Geçen gün mail kutuma bir bildirim düştü: “WordPress ile Mutlu Yıllar! 8 yıl önce kaydoldunuz.”
Şöyle bir durup ekran görüntüsüne baktım. Sonra eski dosyaları karıştırdım ve 22 Aralık 2017’de yayına aldığım o ilk projelerden birini buldum. Dile kolay, tam 8 yıl. İnternet dünyası için 8 yıl, aslında bir ömür demek. Tasarım trendleri değişti, algoritmalar altüst oldu, telefonlar evrim geçirdi ama o site hala ayakta, hala tıkır tıkır çalışıyor.
Neden mi? Çünkü web tasarımı benim için hiçbir zaman “parayı al, dosyayı teslim et, arkana bakmadan kaç” işi olmadı.


“Yaptım Oldu” Tuzağı

Sektörde çok sık gördüğüm bir şey var: Bir hevesle site yaptırılır, yayına alınır ve sonra o site dijital dünyanın ıssız bir köşesinde kendi kaderine terk edilir. Güncellenmez, bakılmaz, ilgilenilmez. Sonra bir gün bakarsınız ki linkler kırılmış, görseller açılmıyor, site Google’ın tozlu raflarına kalkmış.
Benim iş anlayışımda ise olay tam tersi. Bir siteyi yayına aldığımızda aslında biz sadece “nikah masasına” oturuyoruz. Asıl hayat ondan sonra başlıyor.


Tasarımcı Değil, Yol Arkadaşı Olmak

Müşterilerimle aramdaki o 7 yıllık ekran görüntüsü aslında bir güvenin kanıtı. Web sitesi yaşayan bir organizma gibidir; işiniz büyüdükçe o da büyür, siz değiştikçe o da değişir.
Bir web tasarım uzmanı olarak şunu fark ettim: İnsanlar sadece güzel bir arayüz satın almıyorlar. Gece yarısı bir sorun çıktığında ulaşabilecekleri, işleri büyüdüğünde “hadi bunu bir üst seviyeye taşıyalım” diyebilecekleri bir yol arkadaşı arıyorlar.

8 Yıl Sonra Gelen Mutluluk

Bugün geriye dönüp baktığımda, sadece yayına aldığım siteleri değil, o sitelerin içinden geçen hikayeleri görüyorum. Birlikte başladığımız butik işletmelerin bugün nasıl tecrübeli markalara dönüştüğüne şahitlik etmek, işin en keyifli kısmı.


Eğer bir gün bir web sitesi yaptırmayı düşünürseniz, kendinize şu soruyu sorun: “Bu tasarımcı, 8 yıl sonra da benimle bu heyecanı paylaşacak mı?” Çünkü dijital dünyada kalıcı olmanın sırrı, iyi bir tasarımdan ziyade, iyi bir ortaklıkta gizli.


Nice 8 yıllara!