Merkez Bankası Para Politikası Kurulu, kısa vadeli faiz oranlarını yüzde 0.50 daha indirdi.
Buna göre, gecelik faiz oranları, borçlanmada yüzde 7.75, borç vermede ise yüzde 10.25 olarak uygulanacak. Merkez Bankası’nın, faiz kararına ilişkin açıklamasında, ekonomide belirgin bir toparlanma gerçekleşmemesi halinde kısa vadede ölçülü faiz indirimlerine devam edebileceği sinyalini de verdi.
MERKEZ Bankası Para Politikası Kurulu (PPK) yılın sekizinci toplantısında da faiz oranlarında indirime gitti. Para Politikası Kurulu kısa vadeli faizi beklentiler doğrultusunda, 50 baz puan düşürerek, oranı yüzde 8’in de altına indirdi. Karar sonrasında gecelik borçlanma faiz oranı yüzde yüzde 8.25’ten yüzde 7.75’e, borç verme faiz oranı ise yüzde yüzde 10.75’ten yüzde 10.25’e çekildi.
Nisanda tek haneye indi
Merkez Bankası Para Politikası Kurulu Kasım 2008’den bu yana yaptığı her toplantıda faizi düşürme kararı aldı. Merkez Bankası, böylece kasım ayından bu yana hiç ara vermeden devam ettiği faiz indirimine ağustos ayında da sürdürmüş oldu. Ekim ayında 16.75 olan faizi nisanda tek haneye indiren Merkez, son indirimle son 10 ayda yüzde 9 oranında indirim gerçekleştirmiş oldu.
Enflasyon düşecek
Para Politikası Kurulu’nun açıklamasında şöyle denildi: “Dış talep zayıf seyrini sürdürmekte, yurt içi yatırım talebi gerilemekte ve istihdam koşullarında belirgin bir iyileşme görülmemektedir. Son dönemde açıklanan veriler, iktisadi faaliyette gözlenmekte olan toparlanmanın yavaş ve kademeli olacağına işaret etmektedir. Dış talep zayıf seyrini sürdürmekte, yurt içi yatırım talebi gerilemekte ve istihdam koşullarında belirgin bir iyileşme görülmemektedir. Ayrıca, yakın dönem gelişmeleri tüketim talebindeki toparlanmanın gücüne ilişkin belirsizlikleri artırmıştır. Bu çerçevede, Enflasyon Raporu’nda çizilen perspektifle uyumlu biçimde, enflasyonun düşük seyrini uzun bir süre koruyacağı öngörülmektedir.”
Toparlanmaya bağlı
Merkez Bankası açıklamasının devamında, küresel ekonomideki sorunların belirsizliği devam ettirdiğini belirtirken para politikasının aşağı yönlü esnekliğini koruyacağını belirtti. Merkez’in açıklaması şöyle devam etti: “Finansal koşullardaki ek sıkılığın kısmen devam etmesi ve küresel finans piyasalarındaki sorunların reel ekonomi üzerindeki etkilerinin boyutuna ilişkin belirsizliklerin sürmesi, aşağı yönlü risklerin tamamıyla ortadan kalkmadığına işaret etmektedir. Kurul, para politikasının aşağı yönlü esnekliğini uzun bir süre koruması yönündeki görüsünü teyid etmiş, iktisadi faaliyette belirgin bir toparlanma gerçekleşmemesi halinde kısa vadede ölçülü faiz indirimlerine devam edilmesinin gerekeceği değerlendirmesinde bulunmuştur.”
10 ayda toplam 9 puan indirdi
KASIM 2008’de başlayan faiz indirimleri ağustos ayıyla birlikte toplam 900 baz puana ulaştı. 22 Ekim 2008’de 16.75 olan faiz oranını, 19 Kasım’da 0.50 puan düşüren Merkez Bankası, o tarihten bu yana tavrını sürdürdü. 18 Aralık 2008 toplantısında 1.25 puan, 15 Ocak’ta 2 puan, 19 Şubat’ta 1.50 puan, 19 Mart’ta 1 puan düşüren Merkez Bankası, 16 Nisan’da da politika faizlerini tarihinde ilk kez tek haneye çekti. Nisanda 9.75’e inen faizler, 14 Mayıs, 16 Haziran ve 16 Temmuz’da 0.50’şer puanlık indirimlerle yüzde 8.25’e kadar geriledi. Dün yapılan 0.50 puanlık indirimle de, politika faizleri tek haneli seyrine devam ettirdi.
İş Bankası konutta kredi faizini yüzde 0.67 yaptı
BANKALAR arasında kredi faizlerinde indirim yarışı sürüyor. Akbank ve Garanti Bankası’nın önceki gün konut kredilerinde yaptıkları faiz indirimine dün İş Bankası da katıldı. İş bankası, konut kredisi faizini, önceki gün 12 ay vadede yüzde 0.81’e indiren Garanti Bankası faizinin de oldukça altına indirmesi dikkat çekti. İş Bankası indirimli ev kredisinde 1-12 ay vadeli ve katkı payı tahsil edilen kredilerde faiz oranını yüzde 0.75’in altına düşürerek yüzde 0.67’ye çekti. Evim, Tatil, Kariyerim gibi diğer nakit kredi faiz oranını da yüzde 1.74’ten yüzde 1.59’a düşüren bankada maaş hesabı olan tüketiciler ise yüzde 1.49 faiz oranından maaş kredisi kullanabilecek. İş Bankası, nakit kredilerde 15, taşıt kredilerinde 20 baz puanlık indirime gitti. 1-36 ay vadeli TL Nakit Ödemeli Tüketici Kredilerinde aylık faiz oranını yüzde 1.74’ten yüzde 1.59’a indiren İş Bankası, 120 aya kadar vadeli Maksimum Ev Kredisi faiz oranını da yüzde 1.14’e indirdi.
Sonuç olarak faizlerden para kazanılamaz hale gelinince insanlar dövize yönelecektir, buda dövizin artacağına işarettir.
Faiz Düşüyor Döviz Coşabilir
7
●959
- 19-08-2009, 11:12:46Teoride öyle olsa da pratikte öyle olmayabilir zira bu yarım puanlık indirim piyasada beklendiği için dolar alacak olan dolarını zaten almıştır.
- 19-08-2009, 14:00:06Aklımdan geçeni söylemişsin.dirkformvp adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
Faizin kura etkisi sanki daha ziyade yurtdışından gelecek sermayeyle daha ilintili gibi. Türkiye'de faizin düşmesi, faiz geliri bekleyen yabancı için cazibesini yitirmesi anlamına gelir ki o zaman döviz girişi olmayacağı için TL değer kazanmaz, denilebilir. - 20-08-2009, 16:50:34Gerçek kur

MAHFİ
EĞİLMEZ
Ekonomi
20/08/2009
Eskiden ithalatı kısıtlayıp ihracatı teşvik etmek çok kolaydı. Gümrük vergilerini artırarak, eğer o yetmiyorsa ek vergiler, fonlar koyarak ithalatı pahalılaştırmak ve kısıtlamak ya da çeşitli teşviklerle ihracatı ucuzlaştırıp artırmak mümkündü. Zaman içinde bunun yerini daha sofistike bir uygulama olan kur baskılaması yani yerli paranın değerini düşük tutarak ithalatı kısıtlayıp ihracatı teşvik etmek yöntemi aldı.
Türkiye 1980’lerin ortasına kadar her iki politikayı bir arada uyguladı. Cari açığı büyüyünce gümrük vergilerini artırdı, ihracat teşviklerini denedi. Zamanın modası sabit kur idi. Sabit kur zaman içinde Türk Lirasının diğer paralar karşısında değerlenmesine yol açtığı, o da ithalatı artırıp ihracatı düşürdüğü için bu tür durumlarda devalüasyona başvuruldu. 1980’lerin ikinci bölümünde gümrük vergileri veya fonlarla ithalatı pahalılaştırıp kısıtlamak ya da teşvikler yoluyla ihracatı artırmak imkânı giderek azaldı. Çünkü Dünya Ticaret Örgütü bu tür uygulamaları sistem dışına itmeye başlamıştı. Bu durumda müdahaleli esnek kur imdada yetişti. Bu kez kuru baskılamak suretiyle Türk Lirasının değerini düşük tutarak ithalatı zorlaştıran, ihracatı kolaylaştıran bir politika izlenmeye başlandı. 2001 krizi sonrasında esnek kur uygulamasına geçilince bu imkân da sınırlanmış oldu. Elde kalan tek araç faiz idi. Yani faizi yüksek tutarak kuru baskılamak ve bu yolla Türk Lirasının değerlenmesini önleyerek dış ticaret politikasını oluşturmak. 2008 krizi faiz ile kur arasındaki ilişkiyi minimum düzeye indirince bu olanak da azaldı.
Bir ülkenin parasının normal ölçülere göre değerli olup olmadığını ölçmenin yolu aynı malın çeşitli ülkelerdeki fiyatlarını karşılaştırmaktır. Ne var ki farklı ülkelerde aynı malı bulmak o kadar kolay değildir. Daha önce birkaç kez değindiğim gibi bu amaçla kullanılan en doğru ölçü The Economist Dergisi’nin geliştirdiği Big Mac Endeksi. Dünyanın her yerinde aynı standarda sahip bulunan Big Mac hamburgerinin fiyatı asıl vatanı olan ABD’deki fiyatıyla karşılaştırıldığında gerçek kur ortaya çıkıyor. ABD’de Big Mac’in fiyatı 3.57 dolar. Türkiye’de Big Mac 5.65 TL’ye satılıyor. Bunu hesaplamanın yapıldığı tarihteki kurla (1.55) çevirirsek 3.65 dolar ediyor. Yani Türkiye’de Big Mac, ABD’deki fiyatından 8 cent ya da yüzde 2 pahalıya satılıyor. Yani TL, dolara göre yüzde 2 değerli bulunuyor. Bugünlerde kur 1.5 dolayında olduğuna göre Big Mac’in fiyatı dolar cinsinden 3.76 ediyor. Bu da TL’sının dolara karşı yüzde 5 dolayında değerli olduğunu gösteriyor. Türk Lirası ile Doların aynı satın alma gücünü gösterebilmesi için ya Big Mac’in 5.5 TL’ye satılması ya da kurun 1.58 olması gerekiyor. Bu durumda kur 1.58’den aşağıya düştükçe Türk Lirasının da dolar karşısındaki değeri artıyor.
The Economist’teki listeye göre parası en değerli ülke olan Norveç’te Big Mac 40 Kroner’e (yani 6.15 dolara) satılıyor. Buna göre Kroner dolara göre yüzde 72 değerli bulunuyor. Norveç’i yüzde 68 ile İsviçre, yüzde 40 ile İzlanda izliyor. Aynı listeye göre parası dolara karşı en değersiz ülke olan Çin’de Big Mac’in fiyatı 12.5 Yuan. Resmi kurdan çevirirsek 1.83 dolar ediyor. Buna göre Yuan dolardan yüzde 49 daha düşük değere sahip.
Dünya Ticaret Örgütü’nün gücü başka ülkelere yetse de henüz Çin’e yetmediğinden Çin, parasının değerini dolara karşı düşük tutarak ihracatını kur politikasıyla teşvik etmeye ve ithalatını da kısıtlamaya devam ediyor. Öteki uzak doğu ülkeleri de Çin’in peşinden gidiyorlar: Hong Kong doları yüzde 52, Malezya Ringgit’i yüzde 47, Endonezya Rupiah’ı yüzde 43, Tayvan Doları yüzde 37 ve Tayland Baht’ı yüzde 47 oranında
düşük değerli bulunuyor. Bakıyor ki Çin’e ve izleyicilerine bir şey yapılamıyor Rusya da Ruble’yi yüzde 43 oranında düşük tutarak listede yerini alıyor.
Amerikalılar Big Mac’i Çin’den ithal etseler daha ucuza yerler.
http://www.radikal.com.tr/Default.aspx?aType=RadikalYazarYazisi&ArticleID=95 0533