• 20-07-2014, 01:39:42
    #10
    Rusya'ya yığılma olurdu gibime geliyor.
  • 20-07-2014, 01:51:19
    #11
    Zaten ülkeler yok ki, sadece beyinlerimizde çizdiğimiz sınırlarımız var ve bir de o canı gönülden bolca dağıttığımız ön yargılarımız.
  • 20-07-2014, 02:45:11
    #12
    EcLeL adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Zaten ülkeler yok ki, sadece beyinlerimizde çizdiğimiz sınırlarımız var ve bir de o canı gönülden bolca dağıttığımız ön yargılarımız.
  • 20-07-2014, 03:13:16
    #13
    GuNGoRv adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle




    Sen İstanbul, Antalya, Ankara vs vs şehir farketmez her hangi bir şehre girdiğinde bir sınırdan geçtiğini düşüyor musun ? Yoksa gerçekten var mı öyle bir sınır ?
    Yani, sınır var ve sen o sınırdan mı geçtin
    yoksa sınır yok fakat sen mi var olup sınırdan geçtiğini düşünüyorsun ?

  • 20-07-2014, 23:07:40
    #14
    @abcgrup;

    Ben olabileceğine inanıyorum hocam imkansız diye bir şey yoktur.İyi niyetle bu yola kalkışılırsa yaradanında desteği ile bu niye olmasın.Diyorum ya bana göre sakatlıklar,engeller insanların sadece kendinden daha kötü durumda olanlara bakıp şükretmesi için değil.O problemi çözmek için mi uğraşacağı yoksa eğlencesine mi bakacağını veya mızmızlanıp mızmızlanmayacağını test etmek amacıyla yapıldı diye düşünüyorum.

    50 yıl önce söylense taşla sopayla kovunulacak teknolojiler,imkanlar günümüzde aktif bir şekilde kullanılabiliyor.Hedefler farklı ne yazık ki.(Bu benim içinde geçerli) Şimdi misal bir yazılımcı düşünün.Bu yazılımcı maddi olarak bir projesi veya gün içerisinde belli miktar yaptığı işler karşılığında geçimini sağlayabiliyorsa o gelir ona yeterli geliyorsa para hırsına kapılmış biri değilse yazılım geliştirme bilgisini sadece eğlenceye değil bazı insanların ihtiyaçlarını karşılayabilecek şekilde kullanır.Misal biz çok şükür sağlıklıyız,görüyoruz,yürüyoruz,elimiz kolumuz var sağlıklıyız çok şükür bilgisayar başında ekonomik bir şekilde vakit geçiriyoruz ama bizim seviyemizde maddi duruma sahip olupta görmeyen,eli kolu olmayan insanlar var.Daha da kötüsü komple felçli insanlar var.

    Bir an düşününce içim ürperiyor valla.Doğumunuzdan ölümünüze her şeyi görüyorsunuz,düşünebiliyorsunuz ama konuşamıyorsunuz,hiç bir yerinizi gram kontrol edemiyorsunuz.Televizyon karşısında yatında,sarayında milyarlık kıyafetler,yataklar,aksesuarlar kullanan insanlar görüyorsunuz.Ne kadar kötü olurdu.Çoğunun gram bile aklına gelmiyor.Aslında bizim de aklımıza gelmiyor çoğu zaman.Şuan ben bir nevi boşlukta olduğum için bunları düşünüyorum.2 ay sonra okullar açılınca sınavların peşinde koşturucağız artık.Yalan bir dünyada yalan bir gelecek için.

    Yarım saat önce cnn'de bir belgesel izledim.İnsanların ayak basmadığı yerler cennet gibi resmen.Yeşillikler,düzen,denge her şey tıkırında ilerliyor.

    @EcLeL;

    Ne yazık ki sınırlardan ötesi var.Bazı ülkelerle aramızda koşullar bakımından kaleler var resmen.Kimi ülkede bir fikir beyan edersiniz beğenilirse peşinizde koşarlar kimi ülkelerde bir fikir beyan edersiniz beğenirler ama siz onların peşinde koşarsınız.
  • 20-07-2014, 23:19:39
    #15
    Üyeliği durduruldu
    GrafiKod adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    John Lennon'un dediği gibi..

    "Imagine all the people, living live in peace"
    onlar uyuşturucunun etkisidir, gerçekler o kadar toz pembe değil çünkü.

    --R10.NET; Flood Engellendi -->-> Yeni yazılan mesaj 23:19:39 -->-> Daha önceki mesaj 23:17:44 --

    EcLeL adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Zaten ülkeler yok ki, sadece beyinlerimizde çizdiğimiz sınırlarımız var ve bir de o canı gönülden bolca dağıttığımız ön yargılarımız.
    aryu disko?
  • 20-07-2014, 23:33:51
    #17
    bu dediğin insanın doğasına aykırı imkansız olan basit bir ütopya dostum
    ilk insanlık en ufak topluluklar bile kabileler kavimler halinde birbirinden ayrışmış.
    çatışma her zaman olacak her ne kadar teklikten gelmiş olsak bile dünyanın ve insanın dengesi bu şekilde işlemiyor.
    İnsanoğlunun yazılı 5000 yıllık tarihinde barış içinde geçen süre ortalama sadece 300 yıldır..
    diyelim bütün devletler yıkıldı ülkeler yok o zaman bunu fırsat bilen biri gelecek güçlenecek tüm dünyayı istediği gibi yönetecek cehenneme çevirecek
    zaten bu olmuyor mu yavaş yavaş?
    "yeni dünya düzeni"

    benim ütopyamda şu şekilde
    insanlar kültürüne bilgi seviyesine zekasına göre ülkelerde yaşamalıdır
    ben bu 3. dünya ülkesinde yaşamayı hak etmiyorum mesela
  • 21-07-2014, 01:25:08
    #18
    pcbagimlisi adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    @abcgrup;

    Ben olabileceğine inanıyorum hocam imkansız diye bir şey yoktur.İyi niyetle bu yola kalkışılırsa yaradanında desteği ile bu niye olmasın.Diyorum ya bana göre sakatlıklar,engeller insanların sadece kendinden daha kötü durumda olanlara bakıp şükretmesi için değil.O problemi çözmek için mi uğraşacağı yoksa eğlencesine mi bakacağını veya mızmızlanıp mızmızlanmayacağını test etmek amacıyla yapıldı diye düşünüyorum.

    50 yıl önce söylense taşla sopayla kovunulacak teknolojiler,imkanlar günümüzde aktif bir şekilde kullanılabiliyor.Hedefler farklı ne yazık ki.(Bu benim içinde geçerli) Şimdi misal bir yazılımcı düşünün.Bu yazılımcı maddi olarak bir projesi veya gün içerisinde belli miktar yaptığı işler karşılığında geçimini sağlayabiliyorsa o gelir ona yeterli geliyorsa para hırsına kapılmış biri değilse yazılım geliştirme bilgisini sadece eğlenceye değil bazı insanların ihtiyaçlarını karşılayabilecek şekilde kullanır.Misal biz çok şükür sağlıklıyız,görüyoruz,yürüyoruz,elimiz kolumuz var sağlıklıyız çok şükür bilgisayar başında ekonomik bir şekilde vakit geçiriyoruz ama bizim seviyemizde maddi duruma sahip olupta görmeyen,eli kolu olmayan insanlar var.Daha da kötüsü komple felçli insanlar var.

    Bir an düşününce içim ürperiyor valla.Doğumunuzdan ölümünüze her şeyi görüyorsunuz,düşünebiliyorsunuz ama konuşamıyorsunuz,hiç bir yerinizi gram kontrol edemiyorsunuz.Televizyon karşısında yatında,sarayında milyarlık kıyafetler,yataklar,aksesuarlar kullanan insanlar görüyorsunuz.Ne kadar kötü olurdu.Çoğunun gram bile aklına gelmiyor.Aslında bizim de aklımıza gelmiyor çoğu zaman.Şuan ben bir nevi boşlukta olduğum için bunları düşünüyorum.2 ay sonra okullar açılınca sınavların peşinde koşturucağız artık.Yalan bir dünyada yalan bir gelecek için.

    Yarım saat önce cnn'de bir belgesel izledim.İnsanların ayak basmadığı yerler cennet gibi resmen.Yeşillikler,düzen,denge her şey tıkırında ilerliyor.

    @EcLeL;

    Ne yazık ki sınırlardan ötesi var.Bazı ülkelerle aramızda koşullar bakımından kaleler var resmen.Kimi ülkede bir fikir beyan edersiniz beğenilirse peşinizde koşarlar kimi ülkelerde bir fikir beyan edersiniz beğenirler ama siz onların peşinde koşarsınız.
    Bu tek tek anlattıklarına insanlar nasıl ve neden tahammül edebiliyorlar haberin var mı? Sen bile cennetten bi haber olmana rağmen yazdıklarında cennet misalini vermişsin. Her ne kadar verdiğin cennet örneği mecazi bir anlam taşısada insanlar içlerinde, benliklerinde geldikleri yeri biliyorlar. Yoksa emin ol o cennetten hiç bir bilgimiz olmasaydı sen cenneti dünyada yaratsan da değil sıkıntılara zorluklara fakirliğe dayanmak güneşin tekrar doğmasını beklemeden kendini asardın. Zaten şuan bile cenneti görmüyor oluşumuzun sebebi aşağı yukarı bundan dolayıdır, eğer 1 dakika kadar cenneti görsek ve yaşacak dünyada 1 dakika bile yaşayamazdık. Şu gördüğün güneş sana ne kadar parlak ve muazzam geliyor? Halbuki bir atomdan daha muazzam değil. Daha büyükte değil. Ancak senin içinde olanın dışa çıkmasını sağladığı için sana muazzam bir ölçekte görünüyor. Her şey o kadar büyükse yada güzelse neden sadece senin içinde, beyninde var olabilmekte?

    Bir dağa bakarsın, elini kaldırır ve aynı hizada tutarak dağa ulaşırsın hatta elin o dağdan daha büyüktür. Ancak dağa yürüyerek gitmeye kalkarsan çok vaktini alır ve yürüdükçe kasvet gelir. Aklın kanatlarındır, eller birliğim simgesi ol hükmünün temsili, ayaklar ise prangalar.

    Cennet veya huzur veya mutluluk sen olmadan var mı senin için? Yani her şey sadece sende var. Devlet tek olsa ne olacak, dünya barış içerisinde olsa ne olacak, dünya kadar malın mülkün olsa ne olacak.

    Dünyada teksin diyelim mutlu olabilir misin? Neye sahip olursan ol başkalarına ihtiyacın var değil mi. Gerek maddi gerek manevi. Aslında ihtiyacının olmadığı milyarlarca şeye sahip olsanda dünya senin dilediğin gibi de olsa, kuş gibi özgürlüğe kanat çırpsan da anlarsın ki Aya yürüyerek çıkılmaz.

    Seni matrix'e bağladılar sonra ne istersen beynine yüklediler program olarak. Ve mutlu olarak bir cihaza bağlı yaşıyorsun. Bunu kabullenebilir misin? Evet bal gibi kabullenirsin. Zaten her şeyi beynimiz de yaşamıyor muyuz. Bana ters kardeşim diyebilirsin bir anlık düşünerek. Ama gündelik normal ve çok rağbet edilen bir teknolojinin getirisi ile yatağa yatar gibi cihaza bağlanırsın.

    Peki seni şuan bu zevklerden bu bilgiden bu ışıktan mahrum bırakan kim? Ben miyim yoksa devletler mi, yoksa sınırlar mı? Beyninde ki sınırlar mı?

    Evet beynimizde ki sınırlar kısmen. Ancak tam olarak öyle değil. Bu sınırları da sen çiziyorsun. Nasıl ki toplumda gericiler var aslında hepimiz gericiyiz. Şuan zaten o cihaza bağlısın, bedeninin emirlerini dinlemekten 1 adım olsun 1 saniye olsun uzaklaşmak insanlar için çok güç. Yeni doğan bir bebeğe konuşmayı öğretmezsen ne olur? Bilmediğin bir şeyi, farkında olmadığın bir gücü, potansiyeli nasıl kullanacaksın. Belkide küçüklükten beri uçmayı öğrenseydik uçardık. Sence bu mümkün mü? Hiç deneyen olmuşmudur. Olamayacağı için mi deneyen olmamıştır. Neyse zaten bu bir örnekti uçsanda kaçsanda dönüp dolaşıp geleceğin yer yine kendin. Gözlerine bak bakalım görebilecek misin? Kendi gözlerine diyorum Gözlerin bırak kendisini görmeyi seni bile göremiyor. Sen hariç her şeyi görüyorsun ve imreniyorsun. Aynaya bakıyorsun, peki ya ayna kime bakıyor. Bu yazıyı okuyup milyon tane soru atıp tutuyorsun kafanda. Anlamıyor musun sorman gereken soru yoktur cevaplaman gereken de bir soru yoktur, sadece yaşaman lazım ruhunun dinginliğini. Sorular sonsuza kadar çoğalır, birliği değil ayrılığın temsili gibidir.

    Gidip yatağına yatıyorsun, uyuduğun zamanlarda hiç mutsuz oldun mu? Çünkü beyninde sorular düşünceler belirmez. Fakat bazı zaman düşünerek uyuruz yine bu düşünceler yakamızı bırakmaz bir sağa bir sola döneriz yarı uykulu bir şekilde. İlim sadece bir noktadan ibaret, çıkış yolumuz ise sorular yaratmak değil karanlık bir sessizlikte şuurlu olan varlığımızın ana kaynağına ulaşmak. Başlangıca dönmek. Bunu yapacağını sanmıyorum peki o halde bunca yazıyı neden okudun. Bir cin çıkıp sana 3 dilek mi soracaktı? Bu yaşa geldin kim sana gerçeklerden bahsediyor. Bir 100 sene daha yaşasan bile ölürken yine içinde ukde kalacak. Karanlıkta ilerlemek yol bulmak zordur emek ve sabır ister ama karşılığı bir madencinin bulduğu büyük bir elmasa benzer. Sadece bir kere buldun mu bütün kapılar açılır yüzüne.