Hangi mezhebe üye olduğunu bilemeyiz.Bana öğretilen ''intihar eden kişi için cenaze namazı bile kılınmaz'' ve''kişi cennete gidemez''dir. Ki bunu dışarı çıkın sorun herkes böyle cevaplayacaktır.
Kişinin mezhebi değil, kendi mezhebimizden bahsediyorum. Namazı ölen kılmayacak biz kılacağız. Bu meseleler dışarı çıkıp rasgele kimseye sorulmaz, o zaman sizin gibi yanlış bilenlere de denk gelebiliriz. Bu meseleler buunu tahsil eden, ilmedenlere, kaynağından öğrenenlere sorulur. Burada bir şeyi farketmediğinizi görüyorum; bir mesele tak bir açısından değerlendirildiğinde, Peygamber Efendimizin, sahabiye "kalbini açıp da mı baktın" deyişini hatırlayarak geri durmak icab eder. İntihar da böyledir.
Herkes bir meseleye yüzünden bakıp hüküm verecek olsa, hocalara, alimlere, evliyaya, bu zincirden bağlı olan Peygambere (S.A.S.) ihtiyaç olmazdı. Bunlar bize dini anlattılar, biz de onların anlattığı kaynaklardan öğrendik ve bizden sonraki nesillere aktarmaya gayret ettik. O zaman sağdan soldan duyduklarımıza nazaran din ilmetmiş kimselerin sözleri, ilmihal ve alim kaynakları daha üstün olacak. Kendi kendimize yorum yapıp akıl yürütmek için önce bu ilimlerin hepsinin üzerimizde yüklü olmasıi bazı referanslara sahip olmamız gerekir.
Yukarıda atladığınız bir şey şu oldu ki;
Alıntı
bu kişinin sağlıklı düşünce yapısında olmadığı ve bu sebeple yaptığından sorumlu olmayabileceğine "hüsn-ü zân" ile geçmiş yaşantısına bakarak, müslüman olarak biliniyorsa cenaze namazını kılarız
Çünkü dini bir meselede hükmetmek için gereken şey fıkıhtır. Yani burada mahkemenin başvurduğu kanun maddesi ve icabında yargıtayın o madde hakkında yorumda bulunması gibi islam hukuku da fıkıhtır. Aynı hukuk tahsili gibi tahsil edilmesi gerekir. Hah işte, bu fıkıh der ki, aynı T.C. kanunlarında olduğu gibi kişinin ceza ehliyeti olması için, yani cezalandırılabilmesi için aklı başında olması gerekir.
Hanefi fukahası burada intihar eden insanın, bunu kasten Allâh'ın iradesini reddetmek olarak algılamadan, islâmi ahlâka ve fikir yapısına uygun olarak hüsn-ü zân ile hareket etmeli ve onun böylesine mantıksız bir adım atarken akli melekelerini yitirmiş olması ihtimali değerlendirilir der. Bu durumda islam hukukundan başka bir mesele devreye girer, o da aklını yitiren kimsenin cenaze namazı kılınıp kılınmayacağı, yani müslüman gibi muamele görüp görmeyeceği. Bu da o kişinin yaşantısına bakmayı gerektirir. O kişi müslüman olarak yaşamış ise aklını yitirmekle intihar ettiğine hüsn-ü zân edilerek cenaze namazı kılınır.
Ha, o kişi kafir olarak ölmüş olsa, cenze namazını kılanlar niyetten kazanır da kaybeden bir şeyleri olmaz. Muhakkak en iyisini Allâh bilir.
Yani bu meseleler ilim ister, bilmek ister, avukat olmayana kanun sormaya benzer dışarı çıkıp birilerine sormak.
Konuda başka bir mesajım yoktur arkadaşlar. Yanlış bir ifade bulunduğu için girmek durumunda kaldım.