• 24-10-2021, 16:12:41
    #1
    Okuduğum bir yazı hoşuma gitti. Başta ben olmak üzere ülkemizdeki en üst makamlardan, en alt mertebedeki kişilere kadar çok büyük bir kesim gerçek Müslümanlığı anlayamadı, anlamıyor! Sadece bu nedenden dolayı ise sorun İslam'da görülüyor!

    Alıntı
    Esrar, eroin, alkol ve madde bağımlısı Müslümanları AMATEM’e götürüp tedavi ettirdik diyelim peki ya bizim mala, makama, mevkiye, koltuğa, lüks ve gösterişe, dünyaya yani maddenin bizzat kendisine bağlanmış Müslümanları kim tedavi edecek?

    Köşklerde “Baby Shower” mevlitlere oluk oluk para akıtan, düğün sonrası “After Party’leri” ihmal etmeyen, ezanla karışık müzikler çalarken gelinle damadın muhakkak bir merdivenden aşağı indiği, İngiliz kraliyet balosunu bile geride bırakan düğünlere özenen, lüks yatlarda beyaz elbiseleriyle doğum günü partisi kutlamaya alışan, gösteriş düşkünü, dünya ve madde bağımlısı Müslümanları kim tedavi edecek?

    Marka başörtüleri, siyah gözlükleri, yüksek topukları ve lüks jipleriyle gecelere akan, bir konser biletine milyarlar saçan, hiçbir tesettür defilesini kaçırmayan, pahalı telefonlarıyla tik tok videosu çeken, tüm özel hayatlarını Instagram’a açan, kınadığımız ne varsa başına İslami ibaresini koyarak yapan, kadının kocasına bir dilim kek, bir bardak çay vermesine bile itiraz ederek feminizmin kurucularını bile hayretler içerisinde bırakan, marka ve lüks bağımlısı tesettürlü Müslüman kızlarımızı kim tedavi edecek?

    VİP umreden aşağı kabul etmeyen, Zemzem Towers’dan aşağı konaklamayan, rezidansların ve özel güvenlikli sitelerin dışında yaşayamayan, yurtdışı tatillerini ihmal etmeyen, sadece zenginlerle oturup kalkan ve bu dünyayı küçük bir cennete çevirmeye çalışan konfor ve madde bağımlısı Müslümanları kim tedavi edecek?

    Efendimizin (s.a.s.), “Bir sürüye salınan iki aç kurdun sürüye verdiği zarar, kişinin mal ve şeref (makam, mevki, itibar) hırsıyla dine verdiği zarardan daha fazla değildir” (Tirmizi) hadisinde uyardığı gibi oturduğu makamı korumak veya daha üst bir makama gelebilmek için sürüye dalan bir kurt gibi etrafında kim varsa boğup parçalayıp bir kenara atan, dişinin geçmediği hiçbir makam, dilinin değmediği hiçbir dünyalık bırakmak istemeyen koltuk bağımlısı Müslümanları kim tedavi edecek?

    Makam arabasız, sekretersiz, özel kalemsiz, korumasız yaşayamayan, koltuğu elinden alınınca kriz üstüne kriz geçiren, küçük bir müdürlük için bile aşındırmadık kapı bırakmayan, şeref ve itibarı malda, makamda ve parada gören, bunları kaybedince de itibarını kaybettiğini zanneden, yeniden bir makama gelebilmek için gerekirse ahlakını, adaletini, merhametini ve değerlerini bile gözden çıkarabilen makam bağımlısı Müslümanları kim tedavi edecek?

    Asıl işi bu sorunlara çare üretmek olması gerekirken devlet destekli projeleri kovalamaktan, protokol fotolarına girmek için çırpınmaktan, vekillerle, bürokratlarla yapılan üst düzey ve çok önemli toplantılardan vakit bulamayan, İslami çalışmaların sadece para ve güçle yapılabileceğine iman etmiş, adı sivil kendi resmi bir kısım STK’larımızı kim tedavi edecek?

    Peygamberimizin (s.a.s.) açlıktan karnına taş bağladığını anlatırken bile para kazanabilen, İslam’ın ana prensiplerini ve hatta kaderi bile inkâr edebilecek cesarette olmasına rağmen haramlarla, faizle, haksızlıklarla, adaletsizliklerle ilgili gıkını bile çıkaramayan, statükoyu devam ettirmek ve kazanımlarını kaybetmemek adına kendini bile kaybeden bir kısım hocalarımızı kim tedavi edecek?

    Ve en kötüsü de bir asgari ücretle on nüfus geçindirmeye çalışan, çocuğunun okul masraflarını bile karşılayamayan, parasızlıktan evlenemeyen, borç batağında inim inim inleyen garip Müslümanların, tüm bu olup bitene, lükse, israfa, gösterişe, umarsızlığa, pervasızlığa bakarak din ve dindarlıkla ilgili yaptıkları sorgulamalarına kim cevap verecek?

    Hiç kimse kusura bakmasın! Bu gidişatımız gidişat değil. Bu dünya sevgisi, bu madde bağımlılığı, bu vehn krizleri hepimizi mahvetti.
    Efendimizin (s.a.s.), “Sizden öncekileri mal sevgisi helak etti. Bu sevgi onlara akrabalarıyla ve dostlarıyla ilişkiyi kesmeyi emretti. Kestiler. Cimriliği emretti. Cimrileştiler. Günahı emretti. Girdiler. Zulmü emretti. Yaptılar. En sonunda da helak oldular” (Camiu’s-sağir) uyarısına muhatap olmadan derlenip toparlanalım.
  • 24-10-2021, 16:13:48
    #2
    Rica ediyorum, shift + v ile yapıştırın da karanlık tema kullananlar da okusun hocam.
  • 24-10-2021, 16:15:33
    #3
    KeremWho adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Rica ediyorum, shift + v ile yapıştırın da karanlık tema kullananlar da okusun hocam.
    Karanlık tema kullanmadığım için gözümden kaçmış, düzenledim. Uyarı için teşekkürler.
  • 24-10-2021, 16:18:08
    #4
    Bizim milletin en çok bildiği ama (ben dahil) hiç bilmediğimiz, fakat bu konuda en çok fikir sahibi olduğumuz 2 konu var. 1-Sağlık 2-İslamiyet. Kahvede zinanın ne kadar kötü birşey olduğunu konuşup karıya kıza bakıp laf atan, bel fıtığı olduğunda onu sopayla düzeltmeye çalışan ve bu konuda da akıl veren bir milletiz.

    Ne kadar çok konuşulursa bir konu o kadar dallanır. İnanıp inanmamak bir özgürlüktür, ama okumamak anlamamak özgürlük değildir. İslamiyete girmemekte zorlama yoktur ama girdikten sonra emirlerini yapmakta zorlama vardır yapmak zorundasın.

    Ne zaman bunu öğreniriz o zaman refaha çıkarız.
  • 24-10-2021, 16:20:05
    #5
    Mesela Diyanet’te görevli üst düzey birine sordu gazeteci neden bu kadar lüx bir Mercedes’e biniyorsunuz diye, kendisinin verdiği cevap Peygamber’lerde en iyi deveye biniyordu böyle karşılaştırarak cevap vermişti.
  • 24-10-2021, 16:22:39
    #6
    🏆 SMM-PANEL.NET
    onlinecihan adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Mesela Diyanet’te görevli üst düzey birine sordu gazeteci neden bu kadar lüx bir Mercedes’e biniyorsunuz diye, kendisinin verdiği cevap Peygamber’leree en iyi deveye biniyordu böyle karşılaştırarak cevap vermişti.
    işlerine gelince peygamer böyle yapıyordu peygamber şöyle ediyordu falan filan.
  • 24-10-2021, 16:22:54
    #7
    onlinecihan adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Mesela Diyanet’te görevli üst düzey birine sordu gazeteci neden bu kadar lüx bir Mercedes’e biniyorsunuz diye, kendisinin verdiği cevap Peygamber’leree en iyi deveye biniyordu böyle karşılaştırarak cevap vermişti.
    Demek ki peygamberimizin ve diğer peygamberin hayatları ile ilgili en ufak bir bilgisi yok!
  • 24-10-2021, 16:26:31
    #8
    umutaki adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    işlerine gelince peygamer böyle yapıyordu peygamber şöyle ediyordu falan filan.
    Hocam çok haklısınız da mevki makam sahibi herkes yapıyor bunu. Diyanettekiler ford fokus kullandığında sorun mu çözülecek. siyasetteki yardımcılar bile özel jetle futbol maçına gidiyor bunları bir kenara koyup sadece araçlara mı odaklanalım. Doğru demiyorum kıyas yanlış diyorum.
  • 24-10-2021, 16:46:56
    #9
    Bir iletişimci olarak biraz teknik açıklama getireyim.
    İletişimde mesaj aktarılırken taşımada kullanılan kanalın yapısı gereği şifrelenir ve deşifrelenir.
    Ve bu encode ve decode işlemlerinde mesaj hiç bir zaman aynen taşınamaz ve her zaman kayba uğrar ya da bozulur.
    Basit örnek vermek gerekirse bir maç canlı yayıınında kameranın kaydettiği çim rengi verinin taşınacağı kanala uygun bir dijital veriye video codec ile çevrilir, sonra bu uydudan aktarılır, ve ulaştığı televizyonun uydu alıcısı ve görüntü işlemcisi bu rengi işler ve kendi panelinin gösterebileceği en uygun renge decode eder, panel de kullanım ömrü ve saatine bağlı olarak bu rengi bir miktar bozulma ile gösterir. Hatta o gün ekran üzerinde toz varsa, ya da ekranda başka bir ışığın yansıması varsa o bile rengi bozar.
    Yani sahadaki çimin gerçek rengi ile televizyonda gördüğümüz çim rengi hiç bir zaman aynı renk değildir.

    Kitap ve lisan zaafiyetleri olan iletişim araçlarıdır.
    O yüzden ortada kesin değişmeyen bir kitap olsa da tarihte yüzbinlerce alim buna anlam vermek için uğraşmış.
    Ve anlamı tamamlamak için sünnete bakmışlar ve akıl ile kıyas yapmaya kalkmışlar.
    İslamiyet'i gerçekten anlayabilecek yegane insanlar peygamberlerdir, çünkü din onların kalplerine beyinlerine ilham olarak indirilmiştir.

    Peygamberlerden sonra din, insandan insana geçen ve kitaptan insana geçen mesajlardır. Ve bu mesajlar bozulmaya ve farklı anlaşılmaya açıktır.
    Ulemanın asırlardır uğraştığı şey ise insanları ortak bir mesajda ittifak ettirebilmektir.
    Çünkü bir gün insan beynine modem takılıp duygu ve düşünceler dijitalleştirilip tek tip olarak transfer edilene kadar hiç bir fikir, idealoji ve din tamamen eksiksiz ve hatasız olarak insandan insana aktarılamaz.

    Yani islamiyeti tam olarak %100 anlamak diye bir şey yoktur.
    Herkes dini kendi yaşam deneyimlerine göre anlamlandırır.
    Sevgi sözcüğü lugatta aynı anlamda görünse de şiddeti ve türü bakımından yüzlerce farklı anlama gelebilir.

    Kırmızı Başlıklı kız masalınıküçük çocuklara okuyup masalın ana fikrini sormuşlar, çocuklardan masaldan nasıl bir ders aldıklarını sormuşlar.
    Gelen yanıtlar, büyükanneyi ziyarete gitmemeliyiz, orman tehlikelidir, kurtlar kötüdür gibi masalın asıl ana fikrinden çok uzak fikirler.
    Çünkü o yaştaki çocukların dar hayat deneyimleri bu masalın ana fikrini farklı anlamalarına neden oluyor

    Aynısı din için de geçerli.
    Biz size şah damarınızdan daha yakınız ayeti insanların yaşam deneyimine göre farklı düşünce ve duygular yaratır.
    Kimi bu ayeti Allah bana şah damarımdan bile yakın, Allah benim içimdedir. Enel hak diyerek sevgi duygusu yaşayabilir.
    Kimisi de bu ayeti bir tehdit olarak görüp, Allah gırtlağımı sıkacak kadar yakınımda sürekli beni takip ediyor diye korku duygusu yaşayabilir.

    O yüzden bu gerçek islamiyet o mudur bu mudur tartışmalarını biraz garip karşılarım.
    Çünkü Işid'ciler de gerçek islamı yaşadıklarını iddia ediyorlar ve her adımlarını sünnete ve ayete dayandırıyorlar.
    Taliban da gerçek islamı yaşadığını iddia ediyor ve dinden referans göstermeden hiç bir uygulama yapmıyor.
    Adnan Hoca'da gerçek islamı yaşadığını iddia ediyor ve adamın dini bilgisi muhtemelen internetten kopyala yapıştır dini paylaşım yapanlardan fazla.

    Yani tüm bu uzun açıklamaın özeti şu, bir adam şekilci bir kültürden geliyorsa dinin şekline sarılır, sarığı cübbeyi takar, sakalı uzatır, namaz kaçırmaz, cemaati takip eder ama fırsatını buldu mu vergi kaçırır, birilerini kazıklar, bencilce kul hakkı yer.
    Başka bir adam da şekile değil öze değer veren bir kültüre karaktere sahiptir, kul hakkı yemez, empati yapar, vicdanlı davranı, merhamet eder. Ama kurban kesmez, namaz kılmaz, şekle kıymet vermez.

    Ben gerçek islamın şu anda dünyada yaşananların ve gerçek müslümanın dünyada yaşayanların hiç biri olmadığına inanıyorum.