• 16-06-2020, 15:29:38
    #10
    Delidadas25 adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    2001 ile kıyaslama yapılması çok da mantıklı değil, o zamanki Türkiye ile bu zamanki Türkiye hiçbir bakımdan aynı değil.

    Kıyaslama kriterlerinizde bir çok yeni etmeni göz ardı ediyorsunuz...
    Buna katılıyorum. Belki kolumuz değil fakat bileğimiz kesilir. Ancak 90+ neslin hayatında ilk defa göreceği en büyük felaketin bizi beklediği ortada.
  • 16-06-2020, 15:31:46
    #11
    Burası çok emelli zaten
  • 16-06-2020, 15:38:05
    #12
    digiklan adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Henüz 2019 krizi patlamadı o yöne doğru gidiyoruz. Yeni kriz patladıktan sonra asgari ücretle ekmeği ve etin kilosun karşılaştırmanı öneririm.
    2001 krizi yanlış ekonomik politikalar sonucu biriken sıkıntının cumhurbaşkanı başbakana anayasa kitabı fırlattı diye patlamıştı.
    Henüz Türkiye'de krizi patlatacak bir kıvılcım çıkmadığı için ve sermaye kontrolleri getirildiği için kriz geliyor ama henüz patlamadı.
    Ama şunu unutma değerli hocam.
    2001 krizinde işsizlik %10,3 tü, ben de işsiz kalmıştım.
    2019'da işsizlik %13,5'tu daha corona vurmadan.
    Üstelik hükümet istatistik bilimini içine etti de tüm rakamları kendi çıkarlarına göre manipüle ediyorlar.
    Eğer 2019'da işsizlik 2001'deki sistemle hesaplansaydı en az %20 çıkardı.
    Ki corona sonrası işsizliğin nerelere çıkacağı henüz meçhul.
    İnsanlar işsiz kaldığında, şirketler battığında asgari ücretin kaç lira olduğunun çok bir önemi kalmıyor.
    Çünkü bu daha yüksek asgari ücret kredi ve borç ile büyütülen özel sektör ve talep ile oluşturuldu.
    Kredi kesilip, borçları ödeme vakti gelince hem fiyatlar kur artışı ile enflasyon baskısı ile artacak hem de insanlar maaşlarını alamayacaklar maaş kaç lira olursa olsun.
    2019'da işsizlik %13,5 değil çok daha fazla hocam kat ve kat fazla
  • 16-06-2020, 15:40:59
    #13
    LordHaseky adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Öncelikle ülke ekonomisi berbat bu konuda hemfikiriz.Ama 2001 yılıyla da kıyaslama yapmak biraz haksızlık olur.
    Halk açısından düşünürsek, 2001 krizi muhabbetine göre illa kıyaslama olacaksa buyurun.

    2001 yılı altı sıfırlı yıllarımızdan, hesaplama kafa karıştırmasın diye sıfırları sildim.

    2001 yılı asgari ücret - 122 TL (122 milyon) - Ekmek 0,10 TL - 1220 adet ekmek alınabiliyor.
    2020 yılı asgari ücret - 2324 TL - Ekmek 1,25 TL - 1859 adet ekmek alınabiliyor.

    2001 yılı - Dana kıyma 4,5 TL - 27,1 kilo alınabiliyor.
    2020 yılı - Dana kıyma 50 TL - 46,48 kilo alınabiliyor.
    Bu tür hesaplamalar çok yanlış hocam. Hiç bir zaman doğru bilgi vermez. Sebebi ise artan bolluk. Birşey çok artarsa fiyatı düşer.
    Ülkede ki ekonomik refahı kıyaslayacaksanız, temel ihtiyaçların toplam gelir içerisinde ki oranına bakmalısınız. Hemen hemen her dönem aynı oranda bir yaklaşım ile sürdürülmüş. Aldığınız Maaşın %85'ni sizden alıyorlar zaten ( Kira, Ulaşım ve temel gıda malzemesi). Kalan %15 ile Sigara alıp dertlerine yakıyorsun.
  • 16-06-2020, 15:46:20
    #14
    SAMATO adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    2019'da işsizlik %13,5 değil çok daha fazla hocam kat ve kat fazla
    TÜİK verileri sorunlu evet ancak resmi olarak onu kabul ettik dersek durum bu.
  • 16-06-2020, 16:10:14
    #15
    Kimlik doğrulama veya yönetimden onay bekliyor.
    Phenomenal adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Buna katılıyorum. Belki kolumuz değil fakat bileğimiz kesilir. Ancak 90+ neslin hayatında ilk defa göreceği en büyük felaketin bizi beklediği ortada.
    Sadece Korona ile alakalı bi durum da değil..
    Eski Türkiye, özellikle savunma sanayisinde tamamen dışa bağımlı bir halde idi. Buna paralel olarak da savunma pozisyonunda ve tedarikçi ülkelerin güdümünde onların sözlerinden çıkmayarak ne ölüyordu ne de yaşıyordu
    Yeni Türkiye ise tam tersine tüm olaylarda bir taraf olarak hem de tüm emperyal devletlerin karşısında kendi başına bir kutup olarak durmakta..
    Dün bize harçlık baabında 1-2 milyar dolar verip, bunun karşılığında da bir sürü yasa çıkarttırıp ülkeye çöken güçler bugün Suriye'de, Libya da bizim karşı cephemizde askeri savaştayken, ekonomik güçleri ile de farklı bir savaş vermekteler..

    Yani o eski Türkiye olsaydık şuan bu kadar dayanmayı bırak resesyonu bile geçtim tamamen batmış bitmiş durumda idik..Lakin bu kadar olumsuzluğa rağmen sıfır araba almak için aylar öncesinden kuyruğa girilen, ev kredileri ucuzladı diye (fiyata bindiren şeref yoksunu mülk sahipleri ayrı bir tartışma konusu) ev almayı düşünen ve 500 milyarlık kredinin altına imza atabilen insanlarla dolu ülke.. üstüne devlet eksik ve yanlışları olsa da hemen her ihtiyaç sahibine koşmaya çalışmakta, abd de 45 günlük korıona tedavisine 1.5 milyon du sanırım yanlış hatırlamıyorsam bi fatura çıkarmışlardı, bizimkiler bedava yapıyorlar.. gibi gibi..

    Evet sıkıntılarımız var ama bu kadar önemli bi konjoktörde bence çok iyi dayanıyoruz...

    Daha Elon Musk'un uydularının dünyayı donattığı ve adına ucuz hızlı internet dedikleri ama arka planında bir sonraki savaşın ayak sesleri olan robot savaşları konusu var ortada, bir de ona hazırlık yapılmakta.. o kısma girmiyorum bile...
  • 16-06-2020, 16:25:01
    #16
    Delidadas25 adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Sadece Korona ile alakalı bi durum da değil..
    Eski Türkiye, özellikle savunma sanayisinde tamamen dışa bağımlı bir halde idi. Buna paralel olarak da savunma pozisyonunda ve tedarikçi ülkelerin güdümünde onların sözlerinden çıkmayarak ne ölüyordu ne de yaşıyordu
    Yeni Türkiye ise tam tersine tüm olaylarda bir taraf olarak hem de tüm emperyal devletlerin karşısında kendi başına bir kutup olarak durmakta..
    Dün bize harçlık baabında 1-2 milyar dolar verip, bunun karşılığında da bir sürü yasa çıkarttırıp ülkeye çöken güçler bugün Suriye'de, Libya da bizim karşı cephemizde askeri savaştayken, ekonomik güçleri ile de farklı bir savaş vermekteler..

    Yani o eski Türkiye olsaydık şuan bu kadar dayanmayı bırak resesyonu bile geçtim tamamen batmış bitmiş durumda idik..Lakin bu kadar olumsuzluğa rağmen sıfır araba almak için aylar öncesinden kuyruğa girilen, ev kredileri ucuzladı diye (fiyata bindiren şeref yoksunu mülk sahipleri ayrı bir tartışma konusu) ev almayı düşünen ve 500 milyarlık kredinin altına imza atabilen insanlarla dolu ülke.. üstüne devlet eksik ve yanlışları olsa da hemen her ihtiyaç sahibine koşmaya çalışmakta, abd de 45 günlük korıona tedavisine 1.5 milyon du sanırım yanlış hatırlamıyorsam bi fatura çıkarmışlardı, bizimkiler bedava yapıyorlar.. gibi gibi..

    Evet sıkıntılarımız var ama bu kadar önemli bi konjoktörde bence çok iyi dayanıyoruz...

    Daha Elon Musk'un uydularının dünyayı donattığı ve adına ucuz hızlı internet dedikleri ama arka planında bir sonraki savaşın ayak sesleri olan robot savaşları konusu var ortada, bir de ona hazırlık yapılmakta.. o kısma girmiyorum bile...
    Türkiye bırakın emperyal devletleri, bölgesindeki ülkelerle dahi anlaşma yapamıyor. Bu zannettiğiniz gibi bir güç değildir, zaaftır. Konuyu çok dağıtmak istemem fakat hükümetin milli değerler yerine ihvancılık üzerine kurulu dış politikası Yüce Türk Milleti'ne katkı sağlayacak tek bir çıkar nokta dahi oluşturmuyor. Sudan'da ihvancılar darbeciydi "çok kötü" diye bahsedilen darbecilerden yana olundu, Mısır desen ihvancılar muhalif tarafta olduğu için mevcut yönetimle ülkemiz çıkarları adına hiçbir şey yapılmadı. Hatta belli söylemlere takılıp kalınmış durumda. İsrail konusuna girmiyorum bile. Biraz daha bize dönecek olursak, Suriye'deki ihvancı politikaların sonucu geldiğimiz hal ortada. Libya'da ihvancılardan tarafa olundu, batı desteğiyle kamuoyu oluştu ve ilerleme kaydedildi. Macron'un son açıklamasına göz gezdirirseniz "Ankara NATO'dan faydalanıyor ve Fransa buna izin vermeyecek." şeklinde olduğunu görürsünüz. Hani şu bitmek bilmez bir savaş verdiğimiz batı. Peki Türkiye, Libya'daki siyasi bir iç savaşa neden taraf oldu? İç savaşlar bir milletin bağırsaklarının ortaya dökülmesidir. Umarım ilerleyen yıllarda Libya halkında Türk Milleti ve Devleti derin tahribatlar bırakmamış olur ve Türk denince Libyalılar tarafından kötü hatırlanmayız.
    Dış politikadaki ideolojik saikleri bir tarafa bırakacak olursak AKP seçim ekonomisiyle düşük faizli kredilerle ev-araba satışlarını artırıp kararsızlarda "ekonomi iyi gidiyor" algısı oluşturmak istiyor. Döviz krizinde fiyat ve faizler zirve yapınca AKP 2019’da büyükşehirlerde kaybetti. 2020’de satışlar toparlanıyorken bu kez Korona %45 düşürdü.
    Ürünler ithal edilirken ve dolar bu seviyelere gelmişken “cumhurbaşkanı fiyatlara müdahale etsin” diyorlar. Sorunun kaynağını çözüm sanıyoruz. Ülkenin bu hale gelmesinin sebebi tek adam rejimi, her şeye karışması, bilmediği konu olmaması.
    Piyasa değeri 2.5 milyardan fazla olan bankaya yönetim kurulu üyesi olarak pehlivan atandı. “Faiz sebep enflasyon sonuçtur ben de böyle diyorum.” diye temel iktisat kurallarını hiçe saydı. Tarımı, hayvancılığı bitirdi. Şeker fabrikasını sadece şeker için önemli sanıp sattı.
    Şimdi de “cumhurbaşkanı müdahale etsin” işler düzelsin, istiyorsunuz. Önlem almak gerektiğini, "hava güneşlikken çatıyı onaralım" diye söyleyen bakanı ile televizyon kanalları üzerinden tartıştı.
    Son olarak NATO'ya sunulan “TSK envanteri ve kurmay kadrolarının son durum raporu”na bir göz gezdirin. Şuanda öyle övünülecek bir ordumuz maalesef yok.
  • 16-06-2020, 16:48:31
    #17
    Delidadas25 adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Sadece Korona ile alakalı bi durum da değil..
    Eski Türkiye, özellikle savunma sanayisinde tamamen dışa bağımlı bir halde idi. Buna paralel olarak da savunma pozisyonunda ve tedarikçi ülkelerin güdümünde onların sözlerinden çıkmayarak ne ölüyordu ne de yaşıyordu
    Yeni Türkiye ise tam tersine tüm olaylarda bir taraf olarak hem de tüm emperyal devletlerin karşısında kendi başına bir kutup olarak durmakta..
    Dün bize harçlık baabında 1-2 milyar dolar verip, bunun karşılığında da bir sürü yasa çıkarttırıp ülkeye çöken güçler bugün Suriye'de, Libya da bizim karşı cephemizde askeri savaştayken, ekonomik güçleri ile de farklı bir savaş vermekteler..

    Yani o eski Türkiye olsaydık şuan bu kadar dayanmayı bırak resesyonu bile geçtim tamamen batmış bitmiş durumda idik..Lakin bu kadar olumsuzluğa rağmen sıfır araba almak için aylar öncesinden kuyruğa girilen, ev kredileri ucuzladı diye (fiyata bindiren şeref yoksunu mülk sahipleri ayrı bir tartışma konusu) ev almayı düşünen ve 500 milyarlık kredinin altına imza atabilen insanlarla dolu ülke.. üstüne devlet eksik ve yanlışları olsa da hemen her ihtiyaç sahibine koşmaya çalışmakta, abd de 45 günlük korıona tedavisine 1.5 milyon du sanırım yanlış hatırlamıyorsam bi fatura çıkarmışlardı, bizimkiler bedava yapıyorlar.. gibi gibi..

    Evet sıkıntılarımız var ama bu kadar önemli bi konjoktörde bence çok iyi dayanıyoruz...

    Daha Elon Musk'un uydularının dünyayı donattığı ve adına ucuz hızlı internet dedikleri ama arka planında bir sonraki savaşın ayak sesleri olan robot savaşları konusu var ortada, bir de ona hazırlık yapılmakta.. o kısma girmiyorum bile...
    Sizi eski Türkiye yeni Türkiye diye kandırıyorlar. Siz de inanıyorsunuz. Orta gelir tuzağındayız. 1950'lerden beri kişibaşı gayri safi milli hasıla sıralamamız aynı yerlerde. AKP iktidarı zamanında Türkiye'nin ekonomik büyümesi cumhuriyet ortalaması kadardır. Yani 1980-2000 yılları arasında ortalama yüzde kaç büyüdüysek, 2000-2019 arası da o kadar büyüdük. Sana yaratılan ilüzyon senin üniversitelerinin ve hükümetlerinin hiç bir katkısı olmayan dünya konjonktüründeki (teknolojik ve ekonomik) gelişmeden Türkiye'ninm payına düşendir.

    Bak sana basit bir örnek vereyim anlayacaksın. Gecekondu da oturan Dadaş isimli bir adam vardı diyelim 30 sene önce. Dadaşın az borcu vardı ve gecekondu da oturuyordu. Dadaş uzun vadeli ucuz krediler buldu. Bu krediler ile kendine ev aldı. Araba aldı. Ev eşyalarını yeniledi. Yeni kıyafetler aldı. Bugün doğalgazlı bir evde rahat rahat oturan Dadaş diyor ki eskiden soba ile uğraşırdık bak şimdi doğalgazlı evde oturuyoruz. Ama dadaş aldığı parayı betona, eşyaya yatırdı. (köprüler, havaalanları, tüneller, otoyollar) Aldığı bu parayı işini geliştirmek için harcamadı. Sanayisini, imalatını dışa bağımlılıktan kurtaramadı, tam tersine samanı bile ithal eder hale geldi. Dadaş bugün 100 dolarlık ihracat yapabilmek için 50-60 dolarlık ithalar yapmak zorunda. Bugün geldiğimiz noktada otoyollarımız, havaalanlarımız, köprülerimiz, tünellerimiz var. Ama sanayimiz tamamen ithal ara malına bağımlı. Yani ithal etmeden üretim yapamıyoruz. Yani sen krediyi bol bulup evin banyosunu mutfağını yaptırdın ama işinde bir katma değer üretmedin.

    Yani bugün gördüğün o tüm arabalar evler eşyalar son model bilgisayar ve telefonların maliyeti ülkenin dış borcunun 150 milyar dolardan 450 milyar dolara çıkması yüzünden. Yani senin torunlarının ödeyecekleri borçlara bugünden girildi. Önceki iktidarlar da Türkiye'nin borcunu 3 katına çıkartarak benzer bir refah artışı sağlayabilirlerdi. Dolar 10-15 lira olduğunda o dolar garantili otoyollardan köprülerden geçebilecek misin yoksa dış mihraklar saldırıyor mu diyeceksin değerli kardeşim?
  • 16-06-2020, 17:00:42
    #18
    Phenomenal adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Türkiye bırakın emperyal devletleri, bölgesindeki ülkelerle dahi anlaşma yapamıyor. Bu zannettiğiniz gibi bir güç değildir, zaaftır. Konuyu çok dağıtmak istemem fakat hükümetin milli değerler yerine ihvancılık üzerine kurulu dış politikası Yüce Türk Milleti'ne katkı sağlayacak tek bir çıkar nokta dahi oluşturmuyor. Sudan'da ihvancılar darbeciydi "çok kötü" diye bahsedilen darbecilerden yana olundu, Mısır desen ihvancılar muhalif tarafta olduğu için mevcut yönetimle ülkemiz çıkarları adına hiçbir şey yapılmadı. Hatta belli söylemlere takılıp kalınmış durumda. İsrail konusuna girmiyorum bile. Biraz daha bize dönecek olursak, Suriye'deki ihvancı politikaların sonucu geldiğimiz hal ortada. Libya'da ihvancılardan tarafa olundu, batı desteğiyle kamuoyu oluştu ve ilerleme kaydedildi. Macron'un son açıklamasına göz gezdirirseniz "Ankara NATO'dan faydalanıyor ve Fransa buna izin vermeyecek." şeklinde olduğunu görürsünüz. Hani şu bitmek bilmez bir savaş verdiğimiz batı. Peki Türkiye, Libya'daki siyasi bir iç savaşa neden taraf oldu? İç savaşlar bir milletin bağırsaklarının ortaya dökülmesidir. Umarım ilerleyen yıllarda Libya halkında Türk Milleti ve Devleti derin tahribatlar bırakmamış olur ve Türk denince Libyalılar tarafından kötü hatırlanmayız.
    Dış politikadaki ideolojik saikleri bir tarafa bırakacak olursak AKP seçim ekonomisiyle düşük faizli kredilerle ev-araba satışlarını artırıp kararsızlarda "ekonomi iyi gidiyor" algısı oluşturmak istiyor. Döviz krizinde fiyat ve faizler zirve yapınca AKP 2019’da büyükşehirlerde kaybetti. 2020’de satışlar toparlanıyorken bu kez Korona %45 düşürdü.
    Ürünler ithal edilirken ve dolar bu seviyelere gelmişken “cumhurbaşkanı fiyatlara müdahale etsin” diyorlar. Sorunun kaynağını çözüm sanıyoruz. Ülkenin bu hale gelmesinin sebebi tek adam rejimi, her şeye karışması, bilmediği konu olmaması.
    Piyasa değeri 2.5 milyardan fazla olan bankaya yönetim kurulu üyesi olarak pehlivan atandı. “Faiz sebep enflasyon sonuçtur ben de böyle diyorum.” diye temel iktisat kurallarını hiçe saydı. Tarımı, hayvancılığı bitirdi. Şeker fabrikasını sadece şeker için önemli sanıp sattı.
    Şimdi de “cumhurbaşkanı müdahale etsin” işler düzelsin, istiyorsunuz. Önlem almak gerektiğini, "hava güneşlikken çatıyı onaralım" diye söyleyen bakanı ile televizyon kanalları üzerinden tartıştı.
    Son olarak NATO'ya sunulan “TSK envanteri ve kurmay kadrolarının son durum raporu”na bir göz gezdirin. Şuanda öyle övünülecek bir ordumuz maalesef yok.

    Bir kere ihvan, ihvancılık dendiğinde ne anladığınızı bilmek lazım ?

    İhvancılık Mısır'dan doğan bir akım , Hilafet makamı ve Filistin üzerine odaklanmış bir fikir birlikteliği...
    Sizin için olmayabilir fakat, ben ve benim değer yargılarımla paralel yetişen nesiller için Filistin kırmızı bir çizgi olarak devam etmektedir. Her ne kadar şuan istediğimiz beklediğimiz adımlar tam anlamı ile atılmamış olsa da, orası bizim mabedimiz ve şartlar oluştuğunda tekrar bizim olacaktır.

    Hilafet konusuna gelirsek eğer, çok daha uzun ve derin olmasına rağmen ben size kısa bi özet geçeyim de öyle Atatürk Hilafeti kaldırdı, millet kurtuldu safsatasının arka planına bi göz atın bu sayede.. Lozan imzalandığında İngiltere harici tüm taraf ülkeler bu anlaşmayı imzalayıp meclislerinden geçirdiler, İngilizler için kırmızı çizgi Hilafetin kaldırılması idi, zira dünya üzerinde en çok Müslüman'ın yaşadığı topraklar,İngiliz sömürgesinde idi... Olası bir cihad çağrısında olabilecekleri bildikleri için bu konuda direttiler ve Lozandan 9 ay sonra falan hilafet kaldırıldı ve akabinde İngiliz meclisinde oylanıp Lozan kabul edildi..

    Tüm dinlerin bir merkezi var iken, ve bu merkezlerin söylediklerini ülkeler emir olarak benimserken, Müslümanların merkezini darmaduman edip,başsız bırakıp da sömürmeye hazır hale getirdiler. Mısırdan bir akım çıkıp bu makamın tekrar hak ettiği yeri alması için birliktelik oluşturmaya çalıştı ve bu hareketi Hilafet makamının gücünü istemeyen tüm devletler gibi içimizdeki sizler de terörist odaklı bir yapı olarak gördünüz..

    Yazdıklarınıza sırası ile cevaplar vermeye çok da uzatmamaya çalışıyorum ama konu derin..

    Gelelim milli değerler konusuna..

    Dış politikasının Türk Milletinin değerlerine katkı sağlaması için Avrupa ve Amerikan çıkarlarına ters düşmesi kaçınılmazdır. Eğer onlarla ortak değerlerde buluşuruz diyorsanız o zaman sizin Türk değer yargılarınız bizimkinden çok çok farklıdır.
    Zira Oğuz Kağan'ın, Mete Han'ın kızıl elması ile Alparslan'ın Fatih'in Abdulhamid'in kızıl elması aynı ülküdür.. Gök Tengri kuralları ile Allah'ın kuralları arasında bir fark yoktur neredeyse..
    Adı Hun da olsa, Karahanlı'da olsa, Selçuklu da ola, Osmanlı da olsa, Türkiye Cumhuriyeti de olsa, bizim misyonumuz zulüm edene düşmanlık, mazluma hamilik etmek oldu hep...
    Çinle savaştık, Moğolla savaştık, Bizansla savaştık, Haçlı ile savaştık, dikkat edersen hep küffar hep zulüm denince akla gelen ülkeler.. ve Hepsi de çok güçlü idiler.... Ne Mete Han ne Alparslan,ne Çağrı bey, ne Osmanlı,ne Keykubat, ne de Atatürk savaştan kaçmadılar..
    Şimdi iki ekonomik kriz gördük diye yuları bunların eline mi verecez?

    Siz daha düne kadar bbg evi diye tabir ettikleri, oysa bbg evinden sadece istedikleri kısımları kesip de bize veren israil heronları ile operasyon yapımaya çalışırken, bugün aynı anda iki farklı ülkede operasyon yaparken üstüne üçüncü bir ülkeye de operasyon yapar hale gelmişiz..

    Devamını evden yazarım.