• 13-09-2018, 16:22:30
    #28
    SySTeMTeaM adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Mescid-i Aksa ile Ayasofya'yı nasıl bir gördünüz anlamak zor. 550 yıl önce dünya toprak düzeninin sürekli değiştiği ve feth olunan bir ülke bizans tabiki oradaki yapıları istediği gibi kullanma hakkına sahip bir imparatorluk Osmanlı. katedral olarak bizansı üstün gösteriyordu, tabiki camiye çevrilecek ki Osmanlı büyüklüğünü dünya ya ispatlayacak. Mescid-i Aksa israil e ait olan bir yapı değil yıl da 1453 değil.
    Sizin mantığınıza göre isrialde Mescid-i Aksa'yı büyüklüğünü dünyaya ispat etmek için sinagog'a çevirsin?
  • 13-09-2018, 16:29:55
    #29
    Jantipuf adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Sizin mantığınıza göre isrialde Mescid-i Aksa'yı büyüklüğünü dünyaya ispat etmek için sinagog'a çevirsin?
    Alıntı yaptığınız son cümleyi okumadınız sanırım, üstelik ağlama duvarı nerede diye bakarsanız sorunuza bir nebze yanıt bulmuş olursunuz.
  • 13-09-2018, 16:55:59
    #30
    Misafir
    KadirKAYA adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Camilerin Çok çok büyük bir bölümünü halk yapar. İster istemez kamu bütçesini etkilise de bu etkilediği kısım öyle milli eğitime ayrılan bütçeyi etkileyecek kadar çok değildir.

    Ümidim odur ki, Ayasofya tekrar ibadete açılır. Ayasofya gerçekten basite alınacak bir konu değil.
    Boş beleş işlerle uğraşacak çok insanımız ve hükümetimiz var.

    Bir kişi bile demez şeker fabrikalarını satmayın diye işiniz güçünüz ayasofya olmuş.
    • Muhendisin
    • ce7in
    Muhendisin ve ce7in bunu beğendi.
    2 kişi bunu beğendi.
  • 13-09-2018, 17:02:59
    #31
    Ayasofya'yı cami yapalım diyenler mescidi aksa'nın sinagog olmasına karşı çıkmasınlar, yoksa ikiyüzlüsünüz. Ayasoyfa bir tarihtir, sanattır. Sİzin o iğrenç siyasi malzemelerinizi uygulayacağınız yer değildir.
  • 13-09-2018, 17:05:56
    #32
    Bak bak nasıl batıyor
  • 13-09-2018, 17:20:54
    #33
    Kimsenin dini inancını sorgulamak bana düşmez. Kimse üstüne alınmasın. İbadet Allah ile kulu arasındadır. İbadetini yapmak istedikten sonra mekanın bir önemi yok bana göre. Oranın ibadete açık olmasını istermiydim, belki zamanında açıkdı o şekilde kalsaydı evet. Fakat orası şuan kültürel bir miras, milyonlarca turistin ziyaret ettiği bir yer. Şuan tekrar açılmasını o kadar turistin ayağının kesilmesi demek. Tamam belki turist istemeyenler olabilir doğrudur. Herkes kendine göre haklıdır. Bence asıl amaç bu tür kültürel miraslara sahip çıkmak.
  • 13-09-2018, 18:43:55
    #34
    miZahh adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Kimsenin dini inancını sorgulamak bana düşmez. Kimse üstüne alınmasın. İbadet Allah ile kulu arasındadır. İbadetini yapmak istedikten sonra mekanın bir önemi yok bana göre. Oranın ibadete açık olmasını istermiydim, belki zamanında açıkdı o şekilde kalsaydı evet. Fakat orası şuan kültürel bir miras, milyonlarca turistin ziyaret ettiği bir yer. Şuan tekrar açılmasını o kadar turistin ayağının kesilmesi demek. Tamam belki turist istemeyenler olabilir doğrudur. Herkes kendine göre haklıdır. Bence asıl amaç bu tür kültürel miraslara sahip çıkmak.
    Hocam selamlar, öncelikle şunu söylemek isterim. İbadet Allah ile kulu arasındadır sözü müslümanlar tarafından benimsenmiş bir söz değildir. Evet İslam'da Allah'a ibadet ile yaşarsın, araya bidat ve küfür ehlini sokmaz, sahte dindarlara uymazsın fakat İslam benimle Allah arasında diyerek kendini dünyadan somutlayamazsın. Bir öğretmen zamanında şöyle anlatmıştı; "bir arkadaşım müslümandı, çok seviyordum, hiç müslümana da benzemiyordu kapalı falan değildi, bir gün evinde otururken 5 dakika gidiyorum dedi, merak edip peşine gittim, kapı aralığından gördüm kapanmış namaz kılıyordu." kulağa hoş geliyor değil mi? peki aslında hiç normal olduğuna değinmeden önce şu hadisi aktarmak istiyorum:
    • Kim bir kavme benzerse o onlardandır.(H.Ş)
    Şimdi gelelim asıl meselemize. 'müslümana da benzemiyordu' kısmına dikkatinizi çekiyorum, bu hikayeyi ben bir yerimden uydurmuyorum, yıllar önce bir öğretmen sınıfta anlattı, dindar değildi, ayrıca bana köpek benzetmesi yapmıştı onu yanlış bulduğum için. Her neyse. Bir insan müslümana benzemedikten sonra, müslümanlığın sembollerini taşımadıktan sonra istediği kadar ibadet yapsın, bakın hava atsın demiyorum, ben müslümanım diye bayrak sallamasını da kast etmiyorum. Fakat "spread the word of god" olayı vardır, bilmiyorum duydunuz mu, hristiyanların İsa'nın(normalde Allah'ın ama işte tahrip vs.) sözünü yaymak üzerine koyduğu bir deyim gibi bir şey. Hak dinlerde bu vardır, İslam iseniz, islamı yaymak zorundasınız. Bunu savaşla kafa keserek yapmak değildir islamı yaymak. Örnek olmaktır. Örneğin ben islam'ı yaymak istediğimde -ki buna zorunluyum- yapmam gereken şey nedir? örnek olmaktır. İyiyile, güzelle örnek olmaktır, bilgimle ve hareketlerimle örnek olmaktır. Peki ben insanlara bu huylarımı aktarırken, insanlar benim Müslüman olduğumu nasıl bilecekler? bilemeyecekler. O halde ben vazifem olan gayemi yerine getiremeyeceğim. Bu yüzden sakal, beyaz gömlek vb. gibi şeylerle şimdiki insanların 'araplaşmak' olarak adlandırdığı oysa hadislerle sabit olan işaretlerle bunu belli edebilirim ve namaz, kuran gibi eylemlerimle bunu desteklerim. Ben İslam Allah ile benim aramda diyerek namazımı gizli kılarsam, sakalımı kesersem, oruçken insanlara belli olmasın diye oruç değilmiş gibi davranırsam, sokakta ateist gibi olup evde hacı olursam bilhassa öncelikle Allah'a karşı sorumluluğumu yapmamış olurum. Hz. Ömer'in di sanırım bir sözü var, "müslüman'ın başı dik olur, başın dik yürü" diye. Bu dahi insanların 'gösteriş' olarak adlandırdığı şeyin aslında bir örnek davranış olduğunu belirtir.
    Zira bu düşüncede olmanızı istemem, çünkü adı lazım değil bir tiyatrocu da, "kıblenin neresi olduğu önemli değil, böyle de kılsam sanki Allah anlamaz mı" diyerek dalga geçiyordu. Oysa bu ayetle sabit bir din kanunuyken. Bunlar zamanla inkara savrulur. Din hakkında kesin konuşmak için kesin bilgiler gerekir, ben dahi yazı yazarken korka korka yazıyorum bir yanlışım olur diye insanlar kıvırmak istemiyorum çoğu ateistken din adına burada ahkam kesiyorlar, sizi kast etmiyorum ama ateist olduğundan pek de şüphem olmayan insanlar 'dinde şöyle' 'din böyledir' diye kesin konuşuyorlar kafayı yiyorum.

    Şİmdi gelelim asıl konuya.
    Orası kültürel bir miras evet buna katılıyorum fakat orası bir savaş ganimeti, Murat Bardakçı yada İlber O.'nın bunun hakkında bir konuşması da youtube'da izleyebilirsiniz. Orası bir savaşın maddi ve manevi ganimeti ve sembolü. Orasının elde edilmesi için bir ordu, bir dolu insan kan döktü. Fatih döneminde emin olalım ki "ah şu ayasofyada bir namaz kılsak" diyerek o fetihe katılan binlerce insan vardır. Onların kanları nasıl helal olur bizlere?
    Yine gelir turist, camii halini görmeye gelsin. Sanki şuan turistler camileri gezemiyor mu?
    Tamam eyvallah, dünyanın her yerinde, kulübe de olsa ibadetler yapılabilir fakat sizin de dediğiniz gibi bu bir "miras" ve miraslar bizimdir. Fatih orayı feth ederken "yarın bir gün benim torunlarım buraya dokunamasın, namaz kılamasın, fethettiğimiz bizansın torunu gelsin içinde fotoğraf çeksin" diyor muydu sizce? emin olun gerçekten kemik sızlaması yaşatacak olay budur.
    Sağlıcakla kalın.
  • 13-09-2018, 19:03:29
    #35
    Ayasofya'da cuma namazı kılan cennete mi gidecekmiş? Yeterince camiimiz var çok şüfür onlarıda sadece cuma günleri doldurulabiliyor. Ayasofya'nın cami yapılması gereksizlik ve israf edilmesidir. Önce kendi ülkemizdeki diğer dinden insanlara saygı duymalıyız ki daha sonra diğer ülkelerden bu saygıyı bekliyelim. Ayasofya, dünyadaki sayılı ve az nadide eserlerden biridir kıymeti bilinmelidir bu konularda tartışılmaya bile izin verilmemelidir.
  • 13-09-2018, 19:36:29
    #36
    caylakgirisimci adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Hocam selamlar, öncelikle şunu söylemek isterim. İbadet Allah ile kulu arasındadır sözü müslümanlar tarafından benimsenmiş bir söz değildir. Evet İslam'da Allah'a ibadet ile yaşarsın, araya bidat ve küfür ehlini sokmaz, sahte dindarlara uymazsın fakat İslam benimle Allah arasında diyerek kendini dünyadan somutlayamazsın. Bir öğretmen zamanında şöyle anlatmıştı; "bir arkadaşım müslümandı, çok seviyordum, hiç müslümana da benzemiyordu kapalı falan değildi, bir gün evinde otururken 5 dakika gidiyorum dedi, merak edip peşine gittim, kapı aralığından gördüm kapanmış namaz kılıyordu." kulağa hoş geliyor değil mi? peki aslında hiç normal olduğuna değinmeden önce şu hadisi aktarmak istiyorum:
    • Kim bir kavme benzerse o onlardandır.(H.Ş)
    Şimdi gelelim asıl meselemize. 'müslümana da benzemiyordu' kısmına dikkatinizi çekiyorum, bu hikayeyi ben bir yerimden uydurmuyorum, yıllar önce bir öğretmen sınıfta anlattı, dindar değildi, ayrıca bana köpek benzetmesi yapmıştı onu yanlış bulduğum için. Her neyse. Bir insan müslümana benzemedikten sonra, müslümanlığın sembollerini taşımadıktan sonra istediği kadar ibadet yapsın, bakın hava atsın demiyorum, ben müslümanım diye bayrak sallamasını da kast etmiyorum. Fakat "spread the word of god" olayı vardır, bilmiyorum duydunuz mu, hristiyanların İsa'nın(normalde Allah'ın ama işte tahrip vs.) sözünü yaymak üzerine koyduğu bir deyim gibi bir şey. Hak dinlerde bu vardır, İslam iseniz, islamı yaymak zorundasınız. Bunu savaşla kafa keserek yapmak değildir islamı yaymak. Örnek olmaktır. Örneğin ben islam'ı yaymak istediğimde -ki buna zorunluyum- yapmam gereken şey nedir? örnek olmaktır. İyiyile, güzelle örnek olmaktır, bilgimle ve hareketlerimle örnek olmaktır. Peki ben insanlara bu huylarımı aktarırken, insanlar benim Müslüman olduğumu nasıl bilecekler? bilemeyecekler. O halde ben vazifem olan gayemi yerine getiremeyeceğim. Bu yüzden sakal, beyaz gömlek vb. gibi şeylerle şimdiki insanların 'araplaşmak' olarak adlandırdığı oysa hadislerle sabit olan işaretlerle bunu belli edebilirim ve namaz, kuran gibi eylemlerimle bunu desteklerim. Ben İslam Allah ile benim aramda diyerek namazımı gizli kılarsam, sakalımı kesersem, oruçken insanlara belli olmasın diye oruç değilmiş gibi davranırsam, sokakta ateist gibi olup evde hacı olursam bilhassa öncelikle Allah'a karşı sorumluluğumu yapmamış olurum. Hz. Ömer'in di sanırım bir sözü var, "müslüman'ın başı dik olur, başın dik yürü" diye. Bu dahi insanların 'gösteriş' olarak adlandırdığı şeyin aslında bir örnek davranış olduğunu belirtir.
    Zira bu düşüncede olmanızı istemem, çünkü adı lazım değil bir tiyatrocu da, "kıblenin neresi olduğu önemli değil, böyle de kılsam sanki Allah anlamaz mı" diyerek dalga geçiyordu. Oysa bu ayetle sabit bir din kanunuyken. Bunlar zamanla inkara savrulur. Din hakkında kesin konuşmak için kesin bilgiler gerekir, ben dahi yazı yazarken korka korka yazıyorum bir yanlışım olur diye insanlar kıvırmak istemiyorum çoğu ateistken din adına burada ahkam kesiyorlar, sizi kast etmiyorum ama ateist olduğundan pek de şüphem olmayan insanlar 'dinde şöyle' 'din böyledir' diye kesin konuşuyorlar kafayı yiyorum.

    Şİmdi gelelim asıl konuya.
    Orası kültürel bir miras evet buna katılıyorum fakat orası bir savaş ganimeti, Murat Bardakçı yada İlber O.'nın bunun hakkında bir konuşması da youtube'da izleyebilirsiniz. Orası bir savaşın maddi ve manevi ganimeti ve sembolü. Orasının elde edilmesi için bir ordu, bir dolu insan kan döktü. Fatih döneminde emin olalım ki "ah şu ayasofyada bir namaz kılsak" diyerek o fetihe katılan binlerce insan vardır. Onların kanları nasıl helal olur bizlere?
    Yine gelir turist, camii halini görmeye gelsin. Sanki şuan turistler camileri gezemiyor mu?
    Tamam eyvallah, dünyanın her yerinde, kulübe de olsa ibadetler yapılabilir fakat sizin de dediğiniz gibi bu bir "miras" ve miraslar bizimdir. Fatih orayı feth ederken "yarın bir gün benim torunlarım buraya dokunamasın, namaz kılamasın, fethettiğimiz bizansın torunu gelsin içinde fotoğraf çeksin" diyor muydu sizce? emin olun gerçekten kemik sızlaması yaşatacak olay budur.
    Sağlıcakla kalın.
    Merhaba siz olayı çok farklı bir yere çekmişsiniz. Ben gizli saklı yapılsın veya yapılmasın demedim. Bu anlatıklarınızı biliyorum merak etmeyin. Benim demek istediğim, Sen (örnek olarak) ibadeti Allah için yapacaksın bunu Ayasofya da yapmamışsın, Eyüp cami de yapmışsın. Ne değişti? Tabiki insanlar dışarıya karşı Müslümanlıklarını ispat etmeye çalışabilir, tuttuğu orucu, kıldığı namazı, kestiği kurbanı v.s Ben bunlara karşı değilim zaten. Fakat biz hesabımızı yanlız Allah'a vereceğiz. Ben namazımı ister evimde kimseye göstermeden kılarım, ister çıkar gider cemaatle kılarım. Kimse kimseye bişey ispat etmek zorunda değil. Allah'ın Kuran-ı Kerim de serbest kıldığını ben gidip insanlara niye ispat ediyorum mesela? Kuran-ı Kerim de emredilen dışında bişeye mecburmuyum? Özetle ben kimsenin bişeyini sorgulamıyorum isteyen istediğini yapabilir.

    İkincisine gelince Ayasofyanın nasıl aldığınıda uğrunda ne bedeller ödendiğinide bilecek yaştayım. Fatih'in torunları niye dokunamıyor? Orada illaki namaz kılınmak zorundamı? Namaz kılmadan da orda Allah'a şükredilebilir. Farkındamısın bilmiyorum ama oraya sahip çıkılmasaydı bu günlere gelirmiydi? Orda bişey yapılması önemlimi? Sahip çıkılmış, çıkılmaya devam ediliyor. Orda turistler gelip burası bizim diyor mu? Çoğu ülkenin kültürel mirasları vardır ve bunlar dünyaya açıktır. İnsanlar gelir gezer tarihini araştırır öğrenir v.s v.s. Ama hiç bir ülkede kimse vay efendim burası bizim biz burda ibadet edeceğiz buraya kimse girmesin demez.

    Söylediklerimi en başta dediğim gibi ne sen nede başkası üstüne alınmasın. Ben kişisel fikrimi söyledim.