Arkadaşlar Kac Gündür Bir Araştırma Yapıyorum Edebiyat Halk Ozanları İle İlgili Sonunda Bir Sitede Buldum Ama Yazıyı Kopyalıyamıyorum Lütfen Yardım Edermisiniz... Site Linki Veriyorum Eğer Bir Sakıncası Varsa Yöneteci Arkadaşlar Lütfen Silerler..
http://www.avsargencligi.com/forum/forum.asp
Sitede Kopyalamayı Engelleyen Bişey Var
4
●526
- 22-02-2009, 12:23:18Üyeliği durduruldudenedim yapamadım :s
Mesala:
http://www.avsargencligi.com/forum/f...ts.asp?TID=111
http://www.avsargencligi.com/forum/f...ts.asp?TID=458
http://www.avsargencligi.com/forum/f...s.asp?TID=1521
3 Linkteki İçeriki Bana Gönderebilirmisniz - 22-02-2009, 13:37:43Üyeliği durdurulduDADALOGLU HAYATI (1785)
Dadaloglu Osmanli Devleti'nin Anadolu Türkmenler ini iskan politikasina tepki olarak dogmus isyanlarda yer aldigi anlasilan degerli bir halk ozanidir. Dogum ve ölüm tarihleri hakkinda kesin bir bilgi olmamakla beraber eldeki kaynaklardan 1785-1868 olarak belirlenmistir. Baska bir deyisle, Dadaloglu’nun 18.yy. son çeyreginde dogup 19.yy. ortalarinda öldügü bilinmektedir. Güney illerinde dolasan Türkmen topluluklarindan Avsar boyundandir.
Yasami hakkinda yeterli bilgiye sahip olmadigimiz Dadaloglu’nun siirleri yazili kaynaklar araciligiyla degil sözlü gelenek sayesinde bugüne ulasmistir.Dadaloglu Anadolu'nun halk siiri gelenegine damgasini vurmus bir sanatçidir ayni zamanda. Osmanli Devleti'nin göçebe Türkmen asiretlerini topraga yerlestirmek için verdigi ugras, yer yer bas kaldirilira ve küçük çapli savaslara neden olmustur. Dadaloglu'nun siirleri yerlesik yasama geçmek isteyen Türkmen asiretlerinin bir çigligi sözlü bir tarihi sayilir.
Asil adi Veli. Türkmen-Avsar asiklarinin önde gelenlerinden. Kul Mustafa mahlasini da kullanan Asik Musa’nin oglu. Toros daglarinda Kozan, Erzin, Pay as yörelerinde yasayan göçebe Türkmenlerin Avsar boyundan. Az da olsa egitim aldi. Avsar beylerinden Küçük Ali oglu ile Kozan oglu’nun yaninda imamlik, katiplik yaptigi anlatilir ama bu konuda yeterli bilgi yok. Daha çok Gavur dagi ve Ahir Dagi yörelerinde yasadi. Çukurova'yi, Toroslar'i, Orta Anadolu'yu dolasti. Siirlerinde göçerlik kosullarini, döneminde orta Anadolu’da hüküm süren asiret kavgalari ve asiretlerin Osmanli Devleti ile savaslarini duru ve yalin bir dille yansitti. Dili Anadolu Türkmen boylarinin kullandigi halk Türkçesi. Asil ününü kavga türküleri ile yapti ama duygu ve ask konularini da ayni basariyla isledi. Yüz kadar siiri sözlü kaynaklardan derlenerek günümüze ulasti. Bu derlemeleri Cahit Öztelli, Taha Toros, Hasim Nezihi Okay, Ahmet Z. Özdemir ile Saim Saka oglu yayinladi. Diger 19'uncu Yüzyil halk ozanlarindan iki noktada ayrilir. Kent yasamindan uzak kaldigi için siirlerinde hep göçerlik ortamini yansitti. Diger yandan yine kentte bulunmayisi nedeniyle çagdasi halk ozanlarinda sik rastlanan divan siirine yakinlik onda hiç görülmez. Karacaoglan'in ask ve doga siirlerindeki üstün yetenegi ile, Köroglu'nun yigit ve kavgaci anlatimini birlestirir Ölen ölür kalan saglar bizimdir" dizesiyle simgelesen Türkmen ozani Dadaloglu, Güney Anadolu'nun halk siiri gelenegine damgasini vurmus bir sanatçidir. Karacaoglan söyleyisini yigitçe deyisler ve korkusuz çikislarla 19. yüzyilda da sürdürmüs ve bugüne, yarina tasimistir. Siirleri ancak 1920'lerde yaziya geçirilen ve ne yazik ki aydinlarin geç tanima olanagi buldugu bu ozanin söylencelerle örülmüs yasamiyla ilgili halk öyküleri de olusmaya baslamistir.
Osmanli Devleti'nin göçebe Türkmen boylarini topraga yerlestirmek için verdigi ugras, yer yer baskaldirilara ve küçük çapta savaslara da sebep olmustur. Dadaloglu'nun siirleri, yerlesik yasama geçmek istemeyen ve Anadolu'ya geldiklerinden beri konup göçtükleri yerlerde eski düzenlerini sürdürmek isteyen Türkmenlerin bir tür sözlü tarihi sayilir. Yalnizca söyleyis bakimindan degil adlari anilarak da olsa deginilen kisiler, olaylar ve yer adlari bu sözlü tarihin vurgulayici ögeleri durumundadir.
Memet Fuat, Dadaloglu'nu tanittigi bu çalismasinda, onun öykülere konu olan yasamini ve bir dönemi dile getiren yapitlarini anlayarak ve severek okumamiza yardimci olmaktadir.
TADIMLIK YASAMI
Dadaloglu XVIII. yüzyilin sonlarina dogru dogmus, XIX. yüzyilin ikinci yarisinda ölmüs. Çok eskilerde yasamis bir ozan degil. Gene de yazili kaynaklarda yasami üstüne bilgi olmadigi gibi, siirleri de döneminin cönklerinde yer almiyor. Obasiyla birlikte konar göçer bir yasam sürerken, sazinin esliginde söyledigi türküler, anlattigi öyküler, günümüze agizdan agiza geçerek ulasmis.
Aslinda Dadaloglu'nun okur yazar olup olmadigini da bilmiyoruz. Onunla ilgili bütün bilgilerimiz söylentilere dayaniyor. Arastirmacilarin bu söylentilerin en akla yakin olanlarini saptayip görüs birligine varmalariyla üstünde asagi yukari uzlasilan bir yasamöyküsü ortaya çikmis. Bugün Dadaloglu'nun siirlerini içeren bütün kitaplarin basinda kaynagi söylentiler olan bu yasamöyküsü yer aliyor.
Bu arada dogal olarak halkimizin Dadaloglu'na yakistirdigi destansi bir yasamöyküsü de var. Sözlü gelenek bunu da günümüze ulastirmis. 1973'te Dadaloglu adli bir kitap yayimlayan Oya Adali altmis sayfa tutan anlatisinin sonunda söyle diyor :
"Bulgar dagi, Kozan dagi, Aladag, Binboga, Gâvur dagi, Çukurova böyle anlattilar Dadaloglu'nun öyküsünü bana. Duydum yüregimde sevincini, acisini, ben de sizlere ilettim..."
Oya Adali'nin bes bölümde aktardigi bu güzel söylence siirlerle örülü, halk kaynaklarindan beslenen dili, biçemiyle tadina doyulmaz bir anlati.
Osmanli Devleti'nde halkbilim arastirmalari yapilmadigi için Dadaloglu'yla ilgili kitaplar Cumhuriyet'ten sonra yayimlanmaya baslamis.
Bu kitaplarda ozanin dogum tarihi önceleri 1765, 1790-1791 olarak aniliyorsa da, giderek 1785 yilinda görüs birligine varildigi görülüyor. Ölüm tarihi de bir ara 1865 olarak verilirken, sonradan 1868 olarak belirlenmis.
Demek ki Dadaloglu'nun 1785 ile 1868 arasinda 83 yil yasadigi saniliyor. Siirlerinde anilan yer adlarina bakilirsa, bu oldukça uzun yasam, Güney Anadolu'da, Toroslar çevresinde geçmis. Çukurova, Adana, Kahramanmaras, Gaziantep, Nigde, Kayseri, Kirsehir derken, Sivas'a kadar uzanmis.
Babasi Âsik Musa da bir halk ozaniymis. Ailesi "Dadali" diye anilirmis.
Annesi ise Veli'yi dogururken ölmüs.
Sözlü gelenekte Dadaloglu'nun adinin Ali ya da Mustafa oldugunu söyleyenler de var, ama Veli oldugunu söyleyenler çogunlukta.
Siirlerinde genellikle "Dadaloglu", arada bir de "Dadal" mahlasini kullaniyor.
Belli bir yere yerlesip göçebelikten vazgeçmeye iki yüzyila yakin bir süre direnen Recepli Avsarlarindan oldugu için, obasiyla birlikte Toroslar çevresinde dolanip durmus. Gerek asiretler arasinda, gerek göçebelerle topraga bagli köylüler arasinda pek çok kavgaya, çatismaya karismis.
Sonunda ferman dinlemeyen konar göçerleri "iskân"a, yani topraga baglayip ev bark sahibi etmeye gelen Osmanli ordusunu karsisinda bulmus.
Türkülerinde agirlikli olarak bu yasadigi olaylari, obasina yapilan baskilara topluca direnislerini, alisik olduklari yasam biçiminin disina itilmekle çektikleri acilari yansitir. Duygularini ortaya vururken, öfkesini, kinini, öç alma istegini de sergiler. Direnme, karsi koyma, boyun egmeme hirsi, gerçi onu Köroglu gelenegi çerçevesinde devlete baskaldiran bir ozan gibi gösterir, ama günümüze ulasan siirleri dikkatle okunursa, bunlarda ölçüsü kaçmis bir kana susamislik, denizleri cesetlerle doldurma özlemi filan bulunmadigi görülür.
Dadaloglu çatismalari, savaslari yakindan izleyen, ama zorunlu kalmadikça sazini birakip tüfegine sarilmayan bir halk ozanidir. Bu yönüyle Köroglu'na pek benzemez.
Bazi arastirmacilara göre, babasi Âsik Musa oglunun okur yazar olmasini istemis, yaylaya gelen imamlardan ders almasini saglamisti. Bir ara imamlik da yaptigi söylenen Dadaloglu, oba beyinin yanindan ayirmadigi yazmani, kavga günlerinde savasa gireceklere moral veren destancisi olmustu. Asiretler arasi çatismalarda, ya da Osmanlilarla çatismalarda, hep savas alanindaysa da, savasin içinde degildi. Avsarlar onu da tipki beylerini koruduklari gibi korumuslar, savasin disinda tutmaya özen göstermislerdi.
Bu görüsü savunanlar Köroglu'nun yigitlik türkülerini "ben" diye söylemesine karsilik, Dadaloglu'nun hep "biz" dedigini belirtirler.
Yasliliginda söyledigi su dörtlükten de onun bir ozan olarak Avsarlarca savaslarin disinda tutuldugu anlami çikartilir :
Yara yara bir kavgaya girmedik
Saga sola kiliçlari vurmadik
At üstünde dögüserek ölmedik
Ok degmeden gözlerimiz kör oldu
