“Bir blogdan ne şekilde yararlanılır?” , “Blog yazarken neler düşünmelisiniz?”, “Yazılarınız ne şekilde olmalı?”, “Ziyaretçilerinize nasıl davranmalısınız?” sorularının cevaplarını anlatmaya çalışacağım.
Bir blogdan ne şekilde yararlanılır?
Eğer sizde benim gibi çok fazla blog takip ediyorsanız eğer zaten belli başlı birşeyler kafanızda oluşmuştur. Fakat mesela php konusunda bir kod öğreneceğiniz bir blog buldunuz. Blog yazarı 2-3 sayfalık bir yazı yazmış ve sonunda da demo adresini ve indirme bağlantısını vermiş. Eğer siz okumaya zahmet etmeyip kodu alıp kullanırsanız size faydası olmayacaktır.
Eğer tam öğrenmek istiyorsanız mutlaka yazıyı baştan aşağıya okumalı ve adım adım söylenenleri uygulamalısınız. Kodları kopyala yapıştır değilde tek tek elle yazmalısınız. Anlatılan dersin sonunda eğer aynı ürünü elde ettiyseniz evet bu blogdan tam olarak yararlanmışsınızdır. Bir kaç kere denediniz ama ne hikmetse aynı sonuca ulaşamıyorsunuz işte o zaman verilen indirme dosyasını indirip kendi kodlarınızla kıyaslayacaksınız. Yani hatanızı görmek için o kodları kullanacaksınız. Peki o kadar zamanım yok kardeşim uğraşamam ben diyorsanız yine işin kolayına kaçmayın kayda alın ve gerçekten zaman ayırabileceğiniz anda konuyu öğrenmeye zorlayın kendinizi. Bu blog yazarı için değil sizin için iyi olacaktır.
Mesela php ile alakalı olmayan konuda kişi bir ton zaman harcamış yazmış. Sadece alt paragrafı okuyarak sonuç çıkarırsanız eksik bilgi almış olacaksınız. Hikaye ya da ciddi bir mevzuyu hiç ama hiç anlamamış olacaksınız. Örneğin gazete aldığınızı düşünün bu gazetenin sayfalarını okumadan geçip son sayfaya bakıp sonra kaldırıp atabilirmisiniz? Atmazsınız değil mi? O zaman aynı mantıkla bloga yaklaşın. Kişinin emek vererek yazdığı yazıya, sizde okuyarak ve teşekkür ederek aynı emeği verin. Emek verdiğiniz takdirde gerçekten blogtan yararlanmış ve teşekkürünüzü etmiş olursunuz. Yazan kişi için ise yazması için sebep üretmiş olursunuz.
Blogu yazarken neler düşünmelisiniz?
Eğer yeni blog açtıysanız ve kişilerle birşeyler paylaşmayı düşünüyorsanız mümkün mertebe uzman olduğunuz tek bir konudan yazın. Yazarken bilmeyen birine nasıl aktarabileceğinizi düşünerek yazın. İlk zamanlarda bilgisayar başına oturur oturmaz kesinlikle yorumlara, kaç kişi geldiğine ve verdiğiniz emeğin karşılığını görmeye başladınız mı diye kontrol etmeye başlayacaksınız. İlk günler kesinlikle iyi bir karşılık alamayabilirsiniz. Ancak gerçekten iyi yazıyorsanız mutlaka ve mutlaka birileri sizi fark edip teşekkürlerini esirgemeyecektir. Mesela ben daha önce bilmeden windows hosting üzerine blog kurmuştum. Windows host olduğu için bazı kısıtlamalar vardı. Serbest çalışamıyordum. Bir çok farklı dalda bir çok konuda yazıyordum. Yazdığım yazılara da tam karşılık alamıyordum. Fakat kendi adıma açtığım bu blogda durum hiç öyle olmadı. Karşılığını görmeye başladım. Aslında o sitem kapanmamış olsaydı ve sabretseydim gerçekten şuan çok ilerlerde bir yerde de olabilirdi. Yeterki iyi içerik üretip sabırla bekleyin ve aktif olarak blog okuyun. Hem blog okuduğunuz için tecrube kazanacak hemde yorum yaparak birilerinin blogunuzu keşfetmesini sağlaycaksınız.
Yazılarınız ne şekilde olmalı?
Kimse sizden kitap yazarı gibi yazmanızı bekleyemez fakat türkçenizi akıcı ve hatasız kullanmaya dikkat edin. Gerçekten özgün türkçe ile yazılmış yazılar daha okunur değerde oluyor. Bir günde dünyada 16 milyon blog açıldığı söyleniyor. Düşünsenize sizin farkınızın olabilmesi için yazılarınız cevher niteliği taşımalı. Diyebilirsiniz ki nasıl olacak bu blog yazabilmek için profesyonel mi olmamız gerekir! Hayır isterseniz her gün gittiğiniz yerleri yazın, isterseniz okuduğunuz kitapları anlatın, isterseniz gittiğiniz filmleri yazın. İnsanlar meraklı oldukları için onları okumaya değer görecektir. Ve okuyacaktır da yeterki ilgi gösterilecek şekilde yazın.
Örnek vermek gerekirse;
Kötüsü:
-Bugün cigdem iLe eRay toplandık partiye gttk fakat eylenceli degildi sıkıldık dışarı çıktık yapacak bşey buLamdK sonra eyubu çağrdk o gelince cafeye gdp nargiLe ichtik.We gerçekten guzeL zaman gecrdk. Ewe geLdm yazmı yazdm uydm!Bash Bash mujxx

İyisi:
-Bugün Çiğdem ve Eray’la buluşup kafeinli sloganı ile yapılan partiye gittik. Fakat eğlenceli olmadığı için ordan ayrıldık. Bir süre ortalarda dolanıp yapacak bişey bulamayınca Eyüp'ü çağırdık. O gelince de cafeye gidip güzelce nargilemizi içtik. Sonra ayrıldık ben eve geldim. Yazımı yazdığıma göre yatmalıyım iyi geceler.

Şimdi iki yazıdan hangisi sizin için kayda değer olur. Bozuk ve değiştirilmiş türkçe size ne kadar iyi gelebilir? Ya da o bozuk türkçeyle yazdıklarınızı okuyan insanlar size ne kadar değer verebilir? Ve size ne kadar katkısı dokunabilir? İşte bunları düşünerek yazın. Yazın ki birileri sizin fikrinizi almak için can atsın.

Ziyaretçilerinize nasıl davranmalısınız?
Sitenizin ziyaretçileri her zaman sizi pohpohlayacak ya da sürekli suyunuza gidecek değildir. Mutlaka paylaştığınız bir konuya karşı çıkacak birileri olacaktır. Size argoyla yaklaşanlar bile çıkacaktır. Ancak sizin onlara vereceğiniz cevap asla argo dolu veya sert olmamalıdır. Bu sizi diğer insanların gözünde de değersiz kılabilir. Yeri geldiğinde blogunuzda küfürler savurabilirsiniz. Ama kimse sizi küçük görmez, kimseninde gözünden düşmezsiniz. Fakat birisi düşüncenizin yanlış olduğunu sert dille anlattığı zamanda kalkıp bilmediğiniz halde doğruluğunu savunmaya kalkışmayın! Tabi şunuda yapabilirsiniz yorumları onaylamazsınız olur biter.! Bu ne kadar etiktir peki? Ziyaretçilerinizin eşit hakları olmalı küfürde olsa içinde o yorumları yayınlayıp karşılığında da sakin bir dille karşılık verin. O zaman kazanan siz olacaksınız. Aradaki ince çizgiyi anlatabildiysem ne mutlu bana
Bu yazının tüm hakları tamamen bana aittir alıntı yapılacaksa eğer erayusta.com dan alınmıştır bağlantısının verilmesi zorunludur.