Türkiye her zaman savaş içinde bir ülke olmuştur. savaş içinde cimrilik lüks'den daha ön plan'da olmuştur ancak günümüz Dünyası tüketim üzerine kurulmuştur lüks arabalar geniş evler vs.. bankacılık sistemleri ile insanlar bir ürüne daha kolay sahip olabilir ancak olmaması gerekiyor. neden mi ? şu yüzden atıyorum 2.000 tl alan bir insan geçmişte gördüğü sefaletten etkilenmiş olacak ki ulan diyor ben bu arabaya kesin binmeliyim gidiyor uzuuun bir zaman borcunu ödeyeceği bir araca sahip oluyor yani geçmiş'de ki sefalet biraz şartlar olumlu olduğunda mantıksız da olsa o ürünü aldırıyor. bu bizi temel üreten bireylerden uzaklaştırıyor yani örneğin; bizim tüm sülalemiz çiftçiydi hepsi şimdi İstanbul'da çalışıyor. Bir nevi büyük şehirler Amerikan rüyası gibi insanları etkiliyor ve herkes şehirlere göçüyor şehirlerde nüfuslar artıyor trafik,gasp gibi bir çok sorun meydana geliyor. oysa biz tarım ülkesiyiz ve lüks yaşam düşüncesi ile bizi buralara getiren bir iş'den uzaklaşmamamız gerekiyor. Tarım'ın zorlaşması da tabi bir etmen o konuda'da hükümetin politikası bu şekilde olabilir çünkü köyde kalan insanlar daha geçmişe göre yaşıyor daha az tüketiyor tabi buda yıkılıyor çünkü kredi çekerek tüketiyorlar. şehirlere gelen insanlar ya asgari ücretle çalışıyor yada kafe benzeri bu ülkeye katkısı olmayan işletme açıyorlar. AVM-RESTOURANT vs.. bu tür işler malesef ülkeye bence bir şey katmıyor sadece ticareti canlandırıyorlar. zaten bir kaç yıla kapanıp başka birine devrediliyor. Hizmet sektörleri şu anda bile iş olanağı en çok olan iş grubu buda bizim ülkece ne kadar değiştiğimizin kanıtıdır. hizmete önem veren bir toplum düşüncede korkunç bir şey. insanların başta belirttiğim sefil yılların adeta hıncını çıkarması gibi bir durum söz konusu. Peki hizmet sektörlerini nasıl kendi lehimize çevirebiliriz ? Teknik konularda eleman yetiştirerek meslek liseleri açarak. bunu şöyle düşünün klima,bulaşık makinası vs.. gibi insanların satın almaya can attığı ürünlerde kadifiye eleman yetiştirmemiz demek o branşlar'da yeni markalar yaratabilecek bir nesil demek, güçlü meslek liseleri güçlü üniversiteler ile birbiri ile kaliteli eğitim verilebilirse 1000 çocuktan 100 tanesi bir işletme kurabilir. bunlardan 10 tanesi kendi ürünlerini üretmek için yeni marka kurabilir. (bunlar sallamasyon rakamlardır ) buda uzun vadede yeni marka yaratan yen iş kapısı açan bir neslin devamı olabilir. bu nokta bir nevi Çin politikası gibi düşünülebilir aynı şekilde Araba üretiminde çalışan eğitimli bireyler birleştirme konusunda vs kazandıkları tecrübeler ile bir kaç kişi bir araya gelerek bir firma kurabilir. yani işin kilit noktası kaliteli eğitim alan meslek liseleri açmak. bu nokta'da çok fazla açtığımız'da kalite kaybı olacaktır o yüzden minimize etmenin faydası var. güçlü meslek liseleri + vizyonlu çocuklar yetiştirmek = Huawei benzeri markalar doğuracaktır Bunu bir kurtuluş olarak görüyorum şahsen. tarıma geri dönecek olursak gelişmiş tarıma geçişimizi hızlandırmalıyız. Sera tarzı tarıma önem vermemiz kayıplarımızı (dolu vs.) azalatabilir. kendi tohumumuzu üretmemiz gerekiyor. Türkiye İsrail'den tarım için tohum ithal eden bir ülke bunun ne demek olduğunu anlatmama gerek yok herhalde düşman olmanız demek besinlerde sorun demek vs bir çok sorun. çiftçilerimizin ne ekeceği devlet tarafından belirlenmeli öyle herkes kafasına göre bir şey ekmemeli. Kredi belası yüzünden yine yukarıda ki sorunlar baş gösteriyor devlet kredi veriyor çiftçi küçücük tarlası olmasına rağmen gereksiz bir şekilde güçlü bir traktör alıyor. yanlış bir lüks sevdası yine gelişimin önüne geçiyor malesef onun yerine daha kaliteli bir tohum vs alınabilir. tüketim'de arz çokluğu insanların egolarına hitap etmek üretmeden tüketen nesillere yol açıyor. üretim olmada da güçlü olunamıyor malesef.
yani bence tüm sorunların temeli geçmişte çekilen cefaların bugün şartların daha iyi olması yüzünden sefaya dönmesi bu sefa döneminde de umursamaz bir tüketim sevdası..
bu konuda yanılıyor da olabilirim

Bu konuyu açarken bir kaç yerden etkilenmiş olabilirim

hükümetin yanlış politiklarını eleştirmeden sadece şunu şu şekilde yapsak böyle olur gibi öneriler verecekler yazarsa daha iyi olabilir çünkü hükümeti eleştirirsek birbirimize giriyoruz buda çözüm üretimini olumsuz etikiliyor.
örneğin ülkemizi turizim açısından iyi tanıtırsak daha fazla turist çekebiliriz gibi yapıcı öneriler.
Boşa vakit harcıyorsun ve senin aşan konularda fikirler üretmeye çalışıyorsun değerli kardeşim. Koca memleketi kurtaracak fikirleri bırak önce kendini kurtaracak fikirlere odaklan. Bu memlekette halkın çoğunluğu kendini kurtaracak, ulusal ekonomi içinde bir katma değer üretecek pozisyona gelirse ülke de kalkınır zaten. Eğitim konusunda, ekonomi konusunda, tarım konusunda yeterli eğitimin yok. Ama memleketi kurtaracak eğitim, tarım ve ekonomi üzerine belirlediğin politikaların var.
Tespitlerinin çoğu hatalı. Dünyada hep savaş içinde olan ülke sadece Türkiye mi olmuştur? Köyden kente göçüp zenginlik arayan tek toplum Türk toplumu mu olmuştur? Kentte kredi çekip daha iyi bir araba ev almaya çalışan insanlar sadece Türkler mi olmuştur? Sadece kendi tarihini bilip başka ülkelerin tarihini bilmezsen maalesef Türklerin yaptıklarını da hata zannediyorsun.
Bizim geri kalmamız ve hala ilerleyememizin çok başka sosyolojik nedenleri var. Rusya dediğiniz ülke bile Bolşevik devrimine kadar bizim güneydoğu anadolu gibi ağalık düzeni ile yönetilen, halkın büyük çoğunluğunun ağaların topraklarında karın tokluğuna çalıştığı bir feodal sisteme sahipti. İngiltere dediğin ülkede şehre göçen köylüler fabrikalarda ve madenlerde sigortasız, sosyal güvencesiz günde 16 saat çalıştırılıyorlardı.
Sen insanlar köyden kente göç etmemeliydi biz Tarım ülkesiydik diyorsun ya. Bugün hala Tarım ülkesi olarak kalsaydık kişi başı milli gelir bunun 10'da biri olurdu. Sen ve Ben de bilgisayarla uğraşmak yerine ahırda hayvan pisliği temizliyor olabilirdik. 2000 sene at binmişiz, dünyada at denilince arap atı ve ingiliz atı var. Türk atı yok. Yani at avrat silah diyen, atını en öne koyan bir millet kendi atını bile ıslah edememiş 1000 yılda.
Koca bir ekonomik ve sosyolojik gelişim sürecini insanlar çok müsrif çok lükse düşkün olmasaydı, biraz da meslek lisesi açsaydık şeklinde çözemezsin. Meslek lisesinden eğitim görüp uzaya roket atacak adam yetiştiremezsin. Kendi tohumunu üretme işi bile ilaç üretebilmek gibi yüksek teknoloji ve genetik alt yapı gerektiriyor.
Çiftçinin ne ekeceğinin devlet tarafından belirlenmesi ne demek biliyor musun? Senin hangi işte çalışacağının da devlet tarafından belirlenmesi demek. Senden mühendis webmaster olmaz, sen asgari ücretle bulaşıkçılık yapacaksanın dese devlet kabul eder misin?
Yani değerli kardeşim herkes kendi kapısının önünü temizlerse ülke tertemiz olur. Sen başkalarının kapısının önünü temizleyecek fikirler üretmek yerine önce kendi kapının önünü temizle. Kendi eğitimine özen göstermeyen. İnternet çağında 3-4 dil öğrenmeyen, her ay 1 online eğitim tamamlamayan, sonra da EĞİTİM LAZIM diye tüm sorunları eğitime bağlayan bir halka sahibiz. Bence bizim en büyük sorunumuz tembel olmamız ve eğitilmeye karşı son derece dirençli olmamız.