda olan yeni mezun her gencin kapısını çalacağı ilk yer, bizim kurduğumuz şirket olacak. orada önce koşulları sağlayıp sağlamadıkları incelenecek ardından 6 aylık eğitim verilecek ve başarıyla tamamladığı takdirde asıl şirkete gidecek. artık şirketin kapısına gelen kişi hem o şirketin kültürünü, hem beklentilerini, hem çalışma ortamını, hem maaş skalasını, hem yapması gerekenleri 6 aylık bir kurs içinde almış olarak gelecek. şirket de vakitten, nakitten, kısaca hiçbir şeyden kaybetmeden aradığı çalışanına kavuşacak. burada şirket, kendisine gelen şirketlerden para istemeyecek, tek gelir kaynağı iş olanağı yarattığı kişilerin aylık gelirinden %1 pay almak o kadar.

    basit bir örnekle açıkladım ama çok daha teşekküllü bir süreç yürütülebilir. bu şirket ülkenin her köşesinde faaliyet gösterip her türlü çalışma ortamı için eleman yetiştirdiği takdirde hem ciddi bir gelir kaynağı oluşturacak, hem öğrenciler için sağlam bir kapı yaratacak hem şirketler için daha güvenilir, başarılı, kendisini iyi kötü ispatlamış çalışanlarla buluşma ortamını sağlayacak. yani, işsizlik sorunlarına da profesyonel bir çözüm yaratılmış olacak. ( işkur bunu yapıyor zaten denilebilir, eğer yapıyorlarsa sen özel sektör olarak faaliyet gösterip onların yaptığının 50 katını 100 katını yapacaksın çünkü ben ne sanal ortamda ne çevremde böyle bir çalışma olduğuna dair bi şey görmedim duymadım. mezun olan herkes deli divane iş arıyor, ne iş olsa yaparım moduna geçiyor bi süre sonra. sen halk olarak öyle girişimler ortaya koyacaksın ki devlete hiçbir şey bırakmayacaksın, bu sorunu da sen çözeceksin. )

    kısaca, umut var. uğraşana, her şey var.
  • 22-11-2021, 14:38:28
    #31
    Bunlarin cok iyi gunler oldugunu belirtmek isterim. Bu milleti kuru ekmege, sogana mahkum edecekleri bir donem kapimizin onunde. Henuz insanlarin hayat pahaliligindan sikayet ettikleri bir donemdeyiz. cok kisa bir zaman sonra zengin ile fakir arasindaki farkin kapanacagi bir donem yasanacak Turkiyede. Yani cebindeki para ile bile gidaya yada temel ihtiyac maddelerine ulasamiyacaginiz bir doneme girecegiz..Girecegiz derken cokda gelecek sayilmaz bu. yakin zaman diyelim..Bu gunler henuz iyi gunlerimiz.
  • 23-11-2021, 00:25:32
    #32
    Promedia adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Bunlarin cok iyi gunler oldugunu belirtmek isterim. Bu milleti kuru ekmege, sogana mahkum edecekleri bir donem kapimizin onunde. Henuz insanlarin hayat pahaliligindan sikayet ettikleri bir donemdeyiz. cok kisa bir zaman sonra zengin ile fakir arasindaki farkin kapanacagi bir donem yasanacak Turkiyede. Yani cebindeki para ile bile gidaya yada temel ihtiyac maddelerine ulasamiyacaginiz bir doneme girecegiz..Girecegiz derken cokda gelecek sayilmaz bu. yakin zaman diyelim..Bu gunler henuz iyi gunlerimiz.
    Zenginle fakir arasındaki fark kapanmaz.
    Dediğiniz kıtlık vb durumlarında dahi paran varsa çözümün imkanın var.
    Malum partiye oy veren çoğunluk, bir otomobilin şöför koltuğuna geçmemiş daha önce gideceği yola hiç kendi karar vermemiş, ne zaman gaza basacağına ne zaman frene basacağına dair beynindeki bu bölümü hiç kullanmamış bireyler.
    Hep otobüsle gitmişler gideceği rotayı bile belirleyememiş siz nereden götürürseniz oradan giderim buradan niye gitmiyor bile diyemeyen insanlar.
    Yani hayatı sorgulamadan yaşayan otomatiğe bağlamış tipler tabii ki kıtlık zamanlarında da efendileri ne derse onu yapacaklar.
    Açlıktan öleceksiniz kaderiniz bu dese, kaderimiz buymuş deyip ölmeye razı olacak insanlar.
    Ki şu anki sorun partizanlıktan kaynaklı sorun. partizan kişilerle konuşun eski çini örnek verirler, layığımız bu neyimize bizim her sene telefon değiştirmek filan derler.
    Edit bakın partizan birini buldum, görüyorsunuz hepsi aynı mantıkta. https://www.r10.net/1081400428-post13.html

    Dolayısıyla bu tarz insanlarla hayatına kendisi yön verebilen insanlar arasındaki uçurum hiçbir zaman kapanmaz.
    Kimi para olarak zengin olur, kiminde para yoktur ama zeka vardır.
    Yani para veya zeka yoksunluğu çeken kimse ile para veya zeka olan kimse arasındaki uçurum kapanmaz.
  • 23-11-2021, 00:47:41
    #33
    faikbas adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Bu ülkede artık paradan para kazanma devri bitiyor. Bundan sonra üretim yapan kazanacak bunu unutmayın. Baştaki adam oy kaybedeceğini bilmiyor mu? Peki bildiği halde neden ısrarla faiz ve döviz üzerinde duruyor?

    Hic bir zaman cefa çekilmeden sefa surulmez. Suan ki politika geçmişte Almanya ve Japonya uyguladı ve üretimde teknolojide 2 super güç.

    Suan Rusya ve Çin aynı politikayı uyguluyor. Onlarda ülke battı bittik diye nara atan duymadık!

    Hükumet faiz arttırıp dövizi düşürüp ekonomi bitti yalanını muhalefetin dilinden almayı bilmiyor mu?

    Böyle yaparsa kim kazanacak? Tabiki batı. Ucuz ithal urunler aliyorsun ama kendin zırnık uretmiyorsun. Hep dışa baglisin cari açığın yükseliyor. Borçlar her sene katlanıyor. Bu mu istediğiniz.

    Eski sistemde faiz yüksek olduğu için adam sıcak döviz getirip 4,5 katını alıp gidiyordu. Yani paradan para kazanıyor gidiyor. Yüksek faizli ülkelerde adam neden fabrika açip batma riskine girsin ki?

    Simdi zaman değişme zamanı. Evet zorluk çekeceğiz. Şimdiye kadar yaptık bunu biraz daha yapacağız. Emin olun baştaki adam bunu durumumuzu bizden daha iyi biliyor.

    Bence üretim için projelerinizi hazirlasaniz iyi acak. Yakın zamanda düşük faiz ile kredi çekip üretim yapmak isteyeceksiniz. Belki bakarsın 0 faiz ile kredi çektirir size. Artık Turkiye'de değişim vakti.

    Türkiye güçlü Türkiye. Boyun eğmez. Dışa bagliligindan kurtulmalı artık. Hersey oy için olsaydı emin olun baştaki adam bunu bile bile yapmadı. Bu sefer faizler neden yüksek diye yakinirdik.

    Biz bu dönemi 60-70li yıllarda yaşamamız gerekiyordu. Ne yazık ki atağa kalkanları ya astılar ya zehirlediler.
    Sizin en çok hepinizin aynı ağzı yapması yani güzel organize olmanızı beğeniyorum.
    Fetöcülerle aynı maklubeye kaşık atıyorken, okyanus ötelerine selam gönderiyorken fetö terör örgütüdür noktasına geldiniz,
    Dış güçler diye esip gürleyip devletin nerdeyse bütün fabrikalarını yollarını barajlarını elektrik santrallerini maden ocaklarını türk telekomunu dış güçlere sattınız,
    Rahip brunson artık namus meselesidir onu asla teslim etmeyeceğiz deyip, saldılar ki arkasındakiler ortaya çıksın diye savunur hale geldiniz,
    Çözüm sürecinde hdp ile kanka iken şimdi hdp ile düşman gözüküyorsunuz, (ki 2023 seçim öncesi aranıza sağlam bir dostluk bekliyorum)
    Türkçülük yapmak bölücülüktür deyip (bir zamanlar) bilinen tek Türkçü partiyle ittifak yapıyorsunuz (ki kimin tarafına geçtiyse kaybettiren bu parti ile seçim öncesinde ittifakı bozacağınızı düşünüyorum)

    Hadi bunları dediniz.
    Başkanlık sistemi gelecek ekonomi şahlanacak dediniz sistem gelir gelmez dolar 2'ye katladı,
    Şimdi de başkanlık sistemi gelecek kişi başına düşen milli geliri 10 bin dolarlara çıkartacaz demiştiniz bir baktınız ki herşey altüst oldu, bocaladınız, şimdi ya kumpas diyorsunuz ya da gelecekte zengin olacağız diye savunuyorsunuz.
    Yani ne dediyseniz hep tersi oluyorken hala daha niye herşeyin doğrusunu biliyor(sunuz) modundasınız.
    İşte bu partizanlıktır bu bir ülkeyi batırır.
    taylandda, venezuella da, afrikada, ırak ta, iran 'da, afrika ülkelerinde, asya ülkelerinde çoğu yerde işçilik çok ucuz ve oralara iş yağmıyor hiç biri kalkınamıyorken, partizan olmayan otoriteler bu anlayış zenginlik yerine fakirlik getirir yoksulluğu artırır yapmayın etmeyin diye yalvarıyorken bir tek sizin gibi partizanlar bu bir ekonomik bağımsızlık mücadelesidir diyor.
    Yani bu ülkenin gerçeklerine uzak kalarak her zaman demogojiyi en iyi yapan sizin taraf oldu. Yine güzel bir demogoji malzemesi bulmuşsunuz dış güçleri kimse yemiyor artık ekonomide bağımsızlık hamlesi diyorsunuz.

    Çok değil haziran ayında aşağıdakileri derken şimdi; daha da fakirleşeceğiz üretime ya da köleliğe hazırlanın söylemine geçiş yaptınız. Ne diyelim sizin gibiler çoğunlukta olduğu için bu ülke bu ekonomik kaosu yaşıyor zaten.
  • 23-11-2021, 01:41:22
    #34
    faikbas adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Bu ülkede artık paradan para kazanma devri bitiyor. Bundan sonra üretim yapan kazanacak bunu unutmayın. Baştaki adam oy kaybedeceğini bilmiyor mu? Peki bildiği halde neden ısrarla faiz ve döviz üzerinde duruyor?

    Hic bir zaman cefa çekilmeden sefa surulmez. Suan ki politika geçmişte Almanya ve Japonya uyguladı ve üretimde teknolojide 2 super güç.

    Suan Rusya ve Çin aynı politikayı uyguluyor. Onlarda ülke battı bittik diye nara atan duymadık!

    Hükumet faiz arttırıp dövizi düşürüp ekonomi bitti yalanını muhalefetin dilinden almayı bilmiyor mu?

    Böyle yaparsa kim kazanacak? Tabiki batı. Ucuz ithal urunler aliyorsun ama kendin zırnık uretmiyorsun. Hep dışa baglisin cari açığın yükseliyor. Borçlar her sene katlanıyor. Bu mu istediğiniz.

    Eski sistemde faiz yüksek olduğu için adam sıcak döviz getirip 4,5 katını alıp gidiyordu. Yani paradan para kazanıyor gidiyor. Yüksek faizli ülkelerde adam neden fabrika açip batma riskine girsin ki?

    Simdi zaman değişme zamanı. Evet zorluk çekeceğiz. Şimdiye kadar yaptık bunu biraz daha yapacağız. Emin olun baştaki adam bunu durumumuzu bizden daha iyi biliyor.

    Bence üretim için projelerinizi hazirlasaniz iyi acak. Yakın zamanda düşük faiz ile kredi çekip üretim yapmak isteyeceksiniz. Belki bakarsın 0 faiz ile kredi çektirir size. Artık Turkiye'de değişim vakti.

    Türkiye güçlü Türkiye. Boyun eğmez. Dışa bagliligindan kurtulmalı artık. Hersey oy için olsaydı emin olun baştaki adam bunu bile bile yapmadı. Bu sefer faizler neden yüksek diye yakinirdik.

    Biz bu dönemi 60-70li yıllarda yaşamamız gerekiyordu. Ne yazık ki atağa kalkanları ya astılar ya zehirlediler.
    Vay arkadaş ya burada da mı mağdur olan siz oldunuz. Helal olsun her türlü durumdan mağduriyet çıkarabiliyorsunuz.