Stil adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
Cemal Süreya'nın hikayesinde kendi kendine yadsıdığı ve ilkel diye tanımladığı şiiri hakkında bir iki bilgi paylaşma isteği duydum. Babası ölmeden 4 yıl önce hayali bir ölümü tasvir ederek yazmıştır Süreya bu şiiri. Hem hayali bir ölümdür bu, hem de kötü giden ilişkilerine konulan bir nokta, bir nevi maneviyatta gerçekleşmiş bir ölümün habercisidir. Bir söyleşisinde neden anneniz ile ilgili bir şey yazmıyorsunuz sorusu sorulmuştur hatta kendisine şairin cevabı onun kaybını anlatabilecek cümlem yok olmuştur. ( annesine çok daha düşkün olduğunu buradan anlıyoruz)
Ölüm üzerine çok etkilendiğim bir hikaye var. Annesini defnedip gelen çocuk annesinin öldüğünü idrak edememiş bir süre. Teyzesi patetes kızartmış oturmuşlar sofraya,teyzesinden bir tabak daha patates istemeye utandığı zaman anlamış annesinin artık olmadığını. Ölümün eziciliği, o insanın koşulsuz şartsız doldurduğu boşluğu görmeye başladığımızda üzerimize çöküveriyor belki de. Anlamak ancak boşlukla çarpıştığımız da gerçekleşiyor.
Şiire gelince, babası vefat edenlerin ciğerini söker atar, dinleyene de bir kere o anı hayal ettirip dua ettirir. Cemal Süreya ne kadar kabul etmese de bu ilkel şiir bizim içimizde bir yerde korkudur, ya da yaşadığımız bir kabustur.(bu bilginin yanı sıra, Cemal Süreya hakikaten tuhaf adamdır.
( içimden geldiği için dağınık bir bilgi paylaştım can sıkıcı olduysa kusura bakmayın
seslendirme hakkında : şiir seslendirmelerini amaçsız yaptığınızı söylemişsiniz paylaşırken, bundan keyif aldığınız ya da kendinizi iyi hissettiğiniz ya da şiiri sevdiğiniz için yapıyorsunuz ve kesinlikle bunlar geçerli amaçlar ya da niyetlerdir. Sanatın ucundan kıyısından geçen her hareketin mekanikleşmiş dünya da büyük ehemmiyeti vardır lütfen bırakmayın.
beğeniye sunduğunuz için şunu söyleyebilirim, iyi şiir okumak bir kelimeyi ağdalı okumak, okurken kahrolmak,seste acı tınısı vermek değildir, bunun genel geçer bir hata olduğunu düşünüyorum. Canımızı yakan konuşmaları nasıl yapıyorsak, kendimizi nasıl anlatıyorsak şiir seslendirmelerinde de aynı yaşamın içindelik ilkesine riayet etmeliyiz ki orada dinleyici kendini bulabilsin. Şiir yaşamın içinde bir ifade ediş biçimidir, seslendirmeler de bu minvalde gelişmeli.( eğer arka fon olmadan derdinizi anlatır gibi okuma yaparsanız bunu fark edebilirsiniz) sesinizin tınısı, kalınlığı gayet uygun. okuma şeklinize çalışmanız gerekiyor
tamamen öznel değerlendirmelerimdir, şiir için teşekkürlerimi sunuyorum, sevgiler...
Bu şiiri bu kadar detaylı bilmiyordum. Bilgilendirme için teşekkür ederim. İkinci anekdot (patates isteme konusu) ise sanki bir yerlerde okudum yada dinledim.

Şiiri paylaşırken amaçsız yazmamdaki kastım, bazıları youtubeda meşhur olmak, abone - beğeni kasmak ve haliyle para kazanmak için bir şeyler yapıyor. Benim amacım para kazanmak, meşhur olmak, çok dinlenmek vs. değil. Yani amaçsız dememdeki kastım buydu Yoksa elbette zevkle ve hissederek seslendirip sizlerle paylaşıyorum. Zaten burası dışında pek paylaştığım yer yok.

Sizler dinleyip yorum ve tavsiyede bulundukça kendimi geliştirme fırsatı yakalıyorum. Güzel yorumunuz ve tavsiyeleriniz için teşekkür ediyorum.