• 04-11-2014, 22:39:47
    #1
    Lifehacker’da, keşke üniversite yıllarındayken bilseydim denilen şeylerin anlatıldığı bir yazıya denk geldim ve üniversite hayatına başlayacak/yeni başlamış kişiler için oldukça faydalı olduğunu gördüm. Yazıya göre üniversite iş eğitiminden çok daha fazlasıdır. Üniversite sizin, keşfetmek, arkadaş edinmek ve insan olarak olgunlaşma fırsatınızdır. Ne yazık ki, her zamankinden daha pahalı, bu yüzden keşiflerinizi pratiklikten ödün vermeden dengelemek zorundasınız.

    Üniversiteye yaklaşık 20 yıl önce gittim, çalıştığım yer alanımla tam ilgili olmasa da, üniversiteyi hayatımın en değerli tecrübelerinden birisi olarak görüyorum. Bu yazıyı kaleme alırken keşke bilseydim dediklerime ilaven, çok sayıda insanla da konuştum: Lifahacker personeli, üniversiteden bazı eski arkadaşlar, şu an üniversitede olan insanlar ve seneye üniversiteye gidecek olan insanlar. Ayrıca, konuyla ilgili sizin söylediklerinizi de okudum. İşte çoğu insanın fikir birliği yaptığı şeyler.

    Üniversitedeki Arkadaşlıklar İş Dünyasında Faydalı olabilir

    İnsanlar en iyi okullara sadece diploma için değil, aynı zamanda oralardayken kuracakları bağlantılar için de gitmek isterler. Konuştuğum her insan, bunu keşke o zaman bilseydim dedikleri listenin en üstüne koydular ya da en azından daha fazla yararlansaydık dediler.

    Bunu en iyi Eric Ravenscraft açıklıyor:

    Şimdi kurduğunuz arkadaşlık ileride size bir iş getirecektir. Tanıştığınız insanlar ve oluşturduğunuz ilişkiler sizin en iyi bağlantı araçlarınız. İş kartları dağıtmak ve koktail partilerine gitmek asla yüksek profilli bir şirkette çalışan üniversite arkadaşıyla karşılaştırılamaz. Grubunuzdan birisi başarılı olursa, diğerlerini de yanında götürür.

    Üniversitede, dışa dönük birisi değilseniz bile, arkadaş edinmenin bir sürü you vardır. Yurtta kalıyorsanız, oradan başlayın. Sonuçta bunlar her gün gördüğünüz insanlar ve aşağı yukarı sizin gibi hissediyorlar. Bu yüzden, sadece yapın gitsin. Whitson Gordon der ki:

    Yurttaki insanlarla arkadaşlık kurun. Çarşamba gecesi fusbol bile olsa, beraber bir şeyler yapmaktan çekinmeyin. En iyi arkadaşlarınız olmak zorunda değiller. Aslında, genellikle arkadaş olmayacağınız türden insanlar olsalar bile, arkadaşlığı siz başlattığınızda onlarla arkadaş kalmanız kolaylaşır. İlk yılımdan insanlarla çok bağlantılı kalmadım ama keşke ordayken onlarla daha fazla zaman geçirseydim. Çoğu zaman saçma sapan nedenlerle odamda oturdum. Keşke etrafımda insanlardan daha fazla katkı sağlasaydım.’’

    Yurtta kalmıyorsanız bile, yine de arkadaş edinmek için bir çok fırsatınız var:
    Bir çalışma grubu oluşturun ya da bir gruba katılın: Çalışma grupları sadece sınfın en iyisi olmanızı sağlamaz aynı zamanda yeni arkadaşlar edinmek için harika bir fırsattır. Kendinize bir iyilik yapın ve sadeceeğlenmektense gerçekten bir şeyler yapmak isteyen bir gruba katılın.

    Katılımcı olun: İlginizi çeken bütün kulüp ya da gruplara katılın. Özellikle alanınızla ilgili olanlara. Sizinle aynı ilgilere sahip yeni insanlarla tanışacaksınız ve diğer aktivitelere katılmak, müstakbel işverenler ve lisansüstü eğitim mülakatları için yardımcı olur. Alan Henry şöyle önerilerde bulunuyor:

    ‘’ Erkenden diğer aktivitelere katılın- program dışı aktiviteler, kulüpler, takımlar, herneyse- yapabildiğiniz kadr çok şey yapın ve notlarınız biraz düşene kadar biraz daha fazlasını. Sonra geri gelin. Hiç kimseye ‘’bu hayatınızın en iyi zamanı’’ saçmalığını söylemek istemiyorum ama bu zamanlar kesinlikle bir daha elinize geçmeyecek zamanlar, bu yüzden üniversiteyi yapabileceğiniz kadar deneyimleyin. Ayrıca, ders çalışmayı da unutmayın.’’

    Notlardan Ziyade Öğrenmeye Odaklanın

    Notlar önemlidir. Ama üniversiteye transkript almak için değil, eğitim görmek ve tecrübe edinmek için gidiyorsunuz. Son zamanlara kadar, herkese eğer lisansüstü eğitim almayacaksanız hiç kimse sizin GANO’nuza bakmaz şeklinde tavsiye veriyordum. Ama bu durum biraz değiştir.

    İş piyasası çok rekabetçi olduğundan, işverenler, sizi işe başvuran diğer yüzlerce insandan ayırmak için GANO (not ortalaması)’nuzu bir yol olarak görüyor. Bu özellikle devlette bir iş arıyorsanız geçerli. Ne yazık ki, içinde yaşadığımız dünya böyle.

    Bu yüzden, evet, notlarınızı iyi tutmaya ihtiyacınız var. Ama üniversitedeki diğer her şeyi kaçıracak derecede değil. Alan’ın önerisi:
    ‘’Bir şeyi çalışmak istediğinizi biliyorsanız ve imkanınız varsa, çılgın, saçma, alakasız dersler alın ki kendinizi yeni fikirlere açık hale getirebilirsiniz. İşletme mi okuyorsunuz? Müzik tarihi dersi alın. Fizik mi okuyorsunuz? Sanat ve mimari dersi alın. Mühendislik mi okuyorsunuz? Sosyoloji dersi alın. Seçmeli derslerinizi, yalnızca ortalamanızı rahatça yükseltmek için değil, ufkunuzu genişletmek için de kullanın.’’



    Üniversitenin Sağladığı Kaynaklardan Faydalanın

    Üniversite, bir çok öğrencinin hiç yararlanmadığı bir sürü fırsat sunarlar. Kampüs merkezini ya da yönetim ofisini ziyaret edin ve üniversitenizin ne gibi fırsatlar sağladığını öğrenin. Büyük ihtimalle şu gibi şeyler bulacaksınız:
    Kariyer Hizmetleri: Bir çok üniversite, bir çeşit kariyer hizmeti sunar. Ayrıca bazı bölümler, alan odaklı kariyer hizmeti de vermektedir. Bu hizmetler, iş fuarlar, güncel yardım, taklit mülakatlar, stajyerlik ve kampüs işlerini kapsar.
    Çocuk Bakımı: Bir çok üniversite, çocuklu öğrenciler için ucuza çocuk bakımı hizmeti sunar ama genelde sıra olur. Doayısıyla bunu erkenden kontrol etmeniz gerekli.

    Parasal Yardım: Neredeyse bütün üniversiteler, size burs başvurusu ve kredileri yönetmek için tavsiyelerden, kampüs içi ve dışında iş bulmaya kadar, size her konuda yardımcı olabilecek bir parasal yardım merkezine sahiptir.

    Sağlık Hizmetleri: : Bir çok üniversite, yaralı ya da hasta öğrenciler için sağlık hizmeti sunmaktadır. Çoğu ayrıca, beslenme, formda olma ve diğer sağlıkla ilgili konularda bedava dersler de vermektedir.

    Öğretmenlerinizi Tanıyın

    Bir çok üniversite öğrencisinin kaçırdığı bir nokta, öğretmenleriyle iyi ilişkilere sahip olmaktır. Lise kafasıyla üniversiteye gelen bir çok insan şöyle düşünür: ‘’Öğretmen öğretmendir, çocuk da çocuk, kimse bunları karıştırmak istemez.’’ Ama artık bir yetişkinsiniz ve elbette öğretmenlerinizle olgun bir ilişki kuracaksınız.

    Bütün öğretmenleriniz, yapacağınız işe katılıp sizinle bir şey içmek ya da en iyi arkadaşınız olmak istemez. Ama öğrenci/öğretmen zihniyetini kırıp, onlarla daha profesyonel bir ilişki içine girebilirseniz, bu çok değerli olabilir. Ayrıca, öğretmenlerinizin size verdiği ofis saati gibi hizmetlerden de faydalanmalısınız. Whitson sizi cesaretlendiriliyor:

    ‘’Ofis saatlerine gidin. Bunu yeterince vurgulayamam. Bu, üniversiteye girdiğinizde size ilk söylenen şeylerden biridir ve bütün öğrenciler de ‘’oldu, tamam’’ der geçerler. Ama, ofis saatlerine gitmeye başlayınca notlarım yükselmeye başladı. Gerçekten, bu bedavadan A almak gibi bir şey. Hayatınızı milyarlarca kez daha kolay hale getirecek.’’

    Bir çok öğretmen, biraz daha fazla çaba gösteren öğrenciler için biraz daha fazla çaba göstermeye meyillidir.


    İmkanınız Varsa Yurt Dışında Eğitim Alın.

    Konuştuğum neredeyse herkesten duyduğum bir diğer şey de yurt dışında okumak adına daha fazla çaba sarfetmeyi diledikleri oldu. Bunu yaptığını söyleyenler de, çokfaydalı olduğundan bahsettiler.

    Öğrenci Kredileri Konusunda Dikkatli Olun.

    Bu aslında oldukça açık bir öneri. Özellikle de son zamanlarda haberlerde bu kadar çok borçlu öğrenci görünce. Bu kredilere çoğu öğrencinin ihtiyacı var. Burs alamıyorsanız ve faturaları ödemek istemeyen ebeveynleriniz varsa, kredi almak belki de üniversiteye katılmak için tek çareniz oabilir.

    Ne yazık ki, kredi borçları son zamanlarda inanılmaz derecede yükseldi ve size üniversiteden sonra ciddi zorluk çıkarabilir. Öğrenci borcu projesine göre geçen yıl mezun olan her on öğrenciden yedisinin (%71), ortalama $29.400 dolar borcu var. 2008-2012 arası, mezuniyetteki borç ( federal ve özel krediler birleştirildiğinde) her yıl ortalama %6 arttı.
    Thorin Klosowski şöyle bir tavsiyede bulunuyor: Kredi alırken, size önerdikleri her şeyi almak çekici gelir ama aslında buna hiç hiç hiç değmez. Temellere yetecek kadar alın ve başka bir yerde iş bulun (ya da daha iyisi kampüste iş bulun).

    Ne kadar borç altına girdiğinizi ve borcu nasıl geri ödeyeceğinizi planlayın ve hepsinden öte kredi almaya değer mi onu düşünün. Adam’ın da söylediği gibi:

    ‘’Eğer üniversiteye 1) elle tutulur bir fayda sağlamak için (portfolyo gibi, potansiyel bir iş değil), 2) yapmak istediğiniz her şeyi yapmak amacıyla çok para harcamak, 3) doktor, avukat ya da okul gerektiren bir meslek yapmak, amacıyla girmiyorsanız diğer seçenekleri düşünün.

    Beraber Yaşadığınız İnsanlar Konusunda Seçici Olun

    Üniversite yıllarınız, ev ya da yurt arkadaşlarınızın olma ihtimalinin en yüksek olduğu yıllardır. Eğer, yurt gibi odadakilerin rastgele yerleştirildiği bir yerde yaşamıyorsanız, en azından kiminle yaşayacağınızı seçme şansınız olacak. Sırf eğlenceliler diye insanlarla beraber yaşamak ilgi çekici olabilir ama bu her zaman en iyi seçenek olmayabilir.

    Onun yerine, hem iyi geçinebildiğiniz hem de sorumluluk sahibi birisini seçin. Sizinle benzer çalışma alışkanlığına sahip birisini bulmaya çalışın. Siz sessiz çalışmayı severken, yüksek sesli müzikle ders çalışmayı seven birisiyle yaşamak istemezsiniz. Adam’ın söylediği gibi:

    ‘’Üniversite öğrencileri, özellikle yurttan eve çıkanlar, gerçek bir evi idare etmek için gerekli oan niteliklere çok iyi sahip değillerdir. Eğer, kirayı ödemeyi unutan ve sizin kredinize zarar veren, faturaları paylaşmanın zor olduğu, pis, siz uyumak isterken gürültü yapan vs. Birisiyle yaşamak istemiyorsanız, sorumluluk sahibi birisini seçtiğinizdn emin olun. Sevdiğiniz eğlenceli insanlar sorumluluk sahibi olabilirler, ama üniversitedeki en iyi arkadaşınız o kişi olmayabilir. Birbirinizle çok iyi geçinebilirsiniz ama yetişkin olmanın sorumluluklarını kaldıramayacaklarını düşünüyorsanız, bunu yapabilen birisini seçmeniz daha iyi olur.’’

    Kazandınız. Üniversitedeyseniz ya da üniversiteye gitmek üzereyseniz, umarız bu tavsiyeler size yardımcı olur. Eğer bir tavsiye daha eklemem gerekirse o da şu: Eğlenmeyi unutmayın. Üniversite, keşif yapabilmek için çok özel bir zaman dilimi. Sorumluluklarınız var ama çok değil. Sizden beklenenler en baştan çok net. Çok çalışın, eğlenin ve her anın tadını çıkarın.

    Kaynak: Hala Üniversitedeyken Keşke Bilseydim Dediğim 7 Şey
  • 05-09-2021, 00:56:58
    #2
    Kimlik doğrulama veya yönetimden onay bekliyor.
    Teşekkürler hocam üniversiteye gitmek bu sene kısmetmiş bende okudum şimdi
  • 05-09-2021, 01:22:30
    #3
    Sınıf arkadaşınızla sevgili olmayın
    Gece hayatı, alkol fazla kaçırmayın
    Otlakçılara ve paracı tiplere fazla yüz vermeyin
    Olabildiğince fazla kişiyle arkadaş olun samimiyeti belirli seviyede tutun
    Hocalara projelerde görev almak istediğinizi ve nasıl yardımcı olabileceğinizi sorun
    Sınavlar final ve vize haftasında 1 hafta öncesinde sıkı bir çalışmayla geçilebilecek geçici zorlu dönemlerdir. O nedenle derslerinizi iyice kavrayın ve ders olarak değil meslek olarak görüp bol bol saha pratiği üzerine gerçek bilgileri öğrenin.
    Öğrenci kulüplerinde aktif rol alın.
    Küfürlü konuşmalar, arkadaş grup dedikoduları, yalan konuşmak gibi durumlardan uzak durun. Adınız bir kere çıktı mı çok çabuk çember dışına itilirsiniz.
    Sağlığınıza ve sporunuza özen gösterin.
  • 05-09-2021, 01:30:03
    #4
    Hocam makale için teşekkür ederim. Daha sonra okumak üzere bir kenarıya çekiyorum. Sağ olun. Ellerinize sağlık.. 😇
  • 05-09-2021, 01:32:04
    #5
    2014ten kalma konu HORT