• 03-08-2015, 13:24:01
    #10
    en iyisi, makaleyi buraya koymak, malum okumayı pek sevmeyiz,


    İlk hikayemiz, 1972 yılında sahneye konuyor.

    1972 yılında Londra King’s College profesörlerinden Dr. John Yudkin’in yazdığı “Pure, White and Deadly” yani “Saf Beyaz ve Öldürücü” isimli kitabın basılmasıyla başlıyor.



    Bu kitapta şekerin zararları anlatılıyor.

    Şekere o güne kadar en ucuz enerji kaynağı gözüyle bakılırken Yudkin tüm ezberleri bozuyor ve şekerin öldürücü bir zehir olduğunu söylüyor.

    Kitabın birinci bölümünün son cümlesinde “Umarım bu kitabı okuduğunuz zaman sizi şekerin gerçekten tehlikeli olduğuna inandırmış olurum.” diyen Yudkin, kitabın son bölümünde de araştırmalarının ve yayınlarının nasıl engellendiğini anlatıyor..


    Düşünsenize dünyada her geçen gün şeker tüketimi artarken bir kişi çıkıyor ve şekerin zararlı olduğunu söylüyor.
    Şeker her şeyin içine girmiş durumda.
    Şeker kullanılmaması demek gıda sektöründeki pek çok kuruluşun çökmesi demek.


    Gıda sektörünün temsilcileri çıkıp “şeker yararlıdır, bu kişi zırvalıyor” dese, insanlar gıda sektörünün çıkarları zedelendiği için böyle söylediklerini düşünerek Yudkin’in sözlerine daha çok itibar edecek.

    Tabii ki gıda sektörünün temsilcileri ortaya hiç çıkmıyor.

    Onların yerine bilim insanları devreye sokuluyor.

    Yudkin’in söylediği her şeyi çürütmeye çalışıyorlar.

    Yudkin’in meslektaşları yoğun bir anti kampanya başlatıyorlar.

    En ünlü profesörler çıkıp Yudkin’in Pure, White and Deadly‘ kitabıyla dalga geçiyorlar, alay ediyorlar ve aşağılıyorlar. Düşünün bir tarafta bir tane kitap yazmış bir profesör karşısında on binlerin temsilcisi olan yine profesörler.


    Ardından İngiliz Şeker Kuruluşu basın açıklaması yayınlayarak Yudkin’in iddialarının “duygusal tezler” olduğunu söylüyor, Dünya Şeker Araştırmaları Kuruluşu da kitaba “bilim kurgu” kitabı diyor.

    Yudkin konferanslara çağrılmıyor, kendi organize ettiği toplantılar da son dakikada sponsorlardan gelen baskılarla iptal ediliyor (Örneğin Coca Cola).

    Katılabildiği konferanslarda şeker aleyhine verdiği bildiriler yayınlardan çıkarılıyor. Bu anti propaganda işe yarıyor ve kitap yeterince satamıyor.

    Gıda endüstrisi ve uzantısı bilim insanlarının organize bir biçimde karşı çıkmaları ve baskı oluşturmaları sonucu kitap rafa kalkıyor. Yudkin kitabı yazdıktan 23 yıl sonra 1995 yılında ölüyor.


    Yudkin’in ölümünden 14 sene sonra 2009 yılında California Üniversitesi’nde çocuk endokrinoloji profesörü olan Dr. Robert Lustig raflarda tozlanan kitabı keşfediyor, “öncü” olduğunu ve içeriğinin gerçekleri yansıttığını ve “kâhince” olduğunu söylüyor ve kitaba bir ön söz yazarak kitabın ilk yazıldığından 40 yıl sonra ikinci baskısını yapmasını sağlıyor.

    İşte bugün şekerin zararlarıyla ilgili kabul edilen tüm gerçeklerin yer aldığı kitap da böylece piyasaya çıkıyor.

    40 yıl içinde olan oluyor zaten.

    Diyabetin ve obezitenin bu kadar yayılarak milyonların sağlığının bozulmasının nedeni Yudkin’in meslektaşları.

    İşte tam burada Prof. Dr. Kenan Demirkol’un kullandığı şu söz aklımıza geliyor ister istemez."Yaşadığımız çağ, akademik kapitalizm çağı. Yani sermaye sahiplerinin akademisyenleri satın alması sonucu, toplumla paylaşmak istediklerini akademisyenlere söylettirdikleri çağdayız”

    devamı; http://woto.com/kolesterol
  • 03-08-2015, 18:17:34
    #12
    sesusera adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Hocam burada yüzlerce üye dolandırılıyor internete aşina olmamıza rağmen.Kaldı ki bu kadının mesleği internetle alakalı değil.Doktorluk yapıyor belli ki hayatında böyle kötü insanlara rastlamamış.Bunlar bize tuhaf gelebilir ama bu tür olaylara kanan çok insan var.İsim vermeyeceğim koskoca rektörler bile dolandırılıyor.O yüzden insanları böyle şeylerle yargılamaya gerek yok.
  • 03-08-2015, 20:35:13
    #13
    English adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Hocam burada yüzlerce üye dolandırılıyor internete aşina olmamıza rağmen.Kaldı ki bu kadının mesleği internetle alakalı değil.Doktorluk yapıyor belli ki hayatında böyle kötü insanlara rastlamamış.Bunlar bize tuhaf gelebilir ama bu tür olaylara kanan çok insan var.İsim vermeyeceğim koskoca rektörler bile dolandırılıyor.O yüzden insanları böyle şeylerle yargılamaya gerek yok.
    Yani genel olarak verdiği bilgilere yaptığı konuşmalara bakarakda yargılayabiliriz elbette kendisi okumuş alanında benden kat kat bilgilidir bir şey diyemem ama verdiği bilgiler karşıt görüşlü bir kaç bilirkişi tarafından eleştirildiğinde doğrusundan fazla yanlışı olan bir profesör ortaya çıkıyor ve işin komiği bu kanal'da yayın yapıp insanları bilinçlendiriyor onu yemeyin bunu yemeyin şundan şu kadar yiyin vb.. ve takip eden bir kitlesi var.

    Sonuç olarak insanlık hali kanmış olabilir ama ben verdiği röportajı kastetmek istemiştim , röportaj yanlış aktarılmış ise ona da bir şey diyemem.
  • 03-08-2015, 23:31:02
    #14
    English adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Hocam burada yüzlerce üye dolandırılıyor internete aşina olmamıza rağmen.Kaldı ki bu kadının mesleği internetle alakalı değil.Doktorluk yapıyor belli ki hayatında böyle kötü insanlara rastlamamış.Bunlar bize tuhaf gelebilir ama bu tür olaylara kanan çok insan var.İsim vermeyeceğim koskoca rektörler bile dolandırılıyor.O yüzden insanları böyle şeylerle yargılamaya gerek yok.
    Katılıyorum zaten bende bu görüşe sahibim hepimiz bilgi sahibi olmadığımız çoğu yerde kandırılmaya elverişliyiz. Ama bilemeyiz tabii belkide beynine fazla kan gitmiyor o yüzden donup kalmıştır.
  • 04-08-2015, 01:01:06
    #15
    Kimlik doğrulama veya yönetimden onay bekliyor.
    Kimin haklı kimin haksız olduğu bir kere uygulanan yöntemde hata olduğu tartışmasız derecede yanlış. Gerçekten mevcut sistemde bir yanlışlık olabilir fakat bunun çözüm yerinin televizyon olmayacağı pek tabi açıktır. Ülkemizde onlarca tıp fakültesi, yüzlerce belki binlerce kardiyoloj, profesörü ve beslenme uzmanı mevcut. Yöntemin bir konsensus oluşturma değil de bu şekilde televizyon üzerinden gitmesi olayın ticarete döküldüğünün delaletidir.
  • 04-08-2015, 03:52:21
    #16
    sesusera adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Yani genel olarak verdiği bilgilere yaptığı konuşmalara bakarakda yargılayabiliriz elbette kendisi okumuş alanında benden kat kat bilgilidir bir şey diyemem ama verdiği bilgiler karşıt görüşlü bir kaç bilirkişi tarafından eleştirildiğinde doğrusundan fazla yanlışı olan bir profesör ortaya çıkıyor ve işin komiği bu kanal'da yayın yapıp insanları bilinçlendiriyor onu yemeyin bunu yemeyin şundan şu kadar yiyin vb.. ve takip eden bir kitlesi var.

    Sonuç olarak insanlık hali kanmış olabilir ama ben verdiği röportajı kastetmek istemiştim , röportaj yanlış aktarılmış ise ona da bir şey diyemem.
    İşte bende sizin gibi verdiği bilgilerin yanlış olduğunu düşünüyordum fakat birçok araştırma göstermiş ki kadın haklıymış.Verdiğim linkte okuyabilirsiniz bunlardan bahsedilmiş hep.Yinede tam olarak bilemeyiz tabi kimin doğru kimin yanlış söylediğini.
  • 04-08-2015, 14:30:01
    #17
    Dün Canan Karatay'ın söylediklerinin aksini söyleyenler bugun Canan Karatay'ın söylediklerini doğruluyorlar çok büyük profesör ama kendisinin istediği gibi beslenmeye kalksak bu bizler için çok külfetli olacaktır.Doğal adı altında neler yiyoruz Allah bilir.

    Bir üye paylaşmış Canan Karatay protein tozları hakkında birşeyler söylüyordu. Eminimki şuan bir çok kişi elinde sigarası belkide önünde kolası konuya girdi sırf protein tozu gerçekten zararlı yaw yazmak için ölüm hayatın her köşesinde geçen sene Cska Moskova basketbol takımının 19 yaşındaki basketbol oyuncusu kalp krizinden ölmüştü halbuki onca sağlık testinden geçmesine rağmen bir supplamenti böyle canavar gibi göstermek ne kadar doğru bilemiyorum
  • 04-08-2015, 17:48:27
    #18
    Güzel konu, okudum, yararlandım. Teşekkür ederim.