Topu atan alırdı. Bizden 1-2 yaş büyüklerimize abi diyecek kadar saygılıydık. Su kücüğün söz büyüğündü her zaman.. Küfür etmeyi bile bilmezdik çoğu zaman.. Kızarma gibi özelliğimiz vardı. Utanma duygusu ile büyüdük biz.. Top oynarken forvette Hagi defansta bülent korkmazdık.. Kaleye geçince taffarel oluverirdik bi anda. Sevgilmiz yoktu ama sevenlerimiz vardı. Belli eden bi hareket yaptımı oooo anlayalım lafı cıkardı koro gibi herkesin ağzından aynı anda. Erkeklerle kızlar toplandığında yakar top oynardı. Yine de centilmen adamdık biz yakmazdık bile bile kızları.. Amacımız kötü olmadı hiç bi zaman.. Karnımız acıkırdı öğle vakti güneşin altında " anneeee yarım ekmek yap " derdik.. sepetle gelirdi ekmeğimiz. Bakkaldan kola alırdık bazen , veresiye defterine yazdırırdık Babamın haberi var abi nidalarıyla.. Dudağımız patlardı , kimse dayak mı yedin demezdi o zamanlar.. Cünkü kimse kimseye zarar vermezdi. Ya düşmüşüzdür ya da top gelmiştir.. Her hafta dizimizde yara olurdu , kabuk tutardı. Soyması da bi zevk , kaşıması da bi zevkti.. Tasolarımız vardı , bazıları erken kalkar inerdi sokağa biz o " çıt, çıt " sesiyle uyanırdık.. Bi kaybettik mi , oturur ağlardık kimi zaman gitti " misty tasom " diye.. Zor cıkardı cünkü cipslerden. Bisiklete biner hava atardık arkadaslara. 2002 senesi Dünya kupası macları esnasında sokağa cıkma yasağı getirirdik kendimize.. TÜRKİYE maç yapacak diye yüzümüzü boyardık televizyon karşısında. En kötü hareketimiz , bisiklete pompa eşliğinde havalı korna yapmaktı belkide. Gürültü yapardık , arka lastiğe sıkıştırırdık pet şişeyi motosiklet havası katardık. Yeni dökülmüş asfaltın üstünde cıplak ayak koşmanın zevkini yaşadık biz ! Sonunda zenci ayağımız olsa da.. Bizim için en büyük mutluluk , bugs bunny bitti zannederken arkasına yeniden bir bölüm başlamasıydı belkide.. Oturur izlerdik. Biz iyiydik , güzeldik.. Noldu bize diye sormak bile , tüm bunları yaşayanlarda bi kaç göz yaşına sebep olur belki.. Cünkü içimiz de hala o cocukluğumuz ve anılarımız var.. He unutmadan , camiiye girip içtiğimiz suyun tadı hangi damacanada ??
Alıntıdır.
--R10.NET; Flood Engellendi -->-> Yeni yazılan mesaj 14:02:21 -->-> Daha önceki mesaj 14:01:48 --
1.- Arabaların emniyet kemeri, kafalıkları, ve kesinlikle hava yastıkları yoktu.
2.- Ön koltuk tehlikeli değil de eğlenceliydi.
3.- Bebek yatakları ve oyuncaklar renkliydi. Ya da en azından kurşunlu, muhtelif zehirli maddeler ile boyanmıştı.
4.- Prizlerin, araba kapılarının, ilaç şişelerin ve kimyasal ev temizliyicilerinin üzerinde çocuk kilitleri yoktu
5.- Kasksız bisiklete biniliyordu.
6.- Steril su şişelerinden değil de bahçe hortumundan yada muhtelif başka kaynaklardan su içiliniyordu
7.- Oyun oynamaya çıkmanın tek şartı hava kararmadan önce eve dönmekti.
8,- Cep telefonu yoktu ve hiç kimse nerelerde gezdiğimizi bilmiyordu. İnanılmaz
9.- Okul öğlen bitiyordu
Ve öğlen yemeği için evimize geliyorduk.
10.- Bir sürü yaramız, kırılmış kemiğimiz ve kırılmış dişimiz vardı, fakat hiçbir zaman birileri bu yüzden mahkemeye verilmiyordu.Kendimizden başka kimse sorumlu değildi.
11.- Bolca tatlılar ve tereyağlı ekmekler yiyorduk, ve gerçek şekerli içecekler içiyorduk ve hiç kilo sorunumuz olmazdı - çünkü hep dışarda oynardık , aktif olarak
12.- Dört çocuk bir limonatayı paylaşabiliyorduk
aynı bardaktan içebiliyorduk, ve kimse bu yüzden ölmüyordu.
13.- Playstation, Nintendo 64, X boxes, Vídeo oyunlarımız, 99 kablolu kanalımız , Dolby surround, Cep telefonumuz, Bilgisayarımız, Internet de Chat odalarımız YOKTU. onun yerine ARKADAŞLARIMIZ vardı bolca!!!
14.- Yürüyerek veya bisiklet ile uzakta oturan arkadaşlarımızı ziyaret edebiliyorduk, kapılarını çalıp hatta çalmıyarak içeri girip onları oyun oynamaya çağırabiliyorduk!!!
15.- Evet dışarda, o acımasız korkunç dünyada! Korumamız olmadan! nasıl mümkün oluyordu bu? Tek kale üzerine maç yapardık ve birisi takıma alınmadığında psikolojik travma oluşmuyordu ya da dünyanın sonu gelmiyordu.
16.- Bazı öğrenciler diğer öğrenciler gibi başarılı değildi ve sınıfta kalabiliyordu. Fakat bu yüzden kimse Psikoloğa ya da Pedagoğa gönderilmiyordu. Kimsede Dislexia, konsantrasyon sorunu veya hiperaktivite yoktu, basitçe o okul yılını tekrarlıyordu.
17.- Özgürlüğümüz , üzüntülerimiz , başarılarımız , görevlerimiz vardı
ve bunlar ile yaşamayı öğreniyorduk. Soru: nasıl oldu da bütün bunlara rağmen hayatta kalmayı başardık??? Ve daha da önemlisi kendi kişiliğimizi bu şartlar altında nasıl oldu da geliştirebildik??? Sen de bu jenerasyondan mısın? Şimdiki çocuklar büyük bir olasılık ile bizim yaşama şeklimizi sıkıcı bulacaklar - fakat- bizler çok güzel ve mutlu yaşadık, değil mi?
alıntıdır.