• 03-12-2019, 23:33:45
    #10
    Gold üye
    Vahdettin gidiyor diye İstanbul ağlamış vayyy be!
  • 03-12-2019, 23:39:28
    #11
    Üyeliği durduruldu
    karagul adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Hocam amacım tartışma yaratmak değil ama sanki tarihte yaşananlar sizin dediğiniz gibi olmadı yanlışım var ise lütfen düzeltin.

    93 Harbi sonrasında ruslara karşı ağır bir yenilgi aldıktan sonra Ayestefanos anlaşması yapıldı ve ruslara karşı tazminat ödemekten tutunda balkanların elimizden çıkmasına kadar her türlü anlaşmayı kabul ettik yani o dönemin padişahımız siyasi dehalık yapmadı. Anlaşma sonrasında avrupa ülkeleri rusyanın güçlenmesinden rahatsız olarak baskı yaptılar zira rusya doğu anadoluya iniyor akdenize ulaşmanın yolunu açmış oluyordu kendisine bu nedenle avrupa ülkeleri osmanlının yanında oldu berlin anlaşması ile bulgaristan özerklik kazandı romanya sırbistan karadağ elimizden çıktı bosna herkes avusturya denetimine kaldı doğu vilayetleri elimizden çıktı üstüne rusyaya tazminat ödeme kararı çıktı. Bu anlaşma olması içinde ingilizlere Kıbrısı verdik Abdülhamitin içeride eğitimi sanayiyi ayağa kaldırma çabaları takdire değerdir ve onun zamanında yapılan ıslahatlar ile Türkiye Cumhuriyetinin temelleri atılmıştır lakin sizin bahsettiğiniz gibi dış siyasette aman amanda bir başarısı yoktu

    Vahdettine gelince gitmek dışında esasında pek bir çıkarı yoktu TBMM 1 Kasım 1922 de saltanatı kaldırdı vahdetinin ayrılması ise 17 Kasım 1922 dir saltanat/padişahlık zaten kaldırılmış bir tek Halifelik kalmış Ankara hükümeti ile arasının iyi olmadığından dolayı zaten halifeliğinde kendisinde bırakılmayacağını bilincindeydi

    Hainmi konusunda gelince net bir şey diyemem lakin oturduğu padişahlık makamının kendisine çok fazla büyük geldiğini söyleyebiliriz
    Estafurullah tartışma değildir bu fikir alışverişidir elbette herşeyi ben net bilemem sizde öyle

    şimdi öncellikle ruslara karşı olan bölümü size anlatayım Abdülhamit hanın yönetimi 3'e ayrılır 1. meşrutiyet 3 yıl sürmüştür daha sonra kesin iktitar dönemi 30 yıl sürmüştür son olarak 2.meşrutiyet yine 3 yıl sürmüştür bu 2 dönem arasındaki 30 yıl kesin hüküm sürebildiği dönemdir ancak bu döneme bakarak onu yargılayabiliriz aksine iddaa edenler ne yazik ki tarihi göremezler ilk 3 yıl olan 1.meşrutiyette padişahın hiç bir yetkisi yoktur bu tarihte açıktır kararları Mithat paşa ve avanesi vermiştir

    3 yıl süren 1. meşrutiyet dönemi bu dediğiniz kayıpların yaşandıgı ve kararları Mithat paşa ve avanesinin aldığı dönemdi o zaman ki mithat paşa ve meclis kararları almıştır taki Abdülhamit hanın ingilizlerle ayestefanos anlaşmasının uygulamasını engellediği döneme kadar
    bunu engellemiştir kendisi ve bu onun başarısıdır kıbrısı vermemiştir ingilizlerle bir sözleşme yapmıştır ve sadece askeri üst olarak verniştir mülkünün osmanlı olduğunu ingilizler kabul etmiştir. ruslar geri çekilmesse ingilizler oradan müdahale edebilsin diye mecburen askeri üst olarak kıbrıs verilmiştir ama ruslar cesaret edemeyip geri çekilmiştir yani ayestefonos anlaşması tam olarak uygulanmamıştır. Bu ince siyaseti Abdülhamit sağlamıştır sonraki 30 yıllık kesin hüküm sürdüğü dönemde tek bir karış toprak kaybı yoktur.
  • 03-12-2019, 23:42:18
    #12
    Sultan Vahdettin , ülkenin kurtuluşunun işgal altındaki İstanbul'dan gerçekleştirmenin mümkün olamayacağını biliyordu ve bu sebeple işgalci güçlere karşı Anadolu'da teşkilatlanmaya karar verdi.
    İngilizler, kendisinden işgalci güçlere karşı mücadele veren halkı teslim olmaya davet etmesini istiyordu. Bunu fırsat bilen Sultan Vahdettin, görünüşte direnişleri yatıştırmak, esasında ise devleti kurtaracak teşkilatlanmayı başlatmak üzere Anadolu'ya bir heyet göndermeyi kararlaştırdı. Anadolu'ya giden heyet İstanbul'un tam desteği ile gitti. Heyet Anadolu'da padişah adına teşkilatlanmayı yapacak, padişah da uygun bir zamanda Anadolu'ya geçip devleti işgalden kurtarma yoluna gidecekti.
    ankara ilahi grubu
  • 03-12-2019, 23:52:45
    #13
    Üyeliği durduruldu
    burak16 adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Sultan Vahdettin , ülkenin kurtuluşunun işgal altındaki İstanbul'dan gerçekleştirmenin mümkün olamayacağını biliyordu ve bu sebeple işgalci güçlere karşı Anadolu'da teşkilatlanmaya karar verdi.
    İngilizler, kendisinden işgalci güçlere karşı mücadele veren halkı teslim olmaya davet etmesini istiyordu. Bunu fırsat bilen Sultan Vahdettin, görünüşte direnişleri yatıştırmak, esasında ise devleti kurtaracak teşkilatlanmayı başlatmak üzere Anadolu'ya bir heyet göndermeyi kararlaştırdı. Anadolu'ya giden heyet İstanbul'un tam desteği ile gitti. Heyet Anadolu'da padişah adına teşkilatlanmayı yapacak, padişah da uygun bir zamanda Anadolu'ya geçip devleti işgalden kurtarma yoluna gidecekti.
    Evet hocam bu bir teori ve gerçek olma ihtimalide var işte bu nedenle çok fazla Vahdehdin üzerine olumsuz yorum yapmaktan kaçınıyorum. ama bazı yaptığı davranışlar özellikle iltica mektubunda kullandığı kelimeler beni hep olumsuz düşünmeye sevk ediyor.
  • 04-12-2019, 00:01:09
    #14


    burak16 adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Sultan Vahdettin , ülkenin kurtuluşunun işgal altındaki İstanbul'dan gerçekleştirmenin mümkün olamayacağını biliyordu ve bu sebeple işgalci güçlere karşı Anadolu'da teşkilatlanmaya karar verdi.
    İngilizler, kendisinden işgalci güçlere karşı mücadele veren halkı teslim olmaya davet etmesini istiyordu. Bunu fırsat bilen Sultan Vahdettin, görünüşte direnişleri yatıştırmak, esasında ise devleti kurtaracak teşkilatlanmayı başlatmak üzere Anadolu'ya bir heyet göndermeyi kararlaştırdı. Anadolu'ya giden heyet İstanbul'un tam desteği ile gitti. Heyet Anadolu'da padişah adına teşkilatlanmayı yapacak, padişah da uygun bir zamanda Anadolu'ya geçip devleti işgalden kurtarma yoluna gidecekti.
    Son dönemde sizin belirttiğiniz gibi görüşler çoğalmaya başlıyor lakin aynı fikirde değilim anadoluda direnişi teşkilandırmak istediği heyetin başını 50 gün sonra neden görevden alsın hadi dış güçlerin bastırması ile aldı neden gönderdikten sonra 10 ay sonra kendisi hakkında idam cezası verdi. Hadi bunuda baskı nedeni ile yaptı neden ankara hükümeti üzerine istanbul hükümetinin bir araya getirdiği Hilafet ordusu yollanıyor bir çok madde sayılabilir. Tamam belki vahdettin kendi içerisinden sizin belirttiğiniz olayları yapmak istemiş olabilir ama verdiği emirler ile içinden geçenler taban tabana zıttır.

    Vahdettinin amacı kabul edelim ki ülkeyi savaşarak kurtarmak falan değildi ingilizlerin himayesinde bir süre kalıp daha sonrasında ingilizlerin bizi bağımsız bırakmasının en doğru karar olduğunu düşünüyor ve bu düşüncesinin doğru olduğunu kendisine telkin eden kişiler çevresinde çoğunluk olduğunu düşünüyorum.

    İstanbuldan ayrıldıktan sonra abdye yazdığı mektuplar bellidir kurtuluş savaşında ankara hükümetine olan öfkesini yurtdışından yazdıkları ile bellidir ki açıkcası bu durumu normal karşılıyorum neticede padişah olarak ülke kendisinin olduğuna inanıyor ve kendi emrinde olan kişilerin bir süre sonra padişahlığı elinden aldığını görerek öfkelenerek onları düşman olarak görmektedir.



    LiziVonRobe adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Estafurullah tartışma değildir bu fikir alışverişidir elbette herşeyi ben net bilemem sizde öyle

    şimdi öncellikle ruslara karşı olan bölümü size anlatayım Abdülhamit hanın yönetimi 3'e ayrılır 1. meşrutiyet 3 yıl sürmüştür daha sonra kesin iktitar dönemi 30 yıl sürmüştür son olarak 2.meşrutiyet yine 3 yıl sürmüştür bu 2 dönem arasındaki 30 yıl kesin hüküm sürebildiği dönemdir ancak bu döneme bakarak onu yargılayabiliriz aksine iddaa edenler ne yazik ki tarihi göremezler ilk 3 yıl olan 1.meşrutiyette padişahın hiç bir yetkisi yoktur bu tarihte açıktır kararları Mithat paşa ve avanesi vermiştir

    3 yıl süren 1. meşrutiyet dönemi bu dediğiniz kayıpların yaşandıgı ve kararları Mithat paşa ve avanesinin aldığı dönemdi o zaman ki mithat paşa ve meclis kararları almıştır taki Abdülhamit hanın ingilizlerle ayestefanos anlaşmasının uygulamasını engellediği döneme kadar
    bunu engellemiştir kendisi ve bu onun başarısıdır kıbrısı vermemiştir ingilizlerle bir sözleşme yapmıştır ve sadece askeri üst olarak verniştir mülkünün osmanlı olduğunu ingilizler kabul etmiştir. ruslar geri çekilmesse ingilizler oradan müdahale edebilsin diye mecburen askeri üst olarak kıbrıs verilmiştir ama ruslar cesaret edemeyip geri çekilmiştir yani ayestefonos anlaşması tam olarak uygulanmamıştır. Bu ince siyaseti Abdülhamit sağlamıştır sonraki 30 yıllık kesin hüküm sürdüğü dönemde tek bir karış toprak kaybı yoktur.
    Hocam tarihe baktığımızda ilk üç yıl hariç son üç yıl hariç şekilde değerlendirilmez Abdülhamitin genel anlamda başarılı bir padişah olduğunu düşünüyorum lakin her dönem kendince günahı ile sevabı ile o kişiye aittir bence. objektif değerlendirmeler her daim yol gösterici olacaktır. Tersane Konferansında savaş isteyen taraf bildiğiniz gibi mithat paşa ve tayfasıdır Abdülhamit ise anlaşma yoluna gidilmesi tarafındadır peki bu anlaşma yoluna gidilen maddeler nedir dersek balkanlarda berlin anlaşmasının maddelerine aşağı yukarı aynısıdır yani savaş olmasa idi Abdülhamitin istediği olsaydı aşağı yukarı aynı sonuç alınacaktır.

    İngilizlere kıbrıs konusunda üs verilme konusuna gelince bu bir nevi kendimizi kandırma gibi bir şey oluyor kağıt üstünde bizim lakin hiç bir sözümüz geçmiyor aynı şekilde ingilizler mısıra girdiğinde onlarıda engelleyemediğimizde yanlış bilmiyorsam padişah Abdülhamitti' Berlin anlaşması öncesinde kıbrısı rüşvet olarak istemişlerdir oradan müdahale etme gibi bir durum söz konusu değildir zira Ruslar yeşilköye geldiğinde durmalarının sebebi o esnada ingiliz zırhlıların istanbul boğazında olmasından dolayıdır

    Girit ilk özerliğini 93 harbinden yani 1878 yılının üstünden 20 yıl sonra 1898 de önce özerlik sonra bağımsızlık kazanmıştı kuveyt 1899 özerklik yemen isyanı vs uzatılabilir kendi dönemi içerisinde osmanlının içerisinde bulunduğu duruma göre ülkeyi ayakta tutmuşmudur kesinlikle evet tutmuştur dış politikasında oyalama zaman kazanma takdiği ağırlıklı olarak yapmıştır bu süreçte üretim/eğitim yönünde yenilikler yapmaya çalışmıştır

    Neticeye gelecek olursak doğrusu ile yanlışı ile geçmişimizi olduğu gibi kabul etmek gerektiğine inanıyorum hatalar/doğrular kardeştir
  • 04-12-2019, 00:32:04
    #15
    Üyeliği durduruldu
    karagul adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle




    Son dönemde sizin belirttiğiniz gibi görüşler çoğalmaya başlıyor lakin aynı fikirde değilim anadoluda direnişi teşkilandırmak istediği heyetin başını 50 gün sonra neden görevden alsın hadi dış güçlerin bastırması ile aldı neden gönderdikten sonra 10 ay sonra kendisi hakkında idam cezası verdi. Hadi bunuda baskı nedeni ile yaptı neden ankara hükümeti üzerine istanbul hükümetinin bir araya getirdiği Hilafet ordusu yollanıyor bir çok madde sayılabilir. Tamam belki vahdettin kendi içerisinden sizin belirttiğiniz olayları yapmak istemiş olabilir ama verdiği emirler ile içinden geçenler taban tabana zıttır.

    Vahdettinin amacı kabul edelim ki ülkeyi savaşarak kurtarmak falan değildi ingilizlerin himayesinde bir süre kalıp daha sonrasında ingilizlerin bizi bağımsız bırakmasının en doğru karar olduğunu düşünüyor ve bu düşüncesinin doğru olduğunu kendisine telkin eden kişiler çevresinde çoğunluk olduğunu düşünüyorum.

    İstanbuldan ayrıldıktan sonra abdye yazdığı mektuplar bellidir kurtuluş savaşında ankara hükümetine olan öfkesini yurtdışından yazdıkları ile bellidir ki açıkcası bu durumu normal karşılıyorum neticede padişah olarak ülke kendisinin olduğuna inanıyor ve kendi emrinde olan kişilerin bir süre sonra padişahlığı elinden aldığını görerek öfkelenerek onları düşman olarak görmektedir.




    Hocam tarihe baktığımızda ilk üç yıl hariç son üç yıl hariç şekilde değerlendirilmez Abdülhamitin genel anlamda başarılı bir padişah olduğunu düşünüyorum lakin her dönem kendince günahı ile sevabı ile o kişiye aittir bence. objektif değerlendirmeler her daim yol gösterici olacaktır. Tersane Konferansında savaş isteyen taraf bildiğiniz gibi mithat paşa ve tayfasıdır Abdülhamit ise anlaşma yoluna gidilmesi tarafındadır peki bu anlaşma yoluna gidilen maddeler nedir dersek balkanlarda berlin anlaşmasının maddelerine aşağı yukarı aynısıdır yani savaş olmasa idi Abdülhamitin istediği olsaydı aşağı yukarı aynı sonuç alınacaktır.

    İngilizlere kıbrıs konusunda üs verilme konusuna gelince bu bir nevi kendimizi kandırma gibi bir şey oluyor kağıt üstünde bizim lakin hiç bir sözümüz geçmiyor aynı şekilde ingilizler mısıra girdiğinde onlarıda engelleyemediğimizde yanlış bilmiyorsam padişah Abdülhamitti' Berlin anlaşması öncesinde kıbrısı rüşvet olarak istemişlerdir oradan müdahale etme gibi bir durum söz konusu değildir zira Ruslar yeşilköye geldiğinde durmalarının sebebi o esnada ingiliz zırhlıların istanbul boğazında olmasından dolayıdır

    Girit ilk özerliğini 93 harbinden yani 1878 yılının üstünden 20 yıl sonra 1898 de önce özerlik sonra bağımsızlık kazanmıştı kuveyt 1899 özerklik yemen isyanı vs uzatılabilir kendi dönemi içerisinde osmanlının içerisinde bulunduğu duruma göre ülkeyi ayakta tutmuşmudur kesinlikle evet tutmuştur dış politikasında oyalama zaman kazanma takdiği ağırlıklı olarak yapmıştır bu süreçte üretim/eğitim yönünde yenilikler yapmaya çalışmıştır

    Neticeye gelecek olursak doğrusu ile yanlışı ile geçmişimizi olduğu gibi kabul etmek gerektiğine inanıyorum hatalar/doğrular kardeştir
    Fikirlerinize yinede katılmasamda şuan aksini iddaa edecek bir tez yada bilgim yok gönlüm herzaman abdülhamitten yana
    ama forumda hala tartışmadan fikir alışverişi yapabilecek insanların olduğunu görmek anlamsız sevindirdi beni son 3 gündür gördüklerimin coğu o kadar sıkıntılı insanlardı ki belki bundan ötürü
    araştırdıktan sonra bu yazınıza cevap yazacağım devam edeceğiz yani henüz yenilmedim ilk raundu siz kazandınız sadece iyi geceler dilerim
  • 04-12-2019, 00:38:25
    #16
    Tarih tarihcilerin uydurduğu yalanlardir. Şaka bi yana kimse 1000 yıllik saltanatı birakmak istemez. Dedigim gibi o gunku kosullara baktigimizda damat verid vahdettin abdulhamit toprak kayiplari yasadigimiz doğru 93 harbinde son doneme baktigimizda vahdettine bizim kurtuluş mucadelesi icin orgutlenmeye başladığımız sıra ingiliz destekli karşı orgutlerin kurulduğu dahada örnekler çoğaltılabilir. O yüzden asagidaki notu paylaşayım..

    Dersaadet (İstanbul) işgal orduları kumandanı General Harrington cenablarına.
    İstanbul'da hayatımı tehlikede gördüğümden İngiltere Devlet-i Fehimesine iltica ve bir an evvel İstanbul'dan mahall-i ahara (başka bir yere) naklimi talep ederim efendim. 16 Teşrinsani (Kasım)_ Sene 1922_
    Halife-i Müslimin.
    Mehmed Vahdeddin