Merhaba, konuyu görünce yazmak istedim.
Bireysel savunma konusunda farklı fikirler olabilir ancak konuyu her açıdan değerlendirmek gerekiyor. Savunma hakkı bizlere hukuk çerçevesinde de tanınmış kanuni bir haktır. Türk Ceza Kanunlarında meşru savunma kavramı hukuk normu olarak güncelliğini korumaktadır. Size ya da bir başkasına karşı yapılan saldırıyı defetme amacıyla yapılan hareketlerin, meşru savunma kapsamında kalması ve yaptırım uygulanmaması zaten devletin de bireysel savunmayı bu şekilde meşrulaştırdığı ve desteklediği anlamına geliyor.
Dünya genelinde meydana gelen toplumsal olaylar, toplu saldırılar, terör olayları ve savaşlar düşünüldüğünde Türkiye'de hazırlıkçı olmak kaçınılmaz hale geliyor. Ülkemizin coğrafi konumu itibariyle göç ve toplumsal olayların sıklıkla yaşanabilme potansiyeli de unutulmadan, en azından kendinizi ve ailenizi herhangi bir saldırıdan koruyabilmek adına "yasal" tüm hazırlıkları yapmak gerekir. Örneğin, ben avukat olarak yasanın bana tanıdığı silah taşıma ruhsatımı aldım, silah edindim. Ancak tüm vatandaşlar işyerinde ya da evinde bulundurma ruhsatlı silah bulundurabilirler. Bu zaten kanunun tanıdığı bir haktır. Harçların fazlalığı ya da bürokrasinin ya da kırtasiyeciliğin çokluğu sizi yıldırmasın, gün geldiğinde bunların hepsinin bir detay olarak kalma ihtimalini asla unutmayalım. Mesele ateşli silah edinmekten ibaret değildir. Tek başına hayatta kalma stratejilerini öğrenmek gerekiyor. Zinde bir vücut ve kafa yapısına sahip olmak önemli. İlla bir savaş bir toplumsal olay, terör gibi bir şey olmasına gerek yok. Bu kimi zaman doğal afet olarak da karşımıza çıkabilir. Çok yakın zamanda 11 ilde deprem oldu, bizzat deprem bölgesindeydim. Süreç stresli ve gergin geçti. Ülke olarak altından kalkabildik ancak tam tersi bir durumda tüm ülkeye sıçrayan bir kaos olabileceğini asla hafızlardan çıkarmamak gerekir.
Özetle; aile her şeydir. Aile kimi zaman çekirdek ailen, kimi zaman büyük ailen, kimi zaman da ülkendir. Aileyi korumak lazım