• 11-09-2007, 10:11:40
    #1
    Kimlik doğrulama veya yönetimden onay bekliyor.
    Bilimin çözemediği 10 sır Yüzyıllardır tartışılan 10 olgu var. Bunlara bilim yanıt bulamadı. İşte o sırlar;
    Amerikan LiveScience dergisi, bilim dünyasının açıklayamadığı 10 olguyu sıraladı.


    1 - BEDEN / ZİHİN BAĞLANTISI : Bir efsaneye dönüşen ‘plasebo etkisi’ zihinle beden arasındaki muhteşem ilişkinin en basit kanıtı. Bu etki kendini şöyle gösteriyor: Sahte, yani aslında ilaç olmayan bir ilaç aldıklarından habersiz denekler, dertlerine derman olacak bir hap ya da şurup içtiklerini düşündüklerinden kendilerini daha iyi hissediyorlar. Üstelik etki kimi zaman bununla da kalmıyor, tıbbi belirtilerde de düzelme görülüyor. Plasebo deneklerine bakınca, insan ister istemez, zihin neye inanırsa bedeninin de onu yaşadığına hüküm getiriyor. Pek çok uzman, zihnin yardımıyla bedenin kendi kendini iyileştirebilme kabiliyetinin, modern tıbbın yaratabileceği bir ‘mucize’den kat be kat büyüleyici olduğuna inanıyor.

    2 - HAYALETLER : Hayaletlerin varlığı hakkında ciddi bir kanıt olmamakla birlikte, onları gördüğünü, onlarla konuştuğunu, onların fotoğraflarını çektiğini ısrarla anlatan -içten ya da değil- şahitler, pek çok insan var. Ancak bilim henüz yanıtı bulamadı.

    3 - DEJA VU : Fransızca bir kelime olan ‘déjà vu’, Türkçede ‘daha önce görülmüş’ anlamını taşıyor. Açıklamak istediği durum ise şu: Özel bir anı ya da birtakım koşulları, aynı şekilde daha önceden de yaşamış olduğunuzu hissetme hali. Herkesin hayatında bir ya da birkaç kez yaşadığı bu duygu, şaşırtıcı, anlaşılmaz, gizemli ve evet ürkütücüdür. Araştırmacılar ‘déjà vu’ ile ilgili bazı açıklamalar yapmaya çalışsalar da, bu tuhaf hissin nedeni, bir gizem olmayı sürdürüyor.

    4 - TAOS UĞULTUSU : ABD’nin New Mexico eyaletinde bulunan küçük Taos kentini ziyaret eden bazı turistler ve vatandaşlar, yıllardır, çöl havasında gizemli, güçsüz, düşük frekansa sahip bir uğultu ve titreşim duyduklarını anlatıyorlar. Bu iddiada bulunanlar, Taos vatandaşlarının sadece yüzde ikisini oluşturuyor. Bazıları bunun çöldeki garip birtakım akustik sorunlarından kaynaklandığını düşünürken, bazıları da bir çeşit kitle histerisi ya da uğursuz bir sır olduğuna inanıyor. Duyulduğu iddia edilen sese ister vızıltı, ister uğultu, ister titreşim deyin; ister psikolojik, ister doğal, ister doğaüstü olduğuna inanın... Hakkında bilinen bir tek gerçek var: O da şimdiye kadar hiç kimsenin bu garip sesin kökenini ortaya çıkaramadığı.

    5 - DUYU ÖTESİ ALGI : Hem Doğu, hem de Batı toplumlarında, bazı insanların bir çeşit psişik güçleri olduğuna inanılıyor. Bugüne dek psişik güçleri olduğunu iddia eden kişiler, araştırmacılar tarafından pek çok teste tabi tutuldu. Ancak elde edilen sonuçlar her seferinde ya olumsuz ya da muğlak ve şüpheliydi. Altıncı hissin gücüne inanan pek çok kişi, psişik güçlerin test edilemeyeceğini, çünkü bir nedenle kendilerine şüpheyle yaklaşanların ya da bilim adamlarının yanında azaldığını vurguluyor.

    6 - ÖNSEZİ : Psikologlar bu durumu açıklarken insanların bilinçaltlarında, farkında olmadan çevremizdeki dünya hakkında bilgi topladığını vurguluyorlar. Bu şekilde biz aslında sadece ‘görünüşte bilmediğimiz’ bazı şeyleri biliyor ya da hissediyoruz. Ancak söz konusu bilgiler bilinçaltımızın derinliklerinde yaşadığı için, bunun nasıl olduğunu bir türlü anlayamıyoruz. Bu açıklama kimileri için tatmin edici olsa da pek çok araştırmacıya göre önsezi, kanıtlanması ve üstünde çalışılması zor bir konu.

    7 - ÖLÜMDEN SONRA HAYAT : Hayatlarında bir kez ölüme yakın deneyim geçirmiş kişilerin bazıları, karanlık bir tünelde yol alıp, sonunda beyaz bir ışık huzmesine kavuştuklarına dair hikâyeler anlatır. Bunlar arasında sevdiklerinize kavuşmak, garip bir huzur hissetmek gibi daha renkli öyküler de mevcuttur. Bu deneyimler son derece etkileyici olmakla beraber, maalesef kimse ‘öbür taraf’tan elinde bir kanıtla ya da doğrulanabilir bir bilgiyle geri dönmeyi başaramadı. ‘Öbür dünya’ meselelerine kuşkuyla yaklaşanlar, söz konusu deneyimlerin travma geçirmiş bir beynin gördüğü halüsinasyonlar olduğunu vurguluyorlar. Tabii bu nedenle de son derece doğal ve açıklanabilir olduklarını... Ölüp de geri dönen olmadığına göre, bu konu gizemini koruyacak.

    8 - UFO’LAR... : UFO deyince genelde insanların aklına uçan daireler, kısacası uzay gemileri gelse de UFO’nun açılımı ‘Tanımlanamayan Uçan Nesne’... Ve bu nedenle evet UFO diye bir şey var. Çünkü dünyanın her tarafında, gökyüzünde ne olduğunu tanımlayamadıkları birtakım objeleri gördüğünü söyleyen insanlar var. Ancak bu obje ve ışıklar, aslında uçak mıdır, meteor mudur yoksa gerçekten Marslıların son model uzay gemisi midirş Bu bir türlü açıklığa kavuşamıyor.

    9 - ASLA BULUNAMAYAN KAYIPLAR : İnsanlar bazen kaybolur. Bazıları yaşadıkları hayattan kaçar, bazıları büyük çaplı ve cesetlerin tanınamadığı kazalarda yitip gider, bazıları cinayet kurbanı olur. Kayıplar ölü ya da diri bulunur. Ancak bazı insanlar vardır ki adeta buharlaşırlar. 1872’de Portekiz yakınlarında bulunan ‘hayalet gemi’ Marie Celeste’in mürettebatı, Amerikan işçi lideri Jimmy Hoffa bu şekilde kayıplara karışanlardan sadece bazıları.

    10 - BÜYÜK AYAK : Bu gizem de Amerika’dan... Yeni Kıta’da yıllar boyunca, insana benzeyen, bol tüylü, son derece iri, ‘Büyük Ayak’ adlı bir yaratığı gördüğünü iddia eden sayısız insan ortaya çıktı. Tüm kıta çevresinde kaydedilen iddialar eğer doğruysa, aslında binlerce Büyük Ayak’ın yaşıyor olması gerekirdi. Ancak bugüne kadar bu korkunç yaratığa ait tek bir ceset bile bulunamadı. Ortada belirsiz fotoğraflar, video kayıtları ve tanıkların açıklamalarından başka bir şey yoktu. Görünen o ki, Büyük Ayak da, İskoçya’nın varlığı bir türlü kanıtlanamayan ünlü Loch Ness canavarı gibi gizemler dünyasındaki yerini koruyacak.
  • 11-09-2007, 10:27:46
    #2
    Üyeliği durduruldu
    1. Amerika'da idam mahkumunda deney yapılıyor. Adamı idam sehpasına oturtuyorlar. İdama hazırlanıyor. Adamın tansiyonu düşürülür psikolojik olarak. Cellatlar neşter tarzı kesici aletleri mahkumun boğazına ve bileklerine sürtülür. Adam olur. Fakat hiçbir kesim işlemi ya da öldürücü darbe yoktur. Ama kendini psikolojik olarak idama-ölüme hazırladığı için kalp krizinden gider. (Otopsi sonucu)

    2. Halk arasında "iyi saatte olsuna geldiler" derler. Görenimiz/tanıdıklarımızdan görenler vardır mutlaka.

    3. Deja vu, çok karşılaştırım bir durum

    6. Önsezilerime güvenirim. Uzun vadeli tahmin ettiğim, içime doğan şeyler hep oldu
  • 11-09-2007, 10:52:26
    #3
    Üyeliği durduruldu
    2 . Her zaman çırpındık Ayette Dediği Gibi İnsan oğlunun göremediği yerlerde Melekler vardır Yani Onların Hayalet dediği şeylere bizler inancımız doğrultusunde melek diyoruz aynı şey

    8 - Ufa yazıyorda aklıma Gök taşları geliyor insanların o kameraya çektikleri gök taşlarından ibaret olduguna inanıyorum saten semavat öyle çok melekler le doludur ki yer gör beni Tesbih eder diyor Allah cc yani ufa ya itimadım yok

    7 - Yav işte gülüyorum şuanki burada yaşadıgımız gerçek hayat deyilki ölümden sonra hayat olsun mu diye soruyorlar biz dünyada sadece gerçek hayatta yaşayacagımız şeylerin numunelerini görüyoruz gerçekleri ölümden sonra olacak Onlara Sormak lazım 60 Sene yaşayım Sonsuzluga Ölmek Ne kadar açı deyilmi ? Ama inançlı kişiler bildigi üzere gerçek hayatın ölümden sonra oldugunu bildiği için ölümden korkmazlar


    Bütün inkârcı toplumlarda buna benzer bir düşünceyle karşılaşmanız mümkündür. Böyle düşünmelerinin sebebi ise her şeyi dünya hayatından ibaret görmeleri, yahut dünya hayatındaki üstünlük ve rahatlığı bir gaye edinmeleridir. Bazıları belki ölümden sonra bir hayatın mümkün olabileceğini düşünür ama onu çok fazla ciddiye almazlar. Zira dünya hayatı onlara yakın, ölümden sonraki hayat ise uzak olarak görülmektedir. Ayrıca dünya hayatını kesin bir hayat olarak yaşadıkları halde ölümden sonraki hayatı bir "ihtimal" olarak görmektedirler. Bu yüzden de yaptıklarının karşılıklarını öncelikle yaşadıkları dünya hayatında görmek istiyorlar. Fakat onların görmek istedikleri karşılık insan hayatının bir düzen ve intizama kavuşması, insanın yaratılış gayesini anlayarak ona uygun bir hayat nizamına kavuşması değildir. Onların arzuladıkları, toplumda üstünlük, geniş maddi imkanlara sahip olmak ve arzuladıkları her şeyi engelsiz bir şekilde elde edebilmektir. Bu onlar için bir gayedir