• 19-06-2015, 10:24:53
    #19
    hedwing adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Hocam çok çok teşekkür ederim bu güzel cevabınız için. Bu arada site iyice donanımhaber'e dönmüş, bu sitenin bir ağırlığı olgunluğu var diye burada bir soru soruyoruz gelen cevaplara bak.
    Neyse hocam bir gün sizinle uzun sohbet etmek isterim şuan mobildeyim fazla yazamıyorum, tekrardan Allah razı olsun sizden
    Amin cümlemizden inşAllah.

    Mevlana hazretleri dünyada iken epey bir sıkılmış anlaşılan.


    https://www.youtube.com/watch?v=afl0qF4Ij4I


    Bu da güzel.

    https://www.youtube.com/watch?v=Hg6EAztUDcQ
  • 19-06-2015, 11:21:57
    #20
    abcgrup adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Dünyaya geliş amaçlarımızdan bir tanesi de bundan dolayıdır. Bir sıkılma demeyelim de değişiklik diyelim çünkü bildiğimiz tarzda sıkılma beyinden kaynaklanıyor. Dünyanında kıymetini işte bu yüzden düşünerek daha iyi kavrayabilirsiniz. Sonsuza kadar cennette kalma diye bir şey söz konusu değil mesnevide de bu yönde bilgiler verilmiştir Allah bizi ibadet etmemiz için yaratmışsa kimse kusura bakmasın öyle bir kereye mahsus bizi sınayıp daha sonra sonsuza kadar cennetinde ağırlamaz.

    Asıl hedefimiz mekandan zamandan bağımsız olarak düşünce bilinç yapısına bürünmek olmalıdır asıl kurtuluşa bu şekilde ulaşabiliriz. Şimdi buradayım yarın nereye gideceğim daha sonra ne olacak gibi sorular hem bizleri yıpratır hemde henüz gerçekleşmemiş şeyleri düşündüğümüz için bulunduğumuz halden huzursuzluk kapabiliriz.

    Anı yaşamak gerekiyor, şuan buradayım demek bile bir noktada bizi tıkar. Benlik bilincine erişmemiz lazım fakat bu benlik bilincinden kastım nefsimizin oluşturduğu benlik değildir. Var olmanın sağladığı sonsuzluk bilincine erişmek gerekiyor. Sonsuzluk ahirette değildir sonsuzluk insanın kendisinde gizlidir yoksa mekanda aramak doğru değil. Cenneti ışığı ile aydınlatanın yine insanın kendisi olduğunu söyler Mevlana hazretleri. Akşamları uyuduğunda eğer cennete gitmiyorsan uyandığında uyandığından dolayı hafif bir mutsuzluk hissi yaşamıyorsan sende problemler mevcut olduğunu gösterir. Cenneti önce kendi içimizde bulmalıyız zaten öldüğümüzde nereye aitsek kendimizi orada bulacağız.

    Dünyadaki kısıtlamaların neredeyse hepsi senin sorduğun sorunun cevabını barındırmakta. Sonsuzluğu dünyadaki kısıtlamalar sayesinde katediyoruz. Belkide şuan yol almadığını zannediyorsun ve bu yüzden hazır olmadığını düşünüyorsun ama yanılıyorsun görünüşte aldığımız yol az görünebilir veyahut görünmeyebilir ama dünyadaki her saniye seni düşünce yapısı olarak hazırlar ve gelişmeni sağlar. Bir monitöre bir dünyayı sığdırabilir miyiz? Sığması mümkün gibi durmasa bile rahatlıkla izleyebiliyoruz değil mi. Mekan bir yanılsamadan ibaret sende kıyaslama yaptığın için korkman da gayet normal fakat aslında bizim doğamız sonsuzluktur ve endişelenmen gereken şey dünya olmalıdır, dünyaya bağlı kalarak ahirete göçmendir. Dünyaya haddinden fazla bağlı kalmaman içinde yaşlılık süresince hastalıkların artar illallah edersin ki kendi rızan ile vazgeçesin. Gözün arkada kalırsa işte o zaman istediğin refaha ulaşamayabilirsin.

    Evet dünyadaki evrendeki mekan boyut bir yanılsamadır yani gerçek diyemeyiz aslında yaşadığımız şey gerçeklik olsa bile doğamıza pekte yakışmıyor bu yüzden dünya hayatının geçici olduğu vurgusu Kuran'da sık sık geçer. Dünya aslında kendimizi sınadığımız aynamızdır bu aynada kendimizi görür ve noksanlıklarımızı gidererek sonsuzluğa Allah ile eşlik ederiz. Allah umduğumuz gibi çıkmaz çoğunlukla çünkü bir şey umarız bekleriz ama işin özünü anlamaktan uzağız.

    Allah deyince aklımıza ne geliyor bunu irdelemek lazım çünkü malum O olmadan hiçbir işi neticeye bağlayamayız. Gökte oturan bir patron mu, cezalandırıcı mı, yaratan mı, yoksa bizden içimizden birisi mi, yoksa sonsuzluk mu, sonsuz merhamet sonsuz sevgi sonsuz aşk. Allah'ı över dururuz kendimizi de sürekli hor görürüz. Kendimizi hor görmek yerine O'na layık olmaya onunla yoldaşlık etmeye çabalamamız gerekiyor. Kendimizi anladığımız zaman zaten Allah'ı da anlamış olacağız. Allah ile beraber olmak varlık demektir varlık demek sonsuzluk demektir sonsuzluk dediğimiz şeyin kendisi zaten var olmaktır, Allah ile beraber olmayanların hali ise yokluk demektir hiçlik karanlık.

    Siz hiç var olmanın gerçekliğine eriştiniz mi, her şeyden uzak bağımsız olarak sadece var olmayı deneyimlediniz mi. Muhtemelen cevabınız hayır olacaktır o halde çözümsüz kalmış sorularınız yoktur, lakin henüz aramaya başlamamışsınız. Ya aramaya başlarsınız, araştırırsınız, çabalarsınız, koşturursunuz, düşünürsünüz ve sonunda hak ettiğiniz karşılığı alırsınız yada dünyaya gelip gelip giden milyonlar kervanına katılırsınız. Elbette herkesin bir amacı var ama eğer bir hedefimiz var ise varmamız gereken bir yer varsa mola verme hakkımız dışında fazladan zaman tüketmek gibi bir lükse sahip değiliz. Allah'ı düşünmediğimiz her an ahirette kendimize ah edeceğimiz anlara dönüşecek. Ah ben keşke zamanında şu kızla gidip konuşsaydım içimi açsaydım! He ya değil mi şimdi ne güzel birlikte olacaktık. Peki bütün bu güzellikleri yaratan Allah sizce ne kadar güzeldir onu biran bile görsek acaba dünyaya dönüp bir daha bakar mıydık. En güzel ibadet Allah'ı düşünerek onunla birlikte olmaktır. 5 vakit namaz kıldın toplasan kaç dakika yapıyor tabii onuda mecburiyetten yaptığını düşündüğünü varsayarsak boşa gitmiş olacak bu zaman. Namaz bitti iş bitti, 1 ay oruç tuttun 11 ay nefsin yine başıboş kaldı.

    İnsanlara şükür etmelerini söylüyoruz. Bazı kimseler yanlış anlıyorlar bunu. Kendinizden daha kötü halde bulunanlara bakıp elinizdekilere şükür edin demiyoruz. Zengin insan şükür eden insandır aksi halde neye sahip olursan ol eğer elindekilerin kıymetini bilmiyorsan şükür etmiyorsan sende olmayanlara bakıp duruyorsan şükürde edemezsin. Unutmayın altına yani bir metale o kıymeti o değeri veren yine insandır. Ama insanlar kendi değerlerinden habersizler. Şükür edin, var olduğunuz için yok olmadığınız için, yaşadığınız için, sağlıklı olduğunuz için değil var olduğunuz için şükür edin. Yaratıcıyı tanıma fırsatını elinizde tuttuğunuz için şükür edin. Şükür edin ki her şeyi yaratan güzel rabbimizi biliyorsunuz ve O da sizi seviyor. Şu kız beni sevsin diye kendinizi paralıyorsunuz ama size dönüp bakmıyor bile değil mi çünkü o şekle şemale paraya pula bakıyor kendi kurduğu hayalin yansımasına bakıyor. Ama Allah öyle değil işte Allah koşulsuz olarak sever sizi çünkü size o sevgiyi bahşeden yine kendisi değil mi? Sadece sizden bu sevginin karşılığını bekliyor. Bunun bilincine erişebildiğiniz için şükür edin. Siz Allah'tan razı olun ki Allah'ta sizden razı olsun ve bundan dolayı şükür edin daha ötesi yok bu işin. Bırakın cenneti cehennemi. İşte kurtuluşa bu şekilde erebilirsiniz, ve Allah sizi nerede olursanız olun yalnız bırakmaz çaresiz koymaz.
    Sizi daha öncede bu konuda uyarmıştım ama yanlış yapmaya devam ediyorsunuz. öncelikle şu hatayı düzeltelim, Cennet ve Cehennem ebedidir.

    İman edip salih ameller işleyenler, işte öyleleri de cennet ehlidirler ve orada ebedî kalıcıdırlar. (BAKARA/82)

    Allah mümin erkeklere ve mümin kadınlara, altlarından ırmaklar akan cennetler vaad buyurdu. Orada ebedi kalacaklardır. Hem de Adn cennetlerinde hoş meskenler vaad etmiştir. Allah'ın rızası ise hepsinden büyüktür. İşte asıl büyük kurtuluş da budur. (TEVBE/72)

    Rablerinden korkanlar da bölük bölük cennete sevk edilmektedir. Nihayet oraya vardıkları zaman kapıları açılır ve bekçileri onlara: "Selâm sizlere, ne hoşsunuz! Ebedî olarak içinde kalmak üzere haydi girin oraya!" derler. (ZÜMMER/73)

    Rableri katında onların mükâfatı, altlarından ırmaklar akan Adn cennetleridir. Orada ebedî olarak kalacaklardır. Allah onlardan razı olmuş, onlar da O'ndan razı olmuşlardır. İşte bu mükâfat, Rabbine saygı gösterene mahsustur. (BEYYİNE/8)


    Kur'anı kerimde bu kadar açık şekilde geçen tefsir gerektirmeyen bir konuda siz cennet ebedi değildir derseniz haşa Rabbimin bildirdiği bir durumu "Sonsuza kadar cennette kalma diye bir şey söz konusu değil mesnevide de bu yönde bilgiler verilmiştir Allah bizi ibadet etmemiz için yaratmışsa kimse kusura bakmasın öyle bir kereye mahsus bizi sınayıp daha sonra sonsuza kadar cennetinde ağırlamaz" derseniz dinden çıkarsınız ve bu durumu bilinçsiz tasdik eden kişileride dinden çıkartırsınız. Yazılarınıza dikkat ediyorum felsefik düşünüyorsunuz ama bazı konular kılıç ağzı gibi keskindir ve Ayet , Hadis ışığında kat'iyse tartışılmaz dinimiz bu kadar felsefeye açık değildir. Bu konuda dikkatli olmanızı tavsiye ederim.

    İdrak-i maali bu küçük akla gerekmez , Zira bu terazi bu kadar sikleti çekmez...
  • 19-06-2015, 16:29:15
    #21
    Sıkılma olayı, sınırlı imkanlardan ibaret dünya için.

    2. konu: Burada 5 duyu organımız var. Beynimizi kullanma oranı da belli.

    Oradaki durumumuz nedir bilmiyoruz.

    Fakat özet şu: Sonsuz hayatı yaratan Allah sonsuz imkan, ihtiyaç ve ihtirasları da yaratmıştır. Sıkılma olayını düşünmek bile abes bir konu olur.
  • 19-06-2015, 16:54:26
    #22
    Üyeliği durduruldu
    Biran önce ölsek de sonsuzluğa ulaşsak...

    Anlamsız, geçici ve kötülerin hakim olduğu bu gezegenden kurtulsak...
  • 19-06-2015, 17:55:02
    #23
    Arkadaşlar hazır konusu açılmışken Mevlana konusunda
    http://michaelsikkofield.blogspot.co...tek-dunya.html
    Bu adresteki yazıyı okumanızı öneririm, Mevlanaya dair farklı düşüncelere değinilmiş.
  • 19-06-2015, 17:57:30
    #24
    Sıkılmak dünyaya özgü bir şey olduğu için diğer tarafta her şey çok farklı olacak.
  • 19-06-2015, 19:20:35
    #25
    abcgrup adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Dünyaya geliş amaçlarımızdan bir tanesi de bundan dolayıdır. Bir sıkılma demeyelim de değişiklik diyelim çünkü bildiğimiz tarzda sıkılma beyinden kaynaklanıyor. Dünyanında kıymetini işte bu yüzden düşünerek daha iyi kavrayabilirsiniz. Sonsuza kadar cennette kalma diye bir şey söz konusu değil mesnevide de bu yönde bilgiler verilmiştir Allah bizi ibadet etmemiz için yaratmışsa kimse kusura bakmasın öyle bir kereye mahsus bizi sınayıp daha sonra sonsuza kadar cennetinde ağırlamaz.

    Asıl hedefimiz mekandan zamandan bağımsız olarak düşünce bilinç yapısına bürünmek olmalıdır asıl kurtuluşa bu şekilde ulaşabiliriz. Şimdi buradayım yarın nereye gideceğim daha sonra ne olacak gibi sorular hem bizleri yıpratır hemde henüz gerçekleşmemiş şeyleri düşündüğümüz için bulunduğumuz halden huzursuzluk kapabiliriz.

    Anı yaşamak gerekiyor, şuan buradayım demek bile bir noktada bizi tıkar. Benlik bilincine erişmemiz lazım fakat bu benlik bilincinden kastım nefsimizin oluşturduğu benlik değildir. Var olmanın sağladığı sonsuzluk bilincine erişmek gerekiyor. Sonsuzluk ahirette değildir sonsuzluk insanın kendisinde gizlidir yoksa mekanda aramak doğru değil. Cenneti ışığı ile aydınlatanın yine insanın kendisi olduğunu söyler Mevlana hazretleri. Akşamları uyuduğunda eğer cennete gitmiyorsan uyandığında uyandığından dolayı hafif bir mutsuzluk hissi yaşamıyorsan sende problemler mevcut olduğunu gösterir. Cenneti önce kendi içimizde bulmalıyız zaten öldüğümüzde nereye aitsek kendimizi orada bulacağız.

    Dünyadaki kısıtlamaların neredeyse hepsi senin sorduğun sorunun cevabını barındırmakta. Sonsuzluğu dünyadaki kısıtlamalar sayesinde katediyoruz. Belkide şuan yol almadığını zannediyorsun ve bu yüzden hazır olmadığını düşünüyorsun ama yanılıyorsun görünüşte aldığımız yol az görünebilir veyahut görünmeyebilir ama dünyadaki her saniye seni düşünce yapısı olarak hazırlar ve gelişmeni sağlar. Bir monitöre bir dünyayı sığdırabilir miyiz? Sığması mümkün gibi durmasa bile rahatlıkla izleyebiliyoruz değil mi. Mekan bir yanılsamadan ibaret sende kıyaslama yaptığın için korkman da gayet normal fakat aslında bizim doğamız sonsuzluktur ve endişelenmen gereken şey dünya olmalıdır, dünyaya bağlı kalarak ahirete göçmendir. Dünyaya haddinden fazla bağlı kalmaman içinde yaşlılık süresince hastalıkların artar illallah edersin ki kendi rızan ile vazgeçesin. Gözün arkada kalırsa işte o zaman istediğin refaha ulaşamayabilirsin.

    Evet dünyadaki evrendeki mekan boyut bir yanılsamadır yani gerçek diyemeyiz aslında yaşadığımız şey gerçeklik olsa bile doğamıza pekte yakışmıyor bu yüzden dünya hayatının geçici olduğu vurgusu Kuran'da sık sık geçer. Dünya aslında kendimizi sınadığımız aynamızdır bu aynada kendimizi görür ve noksanlıklarımızı gidererek sonsuzluğa Allah ile eşlik ederiz. Allah umduğumuz gibi çıkmaz çoğunlukla çünkü bir şey umarız bekleriz ama işin özünü anlamaktan uzağız.

    Allah deyince aklımıza ne geliyor bunu irdelemek lazım çünkü malum O olmadan hiçbir işi neticeye bağlayamayız. Gökte oturan bir patron mu, cezalandırıcı mı, yaratan mı, yoksa bizden içimizden birisi mi, yoksa sonsuzluk mu, sonsuz merhamet sonsuz sevgi sonsuz aşk. Allah'ı över dururuz kendimizi de sürekli hor görürüz. Kendimizi hor görmek yerine O'na layık olmaya onunla yoldaşlık etmeye çabalamamız gerekiyor. Kendimizi anladığımız zaman zaten Allah'ı da anlamış olacağız. Allah ile beraber olmak varlık demektir varlık demek sonsuzluk demektir sonsuzluk dediğimiz şeyin kendisi zaten var olmaktır, Allah ile beraber olmayanların hali ise yokluk demektir hiçlik karanlık.

    Siz hiç var olmanın gerçekliğine eriştiniz mi, her şeyden uzak bağımsız olarak sadece var olmayı deneyimlediniz mi. Muhtemelen cevabınız hayır olacaktır o halde çözümsüz kalmış sorularınız yoktur, lakin henüz aramaya başlamamışsınız. Ya aramaya başlarsınız, araştırırsınız, çabalarsınız, koşturursunuz, düşünürsünüz ve sonunda hak ettiğiniz karşılığı alırsınız yada dünyaya gelip gelip giden milyonlar kervanına katılırsınız. Elbette herkesin bir amacı var ama eğer bir hedefimiz var ise varmamız gereken bir yer varsa mola verme hakkımız dışında fazladan zaman tüketmek gibi bir lükse sahip değiliz. Allah'ı düşünmediğimiz her an ahirette kendimize ah edeceğimiz anlara dönüşecek. Ah ben keşke zamanında şu kızla gidip konuşsaydım içimi açsaydım! He ya değil mi şimdi ne güzel birlikte olacaktık. Peki bütün bu güzellikleri yaratan Allah sizce ne kadar güzeldir onu biran bile görsek acaba dünyaya dönüp bir daha bakar mıydık. En güzel ibadet Allah'ı düşünerek onunla birlikte olmaktır. 5 vakit namaz kıldın toplasan kaç dakika yapıyor tabii onuda mecburiyetten yaptığını düşündüğünü varsayarsak boşa gitmiş olacak bu zaman. Namaz bitti iş bitti, 1 ay oruç tuttun 11 ay nefsin yine başıboş kaldı.

    İnsanlara şükür etmelerini söylüyoruz. Bazı kimseler yanlış anlıyorlar bunu. Kendinizden daha kötü halde bulunanlara bakıp elinizdekilere şükür edin demiyoruz. Zengin insan şükür eden insandır aksi halde neye sahip olursan ol eğer elindekilerin kıymetini bilmiyorsan şükür etmiyorsan sende olmayanlara bakıp duruyorsan şükürde edemezsin. Unutmayın altına yani bir metale o kıymeti o değeri veren yine insandır. Ama insanlar kendi değerlerinden habersizler. Şükür edin, var olduğunuz için yok olmadığınız için, yaşadığınız için, sağlıklı olduğunuz için değil var olduğunuz için şükür edin. Yaratıcıyı tanıma fırsatını elinizde tuttuğunuz için şükür edin. Şükür edin ki her şeyi yaratan güzel rabbimizi biliyorsunuz ve O da sizi seviyor. Şu kız beni sevsin diye kendinizi paralıyorsunuz ama size dönüp bakmıyor bile değil mi çünkü o şekle şemale paraya pula bakıyor kendi kurduğu hayalin yansımasına bakıyor. Ama Allah öyle değil işte Allah koşulsuz olarak sever sizi çünkü size o sevgiyi bahşeden yine kendisi değil mi? Sadece sizden bu sevginin karşılığını bekliyor. Bunun bilincine erişebildiğiniz için şükür edin. Siz Allah'tan razı olun ki Allah'ta sizden razı olsun ve bundan dolayı şükür edin daha ötesi yok bu işin. Bırakın cenneti cehennemi. İşte kurtuluşa bu şekilde erebilirsiniz, ve Allah sizi nerede olursanız olun yalnız bırakmaz çaresiz koymaz.
    İlk paragrafınıza katılmıyorum. Kur'an ayetleri ile ters düşüyor söyledikleriniz.

    XOOM 2 ME cihazımdan Tapatalk kullanılarak gönderildi
  • 19-06-2015, 19:25:10
    #26
    Big_Turk adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Sizi daha öncede bu konuda uyarmıştım ama yanlış yapmaya devam ediyorsunuz. öncelikle şu hatayı düzeltelim, Cennet ve Cehennem ebedidir.

    İman edip salih ameller işleyenler, işte öyleleri de cennet ehlidirler ve orada ebedî kalıcıdırlar. (BAKARA/82)

    Allah mümin erkeklere ve mümin kadınlara, altlarından ırmaklar akan cennetler vaad buyurdu. Orada ebedi kalacaklardır. Hem de Adn cennetlerinde hoş meskenler vaad etmiştir. Allah'ın rızası ise hepsinden büyüktür. İşte asıl büyük kurtuluş da budur. (TEVBE/72)

    Rablerinden korkanlar da bölük bölük cennete sevk edilmektedir. Nihayet oraya vardıkları zaman kapıları açılır ve bekçileri onlara: "Selâm sizlere, ne hoşsunuz! Ebedî olarak içinde kalmak üzere haydi girin oraya!" derler. (ZÜMMER/73)

    Rableri katında onların mükâfatı, altlarından ırmaklar akan Adn cennetleridir. Orada ebedî olarak kalacaklardır. Allah onlardan razı olmuş, onlar da O'ndan razı olmuşlardır. İşte bu mükâfat, Rabbine saygı gösterene mahsustur. (BEYYİNE/8)


    Kur'anı kerimde bu kadar açık şekilde geçen tefsir gerektirmeyen bir konuda siz cennet ebedi değildir derseniz haşa Rabbimin bildirdiği bir durumu "Sonsuza kadar cennette kalma diye bir şey söz konusu değil mesnevide de bu yönde bilgiler verilmiştir Allah bizi ibadet etmemiz için yaratmışsa kimse kusura bakmasın öyle bir kereye mahsus bizi sınayıp daha sonra sonsuza kadar cennetinde ağırlamaz" derseniz dinden çıkarsınız ve bu durumu bilinçsiz tasdik eden kişileride dinden çıkartırsınız. Yazılarınıza dikkat ediyorum felsefik düşünüyorsunuz ama bazı konular kılıç ağzı gibi keskindir ve Ayet , Hadis ışığında kat'iyse tartışılmaz dinimiz bu kadar felsefeye açık değildir. Bu konuda dikkatli olmanızı tavsiye ederim.

    İdrak-i maali bu küçük akla gerekmez , Zira bu terazi bu kadar sikleti çekmez...
    Cennet veya cehennemi bir mekan olarak görmemek lazım eğer senin delil gösterdiğin ayetleri dediğin gibi anlamamız gerekiyorsa yani o kalıbın dışına çıkmamamız gerekiyorsa o halde uyuduğumuzda ruhumuz nereye gidiyor? Havada asılı mı kalıyor yoksa cennete mi yoksa başka yere mi? Peki o hali neden hatırlamıyoruz, hatırlamadığın için inkarda edebilirsin değil mi.

    Ayetler senin ve insanların kavrayacağı şekilde yazılmıştır, nasıl ki cennetten detaylı olarak bahsedilmiyorsa ne zaman gideceğiz ne zamana kadar kalacağız ne zaman dünyada vakit geçireceğiz bunlar hakkında detaylı bilgi verilmez sadece bilmen gereken kadarı açıklanır. Bilmen gereken kadarı aslında anlayacağın kadarıdır sana kimse ötesini araştırma düşünme demiyor, araştırırken doğru yoldan saparsan o iş başka tabii ki. Doğru yoldan sapmayı da öyle kolay belleme. O kadar da kontrol mekanizmasına sahipsindir herhalde.

    Yazdığım şeyleri yanlış olarak değerlendiriyorsun çünkü kendince çelişkiler olduğunu ileri sürüyorsun ayetlerle benim yazdıklarım arasında çelişkiler var yada uyumsuz diyorsun halbuki ben ayetlerden farklı bir şey söylemiyorum ama bunlar anlayış kapasitemizin ötesinde hususlardır. Bu kapasiteyi zorladığım için beni eleştireceksen o zaman susarım yazmam bir daha.

    Şuan neredesin desem ne cevap vereceksin? Dünyadayım diyeceksin. Nereden biliyorsun dünyada olduğunu? Senin ruhundan haberin varmı ki? Ruhun nerede haberin var mı? Sonsuz olan nedir haberin var mı? Kısır döngüden kurtulmuşsan işte bu sonsuzluktur. Kısır döngüden kurtuluş ise Allah ile başlar. Cennet dediğin şey zaten Allah'ın nurudur.


    Ebedi olan bir mekan değildir bir mekana bağlı kalman değildir ebedi olan gerçek yolu bulmuş olmandır, dünyaya gelip tekrar ahirete gitmen bu sonsuzluğu bozmaz ama düşüncede huzurunu bozar çünkü nefsinden pay çıkartırsın öyle iş mi olur dersin hemde öyle bir oluyor ki sistem kusursuz işliyor, sistem benim gibi gerçekleri dile getirenleri de cezalandırıyor çünkü gerçekleri Allah bile dile getirmemiş başkasının ne haddine. Ama gerçekleri bilsekte bilmesekte işimize fazla yaramaz önemli olan bizden istenilenleri yerine getirmemiz lakin benim zoruma giden şey az düşünüyor olmanız.

    İnsan devamlı gelişim içindedir bilinç olarak bu gelişimi ne zamana kadar sürecek bilmiyorum bir sonu var mı bilmiyorum ama şuan olmadığı kesin ve şuana kadar çok kere kıyamet kopmuştur yani sadece şuanda dünyada var olduğunu sanman doğal olsa da üstünde durup düşünürsen ne demek istediğimi belkide anlarsın. Daha önceden cennette olduğunu hatırlamıyorsan bu senin problemindir. Ait olduğun yeri geldiğin yeri bilmiyorsan hatırlamıyorsan en azından hissetmiyorsan bu senin problemindir. Daha önce Allah'ı görmediğini yaşamadığını ileri sürüyorsan bu senin problemindir. Öldüğünde nereye gideceğini bilmiyorsan meçhul diyorsan bu da senin problemindir.

    Kainatta evrende insandan bağımsız bir mekan değildir yaşadığın şey yine senden kaynaklıdır, nasıl ki kendi gördüğün rüyanın içerisinde yaşıyorsan. Allah ezelden beri varsa o halde bizler neden şuan buradayız? Çoktan gideceğimiz varacağımız yerde olmalıydık. Ezeli diyorum bak öncesi olmayan başı olmayan, başlangıç yoksa o halde yaratılan şeyinde bir başlangıcından söz edilemez çünkü bahsedilecek bir zaman olgusu yoktur. Ancak bizim anlayacağımız tabirle tekerrür etmesi gerekiyor, kaçınılmaz olarak.

    Her gün güneş yeniden doğar senin için, peki sen geceleri o güneşin nereye gittiğini düşünür müsün hiç. Güneş hep orada duruyor. Bir kere bile şöyle düşündün mü; güneş bu gün doğacak mı yoksa bizi karanlığa mı terk edecek? Aklının ucundan bu soru hiç geçti mi yoksa öyle bir eminsin ki düşünmeye bile tenezzül etmezsin. Sonsuz olanı zaten hiçbir şey bozamaz araya sadece bir perde girer ama bu bir duraksama,gerileme veya başka şey değildir sadece bilincinin farklı bir şekilde deneyimlemesidir.

    Allah cenneti yarattı ve cennet milyarlarca yıldır bizim girmemizi bekliyor ha? Boş boş bekliyor kıyametin kopmasını! Cennete girdin iş bitti hangi mantıkla bunun izahını yapabiliyorsun, aslında yapmıyorsun çünkü üstünde durup düşünme gereği görmüyorsun. Ben sana kendi görüşlerimi veya başka bir görüş aşılamaya çalışmıyorum ki benim dediklerime kanaat getirsen ne olur kendi inandıklarının dışına çıkmasan ne olur hedefimiz farklı değil ki, kafir olacağından korkuyorsan bir şey diyemem ama ben kafir olmadım Allah beni seviyor ben O' nu. Yoksa sen Allah'ın seni sevip sevmediğini de bilmiyor musun?

    Öleceğiz kimisi cehenneme kimisi cennete gidecek sonsuza kadar! 3-5 günah işledim insan öldürdüm diyelim ama sonsuza kadar cehenneme gideceğim? Bunun adalet neresinde. Sonsuz cehennem sonsuz cennet insanın bir düşünce yapısına girmesinden kaynaklanır, yani örneğin bir kerecik bile olsa gerçeğe bağlandıysan yani Allah'a inanıp biat ettiysen zaten bu yolun geri dönüşü yoktur, sonsuz olanı bulmuşsundur. Asıl mesele henüz bu sonsuzluğa başlamamış olanlardır. Amaç nedir herkesin aynı bilince erişmesi mi yoksa ben cennete gireyim cehenneme de başkaları girsin mantığımı. O cehenneme sen gir cennete de başkaları girsin olmaz mı bu şekilde?

    Olmaz değil mi çünkü nefsin bunu kabul etmez. Ama başkalarını layık buluyorsun. Ben layık bulmadım onlar kendi kendilerine yapıyorlar desen bile layık görüyorsundur çünkü böyle bir sisteme inanman bile yeterlidir. Nasıl bir Tanrıya inanıyorsun kardeş böyle, insanları sonsuza kadar yakacak bir yer yaratmış!

    Cennete girdin iş bitti yan gel yat rahatına bak. Peki ben o rahatlığı dünyada istiyorum cennetin senin olsun dersem haksız mı olurum? Hiç izahını yapmaya çalışma çünkü yapamazsın yapsan da diyeceğin şeyler bellidir duymama gerek yoktur, sen bana değil ben sana bir şey anlatmaya çalışıyorum. Kusura bakma dünyada nasıl ki bütün bir bilgiye ilme sahip değilsen orada da sahip olamayacağız. Ben gideyim cennette peygamber ile görüşeyim diyemeyeceksin orada. Sevdiğin kişi ile bir olamayacaksan ne anlayacaksın bu cennetten. Dünyada bile adres soruyorsun haritayı açıp bakıyorsun, aradığın kişiye ulaşmak için bir çok yoldan gidiyorsun ve gittiğin yerde olup olmadığını öncesinden soruyorsun. Dünya hayatı olmasaydı işte bunların hiç birini bilemeyecektin ahirette herkes birbirinden habersiz olacaktı kimse kimi aradığını ve nerede bulacağını bilemeyecekti. Kimin kim olduğu belli olmayacaktı. Dünyada bile aradığını bulmak zor iken o sonsuzlukta aradığını nasıl bulmayı düşünüyorsun acep. Sen cep telefonundan daha ötesini bilir misin ki. Ya cep telefonu icat edilmeseydi ve ben sana cep telefonunu anlatsaydım nereden haberin olacaktı. Büyücü der yakardın beni anlamadığın için. İnsanlar rastgele mi birbirlerini bulurlar birbirlerinden çocuk yaparlar sence. İyi bir insan hiç kötü birisi ile arkadaşlık edebilir mi? Peki küçük bir çocuk bir adam ile arkadaşlık yapabilir mi. Babası çocuğa sahip çıkmasa çocuk babasını nasıl bulacak ki ne yol bilir ne yordam.

    Bu yolun başını ve sonunu arıyorsan o halde dünyanın güneş etrafındaki ilk başlangıcını söylesene bana. Başlangıcı nerede sonu nerede bu yolun? Peki hani yol nerede? Yüce bir varlık olan Ruh sana göre bir mekana girecek ve orada kalacak. Aksine mekan kendinden daha yüksek yüce olan bu Ruh'un içinde olmasın. Kendi içine dönüp bir bak kaç kişiyi sığdırabildin oraya? 50 kişi mi 5000 yoksa 50.000 dünyada kaç insan var peki. Adam ormanda doğmuş büyümüş konuşmasını bile görmediği için bilmiyor peki bu insanın suçu nedir ki cennete peygamberimizden bihaber olarak gidecek. Teknolojiyi Allah neden dolayı yaratmış sence? Peki teknoloji neden zamanla olan bir şeyde biranda olmamış, zamanını mı bekliyor yoksa insanların bilinç atlamasını mı. Sen perdeyi aralayıp benimle konuşabiliyor musun ama bunu yapanlar var kaç tanesini gördün? Senin kalbinden geçenleri söyleyebilecek tonla insan var bu dünyada hangisinden haberin var. Onlar ile senin aranda ki fark nedir onların dinden çıkmış olması mı yoksa başka bir neden mi var. Kuran'ı okuyup ezberlesen bile bu söylediklerimi yapamazsın çünkü sen beynini dolduruyorsun kalbini değil. Beynine bilgiler dışarıdan gelir kalbine ise hem dışarıdan hemde ruhundan gelir, ruhuna ise Allah'tan gelir. Hemencecik beni dinin dışına ittin beni tanıyor olmalısın ki bunu yapmaya yelteniyorsun, tanımıyorsan o halde bunu neden yapmaya çalıştın? Yazdığın 3-5 ayetten habersiz mi sandın beni. Yoksa bu din senin tekelinde mi.

    Evet nerede kalmıştık. 50.000 insanı gönlüne soktuğunu varsayıyorduk gerisini de şekildeki gibi dışlıyorsun. Neden herkesi gönlüne almıyorsun pislenirsin diye mi korkuyorsun yoksa sonsuzluk bu dünyada olmadığı için mi. Sonsuzluğu bilmiyorsan telaffuzunu nasıl başarıyorsun, biliyorsan neden kendini kısıtlıyorsun. Ne yazıyorum yahu ben yine karman çorman oldu yoksa yine kendime mi yazdım bunları.
  • 19-06-2015, 21:40:49
    #27
    ))) kafa taktığın şeye bak....