• 05-01-2024, 23:52:27
    #1
    Herkese selamlar! Forumda herkesin canı bir şekilde sıkıntılı; sebebi ise malum ülke/dünya şartları. Benim de üzerinde çalıştığım bir admin panel projesi vardı. Onu bitirdim. R10'da gezinirken eskiler aklıma geldi. Yazayım dedim...


    Öncelikle, MEG; tam adımın baş harflerinin kısaltmasıdır. Kendi geliştirdiğim projelerin içinde MEG kelimesinin geçmesine özen gösteririm. İlk okul hayatım 5 yaşında başladı. Yaşadığımız yerde insan yoktu diyebiliriz, o zamanlar genelde abim ve ablamla oynardım. Evin en küçüğü benim Abim ve ablam okula gidince evde canım çok sıkılıyordu. Bir gün anneme, 'Ben de okula gitmek istiyorum' dedim. Annemle beraber, müdürün yanına gidip gelerek yaklaşık 10 defa ısrar etmem üzerine, 'Karnende 5 dışında bir not görürsem seni okuldan atarım' diyerek yanağımı sıkan müdür beyin inadını kırmıştık. Eğitim hayatım böylece başlamış oldu.

    2016 yılında İstanbul Aydın Üniversitesi Bilgisayar Programcılığı bölümünü İngilizce olarak kazandım. İlk sene, İngilizce hazırlık alayım dedim ve hazırlık sınıfına başladık. Nazlıcan adındaki okutmanımız, maalesef, beni üniversiteden soğuttu. Sınıfımın değişmesi için birkaç kez dekanın yanına gidip geldim, ancak 'he de geç, zaten diplomanı alırsın' lafından sonra, yurt dışını araştırmaya başladım. Maddi gücüme göre gidebileceğim en mantıklı ülke Ukrayna olduğuna karar verdim.

    Ama bir sorun vardı: bunu aileme kabul ettirmek. Üniversite yakın olduğu için ailemle beraber yaşıyordum. Sonrasında Ukrayna konusunda kesin kararlı olduğuma öncelikle kendimi ikna ettim. İkinci dönemde üniversiteye gitmedim. Gezer Ayakkabı Fabrikasında, sıcacık kalıp makinelerinde asgari ücrete çalışmaya başladım.
    Sene sonuna gelindiğinde, artık aileme bir açıklama yapmam gerekiyordu. Olayları doğru bir şekilde anlattım ve Ukrayna'ya gitme kararımda arkamda durmalarını istedim. Maddi olarak da eksiklerim vardı ve ailemin desteği olmadan gitmek zordu. Ailem, "Gidelim, müdürle konuşalım, para verelim, burada devam et" deseler de, ben bir kere Ukrayna'ya gitmeyi kafama koymuştum. Son kez karşılarına geçtim ve dedim ki, "Gerekirse bu telefonu satarım, gene de giderim. Siz arkamda duracak mısınız? Durmayacak mısınız?" Bunun cevabını verin dedim. Benden böyle bir şey beklemiyorlardı herhalde. Ciddiyetimi gördüklerinde, 'Anlat bakalım, Ukrayna'ya nasıl gidiliyor, neler yapılıyor' vs. dediler. Oradan bir tanıdık bulduk ve benim danışmanlığı mı o yapacaktı.

    Ailemi de arkama alarak Ukrayna maceramı başlattım. Üniversiteye kaydım yapıldı ve yurta geçtik. Ancak yurttaki koşullar ahırdan farksızdı. Gitmeden önce araştırmıştım tabii ki, ancak bu kadar kötü olacağını beklemiyordum. Çünkü hiçbir yerde yurt görselleri veya videoları bulamamıştım. Neyse, bir kere buradan geri dönemem, adapte olacağız, dedim kendime. Yurt müdürüne 100 TL rüşvet verdikten sonra bana bir tık daha iyi bir oda ayarladı.
    Üniversitelerin açılmasına yaklaşık 2-3 hafta vardı ve 9 katlı yurtta birkaç tane Türk öğrenci vardı. Sonra aklıma bir fikir geldi, 'Bu yurtları, üniversite hayatını çekip YouTube'a atayım; en azından benden sonra gelenler için bilgilendirici videolar olur' diye düşündüm. Videolarımı paylaştıkça kısa sürede izlenmeye başlandı, ve herkes Instagram ve telefon numaramı istiyordu.
    Sonrasında buraya gelmek isteyen öğrenciler, 'Danışmanlığımızı sen yap, her şeyi eğrisiyle doğrusuyla gösteriyorsun' dediler. BİNGO! İnsanlar bana para vermek istiyordu, daha benim aklımda yokken.

    İlk gittiğim sene tanıdıklarımın vasıtasıyla 2 kişinin danışmanlığını yaptık ve para kazandık. Sonrasında YouTube videolarını arttırdım, reklamlar vermeye başladım ve sosyal medyayı daha aktif bir şekilde kullandım. Ayrıca web siteleri açtım, vs.
    Daha sonra, diğer firmalar, MEG Education adında bir rakiplerinin olduğunu fark etti. Kendi okuduğum üniversitenin 3. katında kendime ait bir ofisim vardı. İstanbul'da bir ofisim daha vardı. 10 yıllık sözleşmeli bir yurt yapmıştım Tam yurdun altına da bir lokanta açıyordum ki savaş çıktı. Savaşın çıkmasının ardından öğrencileri otobüslerle Türkiye'ye gönderdik. Ben yaklaşık 1 ay sonra döndüm çünkü hayvanlarım, evim, arabam, işim vs. her şey buradaydı; bırakıp gitmek kolay değildi.

    Savaşın ilk 2 haftada çözüleceğini, sonrasında ise anlaşma sağlanacağını düşünüyordum, ancak beklentilerim boşa çıktı ve iflas ettim. Yaklaşık 2 senedir tekrar İstanbul'dayım. Özel bir şirkette çalışıyorum ve maaşımın dışında, değerli R10 kullanıcıları ve çevrem sayesinde ek gelirler elde ediyorum. Maddi sorunum yok şükür. Ancak sorun gerçekten para değil. Biz gülmeyi unuttuk ve o da kolay kolay geri gelmeyecek gibi görünüyor. Şu anki hedefim ise maddi olarak biraz daha birikim yapmak ve karavan ile dolaşarak freelance yazılım işleri yapmak. Çorba parası çıksın yeter Bir daha mı geleceğiz dünyaya?
  • 05-01-2024, 23:58:05
    #2
    Kurumsal Üye
    Girişkenliğinizi tebrik ettim.
  • 06-01-2024, 00:00:18
    #3
    MEG adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Herkese selamlar! Forumda herkesin canı bir şekilde sıkıntılı; sebebi ise malum ülke/dünya şartları. Benim de üzerinde çalıştığım bir admin panel projesi vardı. Onu bitirdim. R10'da gezinirken eskiler aklıma geldi. Yazayım dedim...


    Öncelikle, MEG; tam adımın baş harflerinin kısaltmasıdır. Kendi geliştirdiğim projelerin içinde MEG kelimesinin geçmesine özen gösteririm. İlk okul hayatım 5 yaşında başladı. Yaşadığımız yerde insan yoktu diyebiliriz, o zamanlar genelde abim ve ablamla oynardım. Evin en küçüğü benim Abim ve ablam okula gidince evde canım çok sıkılıyordu. Bir gün anneme, 'Ben de okula gitmek istiyorum' dedim. Annemle beraber, müdürün yanına gidip gelerek yaklaşık 10 defa ısrar etmem üzerine, 'Karnende 5 dışında bir not görürsem seni okuldan atarım' diyerek yanağımı sıkan müdür beyin inadını kırmıştık. Eğitim hayatım böylece başlamış oldu.

    2016 yılında İstanbul Aydın Üniversitesi Bilgisayar Programcılığı bölümünü İngilizce olarak kazandım. İlk sene, İngilizce hazırlık alayım dedim ve hazırlık sınıfına başladık. Nazlıcan adındaki okutmanımız, maalesef, beni üniversiteden soğuttu. Sınıfımın değişmesi için birkaç kez dekanın yanına gidip geldim, ancak 'he de geç, zaten diplomanı alırsın' lafından sonra, yurt dışını araştırmaya başladım. Maddi gücüme göre gidebileceğim en mantıklı ülke Ukrayna olduğuna karar verdim.

    Ama bir sorun vardı: bunu aileme kabul ettirmek. Üniversite yakın olduğu için ailemle beraber yaşıyordum. Sonrasında Ukrayna konusunda kesin kararlı olduğuma öncelikle kendimi ikna ettim. İkinci dönemde üniversiteye gitmedim. Gezer Ayakkabı Fabrikasında, sıcacık kalıp makinelerinde asgari ücrete çalışmaya başladım.
    Sene sonuna gelindiğinde, artık aileme bir açıklama yapmam gerekiyordu. Olayları doğru bir şekilde anlattım ve Ukrayna'ya gitme kararımda arkamda durmalarını istedim. Maddi olarak da eksiklerim vardı ve ailemin desteği olmadan gitmek zordu. Ailem, "Gidelim, müdürle konuşalım, para verelim, burada devam et" deseler de, ben bir kere Ukrayna'ya gitmeyi kafama koymuştum. Son kez karşılarına geçtim ve dedim ki, "Gerekirse bu telefonu satarım, gene de giderim. Siz arkamda duracak mısınız? Durmayacak mısınız?" Bunun cevabını verin dedim. Benden böyle bir şey beklemiyorlardı herhalde. Ciddiyetimi gördüklerinde, 'Anlat bakalım, Ukrayna'ya nasıl gidiliyor, neler yapılıyor' vs. dediler. Oradan bir tanıdık bulduk ve benim danışmanlığı mı o yapacaktı.

    Ailemi de arkama alarak Ukrayna maceramı başlattım. Üniversiteye kaydım yapıldı ve yurta geçtik. Ancak yurttaki koşullar ahırdan farksızdı. Gitmeden önce araştırmıştım tabii ki, ancak bu kadar kötü olacağını beklemiyordum. Çünkü hiçbir yerde yurt görselleri veya videoları bulamamıştım. Neyse, bir kere buradan geri dönemem, adapte olacağız, dedim kendime. Yurt müdürüne 100 TL rüşvet verdikten sonra bana bir tık daha iyi bir oda ayarladı.
    Üniversitelerin açılmasına yaklaşık 2-3 hafta vardı ve 9 katlı yurtta birkaç tane Türk öğrenci vardı. Sonra aklıma bir fikir geldi, 'Bu yurtları, üniversite hayatını çekip YouTube'a atayım; en azından benden sonra gelenler için bilgilendirici videolar olur' diye düşündüm. Videolarımı paylaştıkça kısa sürede izlenmeye başlandı, ve herkes Instagram ve telefon numaramı istiyordu.
    Sonrasında buraya gelmek isteyen öğrenciler, 'Danışmanlığımızı sen yap, her şeyi eğrisiyle doğrusuyla gösteriyorsun' dediler. BİNGO! İnsanlar bana para vermek istiyordu, daha benim aklımda yokken.

    İlk gittiğim sene tanıdıklarımın vasıtasıyla 2 kişinin danışmanlığını yaptık ve para kazandık. Sonrasında YouTube videolarını arttırdım, reklamlar vermeye başladım ve sosyal medyayı daha aktif bir şekilde kullandım. Ayrıca web siteleri açtım, vs.
    Daha sonra, diğer firmalar, MEG Education adında bir rakiplerinin olduğunu fark etti. Kendi okuduğum üniversitenin 3. katında kendime ait bir ofisim vardı. İstanbul'da bir ofisim daha vardı. 10 yıllık sözleşmeli bir yurt yapmıştım Tam yurdun altına da bir lokanta açıyordum ki savaş çıktı. Savaşın çıkmasının ardından öğrencileri otobüslerle Türkiye'ye gönderdik. Ben yaklaşık 1 ay sonra döndüm çünkü hayvanlarım, evim, arabam, işim vs. her şey buradaydı; bırakıp gitmek kolay değildi.

    Savaşın ilk 2 haftada çözüleceğini, sonrasında ise anlaşma sağlanacağını düşünüyordum, ancak beklentilerim boşa çıktı ve iflas ettim. Yaklaşık 2 senedir tekrar İstanbul'dayım. Özel bir şirkette çalışıyorum ve maaşımın dışında, değerli R10 kullanıcıları ve çevrem sayesinde ek gelirler elde ediyorum. Maddi sorunum yok şükür. Ancak sorun gerçekten para değil. Biz gülmeyi unuttuk ve o da kolay kolay geri gelmeyecek gibi görünüyor. Şu anki hedefim ise maddi olarak biraz daha birikim yapmak ve karavan ile dolaşarak freelance yazılım işleri yapmak. Çorba parası çıksın yeter Bir daha mı geleceğiz dünyaya?
    Hayat zor hocam umarım hayatınızda en güzeli en iyisi olur şuan maalesef türkiyede şartlar çok ama çok zor
  • 06-01-2024, 00:00:22
    #4
    Recep adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Girişkenliğinizi tebrik ettim.
    Teşekkür ederim
  • 06-01-2024, 00:05:28
    #5
    Prm adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Hayat zor hocam umarım hayatınızda en güzeli en iyisi olur şuan maalesef türkiyede şartlar çok ama çok zor
    Hepimiz için inşallah hayırlısı olur hocam. "İşte Geldik Gidiyoruz"
  • 06-01-2024, 00:09:20
    #6
    MEG adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Herkese selamlar! Forumda herkesin canı bir şekilde sıkıntılı; sebebi ise malum ülke/dünya şartları. Benim de üzerinde çalıştığım bir admin panel projesi vardı. Onu bitirdim. R10'da gezinirken eskiler aklıma geldi. Yazayım dedim...


    Öncelikle, MEG; tam adımın baş harflerinin kısaltmasıdır. Kendi geliştirdiğim projelerin içinde MEG kelimesinin geçmesine özen gösteririm. İlk okul hayatım 5 yaşında başladı. Yaşadığımız yerde insan yoktu diyebiliriz, o zamanlar genelde abim ve ablamla oynardım. Evin en küçüğü benim Abim ve ablam okula gidince evde canım çok sıkılıyordu. Bir gün anneme, 'Ben de okula gitmek istiyorum' dedim. Annemle beraber, müdürün yanına gidip gelerek yaklaşık 10 defa ısrar etmem üzerine, 'Karnende 5 dışında bir not görürsem seni okuldan atarım' diyerek yanağımı sıkan müdür beyin inadını kırmıştık. Eğitim hayatım böylece başlamış oldu.

    2016 yılında İstanbul Aydın Üniversitesi Bilgisayar Programcılığı bölümünü İngilizce olarak kazandım. İlk sene, İngilizce hazırlık alayım dedim ve hazırlık sınıfına başladık. Nazlıcan adındaki okutmanımız, maalesef, beni üniversiteden soğuttu. Sınıfımın değişmesi için birkaç kez dekanın yanına gidip geldim, ancak 'he de geç, zaten diplomanı alırsın' lafından sonra, yurt dışını araştırmaya başladım. Maddi gücüme göre gidebileceğim en mantıklı ülke Ukrayna olduğuna karar verdim.

    Ama bir sorun vardı: bunu aileme kabul ettirmek. Üniversite yakın olduğu için ailemle beraber yaşıyordum. Sonrasında Ukrayna konusunda kesin kararlı olduğuma öncelikle kendimi ikna ettim. İkinci dönemde üniversiteye gitmedim. Gezer Ayakkabı Fabrikasında, sıcacık kalıp makinelerinde asgari ücrete çalışmaya başladım.
    Sene sonuna gelindiğinde, artık aileme bir açıklama yapmam gerekiyordu. Olayları doğru bir şekilde anlattım ve Ukrayna'ya gitme kararımda arkamda durmalarını istedim. Maddi olarak da eksiklerim vardı ve ailemin desteği olmadan gitmek zordu. Ailem, "Gidelim, müdürle konuşalım, para verelim, burada devam et" deseler de, ben bir kere Ukrayna'ya gitmeyi kafama koymuştum. Son kez karşılarına geçtim ve dedim ki, "Gerekirse bu telefonu satarım, gene de giderim. Siz arkamda duracak mısınız? Durmayacak mısınız?" Bunun cevabını verin dedim. Benden böyle bir şey beklemiyorlardı herhalde. Ciddiyetimi gördüklerinde, 'Anlat bakalım, Ukrayna'ya nasıl gidiliyor, neler yapılıyor' vs. dediler. Oradan bir tanıdık bulduk ve benim danışmanlığı mı o yapacaktı.

    Ailemi de arkama alarak Ukrayna maceramı başlattım. Üniversiteye kaydım yapıldı ve yurta geçtik. Ancak yurttaki koşullar ahırdan farksızdı. Gitmeden önce araştırmıştım tabii ki, ancak bu kadar kötü olacağını beklemiyordum. Çünkü hiçbir yerde yurt görselleri veya videoları bulamamıştım. Neyse, bir kere buradan geri dönemem, adapte olacağız, dedim kendime. Yurt müdürüne 100 TL rüşvet verdikten sonra bana bir tık daha iyi bir oda ayarladı.
    Üniversitelerin açılmasına yaklaşık 2-3 hafta vardı ve 9 katlı yurtta birkaç tane Türk öğrenci vardı. Sonra aklıma bir fikir geldi, 'Bu yurtları, üniversite hayatını çekip YouTube'a atayım; en azından benden sonra gelenler için bilgilendirici videolar olur' diye düşündüm. Videolarımı paylaştıkça kısa sürede izlenmeye başlandı, ve herkes Instagram ve telefon numaramı istiyordu.
    Sonrasında buraya gelmek isteyen öğrenciler, 'Danışmanlığımızı sen yap, her şeyi eğrisiyle doğrusuyla gösteriyorsun' dediler. BİNGO! İnsanlar bana para vermek istiyordu, daha benim aklımda yokken.

    İlk gittiğim sene tanıdıklarımın vasıtasıyla 2 kişinin danışmanlığını yaptık ve para kazandık. Sonrasında YouTube videolarını arttırdım, reklamlar vermeye başladım ve sosyal medyayı daha aktif bir şekilde kullandım. Ayrıca web siteleri açtım, vs.
    Daha sonra, diğer firmalar, MEG Education adında bir rakiplerinin olduğunu fark etti. Kendi okuduğum üniversitenin 3. katında kendime ait bir ofisim vardı. İstanbul'da bir ofisim daha vardı. 10 yıllık sözleşmeli bir yurt yapmıştım Tam yurdun altına da bir lokanta açıyordum ki savaş çıktı. Savaşın çıkmasının ardından öğrencileri otobüslerle Türkiye'ye gönderdik. Ben yaklaşık 1 ay sonra döndüm çünkü hayvanlarım, evim, arabam, işim vs. her şey buradaydı; bırakıp gitmek kolay değildi.

    Savaşın ilk 2 haftada çözüleceğini, sonrasında ise anlaşma sağlanacağını düşünüyordum, ancak beklentilerim boşa çıktı ve iflas ettim. Yaklaşık 2 senedir tekrar İstanbul'dayım. Özel bir şirkette çalışıyorum ve maaşımın dışında, değerli R10 kullanıcıları ve çevrem sayesinde ek gelirler elde ediyorum. Maddi sorunum yok şükür. Ancak sorun gerçekten para değil. Biz gülmeyi unuttuk ve o da kolay kolay geri gelmeyecek gibi görünüyor. Şu anki hedefim ise maddi olarak biraz daha birikim yapmak ve karavan ile dolaşarak freelance yazılım işleri yapmak. Çorba parası çıksın yeter Bir daha mı geleceğiz dünyaya?
    Destekliyorum hocam, karavana ortak gerekirse özelden yazın
  • 06-01-2024, 00:23:23
    #7
  • 06-01-2024, 01:17:59
    #8
    bu psikolojiyi idare etmekte zor.1 ileri 2 geri.2 ileri 1 geri.başarılar
  • 06-01-2024, 10:46:02
    #9
    Dediğiniz gibi bir kere geldik ve en iyi şekilde yaşamalıyız.

    Umarım hayallerinize kısa sürede kavuşur ve istediğiniz hayata erişirsiniz.