• 29-11-2018, 10:10:02
    #1
    Üyeliği durduruldu
    Vücut olarak fiziksel aktivitem yok denecek kadar az.
    Bugün hiç uyumadım ve uykum geldi. Ama yorgun değilim.
    Sonra düşündüm, şu anda neden uykuya ihtiyacım var diye.

    Neden uzun süre uyumayınca halüsinasyonlar görmeye başlıyoruz?
    Uyku esnasında beyin ne yapıyor da uyumak bunları çözüyor?
    Ve tabiki konu başlığında olduğu gibi neden uyuyoruz?



    Burayı okumak zorunda değilsiniz
    Süper saçmalamış da olabilirim ama şöyle şeyler geldi aklıma;
    Bu durumu biraz bilgisayarlardaki RAM (geçici hafıza) muhabbetine benzettim. Malum bilgisayarlar uzun süre açık kalınca, RAM'leri şişebiliyor.
    Ve kapatılıp açılmaya ihtiyaç duyuyorlar. İnsan beyninde de geçici hafıza şiştiği için, kapatılıp açılması mı gerekiyor. Uyku esnasında beyin, geçici hafızadaki verileri kalıcı hafızaya mı taşıyor acaba :/
    Bu dosyaların beyindeki aktarımı sırasında da bazı dosyaların gerekli mi gereksiz mi olduğuna karar vermek için dosyalarda ne var ne yok diye bakmak için açtığında da onları rüya olarak mı görüyoruz ki

    Yoksa telefonlardaki gibi insanlarda elektriksel akımlardan oluştuğu için şarjımız mı bitiyor? O zaman biz de bir tür simülasyonun bir parçası mıyız?
    Uyumak da akıllı telefonların wireless şarjı gibi bizi bir yere bağlayıp şarj mı ediyor acaba? (Henüz bilmediğimiz)

    Uykusuzluktan kafamda deli sorular dönüyor
  • 29-11-2018, 10:12:23
    #2
    yat uyu gardaşım, yat uyu.



  • 29-11-2018, 10:13:14
    #3
    Uyku ve yemek yeme sürelerini hep bir çözümü olsada hiç yapmasak demişimdir.
  • 29-11-2018, 10:27:30
    #4
    Üyeliği durduruldu
    DijitalFikir adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Uyku ve yemek yeme sürelerini hep bir çözümü olsada hiç yapmasak demişimdir.
    Yemek için astranot yemeklerine bakabilirsin. Sadece vücudun ihtiyaçları için üretiliyor diye biliyorum.
    En azından zamandan tasarruf edebilirsin
  • 29-11-2018, 10:41:10
    #5
    Kimlik doğrulama veya yönetimden onay bekliyor.
    National Geographic Türkiye’nin Ağustos 2018 sayısında bu konuda çok güzel bir yazı var. Okumanızı tavsiye ederim.
  • 29-11-2018, 10:47:01
    #6
    Üyeliği durduruldu
    Ben uyku muhabbetini adaptasyon ve modifikasyona bagliyorum. eger yaradilisimiz geregi hep uyanik olmamiz gerekseydi, ona göre evrilirdik. ama insanoglu pratiklesme konusunda gelismis oldugu icin bu konuda evrilmedik. fakat bunu minimize edebiliyoruz,
  • 29-11-2018, 11:00:08
    #7
    Üyeliği durduruldu
    tuzzluk adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    National Geographic Türkiye’nin Ağustos 2018 sayısında bu konuda çok güzel bir yazı var. Okumanızı tavsiye ederim.
    Teşekkürler, başka okumak isteyen olursa şuraya bırakayım;
    http://www.nationalgeographic.com.tr...ku-bilimi/3962
  • 29-11-2018, 11:00:19
    #8
    Her gece yatağa uzandığımda, İyi ki uyku varmış diyorum.
  • 29-11-2018, 12:11:15
    #9
    Kimlik doğrulama veya yönetimden onay bekliyor.
    Bu yazıyı en son yazıyorum. Abi gerçekten çok uzun yazmışım, hiç okumayabilirsiniz

    Hocam uyku bölümlerden oluşuyor biliyorsunuz. Rem uykusu bilmemne... Her uyku evresinde farklı hormonlar faaliyete geçer (Örn. seratonin)
    Uykunuzu tam alamazsanız (Evreleri SAĞLIKLI bir şekilde geçemezseniz) uyanmakta zorlanırsınız veya sersem gibi olursunuz. Bu az uyuma veya çok uyuma şeklinde de kendini gösterebilir. Tabi her az uyku uyuyan sağlıksız uyku uyuyor anlamına da gelmiyor. Bugün dünyada hala rem uykusu uyuyan insanlar var ve verimli bir uyku olduğu düşünülmekte. Atıyorum günde sadece 3 saat uyuyor ancak vücut alıştıktan sonra çok hızlı bir şekilde rem uykusuna geçebiliyorlar. Örneğin Einstein'in günde 4 veya 6 kere max 15 dk olacak şekilde uyuduğu söylenmekte. Gerçi aynı kişinin disleksi ve down sendromlu olduğu, hatta şizofreni bile olduğu söylenmekte ancak kesinliği yok çoğu konunun. Söylenti şudur ki eline ağır demir bir cisim alıp koltuk veya sandalye üzerinde oturur vaziyette 15 dk kestirirmiş günün belirli saatlerinde. Elindeki demir yere düşüp ses çıkardığında uyanır ve normal yaşantısına devam edermiş vs... Yani ne şartlarda uyuduğunuz veya ne kadar uyuduğunuz değil, vücudunuzun alıştığı uyku önemli.

    Yine de uykunun en önemli özelliği beyni sıfırlamasıdır. Örneğin PC'ye güncelleme geldiğinde kendisine reset atarız ve bir süre kendini güncellemesini bekleriz, kendi kendine açılır kapanır bekler falan... İnsan yaşantısında dış dünyadan aldığı uyarıcılara karşı algıda seçicilik yapıp bazılarını beyne "işler". Bellek kısa ve uzun süreli hafızaya ayrılır. Düşünün ki ram ve harddisk
    Uyku ram bölgesinin boşaltılması, değerli bir bilgiyse harddisk bölgesine yazılmasına yarıyor. XP döneminde (Veya ssd'lerden önce) disk birleştirme yapardık. Eski partitionları temizleme şeklinde... Aynı şekilde uyku sırasında beynimiz uzun süreli belleğimize benzer bir işlem yapar. "Unutma" veya "yanlış hatırlama" gibi sıkıntıların nedeni budur... Kaydederken hata yapan ve farklı "çağırıcılarla" beynin farklı bölgesine kaydedilen bilgi "yanlış hatırlanır" veya kısa süreli hafızadan uzun süreli hafızaya geçişte bu bilgiyi hiç kaydetmemiş olabilir. Veya zihinsel aktivitelere zarar veren bazı olayları ve olguları beyin ters kaydeder veya hiç kaydetmez, yok eder. Bazen de eski kayıtları yeni kayıtlarla değiştirmesi gerekir beynimizin. Örneğin post travmatik stres bozukluğu. Çok rahatsız olduğunuz bir olay karşısında beyin aynı olayı hatırlamaya devam eder. Tekrar tekrar tekrar... Bu sizi daha çok rahatsız eder. Maruz bırakma (kalma) terapisi ile (Kişi kendi kendine de yapabilir) beyin eski ve rahatsızlık veren olguyu değiştirir. Misal uçaktan korkuyorsunuz. sizi uçağa bindirdiklerinde ya kalp krizi geçirirsiniz ya da HİÇBİRŞEY OLMAZ! İşte bu maruz bırakma terapisidir. Hatta bunun deneyi de yapıldı amerikada birkaç ON yıl önce. Uçak korkusu olan insanları uçağa bindirdiler. 2 gruba ayırdılar bu kişileri. Rastgele seçim yapılan ilk gruba plasebo etkisi yapan (Aslında hiçbir işe yaramayan ama çok işe yarıyormuş gibi düşündürülen) ilaç verildi. Bir gruba da hiçbirşey verilmedi. İki gruba da telkin verildi "Merak etmeyin hiçbirşey olmayacak. Dünya üzerinde en az ölümlü kaza havayollarındadır. Hatta en ölümlü kazalar kara yollarında gerçekleşir" vs...
    Bu deney birkaç kere daha tekrarlandı ve şu sonuç çıktı ortaya. Plasebo etkisine sahip ilaç verilen grup DAHA SONRA tekrar uçağa bindiklerinde, herhangi bir ilaç verilmeden maruz bırakma uygulanan hastalara göre daha gergin oluyorlar. Yani aslında ilaç bir işe yaramasa da kişiler yaradığını düşündüğü için o ilaçtan medet umuyorlar. Halbuki diğer kişiler (Tamamı olmasa da) beyinlerindeki o eski korku içeren bilgiyi değiştirip "güvenli" sıfatına almışlar.
    Aynı deney araknafobiası (Örümcek korkusu) olan bireylerde de örümcek dolu, karanlık bir odaya koyup maruz bırakma şeklinde de gerçekleştirildi. Sonuçlar aynı.
    Yani beyin uyusak da uyumasak da işlemlerine devam ediyor. Buradaki önemli olan konu şu. Uykuda ne yapıyor? İşte uykuda bu işlemleri hiçbir dış uyarana (Saatin sesi, diğer odada annenin konuşması, yoldan geçen bir arabanın abartı egsoz taktırdığı için hayvan gibi geçişi, diğer arabanın kornası vs) maruz kalmadan YALNIZCA zihinsel ektivitelere zaman ayırabildiği için yarıda kesilmeden, hatalı işlemleri en aza indirgeyerek yapabiliyor.
    Yani hocam vücut yorgun olmayabilir ancak beyin yorgundur ve uyurken de işlemlere devam etmek zorundadır. Hiç değilse dış uyaranlardan (Belli derecede) kendinizi soyutlayabildiğiniz uykuya dalın da beyniniz işlemlerini kasmadan, donmadan yapsın

    Bu bilgilerin çoğu "Irvin YALOM"un "Anksiyete Terapisi" isimli kitabından edindiğim bilgiler doğrultusunda verilmiştir. Eğer hatalarım veya beynimin yanlış kaydettiği bilgiler varsa affedin ve kitabı mutlaka okuyun. Çok güzel bir kitaptır