Kişi eğer fazla paraya sahipse ve araç almak finansal olarak kendisini çok fazla etkilemeyecekse, Togg'u katkı amaçlı alabilir.
Ancak, tüm diğer durumlarda Togg alınabilecek bir araç değildir. Bunun başlıca nedeni, henüz piyasada kendini yeterince geliştirememiş olması ve sunulan ürünün MVP niteliğinden ileri seviye olmamasıdır. MVP, bu gibi durumlarda şu demektir: "çalışabilir minimum ürün". Bu iyi çalıştığı ya da çok iyi performans gösterdiği anlamına gelmez. Aracı üretmiş olmanız, AR-GE ve gerekli geliştirmeleri yapabildiğiniz anlamı taşımaz. Bu gibi şeyler genelde çok zaman alan ve çok finans gerektiren şeylerdir.
Örneğin, Çin araçlarının çoğunu Rusya pazarına bu dönemde sundu ve pazarda araçların verimliliğini kanıtladı. Çok ciddi bir şekilde 3-4 yıl süren ve pazar tarafında çok tutabilecek seviyelerde çalışmalar yaptı. Bunu yapabilmek adına araçları çok uyguna verdi. Buna rağmen, Çin araçları alınırken insanlar "hemen alalım" mantığına gitmediler. Oysa Çin kötü araç yapmıyor. Bizde Çin kötü yapar algısı var. Bu da batı kaynaklı bir algı. Çin, parası karşılığında ne isterseniz onu üretir. Çok üst seviye kalite ürünler de Çin'de üretiliyor, çok ucuz ürünlerde.
Togg, başka ülkenin pazarına geniş çaplı yayılıp, farklı coğrafyalarda ürün testi yapabilecek bir üne sahip değil. Ülke olarak arkasında ne kadar durursanız durun. Türkiye içerisinde de satış hacmi Çin gibi ülkelerin yaptığı testlerin yanında bir hiçtir.
Haliyle, pazarda zaten kendini kanıtlamış, çok uzun yıllardır üretim yapan A seviye üreticiler varken, neden Türk malı Togg ürünü deneyeyim? Bu soru tüm dünyanın soracağı bir soru. Milli duygularınız dışında hiçbir şey size o aracı aldırmaz. Milli duygularınız da çoğu durumda devlete değil, o aracın parçalarının geldiği ülkelere hizmet eder. 100% yerli yazılan hiçbir şeyin 100% yerli olduğunu görmedim ben. Buna bahçede ektiğiniz domates de dahil. Tohumunu X ülkeden getirdiğiniz ürünün, tohumunun dahi içinde ne olduğunu bilmeden, neden yerel diye üretip satarsınız? Bu yüzden hiçbir meyve-sebze ürünü başka ülkeler tarafından alınmıyor. Elin Fas'ı bile satabiliyor, biz satamıyoruz.
Elektrikli aracın en büyük sorunlarından biri elektronik aksamının elektronik dünyanın getireceği zorluklara karşı doğrudan zayıf olmasıdır. ABD'deki JEEP, defalarca kez otoyolda hacklenmiş ve aracın kontrolü sürücüden alınmıştır. Bunu Wired Magazine gibi yerler, eğlence halinde gerçek bir şovla yayınladılar. Şu anda bunun önüne geçebileceğiniz çok fazla bir şey yok. Dünya gelişecek ve yapay zeka ile elektronik kontrol yeteneği insan algısının alamayacağı boyutlara gidecek. Bir diğer konu, iklim şartları. En kötü kış ve yaz koşullarında, elektrikli araçların gidebileceği ve verimli olabileceği bir deneyim ve tespit yapılmamıştır. Bunun nedeni, yapılması durumunda elektrikli araç satışına son verirsiniz. Bu da ABD ekonomisine doğrudan etki eder. Haliyle, Tesla gibi delicesine finans yaratan şirketlerin desteklenmesi adına, kötünün kötü olduğu paylaşılmaz. Geleceğe yönelik iklim koşulları daima daha sert hale gelecek. Kışlar daha kış, yazlar daha yaz olacak. Bu da elektrikli araçların sürülebileceği alanları oldukça daraltacak. Bugün Sibirya'da elektrikli araç kullanabiliyor musunuz? Ya da tam tersi, sıcaklığın çok olduğu bölgelere bakın, etki aynıdır. Bataryayı ne kadar soğutmak isterseniz soğutun, yüksek grafik isteyen bir oyunu, laptopta tam performans çalıştırmaya benzer. Laptopun da yeterince güçlü olmadığı bir senaryo düşünün. Çünkü elektrikli araçlar o kadar gelişmedi.
Elektrikli araçların pozitif olabilecek yanlarına odaklandığınızda elle tutulur çok fazla bir şeye sahip değilsiniz. Belki tüm aksamın elektronik olmasına dayalı, daha multimedya odaklı bir ortam tercih sebebi olabilir. Bir diğer tercih sebebi ise çok hızlı kalkış yapabilmesi. Diğer araçlara göre kalkışta şov yapabilirsiniz. Başka bir şey var mı? Ne anlatırsanız anlatın, başka bir şey daha çok dikkatimizi, gerçekten otomobil/suv sevenlerin dikkatini, çekemez.
Hangi durumlarda olsaydı, elektrikli araçları tercih ederdim?
Yerkürede elektrikli araçları hiç şarj edilmeden 50 yıl rahatlıkla götürecek teknoloji var. Telefonları hayatınız boyunca şarj etmeniz gerekmeyebilir. Laptoplar da aynı şekilde. Ancak, bunu biz kullanmıyoruz. Tüketim çılgınlığı ve maksimum finansal döngü sağlanarak, tüketicinin daha çok tüketmesine odaklanılıyor. Türkiye'de bir kolonya markası bile, daha çok kolonya satabilmek için, kolonya şişesinin deliğini biraz geniş tutup, çok akmasını sağlatarak, yıllık karını %60 arttırabiliyor ise, ABD'li şirketler sizce salak mı çok daha ciddi şeyler yapmasın? Hastalıkların bile ticaret olduğu bir ortamda, kimse siz daha iyi yaşayın istemez. Hayal kurmayın.
Basit bir örnekle: bir savaş gemisi 25-30 yıl hiç yakıt almadan nasıl gidebiliyor? Aklınıza hemen nükleer enerji geliyor. Bunun çok daha küçük formları var ve tüm elektronik araçları hayatınızın yetmeyeceği süre kadar enerjide tutabilir, üstelik zerre kadar da risk taşımaz. Elektrikli araçlara göre riski milyarda birdir.
Ben tüm bu nedenlerden ötürü, 2-3 dakikada deposunu doldurup, mekanik olarak müdahale edebileceğim ve her koşulda gidebilecek bir aracı, her türlü elektrikli araca karşı tercih ederim. İsterse bedava versinler.
Bu şekilde bir enerji değişimi, batarya ihtiyacını kaldırır ve araç içerisindeki enerji akışı, yaz ya da kıştan etkilenmez. Ayrıca, dışarıdan müdahaleyi imkansız hale getirebilecekleri bir elektronik seal yapmak zorundalar. Aksi halde yine aklı başında insanlar tercih etmez.