en iyisi, makaleyi buraya koymak, malum okumayı pek sevmeyiz,
İlk hikayemiz, 1972 yılında sahneye konuyor.
1972 yılında Londra Kings College profesörlerinden Dr. John Yudkinin yazdığı Pure, White and Deadly yani Saf Beyaz ve Öldürücü isimli kitabın basılmasıyla başlıyor.
Bu kitapta şekerin zararları anlatılıyor.
Şekere o güne kadar en ucuz enerji kaynağı gözüyle bakılırken Yudkin tüm ezberleri bozuyor ve şekerin öldürücü bir zehir olduğunu söylüyor.
Kitabın birinci bölümünün son cümlesinde Umarım bu kitabı okuduğunuz zaman sizi şekerin gerçekten tehlikeli olduğuna inandırmış olurum. diyen Yudkin, kitabın son bölümünde de
araştırmalarının ve yayınlarının nasıl engellendiğini anlatıyor..
Düşünsenize dünyada her geçen gün şeker tüketimi artarken bir kişi çıkıyor ve şekerin zararlı olduğunu söylüyor.
Şeker her şeyin içine girmiş durumda.
Şeker kullanılmaması demek gıda sektöründeki pek çok kuruluşun çökmesi demek.
Gıda sektörünün temsilcileri çıkıp şeker yararlıdır, bu kişi zırvalıyor dese, insanlar gıda sektörünün çıkarları zedelendiği için böyle söylediklerini düşünerek Yudkinin sözlerine daha çok itibar edecek.
Tabii ki gıda sektörünün temsilcileri ortaya hiç çıkmıyor.
Onların yerine bilim insanları devreye sokuluyor.
Yudkinin söylediği her şeyi çürütmeye çalışıyorlar.
Yudkinin meslektaşları yoğun bir anti kampanya başlatıyorlar.
En ünlü profesörler çıkıp Yudkinin Pure, White and Deadly kitabıyla dalga geçiyorlar, alay ediyorlar ve aşağılıyorlar. Düşünün bir tarafta bir tane kitap yazmış bir profesör karşısında on binlerin temsilcisi olan yine profesörler.
Ardından İngiliz Şeker Kuruluşu basın açıklaması yayınlayarak Yudkinin iddialarının duygusal tezler olduğunu söylüyor, Dünya Şeker Araştırmaları Kuruluşu da kitaba bilim kurgu kitabı diyor.
Yudkin konferanslara çağrılmıyor, kendi organize ettiği toplantılar da son dakikada sponsorlardan gelen baskılarla iptal ediliyor (Örneğin Coca Cola).
Katılabildiği konferanslarda şeker aleyhine verdiği bildiriler yayınlardan çıkarılıyor. Bu anti propaganda işe yarıyor ve kitap yeterince satamıyor.
Gıda endüstrisi ve uzantısı bilim insanlarının organize bir biçimde karşı çıkmaları ve baskı oluşturmaları sonucu kitap rafa kalkıyor. Yudkin kitabı yazdıktan 23 yıl sonra 1995 yılında ölüyor.
Yudkinin ölümünden 14 sene sonra 2009 yılında California Üniversitesinde çocuk endokrinoloji profesörü olan Dr. Robert Lustig raflarda tozlanan kitabı keşfediyor, öncü olduğunu ve içeriğinin gerçekleri yansıttığını ve kâhince olduğunu söylüyor ve kitaba bir ön söz yazarak kitabın ilk yazıldığından 40 yıl sonra ikinci baskısını yapmasını sağlıyor.
İşte bugün şekerin zararlarıyla ilgili kabul edilen tüm gerçeklerin yer aldığı kitap da böylece piyasaya çıkıyor.
40 yıl içinde olan oluyor zaten.
Diyabetin ve obezitenin bu kadar yayılarak milyonların sağlığının bozulmasının nedeni Yudkinin meslektaşları.
İşte tam burada Prof. Dr. Kenan Demirkolun kullandığı şu söz aklımıza geliyor ister istemez."Yaşadığımız çağ, akademik kapitalizm çağı. Yani sermaye sahiplerinin akademisyenleri satın alması sonucu, toplumla paylaşmak istediklerini akademisyenlere söylettirdikleri çağdayız
devamı;
http://woto.com/kolesterol