Sadece Korona ile alakalı bi durum da değil..
Eski Türkiye, özellikle savunma sanayisinde tamamen dışa bağımlı bir halde idi. Buna paralel olarak da savunma pozisyonunda ve tedarikçi ülkelerin güdümünde onların sözlerinden çıkmayarak ne ölüyordu ne de yaşıyordu
Yeni Türkiye ise tam tersine tüm olaylarda bir taraf olarak hem de tüm emperyal devletlerin karşısında kendi başına bir kutup olarak durmakta..
Dün bize harçlık baabında 1-2 milyar dolar verip, bunun karşılığında da bir sürü yasa çıkarttırıp ülkeye çöken güçler bugün Suriye'de, Libya da bizim karşı cephemizde askeri savaştayken, ekonomik güçleri ile de farklı bir savaş vermekteler..
Yani o eski Türkiye olsaydık şuan bu kadar dayanmayı bırak resesyonu bile geçtim tamamen batmış bitmiş durumda idik..Lakin bu kadar olumsuzluğa rağmen sıfır araba almak için aylar öncesinden kuyruğa girilen, ev kredileri ucuzladı diye (fiyata bindiren şeref yoksunu mülk sahipleri ayrı bir tartışma konusu) ev almayı düşünen ve 500 milyarlık kredinin altına imza atabilen insanlarla dolu ülke.. üstüne devlet eksik ve yanlışları olsa da hemen her ihtiyaç sahibine koşmaya çalışmakta, abd de 45 günlük korıona tedavisine 1.5 milyon du sanırım yanlış hatırlamıyorsam bi fatura çıkarmışlardı, bizimkiler bedava yapıyorlar.. gibi gibi..
Evet sıkıntılarımız var ama bu kadar önemli bi konjoktörde bence çok iyi dayanıyoruz...
Daha Elon Musk'un uydularının dünyayı donattığı ve adına ucuz hızlı internet dedikleri ama arka planında bir sonraki savaşın ayak sesleri olan robot savaşları konusu var ortada, bir de ona hazırlık yapılmakta.. o kısma girmiyorum bile...
Sizi eski Türkiye yeni Türkiye diye kandırıyorlar. Siz de inanıyorsunuz. Orta gelir tuzağındayız. 1950'lerden beri kişibaşı gayri safi milli hasıla sıralamamız aynı yerlerde. AKP iktidarı zamanında Türkiye'nin ekonomik büyümesi cumhuriyet ortalaması kadardır. Yani 1980-2000 yılları arasında ortalama yüzde kaç büyüdüysek, 2000-2019 arası da o kadar büyüdük. Sana yaratılan ilüzyon senin üniversitelerinin ve hükümetlerinin hiç bir katkısı olmayan dünya konjonktüründeki (teknolojik ve ekonomik) gelişmeden Türkiye'ninm payına düşendir.
Bak sana basit bir örnek vereyim anlayacaksın. Gecekondu da oturan Dadaş isimli bir adam vardı diyelim 30 sene önce. Dadaşın az borcu vardı ve gecekondu da oturuyordu. Dadaş uzun vadeli ucuz krediler buldu. Bu krediler ile kendine ev aldı. Araba aldı. Ev eşyalarını yeniledi. Yeni kıyafetler aldı. Bugün doğalgazlı bir evde rahat rahat oturan Dadaş diyor ki eskiden soba ile uğraşırdık bak şimdi doğalgazlı evde oturuyoruz. Ama dadaş aldığı parayı betona, eşyaya yatırdı. (köprüler, havaalanları, tüneller, otoyollar) Aldığı bu parayı işini geliştirmek için harcamadı. Sanayisini, imalatını dışa bağımlılıktan kurtaramadı, tam tersine samanı bile ithal eder hale geldi. Dadaş bugün 100 dolarlık ihracat yapabilmek için 50-60 dolarlık ithalar yapmak zorunda. Bugün geldiğimiz noktada otoyollarımız, havaalanlarımız, köprülerimiz, tünellerimiz var. Ama sanayimiz tamamen ithal ara malına bağımlı. Yani ithal etmeden üretim yapamıyoruz. Yani sen krediyi bol bulup evin banyosunu mutfağını yaptırdın ama işinde bir katma değer üretmedin.
Yani bugün gördüğün o tüm arabalar evler eşyalar son model bilgisayar ve telefonların maliyeti ülkenin dış borcunun 150 milyar dolardan 450 milyar dolara çıkması yüzünden. Yani senin torunlarının ödeyecekleri borçlara bugünden girildi. Önceki iktidarlar da Türkiye'nin borcunu 3 katına çıkartarak benzer bir refah artışı sağlayabilirlerdi. Dolar 10-15 lira olduğunda o dolar garantili otoyollardan köprülerden geçebilecek misin yoksa dış mihraklar saldırıyor mu diyeceksin değerli kardeşim?