Hocam şöyle anlatayım.
Ben lisedeyken çok fazla derslere ilgili alakalı biri değildim. Eşit ağırlık öğrencisi olarak mezun oldum. Lakin lisedeyken ve sonrasında da ilgimin sayısal bölümlere olduğunu yetkinliğimin de o alanlar üzerine olduğunu tespit ettim. Şöyle bir sorun vardı. Fen ve matematik 2 - geometri konularında eğitim almadığım için bilgim yoktu. Bu arka kapı dediğin yolu dolanarak inşaat mühendisliğini kazanma şansına eriştim. Lisedeyken çok samimi olduğum arkadaşım da benim gibiydi. Gecesi gündüzü tribün amigoluğuyla geçiyordu. Bu yöntemi kullanarak mimar oldu. Amigosu olduğu takımın stadını komple kendisi çizdi. Şu an şehirde birçok projede başarılı mimarlık çizimleri yaparak şehrin silüetini değiştiriyor. O arkadaşım sittin sene normal üniversite sınavıyla mimarlık fakültesinin yanından geçemezdi. Demek ki yetersizlik olarak belirleyici sistem o kadar da mantıklı değil
Yarar konusuna gelecek olursak; çeşitli sebeplerden dolayı 4 şehirde toplamda 5 üniversitede toplamda 7 bölümde öğrenci olma şansı yakaladım. Bunun 5 senesi eskişehir anadolu üniversitesinde geçti. Anadolu üniversitesi için diyebileceğim herhalde tek şey, torpilin olmadığı adaletsizliğin en az olduğu, yararın birilerine göre değil de topluma göre şekillendirildiği nadir sayılı kurumlardan biri. Bugün akademik kadro alımlarında üniversiteleri araştır. Hepsinde mülakat vs (torpil vs.) imkân tanıyan seçenekler bulunurken anadolu üniversitesinde durum böyle değildir. Kim hak ederse onun çalışabildiği sayılı adaletli kurumlardan biri. Yararı o yüzden toplum için olduğuna inanıyorum.
Sizi anlıyorum ve kişinin yetkinliğine göre yönlendirilmesi taraftarıyım; o zaman eğitim sisteminin değişmesi lazım, sistemi ekarte edecek değişikliklere pek sıcak bakmıyorum açıkçası.
Odtü bilgisayar mühendisliğinde okuma şartları bellidir buraya kazanan kişinin nasıl kazandığı, hangi emekleri ortaya koyduğu bellidir.
Buraya kazanamayan birinin 2 yıllık okuyup oradan hop bilgisayar mühendisliğine geçmesi(tabiki sınavla geçiyor) bana mantıklı gelmiyor.