• 28-03-2024, 10:56:47
    #10
    By_ReFLeX adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    saygı duyuyorum değerli hocalarım. ama desteklediğim tasvip ettiğim şey değil.
    herkes silah alırsa bu işin sonu nereye varacak ?
    devletin kolluk kuvvetleri haricinde silah sahibi olmak yasaklanmalı ve ağır yaptırımları olmalı. hatta emekli kolluk kuvvetlerindeki beylik tabancası dahi emekli olduktan sonra alınmalı.
    avrupada bireysel silahlanma var evet ancak, zihniyet farkıda oldukça yüksek.
    avrupada düğünde havaya sıkan,
    asker uğurlamasında yolu kapatıp havaya sıkan,
    ne baktın diye tartışıp eve gidip evden silah alıp adama sıkan hiç duydunuz mu ?
    Kolluk kuvvetine saygımız sonsuz hocam. Fakat sizin güvendiğiniz kadar da bel baglamamak lazım. Hatay depreminde bizzat orada çalışıyordum. Birçok asker ve polis de orada hayatını kaybettiği için ilk zamanlarda ciddi asayiş sorunları vardı ve su tırlarını bile yagmaliyorlardi.

    Böyle ciddi bir afet karşısında birisi sizi ve ailenizi su borusundan hallice ruhsatsız pompali ile yağmalasa ne hissedersiniz?

    Ülkede ciddi oranda kaçak göçmen var. Emin ol silahlilar. Vatandaşta da ruhsatsız silah sayısı çok ciddi sayıda. En azından ruhsat alma şartları daha da kolaylaştırılıp silahlar kayıt altına alınmalı.

    Tam tersi kuyumcu vs olup silahi olduğu halde kullanmayı bilmeyen temizlerken kendini vs vuran da çok.

    Kendi adıma konuşursam yasalara uyan ve bilinçli bir vatandaşım. Herkes böyle olsa keşke.
  • 28-03-2024, 10:57:34
    #11
    DJ_HarrY adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Hocam avrupa ile neden bizi kıyaslamak zorundasınız ? Şu an avrupa'da Türk'lere yapılan saldıralardan haberiniz vardır. Avrupanın medeniyeti kendinedir her zaman..
    Kıyaslayacak binlerce olay söyleyebilirim.
    At, Avrat, Silah demişler boşa dememişler.
    Tarihimizde ki bazı olaylar da kolluk kuvvetleri mezhep çatışmalarında taraf tuttuğu bile yaşanmıştır o dönem ki hükümetler yüzünden.
    Aynısını yeniden yaşamamak için silahlanmak gerekiyor diye söylüyorum. Kendi ailemizi mahallemizi korumak için.
    Benim düşüncem bu şekilde. Ek olarak senin dedenin evinde beylik tabancası bile vardır diye düşünüyorum.
    yok hocam

    bi amcam var adanada tanınan kabadayılardan. başka kimsede yok. ama o da o yolun yolcusu yani.
    ilginç bakış açısı bir şey diyemem.
    aslında baktığın zaman herşey güllük gülistanlık olsa güzel bir hobi, ancak coğrafya kaderdir.
    ben mesela hayatta silahlanmam. ani sinirlenmeler çok oluyor bende. trafikte cinnet geçirdiğim anlar oluyor. karşımdakinin kanını köpeklere içiresim geliyor. birde silahım olduğunu düşün
  • 28-03-2024, 11:06:21
    #12
    By_ReFLeX adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    yok hocam

    bi amcam var adanada tanınan kabadayılardan. başka kimsede yok. ama o da o yolun yolcusu yani.
    ilginç bakış açısı bir şey diyemem.
    aslında baktığın zaman herşey güllük gülistanlık olsa güzel bir hobi, ancak coğrafya kaderdir.
    ben mesela hayatta silahlanmam. ani sinirlenmeler çok oluyor bende. trafikte cinnet geçirdiğim anlar oluyor. karşımdakinin kanını köpeklere içiresim geliyor. birde silahım olduğunu düşün
    Sinir varsa edinmeyin. Kendimden örnek vereyim. Doğada iki arkadaşımla mangal yapıyordum. İki tane sarhoş geldi bizi gasp etmeye çalıştı. Hatta biri bize silah da çekti. Muhtemelen kuru sıkıydı. Ben adamın kulağına eğilip yanımda silah olduğunu, az daha uzatırsa kendisini kevgire çevireceğimi uygun bir dille söyleyip arkadaşı yolcu ettim. Silahı çıkarıp göstermedim bile.

    Nefsi müdafaa şartları oluştuğunda dahi silaha davranmak sıkıntılı bir durum. Fiziki müdahale, sopa, bıçak en son çare ayak bacak bölgesine silah şeklinde ilerlemeli süreç.
  • 28-03-2024, 11:15:31
    #13
    Merhaba, konuyu görünce yazmak istedim.

    Bireysel savunma konusunda farklı fikirler olabilir ancak konuyu her açıdan değerlendirmek gerekiyor. Savunma hakkı bizlere hukuk çerçevesinde de tanınmış kanuni bir haktır. Türk Ceza Kanunlarında meşru savunma kavramı hukuk normu olarak güncelliğini korumaktadır. Size ya da bir başkasına karşı yapılan saldırıyı defetme amacıyla yapılan hareketlerin, meşru savunma kapsamında kalması ve yaptırım uygulanmaması zaten devletin de bireysel savunmayı bu şekilde meşrulaştırdığı ve desteklediği anlamına geliyor.

    Dünya genelinde meydana gelen toplumsal olaylar, toplu saldırılar, terör olayları ve savaşlar düşünüldüğünde Türkiye'de hazırlıkçı olmak kaçınılmaz hale geliyor. Ülkemizin coğrafi konumu itibariyle göç ve toplumsal olayların sıklıkla yaşanabilme potansiyeli de unutulmadan, en azından kendinizi ve ailenizi herhangi bir saldırıdan koruyabilmek adına "yasal" tüm hazırlıkları yapmak gerekir. Örneğin, ben avukat olarak yasanın bana tanıdığı silah taşıma ruhsatımı aldım, silah edindim. Ancak tüm vatandaşlar işyerinde ya da evinde bulundurma ruhsatlı silah bulundurabilirler. Bu zaten kanunun tanıdığı bir haktır. Harçların fazlalığı ya da bürokrasinin ya da kırtasiyeciliğin çokluğu sizi yıldırmasın, gün geldiğinde bunların hepsinin bir detay olarak kalma ihtimalini asla unutmayalım. Mesele ateşli silah edinmekten ibaret değildir. Tek başına hayatta kalma stratejilerini öğrenmek gerekiyor. Zinde bir vücut ve kafa yapısına sahip olmak önemli. İlla bir savaş bir toplumsal olay, terör gibi bir şey olmasına gerek yok. Bu kimi zaman doğal afet olarak da karşımıza çıkabilir. Çok yakın zamanda 11 ilde deprem oldu, bizzat deprem bölgesindeydim. Süreç stresli ve gergin geçti. Ülke olarak altından kalkabildik ancak tam tersi bir durumda tüm ülkeye sıçrayan bir kaos olabileceğini asla hafızlardan çıkarmamak gerekir.

    Özetle; aile her şeydir. Aile kimi zaman çekirdek ailen, kimi zaman büyük ailen, kimi zaman da ülkendir. Aileyi korumak lazım
  • 28-03-2024, 11:39:51
    #14
    Sodium adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Merhaba, konuyu görünce yazmak istedim.

    Bireysel savunma konusunda farklı fikirler olabilir ancak konuyu her açıdan değerlendirmek gerekiyor. Savunma hakkı bizlere hukuk çerçevesinde de tanınmış kanuni bir haktır. Türk Ceza Kanunlarında meşru savunma kavramı hukuk normu olarak güncelliğini korumaktadır. Size ya da bir başkasına karşı yapılan saldırıyı defetme amacıyla yapılan hareketlerin, meşru savunma kapsamında kalması ve yaptırım uygulanmaması zaten devletin de bireysel savunmayı bu şekilde meşrulaştırdığı ve desteklediği anlamına geliyor.

    Dünya genelinde meydana gelen toplumsal olaylar, toplu saldırılar, terör olayları ve savaşlar düşünüldüğünde Türkiye'de hazırlıkçı olmak kaçınılmaz hale geliyor. Ülkemizin coğrafi konumu itibariyle göç ve toplumsal olayların sıklıkla yaşanabilme potansiyeli de unutulmadan, en azından kendinizi ve ailenizi herhangi bir saldırıdan koruyabilmek adına "yasal" tüm hazırlıkları yapmak gerekir. Örneğin, ben avukat olarak yasanın bana tanıdığı silah taşıma ruhsatımı aldım, silah edindim. Ancak tüm vatandaşlar işyerinde ya da evinde bulundurma ruhsatlı silah bulundurabilirler. Bu zaten kanunun tanıdığı bir haktır. Harçların fazlalığı ya da bürokrasinin ya da kırtasiyeciliğin çokluğu sizi yıldırmasın, gün geldiğinde bunların hepsinin bir detay olarak kalma ihtimalini asla unutmayalım. Mesele ateşli silah edinmekten ibaret değildir. Tek başına hayatta kalma stratejilerini öğrenmek gerekiyor. Zinde bir vücut ve kafa yapısına sahip olmak önemli. İlla bir savaş bir toplumsal olay, terör gibi bir şey olmasına gerek yok. Bu kimi zaman doğal afet olarak da karşımıza çıkabilir. Çok yakın zamanda 11 ilde deprem oldu, bizzat deprem bölgesindeydim. Süreç stresli ve gergin geçti. Ülke olarak altından kalkabildik ancak tam tersi bir durumda tüm ülkeye sıçrayan bir kaos olabileceğini asla hafızlardan çıkarmamak gerekir.

    Özetle; aile her şeydir. Aile kimi zaman çekirdek ailen, kimi zaman büyük ailen, kimi zaman da ülkendir. Aileyi korumak lazım
    En basit yivsiz av tüfeği alırken bile ne kadar uğraştığımı anlatsam içiniz sıkılır hocam. Sabır taşı olsa çatlar. Maddi manevi çok yoruldum sahip olduğum her şeye sahip olabilmek için ama buna değer. Haklısınız.