• 17-01-2020, 19:43:16
    #1
    Bugün Cumhurbaşkanı Erdoğan'a sunumu yapılan ve daha meclise gelmeyen yeni infaz kanunu benim kanaatimce cezaevlerinin dolup taşmasına sebebiyet verecek.

    Uzun süreden beridir MHP'nin isteği ile beraber ceza infaz kanununda değişiklik yapılmasına dair tartışmalar tüm hızıyla devam ediliyordu. Bugün Recep Tayyip Erdoğan'a sunum yapıldı. Sanırım 1-2 haftadan da meclise gelip oylamaya geçielecek.

    Sunumu yapılan yasa teklifi hükmün açıklanmasını ertelemeyi ortadan kaldırıyor. Ayrıca cezanın paraya çevrilmesi de iptal ediliyor. En az 1 aylık dahi cezası bulunanlar en az 12 gün açıkcezaevinde geçirecek cezasını.

    Eğer yasa teklifi meclisten geçerse açıkcezaevleri dolup taşacak, savcılığa yapılan başvurularda patlama yaşanacak, aylar süren yargılama süreleri daha da uzayacak bence. Nasıl olsa 1 ayda ceza alsa hapis yatacak diye düşünenler soluğu savcılıkta alacak.

    Teoride güzel gibi. Herhangi bir suça karışan kişi 2 yılın altında ceza alırsa hükmün açıklanmasının geriye bırakılması kararı veriliyordu. Yaşadığı mağduriyetten dolayı şikayetçi olmak isteyen vatandaşlar nasılsa 2 yılın altında ceza alır diye mahkemeye başvurmuyordu. Ama bu düzenlemeyle beraber mahkemelere rekor başvuru olacak gibi. En ufak bir şikayeti olan soluğu mahkemede alacak. Savcılar şikayetlere yetişemeyecek ki yılda zaten binlerce dosyaya bakmak zorunda kalıyorlar. Artık iş yükleri daha da artacak.

    Cezaevlerinin durumu içler acısı. Onu hiç saymıyorum bile. 8 kişilik koğuşlarda 28 kişi kalıyorlar. Buralarda iyileştirme yapmadan bu düzenleme çok daha büyük mağduriyetlere sebebiyet verecek. Yargıya olan güven daha da azalacak.

    Eğer cidden suçla mücadele etmek isteniyorsa daha adil bir yargılama sistemi olmalı. Basit suçları olan ve daha önceden suça karışmamış kişiler denetimli serbestlikle yada elektronik kelepçeyle salıverilmeli. Ölüm, taciz, tecavüz, yaralama, uyuşturucu ticareti, büyük dola.ndırıcılık olayları hariç durumlarda yurtdışı yasağı, belli sürelerde karakola imza atmak suretiyle denetimli serbestlik yapılarak yargılamalar yapılmalı. Vs. vs vs. Daha çok yazmak gerek de sığmaz buralara.

    Ama en önemlisi avukat, hakim, savcı yetiştirmek onlara hukuk kurallarını öğretmek olmamalı. Önemli olan vicdanları eğitmek.

    Alıntı
    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a sunulan ve kısa bir süre içerisinde Meclis gündemine gelmesi beklenen düzenleme ile cezasızlık algısı ortadan kaldırılacak. 1 ay hapis cezası bile alan birisi belirli bir süre cezaevinde kalacak. Cinsel, uyuşturucu, örgütlü, terör suçlarını işleyenler ile mükerrirler (tekrar suç işleyenler) hariç cezaların infazı 2/3 (yüzde 67) yerine ½ (yüzde 50) olarak uygulanacak.
    Habertürk’ten Fevzi Çakır’ın haberine göre, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 2019 Yılı Değerlendirme Toplantısı’nda, “İnfaz düzenlemesini de içeren ikinci yargı paketini birkaç hafta içinde Meclis gündemine gelecek. Kamu vicdanını rahatsız etmeyecek, suçluların cezalarını çektiği, ceza adaleti sisteminin amacına uygun, ölçülü ve adaletli bir infaz rejimi üzerinde çalışıyoruz” dedi. Bu sözler infaz konusu yeniden gündeme getirdi.
    CUMHURBAŞKANINA SUNULDU
    Hafta başında Cumhurbaşkanı Erdoğan’a infaz düzenlemesine dair kapsamlı bir sunum yapıldı. Adalet Bakanlığı tarafından teknik alt yapısı hazırlanan metin Bakan Abdulhamit Gül’ün de yer aldığı geniş bir heyet tarafından Erdoğan’a sunuldu.
    KÖKLÜ DEĞİŞİKLİKLER GELİYOR
    Cumhurbaşkanı Erdoğan’a sunulan ve halen üzerinde AKP grubunun çalışmalarını sürdürdüğü infaz paketinin detaylarına ulaşıldı. Adalet Bakanlığı tarafından hazırlanan ancak nihai şeklini siyasetin vereceği düzenleme ile infaz sisteminde köklü değişikler yapılıyor. Ceza adaletini pekiştirici adımlar atılıyor. Evde infaz, geceleyin infaz gibi alternatif infaz sistemleri geliştiriliyor.
    CEZASIZLIK ALGISINA NEŞTER
    Düzenleme ile kamuoyunda rahatsızlık yaratan ve cezasızlık algısı doğuran konularda önemli bir adım atılacağı ifade ediliyor. Buna göre, erteleme, paraya çevirme ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması gibi karar verilmeksizin 1 ay dahi hapis cezası alanların belirli bir süre cezaevine konulması öngörülüyor. Mevcut sistemde 18 ayın altında ceza alan biri cezaevine hiç girmiyordu. Çünkü 18 ay cezanın infazı yani 2/3’ü 1 yıl olarak hesaplanıyordu. Bu sürede denetimli serbestlik kapsamına girdiği için bu kişiler cezaevine hiç girmiyordu.
    DENETİMLİ SERBESTLİĞE YENİ DÜZEN
    Yeni düzenleme ile bu sistem son buluyor. 1 yıllık otomatik denetimli serbestlik mekanizması terk ediliyor. 1 ay hapis cezası alan birisinin cezasının infazı 15 gün olacak. Bu sürenin 1/5’i denetimli serbestlikte değerlendirilecek. Yani 1 ay hapis cezası alan bir kişi 12 gün cezaevinde kalacak. Tabi bu süre 3 yılı altında kaldığı için açık cezaevinde geçirilecek.
    İNFAZ ½ OLUYOR
    Yeni sisteme göre, mahkemelerce verilen cezaların 2/3’ü yani % 67’si yerine ½’si yani yüzde 50’si cezaevinde geçirilecek. Bu sürenin de 1/5’i denetimli serbestlikte geçirilebilecek. Denetim süresi her koşulda 3 yılın üzerinde olamayacak. Örneğin; mahkemece 10 yıl hapse mahkum edilen bir kişinin cezasının infazı 5 yıl olacak. Bu 5 yılın 4 yılı cezaevinde geçirildikten sonra hükümlü iyi halliyse denetimli serbestlik kapsamında tahliye edilecek. Yani 10 yıl ceza alan bir kişi iyi halli olması durumunda cezaevinde toplamda 4 yıl geçirecek. Mevcut sistemde 10 yıl ceza alan biri 5 yıl 8 ay cezaevinde kalıyordu.
    5 SUÇ KAPSAM DIŞINDA
    Her suç bu kapsama girmeyecek. Cinsel suçlar, uyuşturucu madde ticareti, örgütlü suçlar, terör suçlarını işleyenler ile mükerrirler (tekrar suç işleyenler) yarı yarıya infaz kapsamı dışında olacak. Bu suçlarda infaz yine ¾ yani % 75 olarak uygulanmaya devam edecek. Yani bu 5 suçtan herhangi birinden 10 yıl ceza alan birisinin infazı 7,5 yıl olacak. Bu cezanın da 1/5’i denetimli serbestlik kapsamında geçirilecek.
    İNFAZ YAKMAYA SINIR
    Koşullu salıverilme süresinde yeniden suç işleyen birisinin, kalan koşullu salıverilmesi de yanıyordu. Yani bu kişiler; yeni suçlarından aldıkları cezanın yanı sıra, yeni suçu işledikleri tarihten bihakkın tahliye tarihine kadar olan süreyi aynen cezaevlerinde geçiriliyorlardı. Kamuoyunda “infaz yakma” olarak bilinen bu usul hakkında da önemli bir adım atılıyor. Yeni düzenlemeye göre, koşullu salıverilme süresinde işlenen yeni suç için kanunda öngörülen cezanın bir katı oranında süre için infazın yanmasına karar verilecek. Örneğin; herhangi bir yeni suçtan 1 yıl ceza alan bir hükümlünün, koşullu salıverildiği süreden sadece 2 yılın yanmasına karar verilecek.
    ALTERNATİF İNFAZ USÜLLERİNE AYAR
    Düzenleme ile alternatif infaz usulleri de güçlendiriliyor. Geceleyin infaz, hafta sonu infaz gibi usullere işlerlik kazandırılacak. Mevcut sistemde 6 aya kadar hapse mahkum edilenlerin cezalarını hafta sonu ya da geceleri çekmelerine imkan tanınıyordu. Ancak 1 yıllık denetim süresi nedeniyle 6 ay ceza alanlar hiç cezaevine girmediği için bu sistem de işlemiyordu. Yeni sistem ile 6 aylık süre 1 yıla çıkarılıyor. Taksirle işlenen bir kapsamında verilen cezalarda ise bu süre 2 yıl olarak belirleniyor. Bu sürenin altında ceza alanlar talepleri halinde cezalarının infazını hafta sonu ya da geceleri cezaevinde girerek, çekebilecek.
    KADIN VE YAŞLILARA EVDE İNFAZ
    Düzenleme ile konutta infazın kapsamı da genişliyor. Mevcut sistem kadınların 6 ayın altında kalan cezalarının evde infazına imkan tanıyordu. Bu süre 1 yıla çıkarılıyor. 1 yılın altında ceza alan bir kadın hükümlünün cezasının infazı evinde elektronik takip sistemi ile yapılabilecek. Yine eski sistemde 70 yaş üzerindekilerin 1 yılın altında kalan cezalarının evde infazına imkan tanınıyordu. Bu süre şimdi 2 yıla çıkarılıyor. 75 yaş ve üzerindekiler için ise 3 yıl olan süre ise 4 yıla çıkarılıyor. Cezaevinde hayatını yalnız idame ettiremeyeceğine dair Adli Tıp Kurumu tarafından rapor verilen kişiler 3 yıla kadar olan cezalarını konutta infaz edebilecek.
    DOĞUM YAPAN KADINLAR İÇİN 1,5 YILLIK ERTELEME
    Düzenleme ile kamuoyunda çok tartışılan bir konuda daha adım atılıyor. Mevcut sistemde doğum yapan kadınlar, doğumun üzerinden 6 ay geçmeden cezalarını çekmek üzere cezaevine alınmıyordu. Yeni düzenleme ile bu süre 1,5 yıla çıkarılıyor. Yani bir kadın doğum yaptıktan ancak 1,5 yıl sonra cezasını çekmek üzere cezaevine alınabilecek. Doğum yapan kadınların aldıkları ceza 3 yıl ve altında ise bu ceza konutta infaz edilebilecek.
  • 17-01-2020, 19:49:25
    #2
    Avrupanın en büyük adalet sarayı Türkiyede, Cezaevi inşaatı yapılır, sorun çözülür.
  • 17-01-2020, 19:53:50
    #3
    Ellerini kollarını sallayıp dışarıda dolaşmalarından iyidir.
  • 17-01-2020, 19:59:54
    #4
    Çok güzel bir haber. İçeride yattıkları müddet boyunca devlete olan maliyetleri de içeriden çıktıktan sonra talep edilmeli ek olarak.
  • 17-01-2020, 20:07:34
    #5
    cezaevlerindeki iyileştirmeler yapılmadıkça bu karar suçluyu daha çok kin ve nefrete sürükleyecektir
  • 17-01-2020, 20:08:25
    #6
    Zekovic adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Ellerini kollarını sallayıp dışarıda dolaşmalarından iyidir.
    Öyle düşünebilirsiniz ama işin aslı öyle olmuyor.

    Herkes bundan sonra acaba birisi hakkımda asılsızca şikayetçi olabilir mi, hapse düşer miyim korkusuyla yaşayacak. Savcıların önünde her ay okuması ve karara bağlaması gereken binlerce dosya varken bu dosyaların sayısı ciddi oranda artış gösterecek. Haliyle sağlıklı karar verme imkanı olmayabilecek. Ha keza hakimlerinde iş yükü artacak ve aslında ceza verilmemesi gereken birisi haksız yere yargılanmış ve cezaya çarptırılmış olacak. Hele ki bu durum sicile de yansırsa adil sicil kağıdı isteyen şirketler uzun vadede çalışacak işçi bulamayacak.

    Milyonlarca dosya
    Mahkeme ve dava istatistiklerinin detaylı verildiği raporda, Türkiye’de 496’sı ağır ceza mahkemesi olmak üzere 6893 mahkeme bulunduğu aktarıldı. Mahkemelerden 1736’si asliye ceza, 732’si sulh ceza, 1109’u Asliye Hukuk, 795’i sulh hukuk, 248 kadastro, 249 icra, 346 iş, 368 aile, 192 ticaret, 107 tüketici, 27 fikri ve sinai haklar, 110 çocuk, 20 çocuk ağır ceza, 150 infaz, 137 idare ve 71 vergi mahkemelerinden oluşuyor. Adalet Bakanlığı raporunda 2019 yılı ağustos ayı itibariyle ceza mahkemelerinde 2 milyon 266 bin 267 dosya işlemde. Bunlardan 1 milyon 327 bin 553’ü 2018 yılından devreden dosyalar. 2019’da ceza mahkemelerinde yıl içinde 420 bin 946 dosya kesinleştirilirken, 184 bin 500 dosya istinafa gitti. Ceza mahkemelerinde kalan dosya sayısı ise 1 milyon 309 bin 357. Hukuk ve idare mahkemelerinde de benzer durum söz konusu. Hukuk mahkemelerinde 2 milyon 90 bin 856 dosya 2018’den devrederken, yıl içinde ise 1 milyon 663 bin 672 dosya geldi. 703 bin 859 dosyanın istinafa gitmesi ve mahkemelerin yoğun çalışması sonucu Ağustos 2019 itibariyle hukuk mahkemelerinde kalan dosya sayısı 88 bin 645. İdare ve Vergi Mahkemelerinde ise geçen yıldan devreden 146 bin 896 dosya ile birlikte toplam 474 bin 283 dosya bulunuyor. Ağustos 2019 itibariyle mahkemelerin önünde 151 bin 4 dosya kaldı.
    AİHS’de olumlu gelişme
    Rapordaki istatistikler, Türkiye’nin yargılama açısından Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. maddesi ihlallerinde olumlu gelişme sağladığını gözler önüne serdi. 2009 yılında 120 “adil yargılanma hakkı” ihlaliyle zirveye çıkarken, 2019’da bu rakam 41’e düştü. “Yargılamanın uzunluğu” ihlali de benzer şekilde 2009’da 95 iken bugün 9’a, “yargı kararının icra edilmemesi” de 31 iken, bugün 3 ihlale düştü.
    Başsavcılık aşaması da yoğun
    Milyonlarca dosya Cumhuriyet başsavcılıklarının da önünde. 2018 yılından 2019 yılına devreden dosya sayısı 5 milyon 35 bin 688. Cumhuriyet Başsavcılıkları tarafından yürütülen soruşturmaların başlatılması ile iddianamenin kabul edilmesi arasında geçen süreler de yargılamanın hızını ortaya koydu. Buna göre; 2018 yılı sonu itibariyle, 0-3 yıl arasında 1 milyon 90 bin 145 dava dosyası, 3-5 yıl arasında 10 bin 800 dava dosyası, 5-7 yıl arasında bin 562 dava dosyası ile 7 yıl ve üzerine 768 dava dosyası soruşturmadan kovuşturmaya dönüştü.

    2014 yılı istatistiklerine göre, ceza mahkemelerinde verilen karar sayısı 3.929.262, mahkûmiyet hükümlerinin toplam sayısı 1.455.983, hükmün açıklanmasının geri bırakılması toplam karar sayısı ise 681.275’dir

    Yukarıda ki istatiklere baktığınızda bakılan davalar karara bağlanıp ceza verilse, sırf 2014 yılı rakamına göre 600000 kişi açıkcezaevinde yatmak zorunda kalacak. Ki bu sayısı 5 sene sonra daha da artmıştır. Kanaatimce kovuşturmaya yer yok denilen dosyalarında sayısı epey fazladır mevcut yasaya göre. Bu yasa geçerse acaba kovuşturmaya gerek yoktur kararlarında da bir azalma meydana gelecek mi?

    En önemlisi açıkcezaevleri bu kadar yoğunluğu karşılayabilecek mi?
  • 17-01-2020, 20:09:29
    #7
    Suçu işleyen cezasını çeksin 1 ay içeri girme korkusu bile bazen basit suçların önüne geçebiliyor, insanlar artık çığrından çıktı basit bi tartışmada adam bıcaklıyorlar.
  • 17-01-2020, 20:12:49
    #8
    Çok kısa ve net bir cümle kuruyorum.
    Ekonomiyi düzeltmezsen, suçun her türlüsü alır başını gider. İçeri tıkmaya yer bulamazsın. Sen adama kaybetmekten korkacağı bir standart sunarsan, büyük bir suç potansiyeli olan kesimi de dizginlersin.
  • 17-01-2020, 20:14:21
    #9
    constantine38 adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Öyle düşünebilirsiniz ama işin aslı öyle olmuyor.

    Herkes bundan sonra acaba birisi hakkımda asılsızca şikayetçi olabilir mi, hapse düşer miyim korkusuyla yaşayacak. Savcıların önünde her ay okuması ve karara bağlaması gereken binlerce dosya varken bu dosyaların sayısı ciddi oranda artış gösterecek. Haliyle sağlıklı karar verme imkanı olmayabilecek. Ha keza hakimlerinde iş yükü artacak ve aslında ceza verilmemesi gereken birisi haksız yere yargılanmış ve cezaya çarptırılmış olacak. Hele ki bu durum sicile de yansırsa adil sicil kağıdı isteyen şirketler uzun vadede çalışacak işçi bulamayacak.

    Milyonlarca dosya
    Mahkeme ve dava istatistiklerinin detaylı verildiği raporda, Türkiye’de 496’sı ağır ceza mahkemesi olmak üzere 6893 mahkeme bulunduğu aktarıldı. Mahkemelerden 1736’si asliye ceza, 732’si sulh ceza, 1109’u Asliye Hukuk, 795’i sulh hukuk, 248 kadastro, 249 icra, 346 iş, 368 aile, 192 ticaret, 107 tüketici, 27 fikri ve sinai haklar, 110 çocuk, 20 çocuk ağır ceza, 150 infaz, 137 idare ve 71 vergi mahkemelerinden oluşuyor. Adalet Bakanlığı raporunda 2019 yılı ağustos ayı itibariyle ceza mahkemelerinde 2 milyon 266 bin 267 dosya işlemde. Bunlardan 1 milyon 327 bin 553’ü 2018 yılından devreden dosyalar. 2019’da ceza mahkemelerinde yıl içinde 420 bin 946 dosya kesinleştirilirken, 184 bin 500 dosya istinafa gitti. Ceza mahkemelerinde kalan dosya sayısı ise 1 milyon 309 bin 357. Hukuk ve idare mahkemelerinde de benzer durum söz konusu. Hukuk mahkemelerinde 2 milyon 90 bin 856 dosya 2018’den devrederken, yıl içinde ise 1 milyon 663 bin 672 dosya geldi. 703 bin 859 dosyanın istinafa gitmesi ve mahkemelerin yoğun çalışması sonucu Ağustos 2019 itibariyle hukuk mahkemelerinde kalan dosya sayısı 88 bin 645. İdare ve Vergi Mahkemelerinde ise geçen yıldan devreden 146 bin 896 dosya ile birlikte toplam 474 bin 283 dosya bulunuyor. Ağustos 2019 itibariyle mahkemelerin önünde 151 bin 4 dosya kaldı.
    AİHS’de olumlu gelişme
    Rapordaki istatistikler, Türkiye’nin yargılama açısından Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. maddesi ihlallerinde olumlu gelişme sağladığını gözler önüne serdi. 2009 yılında 120 “adil yargılanma hakkı” ihlaliyle zirveye çıkarken, 2019’da bu rakam 41’e düştü. “Yargılamanın uzunluğu” ihlali de benzer şekilde 2009’da 95 iken bugün 9’a, “yargı kararının icra edilmemesi” de 31 iken, bugün 3 ihlale düştü.
    Başsavcılık aşaması da yoğun
    Milyonlarca dosya Cumhuriyet başsavcılıklarının da önünde. 2018 yılından 2019 yılına devreden dosya sayısı 5 milyon 35 bin 688. Cumhuriyet Başsavcılıkları tarafından yürütülen soruşturmaların başlatılması ile iddianamenin kabul edilmesi arasında geçen süreler de yargılamanın hızını ortaya koydu. Buna göre; 2018 yılı sonu itibariyle, 0-3 yıl arasında 1 milyon 90 bin 145 dava dosyası, 3-5 yıl arasında 10 bin 800 dava dosyası, 5-7 yıl arasında bin 562 dava dosyası ile 7 yıl ve üzerine 768 dava dosyası soruşturmadan kovuşturmaya dönüştü.

    2014 yılı istatistiklerine göre, ceza mahkemelerinde verilen karar sayısı 3.929.262, mahkûmiyet hükümlerinin toplam sayısı 1.455.983, hükmün açıklanmasının geri bırakılması toplam karar sayısı ise 681.275’dir

    Yukarıda ki istatiklere baktığınızda bakılan davalar karara bağlanıp ceza verilse, sırf 2014 yılı rakamına göre 600000 kişi açıkcezaevinde yatmak zorunda kalacak. Ki bu sayısı 5 sene sonra daha da artmıştır. Kanaatimce kovuşturmaya yer yok denilen dosyalarında sayısı epey fazladır mevcut yasaya göre. Bu yasa geçerse acaba kovuşturmaya gerek yoktur kararlarında da bir azalma meydana gelecek mi?

    En önemlisi açıkcezaevleri bu kadar yoğunluğu karşılayabilecek mi?
    Cezalar insanları o işten uzaklaştırmak için vardır hocam.