• 01-04-2008, 13:55:49
    #1
    Mayıs 2004’ten beri Beşiktaş başkanlığı yapan Yıldırım Demirören’in bitmez tükenmez incileri:
    - “Bir aksilik çıkmaması halinde kendisi (Lothar Matthäus) 2 gün içinde gelecek. Kendisiyle sözleşme imzalayacağız. Teknik direktörümüz şu anda Macaristan Milli Takımıyla birlikte Çin’de bulunuyor. 6 Haziran’da Macaristan’ın başında son maçına çıkacak. Daha sonra takımımızın başına geçecek. Ayrıca kendisi için düşük bir tazminat ödedik.” (31 Mayıs 2004)
    - “Del Bosque Türkiye’ye gelmiş kariyeri en büyük yabancı teknik direktördür.” (Haziran 2004)
    - “Kendisiyle 2 yıllık sözleşme yaptık. Beşiktaş’a ve Türk futboluna hayırlı olsun. Büyük hocalar, büyük kulüplere gelir. Büyük futbolcular da büyük hocaların çalıştırdığı büyük takımlara gelirler. Bu transfer ile Beşiktaş’ın Avrupa ve dünya kulübü olduğunu gösterdik. Kendisi ile büyük başarılara imza atacağımıza inanıyorum.” (Haziran 2004)
    - “Futbol dünyasında alınması gereken ne kadar boşta futbolcu varsa hemen hemen hepsini aldık. Hedefimiz Beşiktaş’ı dünya takımı yapmak.” (Ağustos 2004, CNNTURK Özel röportajı)
    - “Carew, hayranı olduğum, Avrupa’nın sayılı yıldızlarından bir futbolcuydu ama tutmadı. Herkes ‘Juanfran, Türkiye’ye gelmez’ dedi, getirdik, o da tutmadı.” (Mart 2005)
    - “Bu takım 100. yılda bize şampiyonluk kazandıran kadrodan çok daha güçlü. Kelle istiyorlar ama Rıza Çalımbay hocamızın kellesini vermeyeceğiz. Rıza Çalımbay’ın sonuna kadar arkasındayız. Üç maç kaybetti diye kellesini vermeyiz. Son Fenerbahçe maçını herkes seyretti. Kaleci Volkan’ın kurtarışlarında Rıza Hoca mı topa vuracaktı? Beşiktaş Kulübü de Rıza’ya sahip çıkmalıdır.” (Eylül 2005)
    - “Del Bosque’yi kovmakla büyük hata yaptım!” (Eylül 2005)
    - “Sayın Aziz Yıldırım, çeşitli vesilelerle ve şüpheci bir üslupla (şu kişi şurada şunu yapmış mıdır, bu kişi burada şunu söylemiş midir?) gibi ifadeler kullanarak sorular sormaktadır. Ben de şimdi net bir şekilde soruyorum. Geçen sezon Fenerbahçe’nin Beşiktaş’a 4-3 yenildiği maçtan bir gece önce, gecenin bir yarısı Futbol Federasyonu Yönetim Kurulu’nun hangi üst düzey yöneticisiyle, nerede birlikteydi?” (Ekim 2005, Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım’ın Galatasaray Başkanı’na sorduğu sorulara Yıldırım Demirören’in basın açıklamasıyla verdiği cevap)
    - “Bir hafta Antalya’da kafamı dinleyip, sonra yönetim kurulu ve arkadaşlarımla konuşacağım. Bırakma kararımı bir iki yönetici arkadaşım ve siz biliyorsunuz. Üzgünüm. Bu camiaya yazık oluyor. Haftaya Sivas maçından sonra yönetim kurulu yapacağız. Normalde pazartesi yönetim kurulu var, ama iptal edeceğim.” (18 Kasım 2005, Tuğrul Yenidoğan’a verdiği röportaj)
    - “Kamera kapalıyken sıkıntılarımı anlattım. Gizli kayıt yapıp yayınladılar.” (20 Kasım 2005)
    - “Bir Beşiktaşlı olarak tamamlanması gereken birçok görevimiz var. Bunlardan birincisi, Beşiktaş için önemli olan Fulya Projesi’ni, Beşiktaş Belediyesi’nin bütün engellemelerine rağmen, bitirmektir. İkinci vazifemiz, kirlenmiş üyelik yapısından Beşiktaşımızı kurtarmaktır. Üçüncü vazifemiz, 2003-2004 sezonunda kaybedilen şampiyonluğu araştırmaktır. Dördüncü vazifemiz ise menfaatleri için kirlenmiş kalemlerini kullanan genel kurul üyesi yazarlardan Beşiktaşımız’ı kurtarmaktır. Ben ve sağduyulu Beşiktaşlılar bunun için 2007’ye kadar görevimizin başındayız.” (25 Kasım 2005, kimilerine göre 52, kimilerine göre 46 saniye süren basın toplantısı)
    - “Her şeyden önce bu seçimde futbol kazandı. Haluk Ulusoy akrabam. Ancak kendisinin bu işi en iyi şekilde yürüteceğine inandık, mücadele ettik. Artık kaybeden ve kazanan birleşip Türk futbolunu ileriye götürmek için çalışmalı.” (Ocak 2006)
    - “İstiyorum ki bu sene biz kupayı alalım, Galatasaray da şampiyon olsun. Fenerbahçe’nin 100. yılında şampiyon olalım.” (Nisan 2006)
    - “Artık Fenerbahçe’nin dediği olmayacak. Yumruğumuzu masaya vuracağız.” (14 Nisan 2006)
    - “Maalesef kendisinin (Sinan Engin) bir davası var. O dava bitene kadar Beşiktaş’a gelme şansı yok. Bittikten sonra konuşuruz.” (28 Nisan 2006)
    - “Eşimin amcası. Babası vefat ettiği için biz onu amca ve baba olarak gördük. Kendisine bu kupayı ailesi olarak getirdik. Buradan da kupayı babama götüreceğim. Onların bizim üzerimizde emeği çok büyük.”(Mayıs 2006)
    - “Yabancı futbolcu transferinde önemli hazırlıklarımız var. Taraftarımız mutlu olacak diye düşünüyorum. Daha isimleri açıklamak için erken ama Kluivert (dt. 10 Mart 1976) olmaz. Çok yaşlandı. Wiltord (dt. 10 Mayıs 1974) ile ilgileniyoruz. Başka isimler de var.” (Mayıs 2006)
    - “İsteseydik Roberto Carlos’u iki saatte Türkiye’ye getirirdik. Ama yönetim ve teknik direktörümüz ile hep birlikte konuşup, Ricardinho’nun Beşiktaş’a daha yararlı olacağına karar verdik.” (Ağustos 2006)
    - “Amatör şubelere yaptığımız yatırımların geri dönüşleri bizleri heyecanlandırıyor.” (Ocak 2007)
    - “Futbol dâhil bu sezon tüm branşlarda şampiyonluk hedefliyoruz.” (Şubat 2007 - Sezon sonu Beşiktaş Erkek Voleybol Takımı küme düştü)
    - “Bu aşamadan sonra da bahse konu uyuşmazlık (Del Bosque davası) ve uyuşmazlığın neticeleri sadece Beşiktaş’ı ilgilendirmemektedir. Çünkü haklı olduğumuz bu hukuki mücadele, ulusal bir dava haline dönüşmüştür. Bu nedenle Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı Sayın Haluk Ulusoy, UEFA Asbaşkanı Sayın Erzik başta olmak üzere tüm kulüplerimizi, spor kamuoyunu ve medyamızı Beşiktaş’ın yanında yer almaya davet ediyoruz.” (Temmuz 2007)
    - “Şu anda futbol şubesi tamamen bana bağlı. Celattin Kolot da benim sağ kolum olarak yönetim kurulundaki görevine devam edecek. Maç 90 dakika ve kamuoyu 1-0 önde ama biz maça devam ediyoruz.” (1 Ağustos 2007)
    - “Masaya yumruğumuzu vurursak, ne federasyon ne de hakemler kalır.” (20 Eylül 2007)
    - “Bu kesin kararımızdır. Taraftarımızdan da Sivasspor maçına gelmemelerini rica ediyoruz. Beşiktaş’ın sponsorları da isterlerse desteklerini çekebilirler. Eğer Sayın İsmet Arzuman ve Affan Keçeci istifa etmezlerse, Milli Takım arasından sonra tekrar değerlendireceğiz ve sezon sonuna kadar PAF takımıyla maçlara çıkacağız. Biz ne kadar büyüğüz ki, bizi saha içi değil, saha dışı oyunlarla yenebiliyorlar. Beşiktaş’la oynamaya kimsenin gücü yetmez. Beşiktaş Yönetim Kurulu olarak bunu söylüyoruz. Camiamızı sakin olmaya çağırıyoruz, aldığımız kararın sonuna kadar arkasında dururlarsa bizi kimse ezemez.”
    (Kasım 2007)

    Kaynak: Milliyet - 46 ay!*

    Yorum: Bence bir insan iki kez düsünüp bir kez konusmali... yoksa bu durumlara düsüyor...
  • 01-04-2008, 15:00:02
    #2
    Misafir
    Alıntı
    - “Artık Fenerbahçe’nin dediği olmayacak. Yumruğumuzu masaya vuracağız.” (14 Nisan 2006)
    Hala yapamadı bunu fener tekeli devam ediyor federasyon üzerinde. Diğer konuşmalarında çok büyük tutarsızlık göremiyorum her yöneticinin istediği şampiyon olmak kupa kaldırmaktır bu doğrultuda isteğini belirtmiş. Del bosque'nin gelmesi müthiş bir olaydı gidiş şekli ve sonrası pahalıya patladı ama olur öyle şeyler bazen klüpler futbolcuya yada teknik direktöre borçlanabiliyor zamanında dikkate almadıkları kontrat açıklarından dolayı..
    Sivas maçına paf takımıyla çıkmama olayını o maçta takımına bile köstek olarak beşiktaş taraftarı en büyük protestosunu yapıp önde olduğumuz maçı sivas'a bir anlamda hediye ederek göstermiştir.. Bu olaya da en çok sinirlenme sebepleri de sanırım ezeli rakibimiz fenerbahçe'nin durumuna düşürülmemizdir paf takımıyla çıkıcaz diyip çıkamama olayından dolayıdır..
    (not: kesinlikle tüpçüyü sevmiyorm ve istemiyorum ama istememe sebeplerim buradakiyle uyuşmuyor bunlar göz önüne konulmak istenenler bana göre)
  • 01-04-2008, 16:14:34
    #3
    ManuaL adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Hala yapamadı bunu fener tekeli devam ediyor federasyon üzerinde. Diğer konuşmalarında çok büyük tutarsızlık göremiyorum her yöneticinin istediği şampiyon olmak kupa kaldırmaktır bu doğrultuda isteğini belirtmiş. Del bosque'nin gelmesi müthiş bir olaydı gidiş şekli ve sonrası pahalıya patladı ama olur öyle şeyler bazen klüpler futbolcuya yada teknik direktöre borçlanabiliyor zamanında dikkate almadıkları kontrat açıklarından dolayı..
    Sivas maçına paf takımıyla çıkmama olayını o maçta takımına bile köstek olarak beşiktaş taraftarı en büyük protestosunu yapıp önde olduğumuz maçı sivas'a bir anlamda hediye ederek göstermiştir.. Bu olaya da en çok sinirlenme sebepleri de sanırım ezeli rakibimiz fenerbahçe'nin durumuna düşürülmemizdir paf takımıyla çıkıcaz diyip çıkamama olayından dolayıdır..
    (not: kesinlikle tüpçüyü sevmiyorm ve istemiyorum ama istememe sebeplerim buradakiyle uyuşmuyor bunlar göz önüne konulmak istenenler bana göre)
    Manual,
    sence Roberto Carlos'u 2 saatte getiririz, Riza'nin arkasindayiz, Matthaeus ile anlatik 2 güne burada ve hatta tazminat ödedik, Juanfran Türkiye'ye gelmez(kim ise artik hangi takimda oynamis ne ünü varsa), Del Bosque Türkiyeye gelmis en büyük kariyerli hocadir (Parreira ve Fatih Terim daha kariyelerli hocalar degil midir? Del Bosque'nin bugünkü Avram Grant'tan ne farki var, kulübe hoca olus sekli açisindan?)

    Bunlar gaf ya da tutarsizlik degil mi? Bu sözleri düsünen bir insan söylemez...
  • 01-04-2008, 18:15:53
    #4
    MrManson adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    Beşiktaş'a gelmeden önce Ispanya Milli Takımı nın sol bekiydi,daha sonra yedek olarak görev almaya başladı. Beşiktaş'ta tutmadı ne yazık ki,transfer olduğu Zaragoza da bi ara show yapar derecesine oynuyordu,daha sonra duruldu sanırım.Senin duymamış olman adamın kariyerine gölge düşürmüyor
    Bir futbolcunun kariyeri için en güzel kaynak wikipedia... oraya bakinca görüyorsun... her futbolcunun kariyerini... Juanfran'in ki de 1 cümleden ibaret 11 kez milli olmus... Edu'da zaten Brezilya milli takiminin stoperi ne de olsa o da bir iki kez milli oldu Hayatinda bir sampiyonluk görmemis kupa kaldirmamis.. siradan bir oyuncuyu yildiz gibi anlatmayi pek seviyor Demirören... tipki dünya yildizi! Delgado gibi
  • 01-04-2008, 18:20:53
    #5
    Üyeliği durduruldu
    ispanya gibi bir ligde zaragoza gibi bir takımda ilk 11 oynayan bir adamı tanımıyorsan senin sorunun..

    juan fran ispanya'nın sayılı sol beklerinden biri ama bjk sistemine uymadı zaten ispanyol oyuncular yabancı ülkelere hep uyum sorunu yaşamışlardır
  • 01-04-2008, 18:33:59
    #6
    FreaK7 adlı üyeden alıntı: mesajı görüntüle
    ispanya gibi bir ligde zaragoza gibi bir takımda ilk 11 oynayan bir adamı tanımıyorsan senin sorunun..
    Kusura bakma Freak... Ispanya liginde 17. sirada küme düsmeye oynayan Real Zaragoza'nin siradan bir defans oyuncusunu taninamak ayip tabii de... "Türkiye'ye gelmez dediler" demek ayip degil de mi? Yahu kabullenin bu adam siradan bir futbolcu, Demirören de saçmalamis o beyanatla... halen fanatiklik yapmanin alemi ne?
  • 01-04-2008, 18:39:09
    #7
    Üyeliği durduruldu
    sıradan dediğin adamın değeri 6 milyon euro ayrıca ispanya milli formasını 11 kez giymiş
  • 01-04-2008, 18:44:55
    #8
    Üyeliği durduruldu
    1-zaragoza iyi bir takım,bu sene kötü durumda olabilir puan durumuna bakarak saçma yorumlar yapma
    2-juan fran özellikle beşiktaş alırken prim yapmış bir oyuncuydu ispanya milli takımında oynardı.

    demiröreni korumuyoruz ama size düşmez beşiktaşı konuşmak..
  • 01-04-2008, 18:45:54
    #9
    Üyeliği durduruldu
    haklısın freak illa cevap verecem diye patlıcan oturtma yemesine gerek yok