Yetenekleri kısıtlı ama futbol aşkları bambaşkaydı. Nefesleri kesilene kadar mücadele ettiler; düştüler, elleri üzerinde koşmaya devam ettiler… Ama ne yapsalar yaranamadılar, "takozluk"tan kurtulamadılar...
1-Recep Çetin

"Recep şut ve taç! Recep orta ve golllll!"
Kaleye çektiği şutların taca gitmesi ve yaptığı bazı ortaların gol olmasının yarattığı kafa karışıklığından sonra Türk maç spikerliği literatürüne "orta-şut karışımı vuruş" kavramını kazandıran Beşiktaş'ın efsanevi sağ beki. "Takoz"luğunu her zaman kabul etmiş ve bir gün bir fotoğraf çekiminde bir arabanın önüne yatarak lakabını taçlandırmıştır. Biraz da tipinin de etkisiyle rakip forvetlerin en büyük kâbusu olmuş, Lineker'lere, Romario'lara kramponunu ters giydirmiş bir isim olarak uzun yıllar Türk savunmacılarının medarı iftiharı olmuştur. Yere düştüğünde ellerini de kullanarak dört ayak üstünde koşabilen tarihteki tek futbolcuydu. Kariyeri boyunca bir savunmacının atacağı gol sayısı zaten bir elin parmaklarını geçmez ama bu gollerin de hiçbiri Recep'inkiler kadar hatırlamaz. Hâlâ Avrupa Kupaları tarihinde atılan en güzel gollerden biri Recep'in Malmö maçında Beşiktaş ağlarına gönderdiği müthiş voleşata akıllardadır. Beşiktaş'ın Lig tarihindeki 1000. maçı olan Bursaspor karşılaşmasında da orta sahadan yaptığı orta, direkt kaleye gidip gol olunca maçtan sonra "Ben o topu bilerek kaleye vurmuştum" diye açıklama yapmasının yanı sıra, o golün ikizini milli takım formasıyla İsviçre'ye attıktan sonraki yüz ifadesi Türk televizyonlarının en unutulmaz sahnelerindendir. Savunmayı sert bir şekilde yapmayı seven Recep'in sinirini bozan oyuncular maçın geri kalan bölümlerinde kendi yarı sahalarından çıkmazlardı, bunu bilmeyen Auxerre'li bir oyuncu, İstanbul'da 2-2 biten maçın rövanşında Fransa'da maç 2-0 olduğunda Recep'in hışmına öyle bir uğramıştı ki o faulden sonra Auxerre maçın kalan bölümünde tedbiri elden bırakmamak için hep Beşiktaşın sol kanadından gelmişti! Bir başka Avrupa Kupası maçında Marc Overmans karizmasını çizene kadar onu geçebilecek bir sol açık olmadığına inanılırdı.
Devamını isteyenler aşağıdaki linkten okuyabilir
http://aliece.blogspot.com/2009/10/e...urfourtwo.html
