Phenomenal adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
Türkiye bırakın emperyal devletleri, bölgesindeki ülkelerle dahi anlaşma yapamıyor. Bu zannettiğiniz gibi bir güç değildir, zaaftır. Konuyu çok dağıtmak istemem fakat hükümetin milli değerler yerine ihvancılık üzerine kurulu dış politikası Yüce Türk Milleti'ne katkı sağlayacak tek bir çıkar nokta dahi oluşturmuyor. Sudan'da ihvancılar darbeciydi "çok kötü" diye bahsedilen darbecilerden yana olundu, Mısır desen ihvancılar muhalif tarafta olduğu için mevcut yönetimle ülkemiz çıkarları adına hiçbir şey yapılmadı. Hatta belli söylemlere takılıp kalınmış durumda. İsrail konusuna girmiyorum bile. Biraz daha bize dönecek olursak, Suriye'deki ihvancı politikaların sonucu geldiğimiz hal ortada. Libya'da ihvancılardan tarafa olundu, batı desteğiyle kamuoyu oluştu ve ilerleme kaydedildi. Macron'un son açıklamasına göz gezdirirseniz "Ankara NATO'dan faydalanıyor ve Fransa buna izin vermeyecek." şeklinde olduğunu görürsünüz. Hani şu bitmek bilmez bir savaş verdiğimiz batı. Peki Türkiye, Libya'daki siyasi bir iç savaşa neden taraf oldu? İç savaşlar bir milletin bağırsaklarının ortaya dökülmesidir. Umarım ilerleyen yıllarda Libya halkında Türk Milleti ve Devleti derin tahribatlar bırakmamış olur ve Türk denince Libyalılar tarafından kötü hatırlanmayız.
Dış politikadaki ideolojik saikleri bir tarafa bırakacak olursak AKP seçim ekonomisiyle düşük faizli kredilerle ev-araba satışlarını artırıp kararsızlarda "ekonomi iyi gidiyor" algısı oluşturmak istiyor. Döviz krizinde fiyat ve faizler zirve yapınca AKP 2019’da büyükşehirlerde kaybetti. 2020’de satışlar toparlanıyorken bu kez Korona %45 düşürdü.
Ürünler ithal edilirken ve dolar bu seviyelere gelmişken “cumhurbaşkanı fiyatlara müdahale etsin” diyorlar. Sorunun kaynağını çözüm sanıyoruz. Ülkenin bu hale gelmesinin sebebi tek adam rejimi, her şeye karışması, bilmediği konu olmaması.
Piyasa değeri 2.5 milyardan fazla olan bankaya yönetim kurulu üyesi olarak pehlivan atandı. “Faiz sebep enflasyon sonuçtur ben de böyle diyorum.” diye temel iktisat kurallarını hiçe saydı. Tarımı, hayvancılığı bitirdi. Şeker fabrikasını sadece şeker için önemli sanıp sattı.
Şimdi de “cumhurbaşkanı müdahale etsin” işler düzelsin, istiyorsunuz. Önlem almak gerektiğini, "hava güneşlikken çatıyı onaralım" diye söyleyen bakanı ile televizyon kanalları üzerinden tartıştı.
Son olarak NATO'ya sunulan “TSK envanteri ve kurmay kadrolarının son durum raporu”na bir göz gezdirin. Şuanda öyle övünülecek bir ordumuz maalesef yok.

Bir kere ihvan, ihvancılık dendiğinde ne anladığınızı bilmek lazım ?

İhvancılık Mısır'dan doğan bir akım , Hilafet makamı ve Filistin üzerine odaklanmış bir fikir birlikteliği...
Sizin için olmayabilir fakat, ben ve benim değer yargılarımla paralel yetişen nesiller için Filistin kırmızı bir çizgi olarak devam etmektedir. Her ne kadar şuan istediğimiz beklediğimiz adımlar tam anlamı ile atılmamış olsa da, orası bizim mabedimiz ve şartlar oluştuğunda tekrar bizim olacaktır.

Hilafet konusuna gelirsek eğer, çok daha uzun ve derin olmasına rağmen ben size kısa bi özet geçeyim de öyle Atatürk Hilafeti kaldırdı, millet kurtuldu safsatasının arka planına bi göz atın bu sayede.. Lozan imzalandığında İngiltere harici tüm taraf ülkeler bu anlaşmayı imzalayıp meclislerinden geçirdiler, İngilizler için kırmızı çizgi Hilafetin kaldırılması idi, zira dünya üzerinde en çok Müslüman'ın yaşadığı topraklar,İngiliz sömürgesinde idi... Olası bir cihad çağrısında olabilecekleri bildikleri için bu konuda direttiler ve Lozandan 9 ay sonra falan hilafet kaldırıldı ve akabinde İngiliz meclisinde oylanıp Lozan kabul edildi..

Tüm dinlerin bir merkezi var iken, ve bu merkezlerin söylediklerini ülkeler emir olarak benimserken, Müslümanların merkezini darmaduman edip,başsız bırakıp da sömürmeye hazır hale getirdiler. Mısırdan bir akım çıkıp bu makamın tekrar hak ettiği yeri alması için birliktelik oluşturmaya çalıştı ve bu hareketi Hilafet makamının gücünü istemeyen tüm devletler gibi içimizdeki sizler de terörist odaklı bir yapı olarak gördünüz..

Yazdıklarınıza sırası ile cevaplar vermeye çok da uzatmamaya çalışıyorum ama konu derin..

Gelelim milli değerler konusuna..

Dış politikasının Türk Milletinin değerlerine katkı sağlaması için Avrupa ve Amerikan çıkarlarına ters düşmesi kaçınılmazdır. Eğer onlarla ortak değerlerde buluşuruz diyorsanız o zaman sizin Türk değer yargılarınız bizimkinden çok çok farklıdır.
Zira Oğuz Kağan'ın, Mete Han'ın kızıl elması ile Alparslan'ın Fatih'in Abdulhamid'in kızıl elması aynı ülküdür.. Gök Tengri kuralları ile Allah'ın kuralları arasında bir fark yoktur neredeyse..
Adı Hun da olsa, Karahanlı'da olsa, Selçuklu da ola, Osmanlı da olsa, Türkiye Cumhuriyeti de olsa, bizim misyonumuz zulüm edene düşmanlık, mazluma hamilik etmek oldu hep...
Çinle savaştık, Moğolla savaştık, Bizansla savaştık, Haçlı ile savaştık, dikkat edersen hep küffar hep zulüm denince akla gelen ülkeler.. ve Hepsi de çok güçlü idiler.... Ne Mete Han ne Alparslan,ne Çağrı bey, ne Osmanlı,ne Keykubat, ne de Atatürk savaştan kaçmadılar..
Şimdi iki ekonomik kriz gördük diye yuları bunların eline mi verecez?

Siz daha düne kadar bbg evi diye tabir ettikleri, oysa bbg evinden sadece istedikleri kısımları kesip de bize veren israil heronları ile operasyon yapımaya çalışırken, bugün aynı anda iki farklı ülkede operasyon yaparken üstüne üçüncü bir ülkeye de operasyon yapar hale gelmişiz..

Devamını evden yazarım.