• 25-08-2018, 14:57:54
    #10
    crooper adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Neden güçlü başarıların önüne geçilsin ki? güçlü başarı yeni bir güçlü başarıya motive eder. Sanırım bahsetmeye çalıştığınız kazanma hırsı, para hırsı. Evet bu biraz tehlikeli olabilir. Kendi kendini frenlemeli.

    Büyük şirketlere de bakarsanız, şirket kurucuları genelde şirkete bir CEO atarlar. Kendileri genelde CEO olmaz. Patronun kendine, onu iş konusunda dizginleyecek, denetleyecek bir kişi buluyor düşünün. Bu işte dediğiniz şey olabilir. İş hayatında var bu.
    Saydığım ve bildiğimiz bu şirketlerin başarısı evet belirttiğiniz hepimizi motive ediyor. Söylediğim Youtube içerik üreticilerinin başarısı da bende aynı oranda imrendirici ve mutluluk bazında güzel duygular oluşturuyor.

    Para hırsı evet yakındığım burada kilit noktalardan biri olabilir. Fakat ben CEO'ların hissedarları bek dizginleyecek, denetleyecek bir kişi olmasından çok onların düşüncelerini onların istediği şekilde yerine getiren insanlar olduğunu düşünüyorum.

    Edelkrone'un kurucusu ve sahibi Kadir Köymen Başka bir şey adındaki videolar serisinde şirketindeki demokratik yapıdan çok güzel örnek gösteriyorlardı. Fakat şirket sahibi olmanın verdiği o güç imkanı şirket içi demokrasinin belli bir noktaya kadar oluşmasını sağlıyordu. Ekipten bir arkadaşıyla son dönemde bir değişiklik oluşturmalısın yoksa senin ile yollarımızı ayırmak zorunda kalacağız gibi bir video yayınlamışlardı ( İlk Başka Bir şey videolarının arasında, yeni seride değil bu paylaşım )

    Bir yandan şunu anlayabiliyorum. İnsanlar, sol ideolojilere yakın olanlar ve dindar olup veya dini alanlarda belirli pozisyonlarda olan insanların ben patronluk niye var zenginlik niye var düşüncelerini doğru bulmuyorum. Patronlar var çünkü, bir patronun kendi başına ve çalışanları ile gerçekleştirebildiğini insanlar ortaklık ile verimli gerçekleştiremiyor. Ya ortaklar arasında sen benden çok yiyorsun, az emek gösteriyorsun, yada ortaklığın artması ile ortakların anlaşamaması gibi sorunlar oluşuyor.

    Farzı misal 20kişilik bir şirkette patronun gizli ve gerçek, gözönündeki otoritesi ( bu çalışan insanların bilinçaltındaki bir otoritedir patronun illa kızması, esmesi, gürlemesi gerekmez. Özellikle ülkemizde bu daha yaygındır hep şirket sahibine karşı kendimizi daha düşük olduğunu hissederiz çünkü adam o şirketin sahibi ) insanların sorumsuzluğunu belli bir miktarda engelliyor. Fakat aynı zamanda patron ortamda bulunmadığında veya patron kazancının düşmesi veya artması ile ilgili olumlu veya olumsuz çalışana tepki veya tebrik göstermediğinde çok yüksek sorumluluk ve vicdan sahibi insanlar dışında iş layıkıyla yapılmayabiliyor. İş aksayabiliyor.

    Veya benim gibi patron iş ortamında olsada, patron olumsuz tepki göstersede göstermesede işini layıkıyla hem yapmak isteyipte yapamama, hem yapmak istemediği için işini verimli bir şekilde gerçekleştirememe gibi durumlarda oluşuyor.
  • 25-08-2018, 15:11:07
    #11
    pcbagimlisi adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Hobilerinizden veya sevdiğiniz alanda para kazanmaya başlayınca veya hedefleyince benim gibi sorun yaşadığınız oluyor mu? Bendeki etkileri benim karakterimin ve alışkanlarımın eksikliğinden ve zayıflıklarından ötürü yükseliyor olabilir fakat sizde de daha düşük seviyelerde ve etkilerde de olsa bu tarz sorunlar yaşanıyor mu merak ediyorum.
    Eğer sorun yaşamaktan kastınız hobiniz olan eylemlerden soğumaya başlamak, ona artık iş olarak bakmak ve eskisi gibi keyif alamamak ise bu size has bir sorun değil. İnsanlığın ortak sorunu. Hattâ bilimsel bir adı bile var: Bilişsel çelişki.

    Bununla ilgili çok meşhur bir deney var. Konuyu daha iyi anlamanıza, kendinizi tanımanıza ve bu durumu kabullenerek hayatınıza devam etmenize yardımcı olabileceğini düşünerek anlatmak istiyorum.

    İnsan beyni tutumları ve davranışları arasında daima bir senkron olsun ister. Uyumluluk peşinde koşar daima. Örneğin bir yemekten nefret ediyorsanız o yemeği yememenizi, zorla yeseniz bile rahatsızlık duymanızı ister. Yani o yemeğe karşı yarattığınız tutum ile davranışınız tutarlı olmalıdır. Peki bu olmazsa ne olur? Kaos.

    Sanılanın aksine insan tutarlı (rasyonel) bir canlı değildir. Daima tutarlı davranışlar sergilemez. Bazen tutumlarının tam tersi hareketlerde bulunabilir. Bu durumu özellikle siyasi konularda çok net görebilirsiniz. Örneğin bir seçmen bir partiye gönülden bağlanmış olsun. Siyasi parti de zamanla yoldan çıkmış ve kötü uygulamalara geçmeye başlamış olsun. Bu durumda rasyonel davranış nedir? O siyasi partiden vazgeçmek. Fakat seçmen çoğu zaman bunu yapamaz. Çünkü o partiye karşı bağlılık tutumu sergilemektedir. Üstelik bu partinin yönetimde olmasını da kendisi sağlamıştır. Eğer ona karşı bir eylemde bulunursa tutum ile eylem arasında bir uyum sorunu ortaya çıkar. Beyin bunu istemez. Eğer farklı sebeplerden ötürü (duygusal, maddi, toplumsal baskı gibi) eylemini değiştiremiyorsa (oy vermekten vazgeçmek, kötü uygulamalara muhalefet etmek gibi), düşüncelerini eylemlerine uyumlu hale getirmeye çalışır. Oy vermeye devam etmesi için kendine haklı gerekçeler yaratır ya da medya tarafından kendisine pompalanan hazır gerekçelere sıkı sıkıya sarılır (dış güçler, büyük resim, ıvır, zıvır).

    Şimdi diyeceksiniz ki bunun konuyla ne alakası var? Daha önce yapılmış bir deneyin alıntısı ile anlatmaya çalışayım:

    "Deneklere cok gereksiz bir is yaptirilir. Duvarda 100lerce vida vardir ve denek onlari teker teker vidalamak durumundadir. 1 saat kadar surer bu eylem. Sonunda da psikologlar bir deney anketi yaptirirlar ve denek deneyin bittigini sanar ama deney daha yeni baslamistir. Denek salondan cikarken, psikologlar asistan ogrencinin su anda orada olmadigini (o gun hasta oldugunu, ya da simdi yemekte oldugunu) soylerler ve mumkunse bir sonraki denegi iceri cagirmasini ve mumkunse denegin performansini yuksek tutmasi icin "az once ben de deneyden ciktim cok eglenceliydi" demesini isterler. Bazi deneklere bunu yapmasi icin $10 verirler bazilarina ise hic para vermezler. Denek gider, bir sonraki denege "ah ne guzel ne eglenceli bir deneydi" diye bir yalan soyler ve onu cagirir. Kapian cikarken de ona deneyden ne kadar zevk aligina dair gercekten bir anket yaparlar ve sonuc sasirticidir. Bu is icin 10$ alanlar deneyin *** gibi oldugunu, cok sikici oldugunu soylerler. Ancak bu isi bedava yapanlar "gercekten de fena degildi, eglendim derler". Psikologlarin akli karisir."

    Burada olay şu: Deneklerin davranışları ile fikirleri arasında bir uyumsuzluk var. Çok sıkıcı bir deneyden çıkıp diğer deneklere "çok eğlenceliydi" diyorlar. Bu durumda beyin bu ikisini birbirine uydurmaya çalışıyor. Deney icabı "çok eğlenceliydi" demek zorunda ve bunu değiştirme şansı yok. Bu iş karşılığında para alanlar fikirlerini değiştirmek zorunda değiller. Kendilerine haklı bir gerekçe buluyorlar. "Ben bu iş karşılığında para aldım". Yani para karşılğında sıkıcı bir iş yaptım ve bu işin sıkıcı olmadığını söyledim. Çok basit bir şekilde sıyrılıyor işin içinden. Peki para almayanlar? Onlar davranışlarını değiştiremediği ve haklı bir gerekçe üretemediği için fikirlerini değiştirmeye başlıyorlar. Üstelik bu otomatik oluyor. Yani bilinçli bir eylem değil, beynin bir illüzyonu. Artık "deney o kadar da fena değildi", "eğlenceli gibiydi" şeklinde değiştiriyorlar fikirlerini.

    İnsanların hobilerinin işe dönüşmesi de bu şekilde oluyor işte. Önceden herhangi bir karşılık almadığınız için bu eylemi eğlence için yaptığınızı düşünüyor ve bu eylemden keyif almaya başlıyorsunuz fakat para kazanmaya başladığınızda beyniniz artık o iş için "para kazanıyorum" gerekçesine sarılmaya başlıyor ve hobiniz artık bir "iş" oluyor. Tebrikler, hobinizi kaybettiniz

    Ben de bu şekildeyim. Para kazandığım yazılım ve internet sitesi projelerini hayata geçirirken sıkılıyorum, bunalıyorum, bırakasım geliyor ama 2 yıldır bir yapay zekâ projesi geliştiriyorum hobi olarak, bundan hiç sıkılmıyorum. Çok büyük keyif alıyorum. Üstelik internet sitesi yapmak ya da yazılım geliştirmek çocuk oyuncağı kalıyor yapay zekânın yanında. Yıllardır yaptığım iş. Otomatiğe bağlandım artık. Normalde basit olanın daha az can sıkması gerekiyor ama o beynimde iş olarak mimlendiği için daha çok can sıkıyor. Bu kadar keyif alarak geliştirdiğim yapay zekâdan para kazanırım diye çok korkuyorum artık
  • 25-08-2018, 15:38:22
    #12
    @ce7in;

    İşte aradığım yorum ve önceden yanlış hatırlamıyorsam Beyhan Budak ve farklı psikologlar ile farklı platformlardaki çeşitli anonim psikoloji bilgi paylaşımlarında görüp hatırlamaya çalıştığım durum buydu. Çok teşekkür ediyorum ilk olarak.

    Evet bahsettiğim gibi hem soğuma hem düşüncelerin ilk olarak düşük emek, kısa zamanda yüksek gelir getirebilecek projelere dönüşmesi gibi yan etkilerininde olması.

    Bu durumla ilgili benimde hatırladığım bir örnek şuydu. Bir grup çocuğa resim çizmesi istenilir. Bu çocuklardan bir kısmı resmi çizdikten sonra ödüllendirilir, bir kısmı ödüllendirilmez.

    Ödüllendirilen kesimdeki çocuklar yanlış hatırlamıyor isem hem yeniden resim yapmak istemez, hemde yaptıkları resimden sonrasında tekrar yapmaları durumunda keyif almadıkları gözlemlenir.

    Bunu bir yerde insanların yaptıkları işi karşılıksız yapma durumunda kendilerini aptal yerine konmamak gibi düşündüğü veya yaptığı işten tek kazanımının o işi yapıp bitirmek veya gerçekleştirmek olduğundan o konuyla ilgili o işi yapmanın bir kazanım olduğu ifade edenlerde var.

    Benim bizzat 4-5 yıllık süreçte inanılmaz zararını gördüğüm bir konu bu. Para kazanamadan bir hobi alanımda para kazanmayı hedeflediğim için bir alanda 3 yıl boyunca devasal bir boş vaktim olmasına rağmen hiçbir şey yapamadım. Fakat kimi insanlar belirli bir süreçten sonra karşılığında ücret alsalar bile işlerini sağlıklı, verimli bir şekilde devam ettirebiliyorlar. Bu nasıl oluyor anlamıyorum. Belki irade gücü, sabırdan kaynaklanıyordur ama anlam veremiyorum.

    Ben sırf bu konudan , olaydan dolayı gereksiz, anlamsız ve sevmediğim bir alandan para kazanmaya çalışıyorum. Aklımda iddaadan para kazanayım kazandığım parayla Youtube kanalı açıp içerik üreteyim. Amatör yazılımlar yapıp bir site üzerinden insanlara ürettiğim yazılımları paylaşayım gibi absürt bir düşünce içerisindeyim.

    Bu durum beni inanılmaz etkiliyor. Şuan düzenli bir işe sahibim. Sabah işe git akşam gel. İşyerinde kendimi inanılmaz mutsuz hissediyorum ve yapmak istemiyorum. Kendime diyordum keşke bu iş yerine benim pozisyonumda çalışan asıl kişi işyerinden ayrılıp görev bana düşmeseydi ben buraya maaş ile sürekli olarak değilde keyfi, bir alanda tecrübe edinmek amacıyla gelip ona yardımcı olmak, onun işi olmadığı durumda yaptığım iş başına 30-40 TL gibi ücretler alarak ( hatta keşke buna ihtiyacım olmasaydı da hiç ücret almadan yapabilseydim ) işi yapıp asıl kişi geldiğinde burada durmak ve çalışmak zorunda olmasaydım acaba daha iyi bir performans sergileyebilir miydim. Daha iyi öğrenebilir ve daha az heyecanlanır, stres yapar mıydım diye düşünüyorum işe girdikten 3-4 hafta sonradan itibaren. ( Yaklaşık 3.5 aydır işteyim )
  • 25-08-2018, 16:52:09
    #13
    pcbagimlisi adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    @ce7in;

    İşte aradığım yorum ve önceden yanlış hatırlamıyorsam Beyhan Budak ve farklı psikologlar ile farklı platformlardaki çeşitli anonim psikoloji bilgi paylaşımlarında görüp hatırlamaya çalıştığım durum buydu. Çok teşekkür ediyorum ilk olarak.

    Evet bahsettiğim gibi hem soğuma hem düşüncelerin ilk olarak düşük emek, kısa zamanda yüksek gelir getirebilecek projelere dönüşmesi gibi yan etkilerininde olması.

    Bu durumla ilgili benimde hatırladığım bir örnek şuydu. Bir grup çocuğa resim çizmesi istenilir. Bu çocuklardan bir kısmı resmi çizdikten sonra ödüllendirilir, bir kısmı ödüllendirilmez.

    Ödüllendirilen kesimdeki çocuklar yanlış hatırlamıyor isem hem yeniden resim yapmak istemez, hemde yaptıkları resimden sonrasında tekrar yapmaları durumunda keyif almadıkları gözlemlenir.

    Bunu bir yerde insanların yaptıkları işi karşılıksız yapma durumunda kendilerini aptal yerine konmamak gibi düşündüğü veya yaptığı işten tek kazanımının o işi yapıp bitirmek veya gerçekleştirmek olduğundan o konuyla ilgili o işi yapmanın bir kazanım olduğu ifade edenlerde var.

    Benim bizzat 4-5 yıllık süreçte inanılmaz zararını gördüğüm bir konu bu. Para kazanamadan bir hobi alanımda para kazanmayı hedeflediğim için bir alanda 3 yıl boyunca devasal bir boş vaktim olmasına rağmen hiçbir şey yapamadım. Fakat kimi insanlar belirli bir süreçten sonra karşılığında ücret alsalar bile işlerini sağlıklı, verimli bir şekilde devam ettirebiliyorlar. Bu nasıl oluyor anlamıyorum. Belki irade gücü, sabırdan kaynaklanıyordur ama anlam veremiyorum.

    Ben sırf bu konudan , olaydan dolayı gereksiz, anlamsız ve sevmediğim bir alandan para kazanmaya çalışıyorum. Aklımda iddaadan para kazanayım kazandığım parayla Youtube kanalı açıp içerik üreteyim. Amatör yazılımlar yapıp bir site üzerinden insanlara ürettiğim yazılımları paylaşayım gibi absürt bir düşünce içerisindeyim.

    Bu durum beni inanılmaz etkiliyor. Şuan düzenli bir işe sahibim. Sabah işe git akşam gel. İşyerinde kendimi inanılmaz mutsuz hissediyorum ve yapmak istemiyorum. Kendime diyordum keşke bu iş yerine benim pozisyonumda çalışan asıl kişi işyerinden ayrılıp görev bana düşmeseydi ben buraya maaş ile sürekli olarak değilde keyfi, bir alanda tecrübe edinmek amacıyla gelip ona yardımcı olmak, onun işi olmadığı durumda yaptığım iş başına 30-40 TL gibi ücretler alarak ( hatta keşke buna ihtiyacım olmasaydı da hiç ücret almadan yapabilseydim ) işi yapıp asıl kişi geldiğinde burada durmak ve çalışmak zorunda olmasaydım acaba daha iyi bir performans sergileyebilir miydim. Daha iyi öğrenebilir ve daha az heyecanlanır, stres yapar mıydım diye düşünüyorum işe girdikten 3-4 hafta sonradan itibaren. ( Yaklaşık 3.5 aydır işteyim )
    Verdiğinizi örneği ben de hatırlıyor gibiyim.

    Çok benzer durumlardayız. Ben kendimi bu duruma adapte etmeye başladım. Bunu yapabilmek için önce durumu kabullenmek gerekiyor. Hem para kazanıp hem eğlenemem, ikisi aynı anda olmaz deyip işimi sürdürüyorum. Biraz sıkıcı olsa da bu durumdan kaçış olmayacağına ikna ettim kendimi. Bu durumdan kaçış olmadığını kabul ettikten sonra eskisi gibi bunaltıcı olmuyor. Umarım siz de bu şekilde kabullenebilirsiniz durumu. Vakit alıcı ve can sıkıcı olsa da ben başka bir yol bulamadım maalesef.

    Bu durum yaşla ve yaşa bağlı hormonlarla da ilgili olabilir diye düşünmüyor değilim. 20 - 26 yaş arasında bu durumu çok yoğun hissediyordum. Son 1 senedir çok daha az hissediyorum. Ya kendimi alıştırdığım için böyle ya da yaşa bağlı hormonal değişikliklerden dolayı. Net bir çıkarım yapamıyorum açıkçası.
  • 25-08-2018, 17:28:27
    #14
    Yaş ve hormon büyük oranda etkilidir fakat asıl unsur birazda karakterden kaynaklanıyor sanırsam.

    Ben çalışma hayatından önce de bir şeyin zorunluluk, gereklilik haline dönüşmesinden nefret ediyordum. Okula giderken, okulda bir işle ilgili bir zorunluluk oluştuğunda da. Başarıyı ve verimi genel manada zorunlulukların inanılmaz düşürdüğünü düşünüyorum genel anlamda. Bende çok ciddi bir çöküş doğuruyor.

    Dünyanın en güzel şeyi, olayı bile bana zorunluluk olarak verilse ben sorun yaşarım diye düşünüyorum. İlla para ile ödül olarak değil parasızda olsa zorunluluk haline gelse sıkıntı yaşarım diye düşünüyorum.

    Şimdi otorotiye karşı duyulan bir bilinçaltı mı diyecek olursanız çevrenizde her türlü bireysel, büyük otoriteye en az ses çıkaran, global tabiriyle loser denilebilecek kişilerdenken günlük hayatta yaşadığım bu durumdan ötürü zihnimi canavarlaştırıyor muyum bilmiyorum.

    Bu arada öncesinde bende defalarca bu şekilde yanlış bir tutum sergileyerek bu deyimi ard arda kullanma hatasına düşmüş olarak. Tecavüz kaçınılmazsa zevk alacaksın cümlesi bizim için rahatsızlık uyandırmayabilir. Fakat bunu günlük hayatımızda kullanmamız gerektiğini düşünüyorum. Bir gün gerçekten bu kötü tecavüz olayına denk gelmiş birinin alakasız bir amaçla kötü niyetle kullanılmamış olsa bile bu deyime sokakta ve internette denk gelmesi hem kendisini hem yakınlarını çok ciddi oranda kötü etkileyebilir. Çok şükür böyle bir kötü olaya yakın çevremden kimse yaşamadı umarım ömür boyu yaşamayızda fakat bu olay aynı cinayetler gibi bu tarz şekilde deyim olarak kullanılmamalı.
  • 25-08-2018, 17:40:14
    #15
    pcbagimlisi adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Bu arada öncesinde bende defalarca bu şekilde yanlış bir tutum sergileyerek bu deyimi ard arda kullanma hatasına düşmüş olarak. Tecavüz kaçınılmazsa zevk alacaksın cümlesi bizim için rahatsızlık uyandırmayabilir. Fakat bunu günlük hayatımızda kullanmamız gerektiğini düşünüyorum. Bir gün gerçekten bu kötü tecavüz olayına denk gelmiş birinin alakasız bir amaçla kötü niyetle kullanılmamış olsa bile bu deyime sokakta ve internette denk gelmesi hem kendisini hem yakınlarını çok ciddi oranda kötü etkileyebilir. Çok şükür böyle bir kötü olaya yakın çevremden kimse yaşamadı umarım ömür boyu yaşamayızda fakat bu olay aynı cinayetler gibi bu tarz şekilde deyim olarak kullanılmamalı.
    Haklısınız. Mesajımı düzenledim. Uyarınız için teşekkür ederim.
  • 25-08-2018, 20:33:21
    #16
    beyin yorgunluğu vs fiziksel yorgunluk